CENNET HASRETİ

CENNET HASRETİ – 5 – Sesli Dinle

-Âdemin baş eğiciliği,baş kaldırısından daha güçlüydü.

Secdesi zulmün!den daha ağırdı mizanda…

Günahı işlerken akıttığı çabanın teri,göz yaşlarının oluşturduğu sele kapılıp gider,onda boğulurdu.

Yine de o kadar göz yaşı,o kadar çaba bir damla günahın lekesini kazıyamamış, aslı gibi olamamış,izi kalmıştı.

*******************  

Rabbın sorgusu ve gazabı günahından değildi.

Günahın oluşturduğu gazab dalgasının,rahmeti perdelemesindendi.

Gazab rahmete galib gelmemeliydi.

-Sebakat rahmeti alâ ğadabi.-

-Rahmetim gazabımı geçti.-

-Bütün isimleri oluşu müjdeler,oluş için çalışırken,günah yok edici Kahhar ismini tetiklemişti.

Kibriyaya dokundu.

Kibri ortaya çıkarıp,tardetmek istiyordu.

İzzet ve azamet öyle istiyordu.

Haşmeti onu gerektiriyordu.

********************  

Âdem bir kere virüs kapmıştı.

Onunla mücadele etmeli,mücadeleye alışmalıydı.

Gizli cevherleri açığa çıkarmalıydı.

-Artık Âdem çeliklenmiş ve aşılanmıştı.

            Tehlikeye dayanıklıydı.

            Ben o yoldan geçtim,bilirim o yolların serencamını…

            Tehlikelidir,diyordu.

            Bir mümin bir delikten bir kere ısırılırdı.

            Âdemi yılan ısırmış,şeytan da zehirini kusmuştu.

            Çok şükür ki,Âdem tevbe panzehirine sarıldı.

****************  

            Asırlarca gözledik orayı..özledik orayı..oraya ulaşmanın hasretiyle yandık..yandık..yandık..

            Hamdık..Piştik..Yandık..

            Biz her şeyi tam sandık..

            Bu cehalet uğruna yandık..

            Cennete daha kanmadan,kandırıldık..

****************  

            Kabak sadece Âdem ve Havva-nın başına patlamamıştı.

            Beni Âdem de buna ortak olurken,buna melekler,hayvanlar,nebatlarda eşlik etti.

            İmtihanın nesnesiydi onlar.

            Öznesi Âdem ve Havva.

            Şıkları Âdem Oğlu..

Doğrusu Hak iken,

Yanlış şık şeytan oldu.

Kağıt,hayat kağıdı sorularla doldu.

-En azından tardedilmemiş,şeytan gibi lanetlenmemişti.

******************  

Âdemin günah utangaçlığı onu bitiriyordu.

O da Rabbisine karşı bir utanç içindeydi.

O yaklaşma demişti,kendisi ise yaklaşmıştı.

-Âdemin ilk sözü;Bir nefsimize zulmettik,oldu.

Tıpkı Yunus gibi…

Artık mahrumiyet dönemi başlamıştı.

Cennetin nimetlerinden,arşın rahmetinden mahrum kalmıştı.

Artık işler eskisi gibi değildi.

Eskisi gibi hatta daha fazlası olması için risk alması gerekiyordu.

İmtihana tabi tutulacaktı.

O da bir ömür boyu imtihan…

Her çeşit soru ve sorunun olduğu karmaşık ve sarmaşık iplikler yumağı…

Çöz çözebilirsen…

Süz süzebilirsen…

Düşün düşünebilirsen…

Beyni zonklatacak sorular…

Düğümler kör düğüm…

Kıldan ince kılıçtan keskin olan sırat meğer böyleymiş…

Burada da sırattan geçmekteyiz.

Zor yol…zorlu yol…

-Rabbimiz Âdemin şahsında bize de çok dersler veriyordu.

Yakarış ve dua kelimelerini talim ediyordu.

*******************  

Bir sınav hakkı verilmişti ona ve bize..

Telafi sınavı…

Geçmişi telafi etmeliydi.

Kaybettiklerini ekleriyle elde etmeliydi.

Bir koymalı,bin kazanmalıydı.

Allahtan kredisi de vardı.

Allah Âdeme büyük bir kredi açmıştı…

Sınırsız Kredi…

*******************

Âdemin affedilişi,günahın mahcubiyetini unutturacak kadar onu sevindirmişti.

Peki kâinatı ayağa kaldıracak kadar işlenmiş bir suça karşı onu affettiren sebeb ne idi?

Kâinat çapında bir sebeb olmalıydı.

Âdemin gidişini durduran bir nur idi.

Kâinata nüfuz eden bir nur…

Nur-u Muhammedi…

Âdemin günah zulmetini giderdi.

Zulmeti nura,günahı sevaba kalbetti.

******************

*Ebubekir Kâni Efendi .Bir hristiyan kızına aşık olur.Babası hristiyan olmasını söyleyince cevaben;

Kırk yıllık Kâni olur mu yani,der.Daha sonra kız Müslüman olur,evlenirler.

-Gubâr-i pâyine almam cihânı ya Rasulullah
Değişmem mâyine heft âsumânı ya Rasulullah
Duyunca makdem-i teşrifin âdem sulb-i pâkinden
Değişti habbeye bağ-ı cinânı ya Rasulullah.

-Ayağının tozuna cihânı verseler, almam Yâ Resûlallah,
Saçının bir teline, yedi kat göğü değişmem Yâ Resûlallah.
Senin teşrifinin, ter-temiz sulbünden geleceğini duyunca Hz. Âdem,
Bir habbeye, cinânı/cennetleri değişti Yâ Resûlallah.

***************

-Yerle gök münazaraya başlarlar.

O der ben üstünüm,üstünlük sebebini ve üstünde olanları sayar.

Diğeri der,ben üstünüm,oda sayar üstündeki üstün olanları.

Bir mücadeledir sürer gider.

İkisi de eşittir.

Son söz finali belirler;

Ol Resulü mücteba hem Rahmeten lil alemin …

Bende medfundur deyu eflâke fahreyler zemin…..

Ravzasın ziyaret edipte Cibril-i Emin….

Hadi cenneti ADN ‘in fedhuluhe hâlidîn.

 

*N’ola tâcum gibi başımda götürsem dâim
Kadem-i pâkini ol Hazret-i Şâh-ı Rusûl’ün
Gül-i gülzâr-ı nübüvvet o kadem sâhibidir
Bahtiyâ durma yüzün sür kademine o gülün.Bahtî (Sultan I. Ahmed)

***************  

Hz.Âişe anlatır;”Yusuf’u görenler bıçakla ellerini kestiler,eğer onlar benim Efendimi (Hz. Muhammed s.a.v) görselerdi,değil ellerini kesmek bıçağı kalplerine saplarlardı.”

*Fuzuli de hayranlığını toprak olmakla dile getiriyordu;

– Dest-bûsi ârzûsuyla ölürsem dostlar,Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su.

*“Kudûmün rahmet ü zevk u safâdır yâ Rasûlâllâh

Zuhûrun derd-i uşşâka devâdır yâ Rasûlâllâh” Hz. Hüdâyî.

*”Gönül yüz sürmek ister hâk-i pâye yâ Rasûlâllâh”

*”Cânım kurbân olsun senin yoluna

   Adı güzel kendi güzel Muhammed” Yûnus Emre

*”Aşkın ile âşıklar, yansın yâ Rasûlâllâh” Yûnus Emre

 

 

MEHMET ÖZÇELİK

21-03-2015

 

 

 

 

No ResponsesMart 26th, 2015

Yoruma kapalı .