İLÂHİYAT CEPHESİNDEKİ TEHLİKE

İLÂHİYAT CEPHESİNDEKİ TEHLİKE – Sesli Dinle

Belki başlık;-Dinin önündeki engel ilahiyatçılar mı?-demek gerekti.

Dün dine dıştan vuranlar,bu gün içten vurmaktadırlar.

Dün caminin duvarına bevledenler,bu gün caminin içine bevletmektedirler.

Din içten vurulmakta,dini içten vurmaktadırlar.

İlâhiyatlar içerisinde belki genelde çok az bir kesimi işgal etse de,çoğunluğu gölgeleyen ve suyu bulandıran ilâhiyatçılar,problemli olanlar muhatabımdır.

İlâhiyatlara problemli insanlar mı alınıyor yoksa ilahiyatlar mı onları problemli yapıyor?

Ortada bir problem olduğu gerçek.

Bunu ilahiyatların verdiği defolu öğretmenlerden de görmekteyiz.

Belki bu imam hatiplerde bir veya,o civarda birkaç kişide olsa mide bulandırmaktadır.

Bunu hem kendim ve hem de görüştüğüm velilerden öğrenmekteyim.

İlâhiyatın problemi,problemli ilâhiyat hocaları ve onların derin ve derinliği olmayan yüzeysel talebeleridir.

Ankara ilâhiyatla başlayan bu inkâr defolu ve reform furyası destek bularak ve cesaret vererek,salgın hale gelmiştir.

Bu yerli projeden ziyade,harici bir projedir.

Yetersiz ve tutarsız bir furya.

Nitekim Haber Türk tv-de Tarihin arka odası proğramında kelâm prof-u olduğunu söyleyen bayana mehdilik konusu soruldu.

Birkaç saniye bekledikten sonra konuşmamazlık edemezdi elbette.Zira koca ve kocaman bir prof-tu.

Hemen yok böyle bir şey deyip kesip attı.Koca bir hakikatı inkar etti.

Vicdanı rahat etmemiş olacak ki,hemen arkasından pişmanlık ifadesi olarak,aslında ben hadisçi değilim deyip daha büyük bir ayıbını kapatmaya çalıştı.

Bilmedikleri konuda bilmiyorum deme seviyesi gösterilemeyince,mesleki gurur kendisine yanlışı çok rahat söyletmektedir.

Bu bir çok örnekten bir tanesidir.

İlâhiyat camiasına giren bir kısım kimse,adeta farklılığını ortaya koymak için,farklı söylemeyi ve görünmeyi farklılık ve seviye olarak addetmektedir.

******************

Ali Fuad Başgil şu tesbiti yapar:

Bana Ankara’daki İlahiyat Fakültesi’nden veyahut İmam-Hatip okullarından bahsetmeyiniz, rica ederim. Laik Üniversiteye bağlı fakülteler, din âlimi değil, din tenkitçisi yetiştirir. İmam-Hatip mektepleri İslamiyet’in yalnız elemanter bilgilerini öğretmekle kalır. İslamiyet’in yüksek ilimleri, kelâmiyyât ve bedîiyâtı uzun seneler okutulmamak yüzünden bugün hemen hemen yok olmuştur.

*Bir kısım ilahiyat hocaları ve onları taklid etmeye çalışan bir kısım meslek hocaları, denizde yüzmeye çalışırken,maalesef damlada boğulmaktadırlar.

Mesela,Hz.Âdem-in ilk oğluyla sonraki kızının,ilk kızıyla da sonraki kızının evlenmesini –akılcı davranmasına rağmen- aklına sığdıramamakta,kasır fehmiyle farklı anlam yüklemeye çalışmaktadırlar.

Hz.Âdem-in dışında başka Âdemlerde olduğunu,böylece onların çocuklarının birbirleriyle evlendiklerini iddia etmektedirler.

Olaya geniş açıdan değil,dar açıdan bakmaktadırlar.[1]

Oysa bir şeyde illet,emri ilahi ve nehyi ilahiye bağlıdır.

