ŞERİAT – TARİKAT – HAKİKAT

ŞERİAT – TARİKAT – HAKİKAT

Abdest alan üç kişiye tokat atan kişiye;

Birinci kişi olan şeriat; Tokat atana tokat atar.

İkinci kişi olan Tarikat; Sadece kimden geldiğine döner bakar.

Üçüncü kişi olan Hakikat ise; Madem gönderen O’dur, kimle gönderirse göndersin deyip, dönüp bakmaz bile.

-Daha kısa bir yol ise;

Şeriatta bu senindir bu benim.

Tarikatta hem senindir hem benim.

Hakikatta ise ne senindir ne benim.

-Şeriat, Tarikat, Hakikat yoldur varana…

Şeriat ve tarikattan mana, hakikatı bulmak ve hakikata çıkmaktır.

Her şey Hak’tan gelmiş ve Hak olup hakka gitmektedir.

-Hakikat yolunda az yemeli az konuşmalı ve az uyumalısın.

-Toplum siyasi, politik, gündelik, basit şeylerle meşgul edilerek, asli ve ebedi görevleri unutturulmaktadır.

Hayırlı işlerin çok muzır manileri vardır.

Bunlar hakikatın önünde birer ayak bağıdırlar.

-Kuranı Kerim 3 şeyi hedefler; Aklı Selim, Kalbi Selim, Zevki Selim.

Bunlarla Hak bulunur ve Hakka gidilir.

-Allah kudret sıfatıyla yarattığı kainatı insanın madde ve kullanımına, Kelam sıfatının tezahürü olan Kuranı da insanın ruhuna sundu.

-Bir asırdır memleketin taşları ilk defa yerine oturuyor.Trt1. de ilk defa yapılan Kuranı Kerimi güzel okuma yarışması, bunun tezahürüdür.

Bunlar hakikat yoluna döşenmiş taşlardır.

-Sayın Diyanet işleri Başkanına ve Sayın Cumhurbaşkanına teklifimdir.

On binlerce hafızımız var. 126 bin 500. Bunlar Türkiye-nin merkezi camilerinde, tıpkı kutsal emanetlerde olduğu gibi 24 saat Kuranı Kerim okusunlar. Türkiye-nin kısa zamanda çehresi değişecektir. Dikkate alınmalıdır.

Kısaca, bir asırdır Hakikatın önündeki barikatlar ve setler kaldırılmalıdır.

Her şey hak ve hakikat namına olmalıdır.

-“S – Tenkidi nasıl görüyorsun? Hususan umur-u diniyede…”

“C – Tenkidin sâiki, ya nefretin teşeffisidir veya şefkatin tatminidir. (Dostun veya düşmanın ayıbını görmek gibi.)”
“Sıhhat ve fesada muhtemel bir şeyde kabule temayül ve tercih şefkatten; redde temayül ve tercih -vesvese olmazsa- nefretten geldiğine ayardır.”
“Sâik-i tenkit, aşk-ı hak ve arzu-yu tenzih-i hakikat olmalı. Selef-i Salihînin tenkitleri gibi…”
Tuluat.

-”Şimdilik vazifemiz istihraç-ı esrardır.” Latif nüktelerden…

-6.sualde; Bir maden-i hayat-ı içtimaiyemiz olan ittihad-ı millet, ref’i imtiyazdan başka ne ile olur?” (Divan-ı Harbi Örfi. Bediüzzaman)

-Eğer vaktiyle o ene’nin şiddetli bir terbiyeyle başı kırılmazsa büyür, insanın vücudunu yutar. Eğer milletin de enâniyeti inzimam ederse, Sâniin emrine karşı mübarezeye çıkar. Tam mânâsıyla bir şeytan olur. Sonra, halkı da kendisine kıyas eder, esbabı da o kıyasa dahil eder, büyük bir şirke düşer. El-iyâzü billâh!

-Hakikatın önündeki en büyük engel, enaniyet ve benliktir.

-Sabır hakikatın basamaklarıdır.

“Rabbin için sabret.” Müddesir\7.

-Hakikat âyandır, görmeye göz gerek,

Güzellik beyandır, sürmeye yüz gerek.

-De ki: “Herkes kendi yapısına uygun işler görür. Rabbiniz, en doğru yolda olanı daha iyi bilir.”İsra.84.

Kim hakkın ve hakikatın peşinde, kim de nefsin ve enaniyetin…

-Hz. Âdemin yasak olan meyveden yemesi; aslında İlahi külli irade ile cüz-i iradenin ortaklaşa birleştiği yerdir.

Hz. Âdemin yapmayı istediğini, kader cihetiyle Allah da istemekteydi.

Allah insanın Hakkı kendi iradesiyle bulmasını diledi.

-Bitirmek yani yeşermek için, bitmek lazım.

İnsan bu dünyaya ekmek ve ekilmek için gelmiştir, der Bediüzzaman.

Şeriat hakka kurallı ve kestirmeden gitmeyi sağlar.

-Hazreti Ali’nin bir tacire, ticâretten önce fıkıh öğrenmesini emrettiği rivâyet edilmiştir. Bir kişi gelip, “Yâ Emîr-el-mü’minîn, ben ticâret yapmak istiyorum” deyince, Hazreti Ali, “Fıkıh ticâretten öncedir, çünkü fıkhı öğrenmeden önce ticâret yapan faizden kurtulamaz” buyurmuştur.

-Keyfe ehafu minel fakri ve ene abdul Ğani

Hakkı bulan fakir değil, zengindir.

Zengin bir Zatın kulu olduktan sonra, ben nasıl fakirlikten korkarım?

Mehmet ÖZÇELİK

18-10-2017

 

No ResponsesEkim 30th, 2017

Yoruma kapalı .