ŞEYTANIN KRALLIĞI

ŞEYTANIN KRALLIĞI- Sesli Dinle

Önceki ve sonraki haliyle şeytan,aslında cinleri ve insanları kötülükte temsil eden,virüs üreten bir kompüter.

Ana Virüs…

Hayatları çökerten virüs…

Dost görünen düşman…

İnsanın en küçük boşluğundan girerek,boşluklar açan trojen…

İçinde yanan kibir ateşiyle,çok haneleri yakan ateş külçesi.

Serapa kibir…

Kibir abidesi…

İnsanların ve cinlerin korunmasız hali…

Gelecekleri en son nokta..

Yüceliklerdeki ilahın,düşüşteki mahluku.

A’lanın esfeli…Zirvenin ednâsı..Ekremin ebteri…

Aşağıların temsilcisi…

Aşağılığın her çeşidi ondan sorulur.

Her sözü fitne…

Nimetleri netice veren gübre..

Dokunanı,ona yanaşanı yakıyor.

Nuru gitmiş,zulmeti kalmış.

Bir suya yenilip işi biten,ateşin ilahı..

Zıddı olan ateşten ilah!

Önüne geleni yakıyor.

Durdurulmaz zannındadır.

Aslında hikmet cihetiyle bir mıknatıs gibi,o kendisine benzeyenleri kendine çekmekte,onları kendinde toplamaktadır.

Aynı tinette olanlar ona koştu.

“Kul kullun ya’melu alâ şâkiletih, fe rabbukum a’lemu bi men huve ehdâ sebîlâ”

“De ki: ‘Herkes yaradılışına göre davranır. Rabbiniz kimin en doğru yolda olduğunu bilir.”[1]

Eşkıya başılık yaptı o..Terörist başı…

Çok başları çıkardı;Fir’avn,Nemrud,Şeddad,Buht-un Nasr,Karun,Deccal,Süfyan…

Bu zakkumları yetiştirdi.

Hepsini kendine benzetti.

Hepsi ona benzedi.

Kendi hizbini kurdu.

Çetelerden bir ordu oluşturdu.

“Şeytan onları kuşattı. Böylece Allah’ın zikrini onlara unutturdu. İşte onlar, şeytanın taraftarlarıdır. Şeytanın taraftarları, gerçekten hüsranda olanlar, onlar değil mi?”[2]

“Ve kim Rahmân’ın zikrinden yüz çevirirse, şeytanı ona musallat ederiz. Böylece o (şeytan), onun yakın arkadaşı olur.

Ve muhakkak ki onlar (şeytanlar), onları mutlaka (Allah’ın) yolundan men ederler (alıkoyarlar). Ve onlar kendilerinin hidayette olduğunu sanırlar.”[3]

“Ve düğümlere üfleyenlerin şerrinden”[4]

Düğümlere üfledi..Gönülleri ve kafaları kilitledi.

Gönülleri saptırdı,şaşırttı.

Gün be gün mensublarını arttırdıkça,kibri de arttı.

Kendi hükümdarlığını ilan etti.Darbe üstüne darbeler yaptı.

Allahın mahremiyet alanına girdi.

O’na rakib olmak için adaylığını ilan etti.

-Sen sensen,ben de benim,dedi.

Bir çok ilahlar çıkardı..Sahte ilahlar..

Âdeme meydan okurken,Rabbine de isyan bayrağını açmış oldu.

İlaha karşı huruç..baş kaldırı..

İlk çıkış…

İsyan nisyanı netice verdi.

Unuttu kime karşı geldiğini..

Nisyanı arttıkça,isyanı da arttı.

Mel’un olup tardedildi.

Tarziyede bulunmadı.Gururu onu bırakmadı.Lanetliğine devam etti.

Bunu kıyamete kadar da aksatmadı…

-Hz.Musa bir gün Tur-u Sinaya gider.Yolda şeytanla karşılaşır.

Son bir defa daha şeytana tevbe teklifinde bulunur.

Şeytan ise,-Affetmez ki!der.

Musa ise;Ben Rabbime ricada bulunurum,affeder,der.

