ANNE RAHMİNDEKİ HAYATIMIZ

ANNE RAHMİNDEKİ HAYATIMIZ

Hiç ana rahminde kaldığınız 9 ay 10 günlük süredeki oluşumunuzu hatırlıyor musunuz?

Hatırlamıyor musunuz? Neden?

Oysa tanımadığınız bir memlekete gittiğinizde 9 ay 10 gün kalsanız belki de çok şey hatırlarsınız!!!

Hatırlamıyor muyuz yoksa hatırlatılmıyor mu?

Ruh alemini mi, yok onu sormuyorum.

Orası çok uzak diyeceksiniz.

Biz bir kaç sene öncesini hatırlamıyoruz da, ruhlar alemini nereden hatırlıyacağız ki?

Oysa sıfır üç yaş arası çocuğun zekasının en gelişmiş dönemidir.

Anne karnında yaşadık, kısaca bir insan haline geldik.

Ruhla cesedin büyük bir ihtişamla buluştuğu yer.

Kâinat çapında büyük bir olay.

Bu büyük olaydan hiç bir kırpıntı bilgiye bile sahip değiliz…

Parmağımızı emdik, annemizin kalp atışlarını dinledik, bir küre içerisinde dönüp dolaştık, döndük çevrildik.

Üzerimizde büyük ilahi bir faaliyet, büyük bir proje tecelli etti.

 

“O, sizi bir tek nefisten yarattı. Sonra ondan eşini var etti. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı. Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Mülk (mutlak hâkimiyet) yalnız O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde, nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?”[1]

“Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz.”[2]

Şüphesiz O iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır.[3]

“Attığınız o meniye ne dersiniz?! “[4]

“Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık. “[5]

“Sonra bu az suyu “alaka” haline getirdik. Alakayı da “mudga” yaptık. Bu “mudga”yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir!”[6]

“Evet, meselâ mezkûr âyetlerin ferman ettikleri gibi; üç karanlık içinde bütün vâlidelerin erhamında insanların sûretlerini ayrı ayrı, mîzanlı, imtiyazlı, zînetli ve intizamlı olarak, hem şaşırmadan, yanlış etmeden, karıştırmadan basit bir maddeden açmak ve yaratmak olan fettahiyet ve umum rûy-i zeminde aynı kudret, aynı hikmet, aynı san’atla umum insanları ve hayvanları ve nebatları ihata eden bu feth-i suver hakikatı; vahdâniyetin en kuvvetli bir bürhanıdır. Çünki ihata etmek bir vahdettir; şirke yer bırakmaz.”[7]

“İnsanın bu üç karanlık mekanda birinden diğerine intikali de akıl almaz bir hilkat sırrıdır. Birinci karanlık bölgedeki hücre safhası (evresi) ikinci karanlık mekandaki doku safhası ve üçüncü karanlık mekan olan Amnios Kesesinde organlar safhasının birbirine intikali, tamamı ile bir kompitür hesabıdır. Gelişmesini tamamlayan safha otomatik bir evre ile kapanır. Diğer mekana intikal eder ki, ayette geçen bu hilkatten diğerine geçiş beyanı bu gerçeği dile getirmektedir.

Özetle; -Birinci karanlık mekan,hücreye göre dev,karanlık bir tüneli hatırlatmaktadır.

-İkinci karanlık mekan ise;ışıksız kapkaranlık bir ormanı hatırlatır.

-Üçüncü karanlık mekan ise;yine ışıksız bir denizin altını hatırlatır.[8]

MEHMET ÖZÇELİK

28-06-2018

[1] Zümer.6.

[2] Hac Suresi. 5.

[3] Necm Suresi- 46.

[4] Vakıa Suresi-58.

[5] İnsan Suresi-2.

[6] Mü’minun- 14.

[7] Şualar., Yedinci Şua, İkinci Bab, Üçüncü Menzil, Birinci Hakikat, s.168.

[8] Bak. http://www.tesbitler.com/2015/01/02/insan-ve-yaratilisi/

HER GÜNE BİR BEYİT paylaştı: 11 Mart 2016 Cuma

No ResponsesHaziran 30th, 2018

Yoruma kapalı .