Yani Allahın bir şeye müsaade etmesiyle o şey helal olurken,nehyetmesiyle de o şey haram olur.

Tıpkı Yahudi milletine hayvanın iç yağı haram iken,iftar olmayıp,oruçta eşleriyle beraber olmaları yasaklanmış iken,diğer ümmetlerde bu durum mübah kılınmakla, haramiyetten çıkmıştır.

-Bir de; İmanın 6 şartı (Özellikle Buhari ve müslimdeki iman bahsinde,Cibril hadisinde altısı zikredilir,[2] ayette beşi zikredilir.Tıpkı islamın beşinin bir arada zikredilmeyişi ve beş vakit olarak bir ayette bir arada bulunmaması gibi…) ve peygamberlerin üstünlüğü[3] ( İşte Biz, o resûllerden bir kısmını, diğerlerinin üzerine faziletli kıldık. Allah, onlardan kimiyle konuştu, kimini de derecelerle yükseltti.)

*******************

Yeni yetme ilahiyatçıların uzanamadıkları şeye ekşi deyip,inkara sapmaları,alakasız bağlantılar kurması niyetlerinin de samimi olmadığını ve yetersizliklerini göstermektedir

*Efendimize olan aşırı sevgiyi Hz.İsa ve Hz.Ali ile karıştırarak,şirk kabul edilmesidir.

Oysa Şeffaf olan Peygamberimize olan muhabbet arttıkça,Allaha olan sevgi de o nisbette artmaktadır.

*Prof. Dr. Y.N. Öztürk, yeni kitabıyla dikkat çekti.

Deizm hakkında yazdığı yeni kitabıyla ilgili röportaj veren Öztürk, “Kuran; Deizm’i teşvik eden, terviç eden bir kitap değil ama ona kapı aralayan bir kitaptır’’ dedi.

Öztürk, “Deistler, dinciliğin bütün kötülüklerine, rezilliklerine rağmen Allah’a inançlarını koruyan samimi mümin insanlardır. Tarihin en namuslu, en ahlaklı, en üretken adamlarıdır. Atatürk de Deist’tir. Hem namuslu hem de Allah’a imanı olan adam başka bir yere gidemez” dedi.[4]

Hocası Hüseyin Atay gibi namazı inkâr etmekle kalmaz,[5] kendisinin Moon tarikatından olduğunu ifade eder.[6]

Aslında onun hakkında ne kadar söylersek söyleyelim,resimler ayinesi iştir kişinin diyor.[7]

DEİZM NEDİR?

Deizm veya Yaradancılık, mantık ve doğal dünyaya dair gözlemlerin kaynağını oluşturduğu; dini bilgiye dolaysız biçimde sadece akıl yoluyla ulaşılabileceği ilkesini esas alan, bu sebeple vahiy ve benzerine dayalı tüm dinleri reddeden tek Tanrı inancıdır.

Kehanetlerin, mucizelerin, dini dogmaların, demagojilerin ve kaynağı ilahi ilan edilen dinlerin reddinden dolayı peygamberler, kutsal kitaplar, sevap, günâh, ibâdet, dua, vahiy, melek, cin, şeytan, cennet, cehennem, ahiret ve kader gibi kavramların bu inanışta yeri yoktur.”[8]

-Toplumda menfi yönden öne çıkan insanlara bakınız;mutlaka bunun bir temelini oluşturan temel bir farklı inanca sahiptir.

Ben Öztürk-ü Melami bilirdim,meğer bir de Deist miş!

*Bidat Ehli Hocalar – Bu Kadarını Hiç Bir Arada Görmediniz.[9]

-Bunlarla yetinmeyip bir tv proğramında;-Böyle Müslüman olmaktansa,ateist ve dinsiz olmak daha iyidir,diyerek büyük bir tehlikenin kapısını açmış oldu.

