SÜFYANİZMİN SON AYAK SESLERİ

SÜFYANİZMİN SON AYAK SESLERİ

Deccal ve deccalizm tüm insanlığı tehdit eden ateizm ve inançsızlık iken, Süfyanizm islam dünyasını ve özellikle hilafet merkezini tehdit eden ve kominizmden daha dehşetli bir inançsızlığı işlerken, diğer yandan bin yıllık islama aid tüm değerleri ve birikmişleri devre dışı bırakır.

Öyle ki; bin dört yüz yıldır islam adına yapılanlardan adeta değiştirilmedik ve kaldırılmadık bir şey kalmaz.

İşte bir örneği:

Tâlimat: Gazetelerimizin son günlerdeki neşriyatı arasında dinlerden bahis bâzı yazı ve mütâlaasına ve temennilere rastlanmaktadır. Bundan sonra dinler mevzuu üzerinde gerek târihî, gerek temsilî ve gerek mütâlaa kâbilinden olan her türlü makâle, bend, fıkra ve tefrikaların neşrinden tevakki edilmesi ve başlamış bu kâbil tefrikaların en çok üç gün zarfında nihâyetlendirilmesi ehemmiyetle ricâ olunur. [1]

1917-1990 yılları arasında kominizm dünya üzerindeki etkisini kaybederken, süfyanizm hala varlığını ve gücünü devam ettirmektedir.

 

Tüm Risale-i Nur Külliyatından iktibas ederek hazırlamış olduğum Veciz Sözler adlı eserimde [2] ele aldığım Süfyanizm ile ilgili tesbitlerde Bediüzzaman şu izahlarda bulunur;

Hem bazı ehl-i velayetin istihracatıyla anlaşılıyor ki, İslâm Devletinin başına   geçecek olan Süfyanî Deccal ise; gayet muktedir ve dâhî ve faal ve gösterişi istemeyen ve şahsî olan şan ü şerefe ehemmiyet vermeyen bir sadrazam ve gayet cesur ve iktidarlı ve metin ve cevval ve şöhretperestliğe tenezzül etmeyen bir serasker bulur, onları teshir eder. Onların fevkalâde ve dâhiyane icraatlarını, riyasızlıklarından istifade ile kendi şahsına isnad ve o vasıta ile koca ordunun ve hükûmetin teceddüd ve inkılab ve harb-i umumî inkılabından gelen şiddet-i ihtiyacın sevkiyle işledikleri terakkiyatı şahsına isnad ettirerek şahsında pek acib ve hârika bir iktidar bulunduğunu meddahlar tarafından işaa ettirir.”[3]

 “Süfyan ve Mehdi hakkındaki hadîslerin ifade ettikleri mana budur ki: Âhirzamanda dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulacak:

Birisi: Nifak perdesi altında, risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) inkâr edecek Süfyan namında müdhiş bir şahıs, ehl-i nifakın başına geçecek, şeriat-ı İslâmiyenin tahribine çalışacaktır. Ona karşı Âl-i Beyt-i Nebevînin silsile-i nuranîsine bağlanan, ehl-i velayet ve ehl-i kemalin başına geçecek Âl-i Beytten Muhammed Mehdi isminde bir zât-ı nuranî, o Süfyan’ın şahs-ı manevîsi olan cereyan-ı münafıkaneyi öldürüp dağıtacaktır.

            İkinci cereyan ise: Tabiiyyun, maddiyyun felsefesinden tevellüd eden bir cereyan-ı Nemrudane, gittikçe âhirzamanda felsefe-i maddiye vasıtasıyla intişar ederek kuvvet bulup, uluhiyeti inkâr edecek bir dereceye gelir.”[4]

“Ehadîs-i şerifede gelmiş ki: “Âhirzamanın Süfyan ve Deccal gibi nifak ve zındıka başına geçecek eşhas-ı müdhişe-i muzırraları, İslâm’ın ve beşerin hırs ve şikakından istifade ederek az bir kuvvetle nev’-i beşeri herc ü merc eder ve koca Âlem-i İslâmı esaret altına alır.”[5]

