DEVLET BÜNYESİ DÜŞMAN ÜRETİYOR

DEVLET BÜNYESİ DÜŞMAN ÜRETİYOR

Evet maalesef; Devlet bünyesi düşman üretiyor.

Osmanlı Devleti 624 yıllık yönetim sistemi içerisinde; müslimine ve gayr-ı müslimine sahip çıkarak ikisini de ezdirmedi.

Kendi milletine destek verdi, maddi manevi yardımcı oldu.

Cumhuriyet Devleti’nin kurulmasında bu bünyeye uymayan, Fransa’dan ithal edilen laiklik elbisesi giydirilmeye çalışıldı. Zorla ve zorbalıkla oluşturulması için bir sağdan bir soldan sürekli bünyeden kesilmeye çalışıldı.

Laiklik elbisesinin kısır ve kısırlaştırıcı olması, bünyeye uymaması, sürekli bünyenin tepki vermiş olmasına rağmen buna aldırılmadı.

Millet bu elbisenin içerisinde inim inim inlettirilerek, zulüm ile, baskı ile, zorla yürütülmeye çalışıldı.

Yediden yetmişe birçok farklı milletlerin, vatanın kurtulmasında yapmış oldukları hizmetler adeta göz ardı edilerek, Atatürk ve Atatürkçülük bazen yarı ilah bazen tam ilahlaştırılarak, bir yandan Allah’ın ve bir yandan da peygamberin yerine ikame edilmeye çalışıldı.

Kendilerinin ifadesiyle Allah ve peygamberi tahtından indirildi.

Yerine sun-i ilah ve yapmacık uyduruk peygamberler üretildi, türetildi.

Devlet kendi resmi düşüncesini Milletin iradesi doğrultusunda yerine getirmediği için, bir sağdan bir soldan asarak adeta sürekli bir şekilde bünye kendisine düşman üretmeye çalışdı. Ne azınlıklar memnun oldu, ne de çoğunluklar memnun oldu. Adeta memnuniyetsiz bir toplum oluşturulmaya çalışıldı.

Diğer taraftan Atatürk’ü sevenler atatürkçüler adıyla da farklı bir grup oluşturulmaya çalışıldı. Ancak bir türlü bünye doku uyuşmazlığından dolayı onu da kabul etmedi. Kabul ettirmek için Atatürk’ü koruma kanunu ile zorla ve zorbalıkla bu iş yapılmaya çalışıldı.

Devlet kendi bünyesini oluşturmaya çalıştı. Bazen bu merdiven altlarında, bazen bu gizli olaraktan, farklı yerlerde, farklı kesimlerin kendilerini kendi bünyelerinde, kendi varlıklarını oluşturmaya çalıştı.

Bu bir yandan PKK’yı meydana getirirken, bir yandan ona karşı alternatif olarak hizbullahı meydana getirdi. Diğer yandan fetö’ye zemin hazırladı.

Bir yandan Adnan Oktar’ın gelişip büyümesine, oluşumuna keyfi olaraktan adeta Hasan Sabbah’ın uygulamalarını farklı ahtapotlarla geliştirmeye çalıştı.

Devlet kendisini koruma refleksiyle bir sağdan bir soldan adeta keserekten kendisi topluma uymadı, toplumu kendisine uydurmak için her türlü gayri meşru yolu meşru hale getirmeye çalıştı.

Bundan dolayı PKK’yı üretti, ona alternatif olarak Hizbullah çıktı ve adeta fetö’ye zemin hazırladı. Adnan Oktar’ın gelişip büyümesi için adeta ortam hazırlanmaya çalışıldı.

Toplumu kendisine uydurmak için bir yandan 141. ve 142. maddeleri oluştururken; soldan biçmeye ve kesmeye, diğer yandan 163. madde ihdas ederek sağı kesip biçmeye, kendisini korumaya çalıştı.

Bir türlü kendisi topluma uyamadı, her yönüyle toplumu kendisine uydurmak için feryatlara aldırmadan, adeta sıkıntılara bakmadan her türlü zorluğu ve zorbalığı uygulamaya çalıştı.

Bünyeye uyumlu hale getirmek amacıyla farklı uygulamaları ortaya koyan başta Menderes, Özal ve Erdoğan’ın farklı uygulamaları toplumu memnun etmeye çalışırken; adeta rejim yine kendisini korumak için Adnan Menderes’i bir yandan asarken, Özal’ı  öldürdü ve bir yandan da Erdoğan’ı,- o kadar toplum kendisine sahip çıkmasına ragmen- her türlü zorluğu çıkarttı. Birçok defalar da öldürmeye kalkıştı. Böylece rejim adeta kendisini yok ederken, körü körüne kendisini koruma yoluna gitti.