*******************

*Süleyman Ateş;” Cennet hiç kimsenin tekelinde değildir. Kur’ân-ı Kerîm, cennet vizesi almak için üç şart belirlemiştir. Bunlar, Allah’a şirksiz, âhirete şeksiz inanmak ve sâlih amel (yararlı eylem) yapmaktır. Bu şartları kendisinde taşıyan herkes, dini ne olursa olsun, cennete girecektir. Cennet iddiâ ile olacak şey değil, bir olgunluk, ruh temizliği ile ulaşılacak mânevî ödüldür. İşte bu ruh temizliğine, Kur’ân’ın belirlediği üç şey ile yani Allah’a, âhirete inanıp bu inancın gereği olarak Allah’a kulluk etmek ve güzel işler yapmakla ulaşılır.”[10]

*Hayrettin Karaman-da yan çizmeye çalışsa da aynı görüşü tasvib ettiğini ve” Bu görüşün de savunulabileceği kanaatindeyim.”sözünü söylemiştir.[11]

*Hristiyan ve yahudilerinde bir Allaha,ahirete iman edip Salih ameli yeterli görenler,şu gerçeği görememektedirler;

-Zaten böyle birisi hristiyan ve Yahudi olamaz.Hristiyanlar Teslis inancını yerine getirmesi ,Yahudilerinde meleklerin Allahın kızları olduğu inancına inanması gerekir.Bu bir vakıadır.

-Birde bir Müslüman Hz.İsa ve Musaya ve de onlara indirilen kitaplara inanmaması halinde durumunun herhangi bir mesuliyet getirmemesi gerekir!

Cibril hadisi diye de ifade edilen,Kur’an-ı Kerim-den sonra en güvenilir kaynak olan Buhari ve Müslimdeki İman bahsinde imanın altı şartı zikredilmektedir.[12]

************************

İran 1501 Şah İsmail dönemine kadar Sünni idi.

Şiilik Şah İsmail ile beraber başladı.

İranı Safevi Türkleri Şiileştirmişlerdir.

-Tıpkı Türkiye-de şimdiye kadar hem ehli sünnet ve-l cemaat olarak geldi.

Ancak içten içe sürekli belirli şahıslar tarafından tahrif edilmeye çalışılmakta hatta ehli beyt okulu bahanesiyle Şia-Alevileştirilmeye çalışılmaktadır.

*********************  

Bir dönem batı hayranlığı,batı kaynaklarından alıntılar yapma işlemi,şimdilerde doğuya yönelmiş durumda mesela;

Kendisi sosyolog,şii asıllı,sahabeye farklı bakan,Avrupa görmüş olan Ali Şeriati gibi şahıslar öne çıkarılır.

Tercihte öne çıkan sebebler ise;ya reformist olması,ya aklı ön plana çıkarması,ya muhalefet etmesi,çok rahat tenkitte bulunması,olumsuzlukları nazara vererek kendine bir pay çıkarmış olması,şöhret,kendisinden bahsedilmesi,farklılık öne sürme gibi sebeblerle tercih edilmektedir.

Her anahtar her kapıyı açmaz.

Ali Şeriatinin bazı insanların dünyasını açmış olması,herkesinde dünyasını açacak demek değildir.

Oysa Şeriati pek de benim dünyamı açmadı,şaibeli ve dikkatli bakıp okumama sebeb oldu.

Bu ve bunun gibi kişiler okunacaksa,hassas ve dakik olmalıdır.

*Nitekim Ali Suavi-ye de baktığımızda görürüz ki;Bir İngiliz projesi olan Suavi Avrupa görmüş bir vaizdir.

İngiliz Said paşa tarafından Galatasaray lisesine müdür olarak atanır.Ancak çirkin hareketlerinden dolayı,bir çok defa yapılan şikayetler üzerine görevinden alınır.

Abdulazizin öldürülmesiyle Türkiye-ye gelmiş,İngilteredeki monarşi sistemiyle yönetimi savunmuştur.

Abdulhamidi devirmek için topladığı beş yüz kişi ile ayaklanmış.Beşiktaş muhafız alayı tarafından kafasına vurularak,40 yaşında iken öldürülmüştür.