“Bir hadîste: “Âhirzamanda dehşetli bir şahıs sabah kalkar, alnında “Hâzâ kâfirun” yazılmış bulunur” diye hadîs var deyip benden sordular. Dedim: “Bir acib şahıs, bu milletin başına geçer ve sabah kalkar başına şapka giyer ve giydirir.” Bu cevabdan sonra bunu sordular: “Acaba o zaman onu giyen kâfir olmaz mı?” Dedim: “Şapka başa gelecek, secdeye gitme diyecek. Fakat baştaki iman o şapkayı da secdeye getirecek, inşâallah müslüman edecek.” Sonra dediler: “Aynı şahıs bir su içecek, onun eli delinecek ve bu hâdise ile Süfyan olduğu bilinecek?” Ben de cevaben dedim: “Bir darb-ı mesel var: Çok israflı adama “eli deliktir” denilir. Yani elinde mal durmuyor, akıyor, zayi’ oluyor, deniliyor. İşte o dehşetli adam bir su olan rakıya mübtela olup, onun ile hasta olacak ve kendisi hadsiz israfata girecek, başkalarını da alıştıracak.” Sonra birisi sordu ki: “O öldüğü zaman İstanbul’da Dikili Taş’ta şeytan dünyaya bağıracak ki; filan öldü.” O vakit ben dedim: “Telgrafla haber verilecek.” Fakat bir zaman sonra radyo çıkmış işittim. Eski cevabım tam değilmiş bildim.”[6]

“Deccal ve Süfyan gibi eşhas-ı müdhişe, kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar.”[7]

“Yedinci Mes’ele: Rivayette var ki: “Süfyan büyük bir âlim olacak, ilim ile dalalete düşer. Ve çok âlimler ona tâbi’ olacaklar.” Ve’l-ilmu indallah,(Gaybı ancak Allah bilir.) Bunun bir tevili şudur ki: İslâmların Deccal’ı ayrıdır. Hattâ bir kısım ehl-i tahkik İmam-ı Ali’nin (R.A.) dediği gibi demişler ki: Onların Deccal’ı Süfyan’dır. İslâmlar içinde çıkacak, aldatmakla iş görecek. Kâfirlerin Büyük Deccal’ı ayrıdır. Yoksa Büyük Deccal’ın cebr u ceberut-u mutlakına karşı itaat etmeyen şehid olur ve istemeyerek itaat eden kâfir olmaz, belki günahkâr da olmaz.”[8]

“Rivayetlerde, vukuat-ı Süfyaniye ve hâdisat-ı istikbaliye Şam’ın etrafında ve Arabistan’da tasvir edilmiş. Allahu a’lem, bunun bir tevili şudur ki: Merkez-i hilafet eski zamanda Irak’ta ve Şam’da ve Medine’de bulunduğundan, râviler kendi içtihadlarıyla -daimî öyle kalacak gibi- mana verip “merkez-i hükûmet-i İslâmiye” yakınlarında tasvir etmişler, Haleb ve Şam demişler. Hadîsin mücmel haberlerini, kendi içtihadlarıyla tafsil etmişler.”[9]

“İslâm Deccalı olan Süfyan dahi, şeriat-ı Muhammediyenin (A.S.M.) ebedî bir kısım ahkâmını nefis ve şeytanın desiseleri ile kaldırmağa çalışarak hayat-ı beşeriyenin maddî ve manevî rabıtalarını bozarak, serkeş ve sarhoş ve sersem nefisleri başıboş bırakarak, hürmet ve merhamet gibi nurani zincirleri çözer; hevesat-ı müteaffine bataklığında, birbirine saldırmak için cebrî bir serbestiyet ve ayn-ı istibdad bir hürriyet vermek ile dehşetli bir anarşistliğe meydan açar ki, o vakit o insanlar gayet şiddetli bir istibdaddan başka zabt altına alınamaz.”[10]

“Bir zaman Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Hazret-i Ömer Radıyallahü Anh’a yahudi çocukları içinde birisini gösterdi, “İşte sureti” dedi. Hazret-i Ömer Radıyallahü Anh, “Öyle ise ben bunu öldüreceğim” dedi. Ferman etti: “Eğer bu Süfyan ve İslâm Deccalı olsa, sen öldüremezsin; eğer o olmazsa, onun suretiyle öldürülmez.

