EĞİTİMDE İTTİFAK EDİLİYOR MU ?

EĞİTİMDE İTTİFAK EDİLİYOR MU ?

 

Öğretmenlerin kendi aralarında ittifakın ve sıhhatli görüşün olmadığı bir eğitimde, öğrencilerin sağlıklı bir inanca sahip olması düşünülemez.

Problem öğretmenlerin zihninde netleşmeli.

Mesela; asırlardır işin ehli olan alimler ve müçtehitlerce tartışılan ve önemli çapta çözüm yollarının konulup neticelenen İman ve Amel yani amelin imandan sayılması konusu, ilim ve ilmi vasfı olmayan hatta Kur’an-ı Kerim-i yüzünden okumaktan aciz ve de üniversiteyi kazanmaya yönelik bir eğitim öğrencisi içerisinde tartışılmakta, zihinler bulandırılarak ifsat edilmektedir.

Adeta batıl tasvir edilmektedir.

Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle de; Batılı tasvir, safi zihinleri idlaldir.

Zihinlerin saptırılması ile de bu öğrenciler ince iple bağlı oldukları dinden soğumaktadırlar.

-Yine çok tartışılanlardan olan Tekfir konusu da ne kadar sağlam zemine oturtularak ittifakla ele alınmaktadır?

-1970- den beri benim gördüğüm ve öncesinde de çok tartışılan;  Men lem yahkum bima enzelallahu fe ulaikehümül kâfirun- zalimun – fasıkun”[1] ayetini İbni Abbas bir kelime ile izah edip,  Bediüzzamanın da tercih etmiş olduğu; Men lem yahkum bil mana men lem yusaddik yani Hükmetmeyenden kasıt, Tasdik etmeyendir görüşü reddedilip kabul edilmeyerek Deaşe ve siyasi kavgalara kapı açmaktadır.

Sıkıntı hala sıkıntı olarak devam ettirilmektedir.

Adeta bu öğrencilere anne gibi süt verme değil, midedekileri boşaltma olan kusmukların da verilme çabasına girilmektedir.

Oysa o öğrencilere koyun gibi hazmedilmiş bilgi verilmesi gerekirken, hayvanın yavrusuna verdiği kusmuk gibi bilgi verilerek içinden çıkılması istenmektedir.

Oysa ilmi öğrenmeye teşvik edilip rehberlik yapılsa daha verimli olacaktır.

Öğrenciler üst seviyede değerlendirilip, müctehidler topluluğu olarak görülmektedir.

-Yüz sene önce dinin problemi harici idi, şimdi dahili oldu.

Böylece büyük bir alim ve müçtehit görülerek her türlü olumsuzlukları ve tartışma konularını İmam Hatip öğrencilerinin gündemine getirmek iyi niyetin ve hizmetin gereği değil, bu bir ifsat hareketidir.

Namaz kılma oranı düşük olan ve iman takviyesi yapılması gereken bu öğrencilerle füruat ve gerekli olmayan meseleleri tartışmak fayda değil zarar vermektedir.

-Ve yine Emevi düşmanlığı bahane edilerek Kur’an ve hadise ve de sahabeye saldırılmaktadır.

-Hadiste; “Şunu iyi biliniz ki, bana Kur’an-ı Ke­rim ile birlikte onun bir benzeri de verilmiştir. (Bu konuda) dikkatli olun; (çünkü) koltu­ğuna kurulan tok bir adamın ‘Size (Hz. Peygamberin sünneti / hadisleri değil) sadece şu Kur’an lazımdır, onda bulduğunuz helali helal, haramı da haram kabul ediniz yeter!’ diye­ceği (günler) yakındır…”[2]

 

-Kur’an bana yeter, ona göre hükmederim demek, kanuna göre hüküm vermek hatta hukuk fakültesini bile okumaya gerek görmeden karar vermeye benzer.

Anayasa mücerred olarak temel alınıp, ekleriyle anlaşılır.

Veya derste sadece üniteleri anlatıp, onun dışına çıkmamak ne kadar anlayıcı ve anlatıcıdır.

Kur’an yeter diyenler, Kur’an-dan daha çok konuşuyorlar.

Onlar Kur’an-dan değil, kendi heva ve heveslerinden konuşmaktadırlar.

Kur’an-ı da kendilerine göre konuşturmaktadırlar.

 

-Hadis olmadan Kur’an-ı anlamak ve bilmek, harita üzerinde işaret ve özellikler olmadan anlamak gibidir.

Veya çok mükemmel bir müze de olsa, tarif edici olmadan anlaşılamayacağı bilinemeyeceği gibidir.

