KUKLA VE PİYONLARDAN ELE BAŞINA

KUKLA VE PİYONLARDAN ELE BAŞINA

Evet, Kukla ve piyonlardan ele başıyla mücadeleye doğru gitmekteyiz.

Şimdiye kadar mücadele kuklaların mücadelesi iken, şimdilerdeki mücadelemız direk ele başı patronlarıyladır.

ABD ile dolaylı ve de doğrudan savaş halindeyiz..

Türkiye iradesini kendi eline aldı.

En az bir asırdır bu millet kendi haline bırakılmadı.

İç ve dış oyun ve de darbelerle yılları ve nesilleri kaybettik.

Darbeler, iç kavgalar, sağcı-solcu ve entrikalar…

İşte tarihi serüveni içerisinde Türkiye;

-“Demokrat partinin kapatılmasında verilen demeçler:

-Kasım Gülek, «Tabiî görüyorum. 1950 de yapılan dürüst ve serbest seçimlerle iktidara gelen bir parti, milletin teveccühünü kötüye kullanarak demokrasiyi ve hürriyeti yıkmış
ve kendi akıbetini kendi eliyle hazırlamıştır. Türk mületinin bir daha buna benzer hareketler yapacak hiç bir teşekkülün ortaya çıkmaması için tedbir alması gerekir.»
-Şemsettin Günaltay, «Mukadder akıbetine erişti.»
-Şahap Gürler, «Tüzüğüne riayet etmiyen, ‘adaleti hiçe sayan, devrimler ve demokrasiye sırt çeviren bîr parti bu kararla mukadder olan âkibetine uğramıştır; Türk hâkiminin bu kararının, memleket hizmetinde bundan sonra vazife alacak vatandaş ve teşekküllere bir ders olduğu kanaatindeyim. Cenabı Hak memleketi ve milleti bundan sonra, on yıldır geçirdiğimiz maceralara sürükleyecek insanların şerrinden korusun…»

-Orhan Öztrak, (C.H.P. Genel Sekreter Yardımcısı), <:Demokrat Parti hükümeti meşru bir ihtilâl ile bertaraf edildi. Bu gün mahkemede verilmiş olan karar bu durumun hukukî ve tıbbî neticesidir. Bu karar böyle bir başlangıcın tabiî beklenen sonucu idi.»

(Milletin iradesiyle getirenleri devirenlerin verdiği yüzsüz demeçler.)

-Türkiye’ye uzman diye gönderilen kişilerin çoğunun birer CIA mensubu oldukları bilinmektedir artık. CIA’nın Türkiye’de Amerikan çıkarlarını korumak için çalışmalar yaptığı gerçeği, son Commer olayı ile iyice antaşılmıştır. Commer’in yerine atanan Handley de son demecinde bu gerçeğin iyice açığa çıkmasına yardım etmiştir.

-“6. Filonun Dolmabahçe önlerinde bulunduğu sıralarda birbirine girecek, tarihe «Kanlı Pazar» olarak geçen büyük olaylar meydana gelecektir. 16 Şubat’a varmadan önce, Kornerin arabasının yakılmasından sonraki gelişmelere kısaca bir göz atalım:

17 OCAK 1969 — İstanbul’da bazı öğrenciler Maçka’da Amerikan bayrağını ateşe vererek, Amerika aleyhinde gösteri yaptılar.
18 OCAK — Ankara’da Amerikan Lojistik Grubunun merkez binasına bomba atıldı.
22 OCAK — Ankara’da MHP nin komandoları Yüksek Okul öğrencilerinin kaldığı, Yüksek Öğretmen Okulundaki iki yurt binasını işgal ettiler.
10 ŞUBAT — Ankara’da bir grup öğrenci Amerikan bayrağını yaktı.
11 ŞUBAT — İstanbul’da gençler, 6. Filonun gelmesini protesto için yaptıkları gösteriler sırasında toplum polisini taşa tuttular.
13 ŞUBAT — İstanbul’da Beyazıt Kulesine kırmızı bayrak çekildi. Ayni gün Ankara’da 6. Filonun gelişiyle ilgili gösterilerde 30 kişi nezarete alındı.
14 ŞUBAT — Konya Ereğlisindeki olay patlak verdi. Ereğli’de halk bir şoförün karakolda dövülmesi üzerine Emniyet Amirliğini sardı. Polis vatandaşın üzerine ateş
açtı. İki kişi öldü.
15 ŞUBAT — Trabzon’da 6. Filonun gelişini protesto için yapılan gösterilerde 4 ü ağır almak üzere, pek çok kimse yaralandı. Ayni gün İzmir’de sağcı öğrencilerle, solcu öğrenciler birbirleriyle çarpıştılar. Öğrencilerin 10’u ağır olmak üzere 30 kişi çivili sopalarla yaralandı. Ankara’da öğretmenlerin düzenledikleri «Büyük Eğitim Yürüyüşü» nden sonra gösteri yapan öğrencilerle, toplum polisleri çarpıştı. 18  öğrencinin nezarete alındığı açıklandı…

