HAVVA ANA

HAVVA ANA -4- Sesli Dinle

NOKTADAKİ NÜKTE

            Allah her şeyi noktaya koyuyor.İnsan ve insan için nokta açılıyordu.

            Okyanuslar damlada iken,damla olan insan,yüzmek için damlalardan okyanus oluşturuyordu.

            Damladan okyanus çıkaran Allah,okyanusu damlaya sığdırıyordu.

            Noktada kitabı derceden Allah,kitabı noktaya sığdırıyordu.Onda var ediyordu.

            Bunun için de akıl ve iradeyi teşvik ediyor,tahrik ediyordu.

            Âdem damlasına Allah,okyanusu koydu.

            Âdem sakindi,Havva onu dalgalandırdı.

            Hareketlendirdi,canlandırdı..can verdi..can aldı..canına kattı.

            İki okyanus birleşti..bir oldu..bir kaldı..Bir cesed iki ruh haline geldi.

            Neticede bir okyanus oldu.

            Doldu..doldu..doldu…

            -Havva Âdeme anne oldu.

            Âdem damlasını okyanuslaştırdı.

            Aktı..aktı..aktı…

            Yaratılışta tohum olarak atılan tüm duygular ortaya çıkmalıydı.

            Ortam ona göre döşenmiş,akıp ona göre seyrediyordu.

***************  

            Bütün varlıkları tanımaktasınız!

            İsimleriyle değil mi?

            Bir anlık siz dahil,tüm varlıkların isimlerini kaldırınız..unutunuz..

            Tüm lafızlar gittiği gibi,manaları da gidecektir.

            Lafızlar manaları ayakta tutan kolonlardır.

            Lafızlar çekirdeğin içindeki manaları,ağaç olup büyüten dallardır.

            Çekirdek mana ise,ağaç lafızdır.

            Cesed lafız ise,ruh manadır.

            Ruh cesedle kaimdir.Ayakta durup,varlığını devam ettirmektedir.

            Allah kâinat lafzıyla kendi manasını teşhir etmekte ve ilan edip aleme duyurmaktadır.

            Allah bi-zatihi kâimdir.

            Kâinat O’nunla kâim ve dâimdir.

            O’nsuz kâinat zâildir,zelildir.

            -İsim müsemmasız olmaz.

            Müsemma ismi gerektirir.

            Hakikat varsa,o hakikatın tesmiyesi de var olacaktır.

******************  

Âdem Havva-yı ismiyle tanıdı.

            Eşyayı ismiyle bildi.

            Meleklere isimleri bilerek üstünlük sağladı.

            O isimli kahraman oldu.

            Kahramanlığı ve babalığı ismiyle yayıldı.

            Çocukları ona ismiyle bağlandı.

            Beni Âdem yani Âdem Oğlu oldu.

            Binti Havva oldu.

            Esma binti Havva dendi.

            Her şey isimleriyle birbirine bağlandı.

            İsim zincir oldu,her şeyi birbiriyle irtibatlandırdı.

            Toplumlar ve milletleri bozmak isteyenler,önce isimleri bozdular.

            İsimde değişiklik yaptılar.

            Allah ilk söze isimle başladı.

            İlk ismi O koydu.

            Âdeme isimleri O öğretti.

            O’na Âdem dedi.

            Meleklere;Eğer iddianızda doğru iseniz,haydi,bu eşyanın isimlerini bana haber veriniz,dedi.

            -Senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur,dediler.

            Veremediler,kaybettiler.

            Çünkü eşyanın ismi onlara talim edilmemişti.

            -Hayvanlarda bundan mahrumdu.

            Bir koyun ömrü boyunca Me-den başka bir şey bilmiyordu.

            Bir öküz Mö-den başkasını söyleyememektedir.

            Bir merkeb anırmaktan başka ne bilmektedir ki?

            Bütün varlıklar iletişimin halkasını oluştursunlar diye sadece bir kelimeyle bir ömür sürmektedirler.

