RABBİM BİZİ GERİ GÖNDER

RABBİM BİZİ GERİ GÖNDER

Dünya imtihanına gönderilen insanlar, imtihanları ve vazifeleri bittikten sonra, kendilerini yaratıp gönderen Rabbi Kerimlerine döneceklerdir.

Ya Aziz olarak ya da Zelil olarak…

İman küfür mücadelesi Hz. Âdemden kıyamete kadar devam etmektedir.

Bu gün dünyada hala önemli çapta ateist olan ülkeler bulunmaktadır.

Çin.% 67, Japonya. % 29, Hong Kong. % 30, Türkiye. % 6, İran. % 4..[1]

Bediüzzamanın deyimiyle, kâfirin bu dünyadaki manevi cehennemi, asi bir müminin ahiretteki maddi cehenneminden daha dehşetlidir.

Oysa bu durumda dünya ve ahiretini kaybetmiş olduğunun farkında değil.

-“Günahlar, hayat-ı ebediye de daimî hastalıklardır.”[2]

Bu hastalıklar salgınlaşıp, manevi ve toplumsal hastalıkları da beraberinde getirmektedir.

“Şahs-ı zahirisinin hatasıyla şahs-ı manevisi hasta olduğu…”[3]

-Cehennem suyu şifalı sulardandır ancak imansızlığı tedavi etmeyip, acısını azaltıyor.

-Dünyadaki binlerce batıl inancın devamını sağlayan sebep, atalarını yanlış yolda bulup, körü körüne taklid edip, devam ettirilmeleridir.[4]

-Abdullah ibn-i Amr ibn As (r.anh)’den rivayet edilmiştir: Bir gün Rasulullah (s.a.v.) ‘namaz’dan söz etmiş ve şöyle demiştir:”

“Kim namazına devam ederse bu namaz kıyamet gününde onun için (karanlığa karşı) nur, (doğruluğuna) delil ve (azabtan) kurtuluş olur. Kim namazına devam etmezse onun nuru, delili ve kurtuluşu olmaz. O kimse kıyamet gününde Karun, Firavun, Haman ve Ubey İbn Halef ile beraber olur”[5]

Karunla beraber olması mala düşkün olması, zenginliği Allahtan değil kendisinden bilmesi, Firavunla beraber olması güç sahibi olması, Hamanla beraber olması, yöneticiliğinin namaza engel teşkil etmesi, Übey ibni Halefle olması, tüccar olan Übey gibi ticaretinin ibadetine mani olmasındandır.

-Mümin için afv ve mağfiret söz konusu iken, kâfir için bu durum artık bitmiştir.

Müminlerde üç türlü muamele görürler;

-Ya ayıbı yüzüne vurulup cezalandırılır, af etmeden. Bu ise gerekendir.

Afv, ayıbı yüzüne vurarak, cezalandırmayıp bağışlar.

Mağfiret ise, yüzüne vurmadan bağışlar.

Bakara suresinin sonundaki gibi; Va’fuanna, vağfirlena..

-“ (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?”[6]

Ahirette iman etmeyenler, hayvanların cesedlerinin toprak olduğunu gördüklerinde şöyle diyeceklerdir;

“Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkârcının, “Keşke toprak olaydım!” diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.”[7]

“De ki: “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.

Suçlular, Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, “Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız” dedikleri vakit, (onları) bir görsen!

Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, “Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir.”[8]

“Onlar cehennemde, “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim” diye bağrışırlar. (Onlara şöyle denilir:) “Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.”[9]

Dönüşü olmayan bir hayata gitmekteyiz.

Rabbim! Bizi tekrar geri gönder, bak nasıl iyi amelde bulunacağız, sözünün geçerli olmadığı bir gidişe sevk olunmaktayız.

Dünya sınavının tekrarı yok.

Neyiz? Ne olduk? Ne olmaktayız?

Hangi atmosferdeyiz?

******************   

“YA RESÛLALLAH! HANZALA MÜNAFIK OLDU!”

Hanzala ibni Rebî r.a. anlatıyor:
“Resûl-i Ekrem s.a.v.’in yanındaydık, bize öğüt verdi, cehennemden söz etti. Sonra eve geldim, çocuklarla güldüm eşimle eğlendim.
Daha sonra evden çıktım.

Yolda ağlayarak giderken Ebû Bekir’e rastladım.

“Neyin var, Hanzala?” diye sordu.
“Hanzala münafık oldu!” dedim.
“Fesübhânallah! Sen ne diyorsun?”
“Öyle ya, Resûl-i Ekrem s.a.v.in yanında bulunuyoruz.
Bize cennet ve cehennemden bahsediyor; onları gözümüzle görmüş gibi oluyoruz.
Huzurundan ayrılıp çoluk çocuğumuzun yanına ve işlerimizin başına dönünce, çok şeyi unutuyoruz.” 

Ebû Bekir r.a. :
“Vallahi biz de aynı durumdayız. Yürü Resûl-i Ekrem´e gidelim.” dedi.
Birlikte yola düştük ve Hz. Peygamberin huzuruna girdik.

Ben:

“Ya Resûlallah! Hanzala münafık oldu.” dedim.

“Bu ne demek?” buyurdu.
“Ey Allah’ın Rasulü! Yanında bulunduğumuzda bize cennet ve cehennemden bahsediyorsun; biz de onları gözümüzle görmüş gibi oluyoruz. Senin huzurundan çıkıp çoluk çocuğumuzun yanına ve işimizin başına dönünce, bunların çoğunu unutuyoruz.”
Resûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:
“Canımı kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, eğer siz benim yanımda bulunduğunuz hâli devam ettirip hep zikirle meşgul olsaydınız,
melekler, yattığınız yataklarda yürüdüğünüz ­yollarda sizinle tokalaşırdı.
Fakat ey Hanzala, bir saatinizi ibadete, bir saatinizi dünya işlerine ayırınız.”
Resûl-i
Ekrem bu sözü üç defa tekrarladı.”[10]

MEHMET ÖZÇELİK

12-11-2017

 

[1] http://www.ahaber.com.tr/galeri/dunya/hangi-ulke-ne-kadar-dindar

[2] 25.lema.8.deva.

[3] Lemalar.fihrist.8.deva.

[4] Bak.Bakara.170.

[5] Ahmed bin Hanbel, Musned, II, 169; Darimi, 2/301; İbn-i Hibban, 1448

[6] İbrahim.44.

[7] Nebe.40.

[8] Secde.11-13, Müminun.99.100, Enam.27-8, Şuara.102, Mümin.11,45.46, Şura.44, Nisa.18,97, Münafikun.10.11, Mümtahine.13.

[9] Fatır.37.

[10] Müslim.Tevbe 12-13 ,Tirmizî .Kıyâmet 59 ,İbni Mâce. Zühd 28.

 

No ResponsesKasım 12th, 2017

Yoruma kapalı .