Evet.. Dediğimiz gibi devlet kendisine düşman üretti. Düşmanı direkmen toplumun iradesi doğrultusunda hareket etmemekle, değerlerini göz önünde bulundurmamakla ve bunu adeta teminat altına almakla sürekli bir şekilde toplumu biçimlendirmeye, şekillendirmeye, kendi düşüncesi çerçevesinde farklı bir ideoloji, bir yapı oluşturmaya çalıştı ve burada herkes at oynattı. Dışarıdan at oynatanlar, dışarıdan müdahale edenler olduğu gibi, içeriden kirli eller de buna ortak oldular.

100 senedir bir türlü Millet kendi iradesini eline almadı ve alamadı. Kendi iradesiyle yönetilmediği, devletin tüm kademelerinde ve kesimlerinde kendi iradesi doğrultusunda bir yönetimle karşılaşmadı. Böylece toplum ve millet adeta kendi idarecilerini oluşturabilmek için her yola, bazen gayrimeşru gibi görülen yollara gitmeye, sapmaya, o yolları denemeye çalıştı ve sürekli bir şekilde yeni dehlizler ve yeni tüneller açtı. Kendi yaşantısını, ideolojisini uygulamak, inancını gerçekleştirmek için farklı yolları denedi.

Devlet ürettiği bu düşman ile, devlet bünyesindeki bu oluşum ile kendisi öyle bir hale geldi ki, kendisinden memnun olan çıkmadı. Ne İsa memnun oldu, ne Musa memnun oldu, zaten Muhammed’i de memnun etme yoluna gitmediler.

Böylece sürekli bir şekilde memnuniyetsizler toplumu oluşmaya, sürekli çatışma ortamı meydana gelmeye başladı. Bu bahane ile aslında devlet bünyesi bir yandan da darbelerinde önünü açmış oldu. Bu memnuniyetsizlerin önünü kesmek için darbeler yaptı. 1960- 70 -80- 97- 15 Temmuz derken bütün bu darbeleri devlet kendi bünyesinde oluşturdu.

Devlet bünyesi toplum bünyesine galip gelmek için her türlü yola başvurdu adeta bünyeyi ortadan kaldırmak için bile sürekli bir şekilde zorbalıklara başvurdu. Bunu kanunla teminat altına almaya çalıştı. Kendisini korumak için bir derece toplumun inancını, yaşantısını, düşüncesini göz ardı etti.

Kısır döngü içerisinde hareket etti. 100 yıldır bir adım yol gidemedi. Şahsi gayretler, fedakarlıklar, farklı yolların oluşturulması ile devletin gelişmesinde adeta devlet fabrikası sürekli defolu mal üretti. Defolu olmayan mal bile o devletin ürettiği malın haricindeki üretilmiş olan tezgahlardan ortaya çıktı. Devletin ortaya koymuş olduğu malzeme, devletin ortaya koymuş olduğu makineler defolu idi. Defolu olmayanlar, başarılı olanlar ise devletin tezgahlarının dışında üretilen ürünlerden meydana geldi.

Devlet bünyesi bazen millet bünyesi ile barışık hale gelmeye çalıştı. Seninle barışalım, dedi. Orta yolu bulalım, dedi ancak bu çok sürmedi, en fazla 10 yıl buna müsaade edildi. İşte Türkiye’deki gelişmeler hep bu 10 yıllık barışır gibi pozisyonlar içerisinde meydana geldi.

Devlet bir yandan da Münafık bir yapı oluşturmaya çalıştı. Nifak oluşumları, devletin bünyesi bunun oluşturulmasına ve üretilmesine adeta zemin hazırlamış oldu.

Artık bunun böyle gitmeyeceği anlaşıldı. Devlet sürekli düşman üreterek adeta kendisini, kendi bünyesi içerisinde otomatikman yok etme durumuna gitti. Milleti yok eden; dedelerimizi, babalarımızı, bizi ve maalesef bizden sonraki çocuklarımızı da sürekli bir şekilde biçimlendirmeye, değiştirmeye, düşman üretmeye, yok etmeye çalışan devlet maalesef kendi kendisini de yok etme yoluna gitti. Bundan dolayıdır ki, rejimin değişikliği kaçınılmaz bir hal almış oldu.

