CEZALAR BIKTIRICI OLMAMALI

CEZALAR BIKTIRICI OLMAMALI

İslam hukukunda ceza esas olmayıp, masumun hakkını ve hukukunu korumak esas ve amaçtır.

Amaç cezadan ziyade, caydırmakdır.

Türkiye Cumhuriyeti devlet ve hükümetlerinde hep baskı ve ceza yöntemi uygulanmıştır.

İşler ceza vererek, soruşturma tehdidinde bulunarak, midesinden yakalama yolunu seçip yönetmeye gidilmiştir.

Yani devlet kafası çözüm yöntemli değil, ceza yöntemli çalışmaktadır.

Adeta meseleyi çözmeye değil, çözmemeye yönelik çalışmakta, % 1 de olsa yanlış yapan emsal alınmakta, olabilirlerle hareket edilmektedir.

Eskisi kadar olmasa da; Bu gün git yarın gel, zihniyeti sürdürülmeye çalışılmaktadır.

Oysa devlet sadece Peygamber Efendimizin şu hadisini kendisine emsal alsa yeter:

“Kolaylaştırın, zorlaştırmayın ve müjdeleyin.” [1]

Bu her dönemde de olmuştur.

Mesela trafik cezaları ile ilgili şikayetleri Google- a girerek, insanların feryatlarını çok rahat duyabilirsiniz.

Elbette cezaların caydırıcılığı olmalıdır.

Ancak cezalar nefret ettirici, bıktırıcı, isyana vardıran, mağdur eden cinsten olmamalıdır.

-Yıllar önce arkadaşlarla bir taziyeye gidiyorduk.

Şöförümüz biraz hızlı gittiğinden ceza kesilen arabaların en arkasında ceza kesilmek üzere sıraya geçtik.

Amirin yüzünden düşen sinek bin parça olacak gibi sinirliydi.

Yanına yaklaştım ve taziyeye gittiğimizi ve eğer biz öğretmenlerde sizin çocuklarınızın yaptığı hatalardan dolayı para kesecek olsak, günde milyarlarca lira para cezası kesmemiz gerekecekti.

Bu sözüm üzerine yumuşayıp gülen amir, Haydi hocam gidin, dedi ve ayrıldık.

Acaba gerçekten trafik polisleri aynı anlayışı ne kadar göstermektedirler?

Bir ara karadeniz tarafında çoklukla cezalar yazılıyordu. Şikayet üzerine işin içerisinde kötü niyet olduğu anlaşılıp, cezalar iptal edildi.

Devlet cezalarla ve vergilerle idare edilmez.

Bu despot yönetimlerin işidir.

Elbette su-i istimaller, kötü niyetler, insan hukukuna kastedilen durumlar cezalandırılır.

Devlet af kozunu kullanacaksa, bu konularda kullansın.

Yoksa yolu güzel yapın, son model arabalar üretin ve 80- 90 ile giden araçlara ağır para cezaları yazın!

Bu hangi mantık ve hangi insaf ve yönetim işidir.

İçişleri bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü caydırıcı olmaktan çok, nefret ettirip bıktırıcı olan ceza-i yöntemlerini gözden geçirmeli, insafla hareket etmelidir.

Evet… Cezalar caydırıcı olmalı ancak Bıktırıcı ve Nefret ettirici olmamalıdır.

Devletin şu anki cezaları bir yandan ümitlendirici ancak cezaları Evet caydırıcılığı ötesinde bıktırıcı ve Nefret ettiricidir.

Bunun orta yolunun bulunması lazım.

Cezalar özgürlüğü engellememeli, başkalarının da özgürlüğünü kısıtlamamalıdır.

Denge unsurunu gözetmeli, dengede olmalı, dengeli olmalı ,dengeyi muhafaza etmelidir.

Cezalar ağır boyutta olmamalı.

Cezalar, Trafik kazalarını önleme bahanesinin önüne geçmemelidir.

Devletin gelir kapısı haline getirilmesin…

*****************   

Devlet evvelden bir okul açıp bir hapishane kapatmaktan bahsederdi.

Bugün devlet, bir okul açıp, bir de hapishane açmaktadır.

-Adam kış gelince hukuku çok iyi bildiğinden, dört beş aylık suç işliyor, hapishanede kalmak için.

Devlet buna tedbir alıp, adeta girmeyi yasaklasın…

-Derse gittiğim hapishanede 26 yaşındaki genç,7 kere girmiş çıkmış, 8.cide 3 kişi daha yanında getirmişti.

Ve bu kişi daha ilk haftada içerde soyacağı yerin planını yapıyordu.

Evet, söz verip, bir daha yapmayacaklarına dair yemin ettikten sonra, Kırıkkalede bir marketi soymanın planını yapıyorlardı.

İşte burada hırsızlığı caydırıcı tedbir almalı ve vatandaşı mağdur eden bu insanlar ağır cezalara çarptırılmalıdır.

-Bir merhum büyüğümüz başından geçen bir olayı yıllar öncesinde anlatmıştı.

Bir savcıyla konuşurken, el kesmeyi merhametsizlik gören bu savcının bir kaç ay sonra evi tamamen soyulur. Yani yıllık iznine ayrılan savcının kapısının önüne kamyon dayanarak, tüm ev boşaltılır.

Savcının tayininin çıktığını düşünen komşularda bir şey demezler.

Geldiğinde evi soyulan savcıya geçmiş olsuna giden bu büyüğümüze konuşmasında savcı;

Mahmut bunları öldüreceksin , öldüreceksin, der.

Mahmut abide taşı gediğine koyarak;

Hayrola savcı bey, Siz devletin hukuk dağıtan bir kişisi olduğunuz ve de el kesmeyi vicdansızlık ve merhametsizlik görürken, şimdi kalkmış adamın öldürülmesinden bahsediyorsunuz.

Savcı cevaben; Yok yok Mahmut, gerçekten öldürmek lazım.

Ben 25 yıllık memuriyetimde zorla kazandığım, katillerle, suçlularla mücadele edip 25 yılda biriktirdiğim evimi adam gelmiş bir kaç saat içinde boşaltmış gitmiş.

Yok yok, bunları öldüreceksin Mahmut.

Kim daha insaflı ve vicdanlı?

El kesen mi yoksa öldüren mi?

-Osmanlı döneminde Yedikule zindanları korkunçtu ama müşterisi azdı.

Bizim hapishaneler 3-5 yıldız ve korkusuz ancak müşterisi çok!

Bir batılı 1900 yıllarının başında, 10 yıl kaldığı İstanbulda 2 hırsızlık olayına şahit olduğunu, bunlardan biri gayrı müslim, diğeri ise müslümandı, der.

MEHMET ÖZÇELİK

08-10-2018

[1] Buhârî, İlm 12, Edeb 80; Müslim, Cihad 6, 7, (1732-1733).

HER GÜNE BİR BEYİT paylaştı: 10 Mart 2017 Cuma

No ResponsesEkim 8th, 2018

Yoruma kapalı .