RİSALE-İ NUR RÖPORTAJLARI

RİSALE-İ NUR RÖPORTAJLARI

İnançsızlık ve sefahetin zirve yapmış olduğu bir zamanda; İslam Kalesi’nin son müdafii olan ve asırları asrımızda toplayan Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin gerek Zatı ve gerekse de küfrün kalelerini tarumar etmiş olan Risale-i Nur Külliyatı ile ilgili olarak onu bilen ve tanıyanlarına onu ve hizmetini sorduk.

Aldığımız cevabı sizlerle paylaşıyoruz.

****************  

RİSALE-İ NUR RÖPORTAJI

1.Risale-i Nur hakkında genel kanaat ve düşünceniz nedir?

2. Risale-i Nurları okudunuz mu? Ne zamandan beri okumaktasınız?

3. Risale-i Nurlarla ilgili ilginiz ne seviyededir?

4. Düşünce ve yaşantınızda okumadan önceki ve sonraki hayatınız itibarıyla ne gibi bir değişiklik oluştu?

5. Akraba ve dostlarınıza ne gibi bir katkınız ve düşüncede etkiniz oldu?

6. Risale-i Nur ile ilgili hatıralarınızı, tanıma ve okuma döneminde ilginç bulduğunuz ne gibi hatıralarınız oldu?

7. Risale-i Nur konusunda gençlere tavsiyeniz ne olur?

8. Risale-i Nur eserleri içerisinde sizi en çok etkileyen ve iz bırakan eser, konu ve söz hangisi olmuştur?

Mehmet Özçelik

Not. Yazılarınızı www.tesbitler.com

www.mehmetözçelik.com

Sitelerinde yayınlanacaktır.

Cevaplarınızı buradan, watsapptan veya watsapım-dan veya mozcelik02@hotmail.com

Mail adresine gönderebilirsiniz?

*************  

HASAN ÇELİK

1- Risale-i Nur günümüzün iman hakikatlerini çok güzel ve açık bir şekilde açıklıyor. Materyalizmi, dinsizliği, darwinizmi kökünden kurutuyor. Allahın varlığını ve birliğini mükemmel bir şekilde ispat ve izah ediyor.

2- Risale-i Nuru 30 yıldır tanıyorum ve okumaya çalışıyorum.

3.Her gün az da olsa okumaya çalışıyorum.

4- Okudukça okuyası geliyor. Günahların kötü olduğunu, imanın elmas hükmünde olduğunu, namazın vazgeçilmez olduğunu, peygamber aşkı ve sevgisi daha da çoğaldı. Okudukça huzur ve mutluluğum daha da arttı.

5.Akrabalarımın bazıları benden dolayı Üstadı ve Risale-i Nuru sevdiler ve okumaya başladılar. Önyargıları kırıldı.

6- İlk okuduğum Asa-yı Musa idi. O akşam Üstad rüyama geldi. Bir kaç kez üstadı rüyamda gördüm.

Şöyle ki;

İlk okuduğum Asa-yı Musa idi. Kitabı akşama bitirdim. O akşam üstadı rüyamda gördüm. Şöyle ki; ben dünyada eşi benzeri olmayan bir sarayın önünde bekliyorum ama saray o kadar güzel ki, neyse o arada karşıdan Üstad geliyor, bembeyaz bir elbise giymiş ve Üstad sakallı idi. Bana dedi ki burada ne bekliyorsun.

Ben de dedim ki; Peygamber Efendimiz (asm) saraydan çıkacak, onu bekliyorum.

O arada Üstad bana gülümsedi ve benimle musafaha yaptı. Elini arkadan sırtıma üç kere vurdu. O arada uyandım ki gecenin saat 3 idi.

İlk rüyam böyle. Her sıkıştığımda Üstad rüyama geliyor.

Neyse böyle çok çok rüyalarım var. Fazla gurura kapılmayayım.

-En son geçen sene 14 Temmuz’da Üstadı gördüm. Ama neler gördüm ya rabbim. Üstadım ne kerametler gösterdi. Aman ya rabbim.

Üstad cebbarlarla resmen dalga geçiyordu. Ben de üstadın yanında idim.

Bende de zerre kadar korku yoktu. Üstad onlara neler yapıyordu.

-Bundan 10 yıl önce bir yerdeyiz ama neresi bilmiyorum. Diyorlar ki gelmiş geçmis bütün alimler, evliyalar, şeyhler bir yerde toplanmışlar. Kapıda iki tane genç duruyor. Diyorum ki müsaade varsa ben de içeri gireyim. Gençlerden biri diyor ki, gidip sorayım. Az sonra genç geliyor ve diyor ki, tamam içeri gir.