VE 16 ŞUBAT 1969.
Evet, 16 Şubat 1969 tarihinde, İstanbul’un Taksim meydanında yurtsever gençlerle, camilerden topladıkları, bereli, sakallı insanları da yanma alan sağcı grubun çarpışmasıyla meydana gelen olaylar tarihe «Kanlı Pazar» olarak geçmiştir. Ertesi günü bu olayları gazetelerden izliyenlerin, iki kişinin polisin gözü önünde bıçaklanarak
öldürülüşüne ait resimleri görenlerin gözü bir başka habere daha takılacaktır:
«Büyük gösterilere sebep olan 6. Filo ülkemizi sessiz sedasız terketti…»[1]

-Yıllarca ve her on yılda bir darbelerin kapısını ve de fitilini üniversiteler yaktılar.

Toplumu ve nesilleri de yakmış oldular.

Yıllarımızı katlettiler.

Düşmanın ekmeğine yağ sürdüler.

İyilik zannıyla ahmak dostlarda bu sinsice oyuna alet oldular, kullanıldılar.

İstenilen de buydu.

Gençleri ve toplumu ayaklandırmak, memnuniyetsizler güruhu oluşturmak ve sonunda da; Ordu göreve, pankartlarıyla orduya darbenin yolunu açmaktı.

Öylede yapıldı.

Ve bunu yapanlar hala yaşıyorlarsa onlara yuh olsun, varsa yüzleri kızarsın ve kara olsun ve eğer ölmüşlerse kabirlerindeki azabı ziyade olsun.

Onlar yıllarımızı çaldılar ve nesillerimizi bitirdiler.

Onlar müsbet değil, menfi harekette bulundular.

O günkü –Kahrolsun Amerika- diyenler, bugün Amerikanın kucağında emzik emmekte, onunla ortaklaşıp memleketin işgal edilmesi için kapıları açmaktadırlar.

-Öğrencilerin başı olan Muzaffer Köklü gençleri nasıl kışkırttığını ve kendisini feda etmek üzere yakacağını ancak daha sonra kaybolup zafer anıtının dikilmesi anında hazır olup verdiği beyanat yüzlerce örneğinden biri;

“Muzaffer Köklü aylar sonra 1969 ortalarında tekrar meydana çıkmış, «öğrenci Lideri ve bir ajandım» başlığı altında Yeni Gazete’de bir seri yazı yazarak öğrenciler arasında polis görevlisi ajan olarak nasıl çalıştığını, bu iş için Emniyet Genel Müdürlüğünde kimlerle temas halinde olduğunu ve kimlerden para aldığını, kendisinden istenen tek şeyin öğrencileri bölmek olduğunu açıklamıştır. Bir öğrenci hareketi sırasında polisin gözünden kaçarak suçlu olarak Adalete verilen Köklü, polisle işbirliği yapmanın cezasını bir kaç ay Ankara cezaevinde yatarak ödemiş, cezaevinden çıktıktan sonra da yurt dışına kaçmıştır.

…Ayrıca ODTÜ de araba yakma olayı ile ilgili olarak yakalanan dört kişiden yalnız Muzaffer Köklü serbest bırakılmıştır. Ayni zamanda bu olayda diğer üç kişiyi de ihbar ettiği kanaatini uyandıran kuvvetli deliller vardır”[2]

Terörün destekçisi Abd- nin kontrolünde ve maaşını ödeyen Abd- nin planları çerçevesinde Mit tarafından oynanmaktaydı.

Aynı elin böldüğü sağ ve sol beslenmekte ve desteklenmekteydi.

Herşey yıkım üzerine bina edilmiş, yapma ve yeni bir proje üretilmemişti.

Hele önce bir yıkalım, sonra düşünürüz veya bizim yerimize düşünecek olanlar yaparlar, zihniyeti hakimdi…

Hedefsiz ve bilinçsiz bir nesil böyle bitti ve bitirildi.

O günkü mücahitler şimdi müteahhit olurken, devrimcilerde sefih ve zengin oldular.

1968 kuşağı bir terör kuşağı olarak;her iki taraf da arpalıkta birleştiler.

Türkiyede özgürlük isteyen bu insanlar, bizleri Abd ve batıya bağlı kıldıklarının bilincinde olmamışlardır. Belki batıya ve Abd- ye askeri ve ekonomik alanda bağlı kılmışlardır.

Bugün piyonlarını teker teker kaybedip tüketen ve en son Fetöyü kullanan Abd, oyununu artık açıktan açığa oynamaktadır. Oda çok yönlü.

Adnan Oktar’ın 1 milyon 50 bin euro vererek 33’üncü dereceden mason olduğu ortaya çıktı. [3]

Bunların yavruları da cabası..

-Belgelerde Adnan Oktar 3 yıl ceza alacakken savcılar yüksek kurulu 9. Daire tarafından kurtarıldı.

Fetönün savcı ve hakimlerin tarafından korunduğunu Oktar’ın şoförü anlattı.