Devlet bünyesi maalesef kendisine sahiplenen bir toplum oluşturmadı. Toplum kendisine yine geçmişinden gelen değerlerini korumak için bazen sahiplenmeye çalışsa da ancak devlet yine o kendisine sahiplenenlere bile sahiplenme yoluna gitmedi. O kendisini sahiplendi, kendisini korumaya çalıştı, bütün refleksi kendisini korumak üzerine bina edildi, milleti değil…

Bir değil binlerce yanlış yüzyıl devam edemez. Bu yanlış sürdürülemez, ister istemez mecburen doğru yola gelinmesi, milletle barışması, toplumla barıştırılması, toplumun iradesi doğrultusunda yediden yetmişe hukuki çerçeve içerisinde, bir kişinin hakkı dahi feda edilmeden korunması mecburi hal almış oldu.

Devlet bünyesi bu inatlaşmaktan vaz geçmelidir. Ya ben ya da o dememelidir.

Burada kendisi millet için vardır. Devlet millet içindir. Milleti olmayan devlet de devlet değildir. O halde devlet eğer var olmak istiyorsa, milleti için var olmalıdır. Milletinin istekleri doğrultusunda var olmalıdır. Bir kişinin hakkını dahi zayi etmemelidir. Hak haktır, küçüğüne büyüğüne bakılmaz, hakikatı gereği her türlü hakkının korunması gerekir.

Devlet bir asırdır kendisine uygun hükümetleri getirmeye çalıştı. Darbeleri bu amaçla yaptı. Ancak millet kendisine uygun hükümetleri başa geçirmeye çalıştı. Devlet ve hükümet sürekli çatışma haline girdi. Devlet kendisini korumak için orduyu, devlet kendisini korumak için Cumhurbaşkanlığı makamını sürekli kendisine göre biçimlendirmeye, oluşturmaya çalıştı ancak milletin seçmiş olduğu hükümetler, seçmeye çalıştığı insanlar, böylece sürekli bir şekilde o uyuşmazlık içerisinde sıkıntıların oluşmasına neden oldu.

1000 yıllık devlet geleneği Cumhuriyet Devleti ile beraber yıkıldı. Böylece tekrar asli durumuna dönmesi için gösterilen bunca gayretler, 1000 yıllık yapılan fedakarlıklar adeta bitirilmeye, köprüler ortadan kaldırılmaya çalışıldı. Millet ise o köprüleri tekrar tesis etmek için her türlü maddi manevi fedakârlıklar içerisine girdi. Bazen hayatını ortaya koydu, bazen maddesini ortaya koydu, her şeyiyle fedakârlıklar ile o köprülerin oluşmasına zemin hazırlamış oldu.

Devlet yaşamak istiyor ise milletle el ele vermelidir. Milletle el ele vererekten hareket etmelidir. Devlet devleşmek ve devletleşmek istiyorsa elbetteki milletin isteği doğrultusunda milleti arkasına alarak, devleşmeli, devletleşmelidir.

Devletin yaşaması milletin yaşaması ile eş orantılıdır. Devlet yaşamak için milleti yok etmemeli, varolmak ve varlığını devam ettirip yaşamak için milleti yaşatmalıdır. Devlet var olmalıdır ancak millet ile, milletin varlığıyla, varlığı söz konusu olmalıdır.

Devlet bünyesi sürekli virüs üretti, virüslü mamüller üretti ve onunla mücadele etmeye çalışırken diğer yandan da oluşturduğu antivirüsler yetersiz kaldı ancak yine millet onun imdadına yetişti. Milletin seçtiği insanlar ile o virüsler ortadan kaldırılmaya, o virüslerle mücadele yüzyıllık bu mücadele; virüs antivirüs mücadelesi ile devam ettirilmeye çalışıldı.

Üretilen Sünni Alevi, sağcı solcu, Atatürkçü anti Atatürkçü, laik anti laik kavgalarla bir asırdır maalesef nesiller kaybettirildi.

Devlet kendisini koruma refleksiyle milletini yok etmeye çalışırken, millet 1000 yıllık Devleti olarak düşündüğü Cumhuriyet Devleti’ni korumak uğruna kendisini feda etti. Zira bu millet bilmektedir ki; kötü de olsa devletsiz millet millet değildir. Millet Devleti’nin bütün bu sıkıntılarına katlandı, hep kendisine uygun bir devlet olur diye ve seçmiş olduğu hükümetler ile kendisini adeta harakiri yaparaktan yok eden Devleti millet hükümetleriyle destekledi. Destekler vererek onu güçlendirmeye, ayakta tutmaya çalıştı ve yırtıklarını, döküntülerini onardı.

MEHMET ÖZÇELİK

17-11-2018

No ResponsesKasım 17th, 2018

Yoruma kapalı .