Bu rivayet işaret eder ki; onun sureti, hâkimiyeti zamanında çok şeylerde görüneceği gibi, kendisi yahudiler içinde tevellüd edecek. Garibdir ki, onun suretindeki bir çocuğu katledecek derecede ona hiddet ve adavet eden Hazret-i Ömer Radıyallahü Anh, o Süfyan’ın en çok beğendiği ve takdir ettiği ve çok defa ondan senakârane bahsedeceği bir memduhu -Hazret-i Ömer’le- çıkmış.”[11]

“Ehl-i siyaseti Risale-i Nur’a karşı cephe almağa ve tecavüz etmeye sebebiyet veren şapka ve ezan mes’eleleri ve deccal ve süfyan ünvanları, Risale-i Nur şakirdleri yabanilere karşı lüzumsuz medar-ı bahs ve münazaa edilmemek lâzımdır ve ihtiyat etmek elzemdir ve itidal-i demmi muhafaza etmek vâcibdir. Hattâ sizde cüz’î bir ihtiyatsızlık, buraya kadar bize tesir ediyor.”[12]

“Hem de “İnnâ a’taynâ”  nın sırrı kısmen tahakkuk etmiş. Çünki Süfyaniyetin dört rüknünden en kuvvetlisi ve dehşetlisi bütün bütün çekildi. Kabir altında azap çekiyor. Ve en büyüğü dahi alakası bilfiil çekilmiş. Mason komitesinin mahkumu ve âleti olup azabiyle meşguldür. Yalnız onun gölgesi hükmediyor. İleri tecavüz etmemekle beraber kısmen geriliyor. Bakî kalan iki şahıs ise ellerinden gelse tâmire çalışacaklar.”[13]

“Hem büyük Deccalın, hem İslâm Deccalının üç devre-i istibdadları manasında üç eyyam var. Bir günü; bir devre-i hükümetinden öyle büyük icraat yapar ki, üçyüz sene yapılmaz. İkinci günü, yani ikinci devresi, bir senede otuz senede yapılmayan işleri yaptırır. Üçüncü günü ve devresi, bir senede yaptığı tebdiller on senede yapılmaz. Dördüncü günü ve devresi adileşir, bir şey yapmaz, yalnız vaziyeti muhafazaya çalışır.” diye, gayet yüksek bir belagatla ümmetine haber vermiş.” [14]

            – Süfyanizmin dört devresi vardır. Dördüncü devresinde kendisini korumaya çalışır, hiçbir şey yapmaz. Paralel yapının hukukçuları ve hakimleri tarafından korunmaya çalışılmaktadır.

            Bütün su-i istimallerin olduğu ve alınacak kararların devre dışı bırakıldığı, toplumun ve yöneticilerin, hükümetin icraatta elini kolunu bağlayacak en önemli kurum hukuk ve hukukçulardır.

            Menfiliklerin çöreklendiği yerlerdir hukuk ve adalet…

            Toplumun bir çok kesiminin memnun olmadığı hukuktan işte bir haber;

            “680 hâkim-savcı açığa alınıyor.

HSYK Teftiş Kurulu Paralel Yapı’nın yargı ayağındaki isimleri tek tek tespit etti. 680 hakim ve savcı için soruşturma başlatıldı. İhracı gündeme gelen isimlerin yargılanmaları sağlanacak.”[15]

*Rusya istilacı, bölüp parçalayarak yutma özelliğine sahiptir.

Karakteri bozuk. İnsani yüzünü göstermesi aldatıcı olur.

Tıpkı timsah göz  yaşları gibi. Hem avını yer ve hem de arkasından göz  yaşı döker.

İştahını açmış olmasından dolayı olsa gerek?