            Bir at bir ömür boyu koşturduğu halde,eğitilse dahi kendi adını bile ne söyleyebilir ve ne de yazabilir!

            Kendilerinden bile habersizler…Kendisinin ne olduğunu bile bilememektedirler..

************  

            Allah her şeyi çift olarak yarattı.O çiftten birini ana yaptı.

            Her şeyi o ana-dan çıkardı.

            Tohum-çekirdek-yumurta ana oldu.

            Havva da insanlığın anası oldu.

            Havva sadece insanlığa analık yapmadı.

            Âdeme hem eş oldu,hem de annelik hasretini giderdi.

            Âdemin ihtiyaçlarına da analık yaptı.

            En fazla dört şeye muhtaç olan Âdem,Havva ile artık her şeye muhtaç hale geldi.

            İhtiyaçlara da analık yaptı.

            Kendi istediği kadarını istedi.

İsteyemediklerini de kızları istemekle bitiremedi.

Bir türlü isteklerin sonu gelmedi.

*Havva eş olmaktan çok,anneliğiyle ön plana çıktı.

Anne olarak bilindi.

Cennet ödül olarak ayaklarının altına serildi.

Âdemin damlasını okyanus yapıyor,sel olup akıyordu.

Âdem damla iken deniz oluyordu.

İçine çekerek tam bir hasretle hocaya yönelen şahıs ona soruyordu;

-Hocam,niye atamız Âdem cennetten çıktı ki?Keşke orada kalsa,bu işler başımıza gelmeseydi!

-Hoca tebessümle karışık cevabında;

-Oğlum,daha iyi ya…

Cennetten iki kişi olarak geldiler,milyarlar olarak geri dönüyorlar.

Kim kârlı?

İki kişi olarak orada kalan mı yoksa milyarlarca olarak geri dönen mi?

*************  

Âdemin kelimeleri de sınırlıydı.

Konuşuyor ve hemen de bitiyordu.

Havva kelimelere de analık etti.

Kelimeleri de çoğalttı.

Konuştukça konuşuyor,susmak bilmiyordu.

Âdem dinlemekten yoruluyor,Havva konuşmaktan yorulmuyordu.

-Havva zorluyordu.

Zarif ve narin de olsa,zorlu insanlara analık ediyordu.

Belli ki Havva tecelliye sebeb ve bahaneydi.

Her bahaneyi de üretecekti.

*Havva sevaba da analık yaptı,günaha da…

İlk günahıyla Âdemi yerinden etti..vatanından etti..ona vatan hasreti yaşattı..

Aslında sanki o yapmamış,ona yaptırılmıştı!

Hadis-i Kudsi de;”Eğer siz günah işlemeseydiniz,sizi helak eder,günah işleyen bir toplum yaratırdım.”

-Aslında Havva günahıyla Âdemi helak olmaktan kurtarmıştı,bilmeden..

Esmaya mazhar olmuş ve mazhar kılmıştı.

Allahın Ğafur-Tevvab-Cebbar-Kahhar isimlerinin zuhuruna vesile olmuştu.

Hadis-i Kudsi de;”Ben gizli bir hazine idim,mahlukatı yarattım tâ ki kendimi bileyim ve bildireyim.”

Havva Rabbin bilinmesine de ANA-lık etmişti.

Allah Havva-yı safileştirmek ve saflaştırmak istiyordu.

Bunun için de iki mihenk taşı yaratıldı:

-İlk ayrıştırıcı Ağaç oldu.O işlenecek günahların simgesi oldu.

Şeytanın soyu onunla ayrıştırıldı.

Havva sevaba analık yaparken,şeytan günahın anası oldu.

Artık ana iki olmuştu.

Havva-nın iki oğlundan birini Âdem alırken,diğerine şeytan sahiplendi.

Havva cennete de cehenneme de analık yapıyor,oralara evlatlar yetiştiriyordu!

Nefsi şeytanla ortaklık yapıp,firavunlar ve nemrudları alırken,kalb ve vicdanı Musa ve İbrahimleri öne çıkarıyordu.

