YURTTA İFSAD KOMİTESİ

YURTTA İFSAD KOMİTESİ

-“Onlara: Yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman, «Biz ancak ıslah edicileriz» derler.”[1]

İslamın en son kalesi olan Türkiye-ye, başta abd, İngiltere, İsrail, almanya gibi ülkeler, en son darbeyi 50 yıldır besleyip büyüttükleri fetö eliyle vuracaklardı.

Fetö bu kirli ittifaka hırsı nedeniyle alet olduğundan kıyamete kadar hem kendisi ve hem de bu darbeden sonra ona sempati besleyip taraftar olanlar dünya ve ahirette lanetle anılacaklardır.

Başarılı olsaydı, Abd orta doğuya tam yerleşecekti.

İşid ve iran işgal edecekti.

Pkk devletini kuracak, iç çatışma ve kavgaların ateşi fitillenecekti.

Fırtına durulup, sel durulunca, geriye bakıp da geride bıraktıklarını gördükçe, her geçen zaman içerisinde dehşete kapılıyorum.

Gerçekten de uçurumun kenarından dönmüşüz.

İslamın son kalesinin , son ordusunun, son ferdlerinin en son ferdi olan Erdoğan Allahın yardımıyla planları bozdu.

Zamanla kalıntılar ortaya çıktıkça, planlar deşifre oldukça, irinler deşildikçe, korkunç plan çanakkaleye denk bir dehşeti de göstermektedir.

-“Tehlikeli bir yola süluk ettiği zaman, en evvel “Senin bu yolun seni felakete götürüyor, bu yoldan vazgeç” diye nasihat edilir. O insan vazgeçmediği takdirde şiddetle zecir ve nehyedilir ve aynı zamanda “Umum halkın nefret ve kahrına uğrarsın” diye tehdit edildiği gibi, “Ebna-yı cinsine zulmetmiş olursun” diye şefkat-i cinsiyeye de davet edilir. Eğer o insan, sarhoşlar gibi inatçı ve kafasız ise, kendisine yapılan nasihat ve zecir ve nehiyleri müdafaa etmekle mukabele eder ve “Benim mesleğim haktır; ne senin hakk-ı itirazın var ve ne de benim senin nasihatlerine ihtiyacım var” diye serkeşliğe başlar. Eğer o insan iki yüzlü ise, bir cihetten nasihat edenleri kandırır ve ilzama çalışır. Diğer cihetten de “Ben ıslah edici bir insanım” diye mesleğini hak göstermeye devam eder. Ve aynı zamanda “Islah benim hakiki bir sıfatım olup, bilahare hasıl olmuş bir sıfat değildir” diye davasını tekit ve te’yid eder. Bundan sonra eğer o insan mesleğinde ısrarla nasihatları kabul etmezse anlaşılır ki, onun ıslahına hiçbir çare ve hiçbir deva yoktur. Yalnız onun fesadı halka sirayet etmemek için, mesleğinin muzır ve fena olduğunu ilan etmek lazımdır ki, herkes ondan tahaffuz etsin. Zira o insan aklını çalıştırmıyor, şuurunu istihdam etmiyor ki, böyle zahir olan birşeyi hissedebilsin.”[2]

*“Rivayette var ki, “Süfyan büyük bir âlim olacak, ilimle dalâlete düşer. Ve çok âlimler ona tâbi olacaklar.” Ve’l-ilmu indallah, bunun bir tevili şudur ki: Başka padişahlar gibi ya kuvvet ve kudret veya kabile ve aşiret veya cesaret ve servet gibi vasıta-i saltanat olmadığı halde, zekâvetiyle ve fenniyle ve siyasî ilmiyle o mevkii kazanır ve aklıyla çok âlimlerin akıllarını teshir eder, etrafında fetvacı yapar. Ve çok muallimleri kendine taraftar eder ve din derslerinden tecerrüt eden maarifi rehber edip tâmimine şiddetle çalışır, demektir.”[3]

Ve’l-ilmu indallah, bunun bir tevili şudur ki: Başka padişahlar gibi ya kuvvet ve kudret veya kabile ve aşiret veya cesaret ve servet gibi vasıta-i saltanat olmadığı halde, zekâvetiyle ve fenniyle ve siyasî ilmiyle o mevkii kazanır ve aklıyla çok âlimlerin akıllarını teshir eder, etrafında fetvacı yapar. Ve çok muallimleri kendine taraftar eder ve din derslerinden tecerrüt eden maarifi rehber edip tâmimine şiddetle çalışır, demektir.”[4]

*Yavuz Sultân Selim Han Hazretlerine, Hıristiyan’ın biri sekiz sene hizmet etmiş.
O kadar güzel hizmet etmiş ki, ancak o kadar olur. …
Yavuz Sultân Selim Han bir gün çağırmış, demiş ki:
– Bak, seni azâd edeceğim, Sana para da vereceğim.
Padişâh sözü de veriyorum. Bana doğruyu söyle, en ufak bir zarar görmeyeceksin…
– Buyur sor Padişâhım! diyor.
Yavuz Sultân Selim Han;
– Benim Peygamberim Sallallâhû teâlâ aleyhi ve sellem buyuruyor ki; bir Yahudi ve bir Hıristiyan size hizmet ederse, fırsat buldukları an, size hıyânet ederler! Sende hiçbir hâinlik görmedim ama yaptığın bir ihânet varsa ben bileyim de, Aleyhisselâtû Vesselâm Efendimizin mucizesini gözümle görmüş olayım, söz veriyorum, zarar görmeyeceksin!
– Padişâhım… diyor, sekiz senedir sana getirdiğim abdest suyuna, işemeden getirmedim!
Sultân Selim Hân da diyor ki: Allahü tealaya yemin olsun ki, senin getirdiğin abdest suyu ile hiç abdest almadım! Haydi, serbestsin, git…

Not: Bir yakınım şöyle anlattı; korna çalanlara çok kızıyor ve içimden onları dövmek geliyordu.

Ancak 15- Temmuzdan sonra korna sesleri çok hoşuma gidiyor, rahatlıyorum.

MEHMET ÖZÇELİK

30-07-2*16

[1] Bakara.11

[2] Bediüzzaman. İşaratü’l-İ’caz, Sayfa 95.Münafıklar Bahsinden.

[3][3] Agy. Şualar, Beşinci Şua, İkinci Makam.

[4] Bediüzzaman.5.Şua./7.Mesele.

 

No ResponsesTemmuz 31st, 2016

Yoruma kapalı .