-Bu meyanda önde engel görülen rivayetler ve raviler, müellifler ve de onların yazdıkları eserler inkar edilmiş, yanlışlığı iddiasında bulunulmuştur.

-Bu milletin dini ilk yüz yıl içinde engellenerek yok edilmeye çalışıldı. Şimdi ise geriye kalanı da yanlış inandığı söylenerek yok edilmeye çalışılmaktadır.

-”Her ümmetin mecusisi vardır. Benim ümmetimin mecusileri ise ‘Kader yoktur.’ diyenlerdir. Onlardan biri ölürse, cenazesine katılmayın, hasta olursa ziyaretine gitmeyin. Onlar deccal taifesidir. Allah’ın onları deccale ilhak ettirmesi (ona katılmış bir grup olarak değerlendirmesi) hakkıdır.” [3]

Özellikle imani meselelerin münakaşa suretinde bahsi caiz değildir.[4]

 

**********************   

Birkaç itirafı göz önünde bulundurmak gerekir;

-1970-lerde kendisinden Kur’an-ı Kerim ve arapça dersi gördüğüm merhum Ali Güven hoca kendisi medresede okumuştu.

Ancak buna rağmen Allahın varlığı konusunda İhlas suresinin dışında bir isbat yoluna gidemiyorduk.

Allahın varlığı konusunda sorulan soruya, Kul hüvallahu ehad, deyip, ötesine geçemiyorduk.

Ancak Risale-i Nurları elde etmekle bu konudaki büyük eksikliğimizi giderdik.

-Bahri hoca hem medresede okumuş hem de şu an emekli imamdır kendisi.

15 yıl medrese tedrisatı, 10 yıl imamet yaptığım halde, ahiret ve kader konusunda şüphelerim vardı.

Risale-i Nur ile onu izale ettiğini söyledi.

-Yine başkasından nakille; 30 yıl medresede öğrenci yetiştiren bir hoca itirafında;

Eğer Risale-i Nurdaki meleklere iman konusunu dinlemeseydim, meleklere iman etmemiş olarak bu dünyadan gitmiş olacaktım.

Hocaları böyle olursa, cemaat ve toplumu varın siz düşünün.

Ancak bu ümitsizlik anlamına olmayıp, bir cihetle 3.asrada benzemektedir.

Farklı, hariçten girmiş inanç ve kültürlerin islamın safiyetini bulmak için çalkalamasına benzemektedir.

-Kendileri üzerinde operasyon yaptığımız gençlere nasıl bir eğitim almak istediklerini veya mevcut eğitimden ne kadar memnun olduklarını sorduk mu?

Neden dillerinden anlamıyoruz veya anlamıyorlar,

O da 10 dil bildiğimiz halde ,anlamıyorlar mı yoksa anlatamıyor muyuz? Çözümler ve nedenleri nelerdir?

-Temel ve Dursun Sultan Ahmet camiinde dolaşırlar.

Kendilerine yaklaşan bir turist 10 farklı dilde soru sordukları halde cevap alamayınca, bu durumdan mahcup olan Dursun Temele dönerek;

Ya hu Temel, adam bak 10 dil bildiği halde, biz bir dil biliyoruz, deyince Temel;

10 dil biliyor ancak hala kendisini anlatamadıktan sonra neye yarar?

 

-Öğretmen – öğrenci iletişimi sağlam zemine oturtulmalı ve de güçlendirilmelidir.

-Öz eleştiri ve bir İç muhasebe olarak kendimizi sorgulamalıyız.

Hep haklı olarak övdük İmam Hatipleri.

Başarılı olanlar okullara kaydedildikten sonra, geride kalan ve geriye kalanlar bu okullara kaydedildi.

Eskiden ise bunun tersi olurdu.

Kalite düştü.

Bu konuda her kes müttefiktir.

Bu öğrencilerin eğitim kaliteleri yükseltilmesi yönünde çaba gösterilmesi kadar, daha fazlasıyla da manevi yönlerinin ve de namaz kılmaları konusundaki çabalar arttırılmalıdır.

MEHMET ÖZÇELİK

02-10-2017

[1] Maide.44-45,47.

[2] Bk. Ebu Davud, Sünnet, 5(6), İmaret,33; Tirmizî, İlim, 10; İbn Mace, Mukaddime, 2; Darimî, Mukaddime,49; Ahmed b. Hanbel, 2/367, 4/131-132, 6/8).

[3] Ebu Davud, Sünnet; 17).

http://www.kuranikerim.com/kutubi-sitte/4820.html

[4] Bak.Bediüzzaman.12.Mektup.

No ResponsesEkim 7th, 2017

Yoruma kapalı .