İngiliz eşi Mary evdeki belgeleri yakar ve o gece Londraya gemiyle kaçar.

Medrese okumamış,Londra ve İstanbul gazetelerinde yazılar yazan Suavi,adeta padişahı devirme projesiyle hazırlanmaktadır.

*************

*Bu gün Işid-e katılmanın önemli bir sebebi;Bir asırlık dine yapılan baskının neticesinde, insanların sağlıklı bir dini bilgi almamaları,adeta sağlıksız beslenmeleri, merdiven altı imalat gibi zorlu ve yetersiz bir öğrenme durumu,din adamlarının tehdidi,öldürülmesi,sürülmesi,muhtaç bırakılması gibi sebebler,daha sonra dini içten yıkmak için sulandırma yöntemleri,Kur’an-ı Kerimin etrafındaki surların adeta teker teker yıkılmaya çalışılmasıyla birlikte, Kur’anı Kerimin doğrudan doğruya kendisini muhafazaya çalışması,bütün bunlardan amaçlanan ise, Kur’anı Kerimi doğrudan doğruya hedef almaktır.

Ne gibi mi; Diyanet’in Avrupa’ya gönderdiği 100 tane çocuğun başına koyduğu adam “Kur’an’a kutsallık atfedilemez. Ulûhiyetten başka kudsiyet yoktur. Allah’tan başka yoktur. Kur’an’a da kutsal dersek çok sorun yaşarız” denildiği gibi.[13]

Kur’an-ı Kerimin kudsiyetine gölge düşürdükten sonra,O’nun aslında değişebilmiş olabileceği uydurmasıyla,normal bir kitap,her türlü tasarrufun yapılabileceği bir eser durumuna indirmeye çalışılmaktadır.

-Mezhebsizlik iyidir,hoştur,diyerek insanları boşluğa itecek,keyfine göre yorumda bulmanın yolları açılacaktır.

*Özetle; İslamiyeti diğer dinlerden farklı olarak ayakta tutan tek unsur,Peygamber Efendimizin şeffaf olan manevi hakimiyetidir.

Şu anda İslam maskesi altında Peygamberimizin bu hakimiyeti kırılmaya çalışılmaktadır.

Böylece Kur’an-ı Kerim etrafındaki en büyük koruyucu ve tutturucu tutkal ve güç Efendimiz olduğundan o güç kırılmaya ve devre dışı bırakılmaya çalışılıyor.

Akabinde Kur’an-ı Kerime direk hücum edilecek hatta şiada olduğu gibi bahanelerle başka Kur’anlar çıkarılacak,en azından şaibe oluşturulacaktır.

Şeytan ayetleri bunun bir çıkışıdır.

**********************  

Eski Arapça Damad gibi özellikle fıkıh kitaplarına baktığımda gördüğüm şu ki; Üzerinde icma edilen görüş belirtildikten sonra,zayıf görüşü ifade eden ‘Kıle’ (denilmiş) ile bir çok farklı görüşler dile getirilmiş,ancak kabul görmediğinden muteber bir görüş olmamak üzere –Denilmiş- ifadesiyle dile getirilmiştir.

-Bu gün de yeni bir görüş olarak ortaya atılan silik ve muteber olmayan görüşler de, çöpe atılmış ve kabul görmeyen görüşlerin yeni bir versiyonla!,yeniden gündeme getirilmesidir.

*********************  

Dini din ile vurmak! Çanakkale savaşında batı orduları komutanı olan general Wınston Churchill kendisinin Türkiye üzerinde ki stratejisinin başarısız olduğuna dikkat çeken lordlara, 1932 yılı bir avam kamarasında şöyle bir konuşma yapar. ” Beyler… Türkleri güç ve ağırlık olarak yüz grama çıkarmamalı, elli grama ise hiç düşürmemeliyiz. Onları biraz kuruyunca sulamak, biraz yeşerince de budamak icap eder. Ben başarısız olmadım ama burada ki herkes gibi Türkleri hafife aldım. Şuan anlıyorum ki ellerindeki Kur’an-ı Kerim’i alamazsak, Türkleri yenmemiz mümkün değil” der. Bunun nasıl olacağını soranlara ise; Dini, Din silahıyla vuracağını söyler.. İşte müslüman bir toplumu en kolay yıkabilmenin formülünü böyle verir Wınston Churchıll. Din’i din silahı ile.. Her şey planlanır ve çok basittir. Önce, gerçek islam ve Kuran ilmi verilen medreseler… “[14]

Din,Allahın dinidir.