1960-larda Kominizme karşı savaş derneği kuran Gülen, ne garip bir tecellidir ki, ruslarla el ele verip, Rus yanlısı Hdp- ye destek vererek Türkiye-ye cephe almaktadır.[16]

            Süfyanın hakimiyetini kurduğu ve sürdürdüğü yer, askeriyedir.

            Süfyanın elinden ilk kurtulacak kurum ordu ve asker, sonrasında ise hukuk ve adalettir.

            “Kahraman ordu, dizginini onun elinden kurtarıyor” diye rivayetlerden anlaşılıyor.” [17]

-“Bir gün, Eskişehir’de, Yıldız Otelinin üst katında Hazret-i Üstadın odasında hizmetindeydik. Bir kuşluk vakti idi. Beş adet jet uçağı otelin üstünden şiddetli ses çıkararak geçtiler. Pencereler de açık idi. Hazret-i Üstad gülümseyerek, ‘İnşaallah bunlar bir zaman İslâmiyete büyük hizmetler edecekler’ dedi. Ve ilaveten, ‘Sungur, askeriyede bir ruh var. O ruh, benimle dosttur. Bilmiyorum, ya o bir kişidir veya cemaattir; sağdır ve ölüdür; velîdir veya kutubdur. Bilmiyorum, fakat bir ruh var ki; o ruh benimle dosttur’ diye beyanda bulundular.

“Bunlarla iftihar ediyorum”

-“Ben bakıyorum; kim bana zulmediyor, dikkat ediyordum, onlar katiyen Türk değillerdir. Çünkü, hakiki Türklerde zulmetmek damarı yoktur. Bana zulmedenler, Türklük perdesi altına girmiş başka millettendir, ‘ ve ‘ Her milletten ziyade yüksek bir haslet, bir manevi kahramanlık Türklerde görüyorum’ derdi.[18]

-Kaderin karar verip önünü açtığı kimsenin  önünde duran yıkılır ve rezil olur.

Yükseklerden gelecek kararı  durduracak bir karar, zarardır ve geçersizdir.

Nuh dedi ki: ‘Rabbim! Yeryüzünde hiçbir inkarcı bırakma.’

«Çünkü sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; yalnız ahlâksız, nankör (insanlar) doğururlar (yetiştirirler).»[19]

MEHMET ÖZÇELİK

[1] 24.7.1942 Matbuât Umum Müdürü nâmına İzzettin Tuğrul Nişbay.

[2] http://www.tesbitler.com/category/veciz-sozler/

[3] Ş.594-595,S.341,343-344.

[4] M.56-57,K.K.388.

[5] M.270,441,L.425,Ş.583,K.K.545.

[6] Ş.359,417,558,K.K.637.

[7] Ş.579,583.

[8] Ş.585,K.K.643-644.

[9] Ş.585,591,596,K.K.645.

[10] Ş.593,545.

[11] Ş.595-596,K.K.650.

[12] Ks.248,E.II/42,52,61,107,T.399,543.

[13] St.118,Kevser suresi.

[14]http://www.sorularlarisale.com/makale/1623/risale- i_nurlarda_deccal_ve_sufyan_konulari_nasil_islenmistir.html       Bak.Şualar, 587, http://www.saidnur.com/foreign/trk/risaleler/siracunnur/5sua.htm

[15] http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/03/06/680-hkim-savci-aciga-aliniyor#

[16] http://www.haber7.com/guncel/haber/1836046-gulen-ruslarin-elini-sikip-bakin-neler-soyledi

http://www.yeniakit.com.tr/haber/gulenden-ruslari-sevindiren-aciklamalar-145143.html

https://www.google.com.tr/?gws_rd=ssl#q=G%C3%BClen+HDP+el+ele+-+Ahaber

http://www.tesbitler.com/2016/03/02/eksen-degil-kisilik-kaymasi/

[17] Şualar, 596.

[18] http://www.risale-inur.org/msungurveli7.htm

http://www.tesbitler.com/wp-content/uploads/2015/01/manevi-destek.htm

[19] Nuh.26-27.

No ResponsesMart 21st, 2016

Yoruma kapalı .