DIRAR YAPILI CEMAAT

DIRAR YAPILI CEMAAT

Zararlı yapılar her zaman zararlı görünmez, zararı savunmaz, çoğu zaman hak-perest görünür, hakkı savunduklarını iddia eder, Bir kuruntu içerisindedirler.

Koyun postu giymiş kurtturlar onlar…

Kur’an-ı Kerim-de anlatılan -Dırar Yapı ve Dırarlı yapı bu zararlı yapı – Dırar Mescidi– olarak anlatılmaktadır.

-“Bir de şunlar var ki, zararlı eylemler gerçekleştirmek, inkarcılıklarını pekiştirmek, müminlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Rasulü’ne savaş açmış kişi lehine fırsat kollamak üzere bir mescid yapmışlardır. “Amacımız sadece iyilikti” diye de yemin edecekler, Allah şahit, onlar kesinkes yalancıdırlar.
– Orada asla namaza durma! Daha ilk günden takva temeli üzerine kurulan mescid, namaz kılman için elbette daha uygundur; burada gerçekten arınmak isteyen adamlar vardır. Allah da temizlenenleri sever.
-Binasını Allah’a saygı ve O’nun hoşnutluğunu kazanma temeli üzerine kuran mı daha iyidir yoksa binasını kaymak üzere olan bir uçurumun kenarına kurarak onunla birlikte cehennem ateşine yuvarlanan mı? Allah kötülükte ısrar eden kimseleri doğru yola iletmez.
-Onların kurduğu bina, yürekleri paramparça olmadığı sürece içlerinde bir huzursuzluk kaynağıı olmaya devam edecektir. Allah bilen ve hikmetle yönetendir.”[1]

108. âyette “daha ilk günden takva temeli üzerine kurulduğu” bildirilen mescidin hangisi olduğu hususunda ilk dönem İslâm âlimlerinden nakledilen rivayetler iki noktada toplanır. Bunlardan birine göre maksat Mescid-i Nebevî, diğerine göre Küba Mescidi’dir.[2]

-Fetönün yan yana Ankara-da yapmaya giriştiği alevi ve sünni camisi bir dırar mescididir.

Diyanetin hazırlamış olduğu; ”Kendi dilinden Fetö” adlı çalışmada, Fetö-nün iddia ettiği şeyler, istikametli, ehli sünnetin, dengeli bir insanın söyleyeceği sözler değildir.

-Yesrib’deki (Medine) Hazrec kabilesinin ileri gelenlerinden olan Ebu Amir isminde Hristiyan bir şahıs değişik vesilelerle Hz. Peygambere (asv) ve Müslümanlara zarar vermek istemiş, ancak başarılı olamamıştı. En son Taif’e yerleşmiş, Huneyn Savaşı’nda Hevâzin kabilesi yenilgiye uğrayınca da Şam’a kaçmıştı. Şam’a kaçarken münafıklara, “Olabildiğince hazırlık yapın, ben Bizans imparatoruna gidip kuvvet getireceğim, Muhammed’i ve arkadaşlarını Medine’den çıkaracağım.” diye haber göndermişti.

Ebû Âmir’in Medine’deki münafıklarla yaptığı iş birliği çerçevesinde hazırlanan oyunlardan biri de  mescit süsü verilen bir toplanma yeri inşa edilmesiydi. Münafıklar gerçekte kötü niyetle, fakat Mescid-i Kubâ ve Mescid-i Nebî’ye uzakta oturan yaşlıların cemaate yetişemediklerini, diğer insanların da soğuk ve yağmurlu gecelerde anılan mescidlere ulaşmalarındaki zorlukları bahane ederek Sâlim b. Avf kabilesinin bulunduğu yerde bir mescid inşa ettiler. Rasûlullah (asv)’ın onayını alıp bu yapıya meşruiyet kazandırmak üzere kendisinden mescidi ibadete açmasını ve dua etmesini istediler. Hz. Peygamber (asv) o sırada Tebük Seferi’nin hazırlıklarıyla meşgul olduğunu belirtti ve “İnşallah döndüğümüzde orada namaz kılarız.” buyurdu.

Tebük seferi dönüşünde münafıklar tekrar aynı taleple müracaatta bulundular. İşte Rasûlullah (asv) gerçekte fesat ve nifak yuvası olarak inşa edilen bu mescidde namaz kılmak üzere oraya gitmeye hazırlanırken bu âyetler nazil oldu. Âyetteki bu uyarı üzerine Hz. Peygamber (asv) anılan mescidi yıktırdı. Âyetteki “zararlı eylemler gerçekleştirmek üzere yapılmış mescid” anlamına gelen ifadeden hareketle siyer ve İslâm tarihi ile ilgili eserlerde, yıkılan bu yapı Mescid-i Dırâr adıyla anılagelmîştir.[3]

Zehirler hiçbir zaman için basit ve değersiz şeylerle sunulmaz.

Altın bardaklarda ve altın tepsilerde sunulur.

Firavun da Hz. Musa-ya çocukken kor ateşi altın tepside sunmuştu.

Yüz yerde namazı emreden Allah, Maun suresinde bilinçsizce namaz kılan, namazlarından habersiz olanları veyl ifadesiyle aşağılamıştır.

Şeytan her zaman soldan gelmez, görevi icabı sağdan da gelir.

Yahudilik ve Hristiyanlık dıştan değil içten bozulmuşlardır.

Kurt gövdenin içerisindeyken ağacı kemirip devirir.

İslâmiyet içten kemirilmekte, yıkılmaya çalışılmaktadır.

Zulme rıza zulüm, küfre rıza küfür, şerre ortak olan da şerdir, şerlidir.

Vatana ihanet edene ortak olan hain, vatanı bölenle beraber olan teröristtir.

Ömer Muhtar’a dediler ki;
-“İtalyanlarda bizim sahip olmadığımız uçaklar var.”

-“Arşın üstünde mi yoksa altında mı uçuyorlar?” diye sordu Ömer.

-“Altında” dediler

-“Arşın üstünde olan (cc) bizimle olduktan sonra, altında olanlardan korkmamıza gerek yok !” dedi.

MEHMET ÖZÇELİK

04-03-2018

[1] Tevbe, 9/107-110.

[2] bk. İbn Mâce, İkamet, 197; Tirmizî, Mevakit, 125; Müsned, 5/396.

[3] Taberî, ilgili ayetin tefsiri; TDV. İslam Ansiklopedisi, Mescid-i Dırâr md.

No ResponsesMart 4th, 2018

Yoruma kapalı .