ÇİLEDEYİZ… İNZİVADAYIZ… İ’TİKAFTAYIZ

ÇİLEDEYİZ… İNZİVADAYIZ… İ’TİKAFTAYIZ

Evde kalın…

Çıkmayın… Gelmeyin…

“Ve Karne Fi Buyutikünne”, “Evlerinizde oturun.”[1] Emri mucibince evdeyiz.

Çiledeyim… İnzivadayım… İ’tikaftayım.

Çile…

Kırk demektir farsça.

Erbaîn Günleri.

Kırkımızı çıkarıyoruz.

Kırk günde fabrika ayarlarına dönmek.

Fıtrata…

Dünya kırklara karışıyor. Rical-ül Ğayb…

“Bu ümmetin Ebdalleri 30’dur. Hepsi de Halilu’r-Rahman gibidir(yani Allah’a olan sevgi ve dostluğunda çok samimidirler). Her ne zaman onlardan biri ölse, Allah onun yerine bir başkasını getirir.”[2]

“Ebdaller 40 kişi olup Şam’da ikamet ederler. Onlar sayesinde yağmur yağar, onlar sayesinde düşmana karşı zafer kazanılır ve onlar sayesinde Şam halkından azap uzaklaştırılır”[3]

Şam’daki kırklar harekette. Eksiklerini tamamlıyorlar.

İnsanlardan süzerek…

Süzülerek…

İnsanlar ve insanlık kırkılıyor, kırpılıyor, kırklanıyor.

Bir şeyleri elde etmek ve hedefe ulaşmak için, bazı şeyleri ve bazen çok şeyleri terk etmesi gerekti.

Çile bunları terk etti.. Terkettirdi.

Terkteyiz. Bir ömür elde ettiklerimizi.

“El Fakru Fahri”,”Allah’a karşı fakrını ve fakirliğini, aczini ve acizliğini hissetmek benim için iftihar vesilesidir.” diyor Şanlı Nebi.

O’ndan gelirken çıplak geldik, O’na giderken bir kefenle gidiyoruz.

-Ana karnından geldik Pazara.

Kefen aldık girdik Mezara.

-Eli boş varılmaz varılan yere,
Boş gelmedim ya Rab! ben suç getirdim.
Dağlar çekemezken o ağır yükü
İki kat sırtımda, Pek güç getirdim…” ( Tahir-i Mevlevi’nin mezar taşına yazılmasını istediği dörtlük)

-“Bir bardak su gibi çalkandı dünya;
Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
Al sana hakikat, al sana rüya!
İşte akıllılık, işte sarhoşluk!…

Bu nasıl bir dünya hikâyesi zor;
Mekânı bir satıh, zamanı vehim.
Bütün bir kâinat muşamba dekor,
Bütün bir insanlık yalana teslim…”N.F.K.

-İnziva…

İnsan içine çıkacak durumda olmadığı için, o inzivaya çekildi.

Dış dünyadan kopup, Rabbisiyle buluşmaya yöneldi.

İ’tikaf…

Evler mescid oldu.. Herkes i’tikafa çekildi.

İnsanlık nadasta…

Tek başına.. Kendi ve nefsi.. Kendi ve Rabbi.. Kendi ve ailesi..

Dünya çilede…

İ’tikafa çekilmiş…

Ramazandan önce ve erken başlasa da.

Çünkü Ramazanın son on günü onu temizlemeye, arındırmaya, kemale erdirmeye yeterli gelmeyecekti.

Dünya çok yoruldu.

İnzivaya çekildi.

Evvelden veliler çileye girer, çile çıkarır, kırk gün boyunca dağıttığı kendisi, kendine gelirdi.

Bugün eskiden velilerin yaptığını, şimdilerde deliler de ve akıllılarda yapmaktadır.

Müslimi de gayrı müslimi de yapmaktadır.

Doğuda da batıda da bu çile çekilmektedir.

İnziva, itikaf, çile bütün bunlar sadece tüm insanların yabancı olduğu bir şey değil, maalesef Müslümanların bile yabancı ve uzak olduğu kavramlar ve hayatın gerçekleri.

İnsanın gerçeği.

Gerçeğinden uzaklaşan insanlık, virüs ile gerçeği tanımaktadır.

Gerçeği ile yüz yüze gelmektedir.

İnsanlık çilede…

Ramazan’dan önce itikafa girdi.

İnzivaya çekildi.

Herkesi dinler ve sorgularken artık kendisini dinleyip sorgulamaya başladı.

Toplumda menfilikleri üreten faktörler, iyilikleri üreten anti-virüslerden çok daha fazla.

Virüs toplumdaki virüsleri de virüsledi.

Anti-virüsler kendilerini güçlendirmeli.

Güncellemeli, güncellenmelidir.

Haydi fabrika ayarlarına…

MEHMET ÖZÇELİK

19-04-2020


[1] Ahzâb Suresi 33. Ayet.

[2] Mecmau’z-zevaid, 10/62.

[3] Ahmed b. Hanbel, 1/112.

No ResponsesNisan 19th, 2020

Yoruma kapalı .