 

-Adnan Oktar nasıl meşhür oldu.

Rejim,devlet ve eğitim meşhur etti.

Ders kitaplarında darwinizmi teori değil delilmiş gibi sunan eğitim, katolikliğin desteğiyle Oktar gündeme çıktı, alkışlandı.

Bozuk giden eğitime Fetö el attı, başardı.

Şu soru akla geliyor,

Acaba eğitim Fetö gibileri üretmeye yönelik mi bir eğitim vermektedir?

Acaba eğitim Oktar gibilerin önlerini açmak mı istiyor?

 

-Suudi Arabistan, Suriye’de terör örgütü DEAŞ’tan alınan kuzeydoğu bölgeleri ve Rakka için 100 milyon dolar bağışladığını açıkladı. Söz konusu bölgeler büyük ölçüde terör örgütü PKK’nın uzantısı YPG’nin ana unsur olduğu SDG’nin kontrolünde bulunuyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Suriye’nin kuzeydoğusunda DEAŞ’tan kurtarılan bölgeler için koalisyon ortaklarının taahhütte bulunduğu yardım miktarının toplam 300 milyon dolara çıktığını açıkladı.

Suudilerin yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri de temmuzda Rakka için 50 milyon dolar yardım vereceğini açıklamıştı.[4]

Maalesef tarih tekerrür ediyor.

Aynı oyun farklı bir şekilde tekrar oynanıyor.

Sol kesim ve Atatürkçü kesimin şimdi de hedeflerinde cemaatler bulunmaktadır.

Bunlara saldırı yapılıp, karşı karşıya getirilmeye çalışılmaktadır.

Cemaatler dikkat etmelidirler.

Evet, Dikkat edilmelidir. Bunlar cemaatleri karıştırmaktadırlar. Özellikle ve özellikle Süleymancılar hassas davranmalıdırlar. İçteki olumsuz olan insanları deşifre etmelidirler. Feto bağlantısı olan kimseler, ortaya çıkarmalıdırlar.

*****************  

1960’larda gizli servis ajanı olarak Türkiye’de çalışan, CIA’nın eski Ortadoğu Masası şefi Graham Fuller kendisiyle yapılan röportajda bazı çarpıcı açıklamalar yaptı:

-Vietnam’ın manası başlıca ABD içindi. Irak ise daha geniş bir kesimin Vietnam’ı oldu.

-Peki Türkiye’yi niye kattınız bu kuşağın (Yeşil kuşak) içine? Tam da Türkiye’de laik bir reform oturtulmaya çalışılırken?..

-Bir yandan Türkiye’de demokrasinin güçlenmesini istiyorduk. Bir yandan da komünizmi zayıflatmaya çalışıyorduk. Sanırım çelişkili davrandık o zamanlar.

…Çünkü Türkiye’de çok kuvvetli bir sol vardı. Aynı şekilde İran’da da… Hem 1950,1960’larda hem 70’lerde… Komünizm hareketi çok kuvvetliydi. Ve Türkiye’de İslam komünizme karşı çok efektif değildi. İslam zayıf ama solculuk güçlüydü.

-Müttefiki ABD’ye tezkerede “Hayır” diyebilen bir Türkiye… Şaron’a “Siz devlet terörizmi yapıyorsunuz” diyebilen bir Türkiye… Bunu söylemeye ne ABD ne de Avrupa cesaret edebiliyor. Ama böyle söylemek Başbakan Erdoğan’ın hakkıdır. Çok iyi yaptı. Bu bakımdan Türkiye ABD’ye karşı asıl bağımsızlığını şimdi ifade etmeye başladı ve İslam dünyasında da büyük tesir yaptı. İşte bu yüzden Türkiye bölgede büyük şeyler yapabilir. Kendi tecrübesini aktararak, nasihatle, Araplarla iyi ilişkiler kurarak İslam dünyasındaki öfkeyi yatıştırabilir.

-Bir makalenizde “Mustafa Kemal’in işlevi bitmiştir” dediğinizde bu ülkede pek çok insanı ne kadar kızdırdığınızı biliyor musunuz?
Böyle bir şey söylemedim. Zorlu bir süreç olarak sonuna geldiğini ve belki de sonuna gelmesinin iyi olduğunu söyledim. Türkiye’ye artık yeni bir harmoni getirmek lazım.”[5]

 

MEHMET ÖZÇELİK

23-08-2*18

[1] Devrim için gençlik hareketleri-Bican, Mehmet.Bak.Sh.9,37-38.

[2] Age. sh.66-70.

[3] http://m.haber7.com/guncel/haber/2677190-adnan-oktarin-nasil-mason-oldugu-ortaya-cikti

[4] http://www.haber7.com/dunya/haber/2694030-suudi-arabistandan-pkkya-100-milyon-dolar/?detay=1

[5] http://www.gazetevatan.com/tarihi-itiraf-39231-gundem/

Bak.Yalçın Küçük.İsyan2. Sh.504-509.

 

No ResponsesAğustos 25th, 2018

Yoruma kapalı .