Allahtan gerçekten de af çıkar ancak cezalar işlenen suç nevinden olduğu için yani Âdeme secde etmemeden kaynaklandığından,tekrar Âdeme secde etmesi gerekmektedir.

Âdem olmadığından onun toprağına secde etmesi halinde affedileceği teklifi sunulur.

Duruma sevinen Hz.Musa,küfrün son kalesinin de teslim alınıp yıkılmasından memnun olarak dönüşte durumu şeytana sevinçle anlatır.

Şeytan ise yine şeytanlığını yapar ve;

-Ben onun dirisine secde etmedim,ölüsüne mi secde edeceğim!”diyerek reddeder.

Şeytanın kalbinde marifet olmadığından kabulü de reddetmiştir.

-Şeytan yoldan çıkardıklarına âhirette de sahip çıkmayacaktır.

-O Azazildi.

Rahmetten kovuldu Şeytan oldu.

Hayatı bulandırıp İblis oldu.

Öyle de kaldı.

Rahmetten mahrum kaldı mel’un oldu.

Mahrum kaldıkça kini,nefreti,hasedi arttı.

Arttıkça mensublarını arttırdı.

O iman cihetindeki kulluğa,küfür cephesindeki krallığı tercih etti.

Desinler…Şeytan kral olmuş!!!

Aaa!!Şeytan Allaha baş kaldırmış…

Vay bee!!!

Artık herkes ondan bahsedecekti…

Lanetle bile olsa,onda zevk buldu…

Battıkça battı…

Diklendikçe diklendi.

-Konuşma lan!!Ben kimim biliyor musun?

Ben Allaha kafa tutmuş bir şeytanım!!!

Var mı bana yan bakan!!!

Ben Allaha ters bakan,tersinden bakan adamım!!!???

*Kader ve hikmet cihetiyle bir çok hayırları verdiğinin de farkında değildi.

Zaten farkında olsaydı,mani olurdu.

Hayırlar bu zıtlıklarla zuhur etti.

En önemlisi Allahın Cebbar,Müntakim,Mütekebbir gibi isimlerinin tecellisine sebeb oldu.

Bilinmesini sağladı….

-Gavur aklı tavuk aklı gibidir,derler.Doğruymuş…

Tıpkı Ebu Leheb gibi.

Tebbet suresi inmesine rağmen,yalancıktan da olsa,münafıkane de olsa,yalancı çıkarmak amacıyla da olsa,göstermelik olarak inandım diyebilirdi.

Demedi…

Ancak daha uzun yıllar yaşadığı halde bunu yapamadı çünkü kalbinde marifet yoktu.

-Şeytan yakıcı ve ayrıştırıcı madde oldu..asit oldu.Farklılıkların açığa çıkmasına dolaylı yoldan sebeb oldu.

Allahın hikmetine bahane oldu,oluşturdu.

-Âdeme dönerek;-Sen görürsün-dedi.

Seni ve zürriyetini yoldan çıkaracağım.

Madem benim bu duruma düşmeme sen sebeb oldun,kıyamete kadar da senin ve çocuklarının geçtikleri yerde oturacağım,onları ve yollarını saptıracağım…

Meydan okuduğu ilahından kıyamete kadar süre istedi.

Bilmeden ayrı bir hikmetin kapısını açtığının farkında değildi.

Şeytanın tek hedefi vardı;

Kendi gibi secde etmeyecek nesiller oluşturmak…

Secdesizler güruhu…

Secdesizler sürüsü!!!

Çobanı da kendisi…

-“Ma selekeküm fiy Sekar;
“Sizi Sakar’a sokan nedir?”.

Dediler ki: namaz kılanlardan değildik. Yoksulu doyurmazdık. Ve biz bâtıla dalanlarla beraber bâtıla (boş şeylere) dalıyorduk. Ve biz dîn gününü yalanlıyorduk. Bize yakîn gelene kadar (ölüm anı gelinceye kadar).”[5]

*Şeytan bütün çabasıyla kendini isbata çalışıyordu.

İsbat etmeliydi.

Allahı aciz bırakmalıydı!

Kimmiş haklı..kimmiş üstün!!