Allah elbette bir yandan kendi dinini korurken,diğer yandan da sönük ve silikleri ortaya çıkarır.

MEHMET ÖZÇELİK

14-11-2015

 

[1] http://m.sorularlaislamiyet.com/index.php?oku=239515

http://www.saidnursi.de/yazarlar/halil-akgunler/8750-hz-ademden-as-once-baska-ademler-varmiydi.html

[2] Buhârî – Müslim İbni Mâce – Tirmizî – Ebû Dâvûd – Nesâî.

[3] Bakaranın son ayetinde hepsinin bir olduğu zikredilirken,Bakara.253-de.

[4] https://www.youtube.com/watch?v=78AJ6COn0xk

http://www.yeniakit.com.tr/haber/yasar-nuri-ozturk-sonunda-deist-oldu-62445.html

http://www.furkanhaber.com/deist-ilahiyatci-yasar-nuri-ozturk/

[5]https://www.google.com.tr/search?q=ben+mumum&gws_rd=cr,ssl&ei=ogM1VsGbLqK6ygOgmKy4Bw#q=ya%C5%9Far+nuri%27nin,namaz%C4%B1n+bir+emevi+uygulamas%C4%B1+oldu%C4%9Funu+s%C3%B6ylemesi&tbm=vid

[6] http://www.yenimesaj.com.tr/?haber,2015338

https://www.youtube.com/watch?v=S03KNyoVNWs

[7]https://www.google.com.tr/search?q=ya%C5%9Far+nuri+%C3%B6zt%C3%BCrk&biw=1440&bih=740&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ei=HLqGVbynKcmsswGF9oDADg&ved=0CAcQ_AUoAg

[8] http://www.habervaktim.com/haber/413584/yasar-nuri-ozturk-deist-oldu.html

[9] https://www.youtube.com/watch?v=wlh_bbJIPH4

[10] http://www.suleyman-ates.com/index.php?option=com_content&view=article&id=794:cennet-kmsenm-tekelnde-deldr–vaktler-br-vakte-ndrme-&catid=56:2013-08-24-21-17-25&Itemid=46

http://www.gazetevatan.com/suleyman-ates-46023-yazar-yazisi-cennet-kimsenin-tekelinde-degildir/

[11] http://www.hayrettinkaraman.net/makale/0315.htm

http://www.ihvanlar.net/2012/05/01/polemik-degil-diyalog-kitabina-reddiye/

https://www.facebook.com/notes/%C3%BCstad-kadir-m%C4%B1s%C4%B1ro%C4%9Flu/hz-muhammed-mustafa-save-inanmak-iman%C4%B1n-%C5%9Fart%C4%B1-de%C4%9Filmi%C5%9F/135859266488661

[12] bk. Müslim, “Îmân”, 1; Ebû Dâvûd, “Sünnet”, 15; İbn Mâce, “Mukaddime”, 9, http://www.sorularlaislamiyet.com/article/12212/kadere-imanin-kuranda-olmadigi-hadislere-sonradan-karistirildigi-iddiasinda-olanlar-var-kadere-imanin-kaynagi-nedir-kader-bizim-irademizi-ve-tercihimizi-yok-eder-mi.html

[13] http://www.gazetevahdet.com/ilahiyat-camiasinda-ilmi-seviye-asiri-dusuk-3128yy.htm

[14] http://www.palo.com.tr/a/dini-din-ile-vurmak-374354#sthash.nLrU7219.dpuf

 

No ResponsesKasım 14th, 2015

Yoruma kapalı .