KALBİ SELİM

KALBİ SELİM – Sesli Dinle

*”Yevme lâ yenfau mâlun ve lâ benûn, İllâ men etâllâhe bi kalbin selîm.”[1]

“O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!” “Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka.”

*Hz. İbrahim selim bir kalbe sahipti. “Nitekim Rabbine selim bir kalple geldi”[2] âyeti bize bu hakikati anlatmaktadır.

“Vellezîne câû min ba’dihim yekûlûne rabbenâgfir lenâ ve li ihvâninellezîne sebekûnâ bil îmâni ve lâ tec’al fî kulûbinâ gıllen lillezîne âmenû rabbenâ inneke raûfun rahîm.”[3]

Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.”

*Bağdatlı Rûhî: Ey efendi sanma ki senden altın ve gümüş isterler. Hiçbir şeyin fayda vermediği kıyamet gününde senden kalbiselim isterler anlamında der ki:

Sanma ki ey hâce senden sim ü zer isterler,
Yevme lâ yenfe ‘uda kalb-i selim isterler.

*Ehli iman Cennetin kapısına geldikleri zaman oradaki görevliler onlara; “selâmün aleyküm tıbtüm, fedhulûhâ hâlidîn- “Selâm size! Hoş geldiniz! İşte buyrun, içinde temelli kalacağınız bu (Cennet’e] girin)” diyecekler. “[4]

*Muallim Naci ise açtığı kendi Na’t yarışmasına; “Bir Muhammedî” imzasıyla katılır ve Nâbi’nin naatine benzer şu şiiriyle kazanıyordu:

“Mukaddes Kubbe-i Hadrâ ki, fâiktir semâvâta,

Zemine saye salmış Arş-ı âlâyı meânîdir.

                  ***

Ol Resûl-i müctebâ hem rahmeten lillemîn,

Bende medfundur deyû eflâkâ fahreyler zemin,

                  ***

Ravzasın edip ziyâret dedi Cibril-i Emin…

Hâzîhi Cennât-ü Adnin, fedhulûhâ hâlidin” (Âminin)

 

*Eski bir istanbul hamamı kitabesinde şu manidar beyt yer alırmış:

 Tıynetin nâ-pâk ise, hayr umma sen germâbeden,

Önce tathîr-i kalb et, sonra tathîr-i beden!

 Yâni; kötü huylu ve bozuk karakterli bir kimse isen, hamamdan bir hayır bekleme! Temizlik istiyorsan evvelâ kalbini temizle sonra da bedenini…

*Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde,fani dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme.Bediüzzaman.

*Rikkat-i kalbiyye sâhibi, gözü yaşlı ve duygulu bir sahâbî olan Vâbisa İbni Ma’bed -radıyallâhu anh-, şöyle anlatıyor:

Bir gün Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in huzûruna varmıştım. Bana hitâb ederek:

“–İyiliğin ne olduğunu sormaya mı geldin?” buyurdu. Ben de:

“–Evet yâ Rasûlallâh!” dedim. O zaman şöyle buyurdu:

“–Kalbine danış. İyilik, sana uygun gelen ve yapılmasını kalbinin tasdîk ettiği şeydir. Günah ise içini tırmalayan ve başkaları sana yap diye nice defa fetvâ verse bile içinde şüphe ve tereddüt uyandıran şeydir.”[5]

*Ebû Türâb en-Nahşebî -rahmetullâhi aleyh- şöyle buyuruyor:

“Kararmış bir kalbin üç alâmeti vardır:

1- Kişinin günahlardan ürperti duymaması.

2- İtaat ve ibâdetlerin gönle lezzet vermemesi.

3- Nasîhatlerin tesir etmemesi.”

*Hazret-i Mevlânâ -kuddise sirruh- buyurur:

“Sâlih ve sâdıklardan uzakta kalıp dünyâya bağlanan ve nefsine râm olan kişi, âleme sultan da olsa, gerçekte ölüdür.”

Ebû Ümâme -radıyallâhu anh-’ın rivâyetine göre Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

“Lokmân Hakîm, oğluna dedi ki: «Âlimlerin (ve âriflerin) meclislerinde bulun! Hikmet ehlinin sözlerini dinle! Çünkü Allâh Teâlâ, yağdırdığı bol yağmurla ölü toprağı dirilttiği gibi, ölü kalbi de hikmet nûruyla diriltir.»”[6]

*” Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) elâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb.”

“Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah’ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.”[7]

*“Sanman taleb-i devlet ü câh etmeye geldik

Biz âleme bir Yâr için âh etmeye geldik.”

MEHMET ÖZÇELİK

28-06-2015

[1] Şuara.88-89.

[2] Saffat, 37/84.

[3] 59/HAŞR-10.

[4] Zümer 39/73) (M. İbni Kesir, 3/231.

[5] Ahmed bin Hanbel, Müsned, IV, 227-228.

[6] Heysemî, I, 125.

[7] RA’D-28.

 

No ResponsesTemmuz 10th, 2015

Yoruma kapalı .