*Şeytan ana bilgisayara sızdı,bir virüs gibi.

Server-ın başında durdu.

Oradan sürekli mailler gönderdi.

Bütün hedefi akılları ele geçirmekti.

Akılları saptırmak,uyuşturmak,yanıltmakla iş gördü.

Aklı devre dışı bırakmalıydı.

Kaynaklarını araştırdı ve buldu.

Tüm vesileleri kullandı.

İçten kuşatmak için de nefisle anlaşma yaptı.Ona çok şeyler vadetti.

Ona ajanlık görevi verdi.

-Tüm pislikleri üretti,türetti.

Âdem çocuklarının üzerine saldı ve pisliği çaldı.

Oltalar kullandı.

En çok da aklı giderici olarak kadın ve içkiyi kullandı.

Diğer duyguları esareti altına aldı,diğer duyguları depreştirdi.

İnsana attığı leke ve çamurlarla,ya onu hayattan siliyor veya silikleştiriyor ve de lekeli kalıyordu.

Peygamberlerin korunması dışında,herkes korumasızdı.

Allah ise korumalarını gönderiyordu.

Tevbe ve istiğfar kapısını açık tutuyordu.

O’nun rahmeti olmasa,zahmet kaçınılmazdı.

Şeytan düzenli hayatı karmaşıklaştırıyordu.

İpe düğüm atıyor,köreltiyordu.

Pas ve pis hep ondandı.

Et onun nefesiyle ve işiyle koktu.

Allah o insanın önünü açmışken,o ise insanın önünü tıkıyor veya saptırıyordu.

-“Eûzübillahimineşşeytanirracîm”

*****************    

*”Bütün fenalıklar ve günahlar ve şerlerin mayası ve esasları ademdir, tahriptir. Sureten vücudun altında, adem ve bozmak saklıdır. İşte cinnî ve insî şeytanlar ve şerirler bu noktaya istinaden gayet zayıf bir kuvvetle hadsiz bir kuvvete karşı dayanıp,[6] ehl-i hak ve hakikatı Cenâb-ı Hakkın dergâhına ilticaya ve kaçmaya her vakit mecbur ettiğinden, Kur’ân, onları himaye için büyük tahşidat yapar. Doksan dokuz esmâ-i İlâhiyeyi onların ellerine verir. O düşmanlara karşı sebat etmelerine çok şiddetli emirler verir.”[7]

*” – “Onun ve neslinin, kovulmuş şeytanın şerrinden korunması için Sana sığındım.” [8] – diyen Hazret-i Meryem’in validesi gibi zürriyetçe çok müşerref olacağını ilân ediyor.” [9]

*” Amma inkâr ise, o adem-i kabul değil, belki o kabul-ü ademdir, bir hükümdür. Onun aklı hareket etmeye mecburdur.

O halde, senin gibi bir şeytan, onun aklını elinden alır, sonra inkârı ona yutturur.“[10]

-“( Yahudi’leri savaşa teşvik hususunda münafıkların hali), şeytanın hali gibidir: Hani insana “Kâfir ol.” demişti de, kâfir olunca: “- Ben, senden berîyim; çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’dan korkarım.” deyiverdi.”[11]

-Allahım ondan Sana dönüyorum.Beni ondan koru..Amin…

MEHMET ÖZÇELİK

14-03-2015

[1] 17/İSRÂ-84.

[2] Mücadele.19.

[3] Zuhruf.36-37.

[4] Felak.4.

[5] Müddessir.42-47.

[6] Nisa.76,120,İbrahim.22,Mücadile.10.

[7] Bak.Bakara.168,Âl-i İmran.175,Nisa.76,120,Araf.22.

[8] Âl-i İmrân Sûresi: 3:36.

[9] Lemalar | On Dördüncü Lem´a | 97, Meryemin validesi; Hanne bintü Fâkúz-dur.Bak.Hakim .Müstedrek. 2/648,651, et-Taberi.Camiul Beyan.3/235,237,241,244,294.

 

[10] Mektubat | Yirmi Altıncı Mektup | 302.

[11] Haşir.16.

No ResponsesMart 14th, 2015

Yoruma kapalı .