***************  

Nasıl bir ağaçmış ki mübarek!;

-Âdemin denizini dalgalandırdı,bir çoğunu dalgalarıyla boğdu.

-Bu gün de bu dalgalar ağaç ile dalgalandırılıyor.

Havvalar Âdemleri ağaca çekiyor,Taksime davet edip,taksimat yapıyor.

Belli ki şeytanlar Havvaların kulaklarına ebediliği fısıldamış!!!

*Ağaca yaklaşan Âdem ve Havva-nın ilk olarak elbiseleri açılmıştı.

Taksimdeki ağaç da fuhşun perdesini açtı.

Elbiseler düştü…

Yüzdeki maskeler de…

Masumlarda çekildi oraya.

Kabil-ler oradaydı.

Habil-de ilk anda meyletti.

Taksimdeki Kabillerin perdesi ve maskesi bir daha düşmüş oldu.

Tarihle beraber,günah da tekrar ediyordu.

*****************  

Âdem cennetten çıkarılıp,Tavzif edildi.

Ona önemli vazifeler verildi.

Artık o andan itibaren Rabbi onunla beraberdi.

Allah kelâmını devreye koydu.

Âdeme on suhuf gönderdi.

Emretti ve Nehyetti…

O zamandan beridir bu hal devam etti.

-Âdeme şeytandan Helû hastalığı bulaşmıştı.

Artık Âdem Sabırsız ve Hırslıydı.[1]

Şeytan hep Âdemin bu tarafına üfledi.,küllenmesine izin vermedi.Har-lanmasını sağladı ve sürdürdü.Ateşi açığa çıkardı.

Kendisi gibi yakacak insan neslinden bir şeytan aradı.

-Şeytan öcünü almak için Âdeme değil,çocuklarına yöneldi.

Onu canından değil,can damarından,canından çok sevdiği evladından yakalamış,çocuklarıyla tehdit etmiş,canını yakmıştı.

*********************  

İşlenen günah bir yandan insanın örtülü ayıplarını dışa vururken,diğer yandan da görebildiklerinin önüne perde çekti.

Bir yandan da perdeler kalktı,diğer yandan perdeler indi.

Günah hakikatları perdeledi.

Günah sırları fâş etti.

Öyle ki;kader gelince göz kör olurmuş.

Âdem Oğlu kör oldu,görmedi,gösterilmedi.

*Artık Âdem unutur oldu.

Hafızasının büyük bir bölümünü cennette bıraktı.Burada yetecek kadarını yanına aldı.

Neleri alınmadı ki!!!

Verilenlerin en az yüzde doksanı alınmış,yüzde onuyla dünyada idare eder olmuştu.

Zahiren kaybetmişti fakat hakikatte ise;hakikate giden yolda önü açılmıştı.

-Kazanırsan dünyalar senin,kaybedersen de hapis senin…

Bir imtihana tabi tutulmuştu.

Oda nasıl bir imtihan!!!

Eleyici..saflaştırıcı..saflara ayırıcı..atıcı..sürücü…hapsedici..cezalandırıcı…

Diğer taraftan ebedi saadetler zincirinin bir halkası…

-Acı-hüzün-ayrılık ateşi-cehennemden birer bölge,cennetten hakikatlar da dünyaya gelmiş,insanı kendisine götürmeye…

-Ashab-ul Cenneti ve Ashab-ul Cahim,Ashab-ul Yemin ve Ashab-uş Şimal-lerini toplamaya…

-Vesikallezine cehenneme zümerâ,

Vesikallezinet tekav,hakikatları burada tecelli edecekti.

*Bir şeylerde problemler başladı.

Gözler mi problemli oldu,yoksa görünen şeyler mi?

Görünmeyen ayıblar görünür olurken,görünen hakikatler de görünmez oldu..

-Allahım!Eşyanın hakikatını bize göster.

-Allahım hayretimizi arttır…

MEHMET ÖZÇELİK

19-03-2015

           

           

[1] Mearic.20-21.

No ResponsesMart 24th, 2015

Yoruma kapalı .