GELDİ İSMET GİTTİ KISMET

GELDİ İSMET GİTTİ KISMET

İsmetin vergi derdi, toplumu gerdi.

Vergiler topluma yapılan hizmet karşılığında alınan bedellerdir.

Devletin elbette ki yürümesi için gereklidir.

Ancak toplumun kanının emilircesine zulme dönen vergi de vergi değil, bir hinlik ve hainliktir.

-“ Türk vergiciliğinde 1925-1950 dönemi, mo­dern vergiciliğe geçişin genellikle başarıya ulaşamamış girişimleriyle doludur. 1925’lerde batı ülkelerinde uygulanmakta olan yeni vergilerden esinlenerek 1926’da yürürlüğe konulan kazanç vergisi ile umumi istihlâk vergisi bu tür girişimle­rin somut birer örneğidir.”

Nitekim işte onlardan yaşanmış birkaç kesit;

-Devlet vatandaşa bedava buğday vereceğini, kimin ne kadar alacak ise o kadar alacağını yazdırmasını ister.

Bedava olunca herkes ekeceğinin iki katını devletten ister.

Her zaman yirmi torba ekiyorsa, bedava olduğu için kırk torba yazdırır köylüler.

Ancak ekin zamanı geldiği halde devlet köylüye buğday vermez.

Ancak hasad zamanı geldiğinde köye gelen vergi memurları köylüleri istedikleri kadar buğdayı ekmiş olarak değerlendirip, onun üzerinden vergi talep eder.

Zira kaç torba ekecekleri imzalı belgeleri vardır.

Devlet kendi vatandaşına tuzak kurmuştur.

Köylüler ise bunu vermekte zorlanırlar.

Veremeyenler etraf köylerden borç alıp verir hatta kendi elleriyle devlete götürüp teslim ederler.

Vergisini veremeyenler ise ağır bir şekilde eziyet edilerek cezalandırılır.

*********************   

Erzurum-un bir köyünde bir çok yerde çukur bulunur.

Sebebi ise hasat zamanı bu çukurlara buğdaylar doldurularak yüksek ve çok görülmesi engellenmiş olur.

Böylece insanlar daha az vergi vermiş olurlar.

-İnsanlar vergi memurları gelmeden hayvanlarını mağaralara götürür, vergi memurlarından kaçırırlardı.

-Meşhurdur; adamın biri eşeğinin vergisini vermemek için yatağa yatırır.

Vergi memuru geldiğinde yatanın kim olduğunu sorar.

O da babamdır, der.

Ancak kulağı görülmekte olunca yalanı ortaya çıkar.

Vergi memurunun azarlamasına da; Eşşeği bile bana, baba diye söylettiniz ya, helal olsun size, der…

************************ 

Bir gün amcamla Adıyaman-ın merkezinde olan Bahçeli evlerden geçerken şu an değerli olan oradaki bir arsayı göstererek şöyle demişti;

Burası babama aiddi.

Ancak vergisini veremeyince bir çok kimseye adeta yalvararak;

Ne olur burayı vergisi karşılığında bedavaya veriyorum, alın dediği halde, zorla bir kişiye verebildi.

Bu bir İngiliz siyaseti, daha doğrusu işgal oyunudur.

Nitekim İngiliz teklifiyle Yahudiler Filistin-de ağırlaştırılmış bu vergi sebebiyle arsalarını satmışlardır.

Ondandır ki halkın dilinden şu cümle düşmemiştir; Geldi İsmet Gitti kısmet.

Serdengeçti-nin ifadesiyle; İki İsmetten çok çektim. Biri zürriyetimi kesti, diğeri hürriyetimi.

Hanımının adı sevmediği kimsenin adı olan İsmetmiş. Çocuğu olmamış.

MEHMET ÖZÇELİK

17-10-2017

 

 

No ResponsesEkim 17th, 2017

Yoruma kapalı .