Tam içeri gireceğim ki, gençlerden biri elime gülyağı sürdü. Aman Allah im nasıl güzel bir koku anlatamam. Dünya da böyle bir koku görmedim vallahi.

Neyse içeri girdim. İçerisi tıklım tıklım. Sakallı, cübbeli NİCE evliyalar, alimler, şeyhler var. Herkes orada. Ama bazılarını tanıyamadım. Tanıdıklarım arasında Üstadım vardı ve bizim Seyda hocayı gördüm. Neyse Üstadımın yanına gittim. Beraber namaz kıldık. Sabah uyandım o rüyanın etkisinde idim. Rüyada elime sürülen o gülyağının kokusunu bir hafta elimde hissettim.

Aman ya rabbim nasıl bir koku idi.

7- Okusunlar.. okusunlar.. okusunlar…

Önyargı ile yaklaşmasınlar derim.

8- Asa-yı Musa, Gençlik Rehberi, Mektubat. vs. Hepsi birbirinden değerli güzel kitaplar.

Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir. Göz ise maneviyatta kördür.

HASAN ÇELİK

25-06-2020

****************** 

MEHMET TEKCAN

-İnsanın insan olduğunu, kendisini tanıma ve bilme, var oluş gayesi olan Cenab-ı Hakkı tanıma ve bilme ve aynı zamanda Kuran-ı Azim-üş- Şânın insanlığın evrensel anayasasının uygulayıcısı olduğunu öğreten ve de benzeri olmayan;  Ahir zaman insanlarına bir Lütfu ve İhsanı olan bir tefsirdir.

-Cenâb-ı Hakkın lütuf ve ihsanıyla; Risale-i Nurların insanlığa bir Hidayet vesilesi olduğuna inanarak ortaokul döneminden beri tanıyıp; âcizane elimden geldiği kadar okumaya çalışıyorum.

-Mevlâm herkese nasip etsin. Cahil halimle kalbimden hiç çıkmaz.                             Küçük yaştan itibaren hizmeti tanıdığımdan dolayı, hayatımın her safhasında Hıfzı İlahi ile muhafaza olduğumu düşünüyorum.

-Adıyaman- Samsat ilçesinde Cami İmamı iken Kur’an-ı Kerim Kursunda Mustafa Demir Hocanın medreseye davet etmesi ile küçük yaşta tanımıştım.

-Halkın, gençlerin çoğunluğu dini bilgisinin yetersiz olmasından, sol görüşlü birkaç Öğretmenin ilgasıyla bize karşı düşmanca bakarlardı (Nurcu deyince!)

Namaz kılan gençler pek nadirdi. Allah’a şükürler olsun bizi muhafaza etti.

-Nurları her okumada kendimi anlamakta, insanlığın manası anlaşılmakta ve de bilinip de hissedilmektedir .

-İnsanları anlamak biraz zor. Fakat anladığım o ki, her halimle katkıda bulunmaktayım.

-2007 yılında Atmalı Beldesine yakın yerde, feci bir kazada, kendisi ile beraber üç kardeşle şehit olan Mehmet Emin Tüfek abi ile her hafta sonu dershanede görüşürdük, okurduk.

Malum gün gitmek istemiştim fakat bazı arızalar çıkmıştı, o yol nasib olmadı.

Kazanın arefesinde Besni ilçesinde Vakıf Mehmet Emin Tüfek abi ile derse gidiyorduk. Kış gününün gecesi, hava yağmurlu ve fırtınalı, kaptan abi virajda hatalı sollama yapıyor, karşıdan da araç çıkınca kurtulma imkansız gibi. 

Kaptan içinden meğer diyormuş; Ya Rab! Ne olacaksa sadece bana olsun, kardeşlere bir şey olmasın. Hafiz ismi imdada yetişti ve kıl payı kurtardı.

Emin Abiyle şehitliği kıl payı kaçırdık, latifesi ile şakalaşmıştım.

-Yine o günlerde Hanım rüyada görüyor ki; Emin abi evimize gelmiş ve Mehmet’le gideceğiz demiş. Ev halkı ise; ben yalnızım, çok kimselerim yok, gelmesin demiş.

Feci kaza günü, kaptan il dışında okuyan oğlunu arıyor. Emin abi-gil kazada şehit oldu demiş.

Oğlu ise, baba o gece hatalı sollamada, arabada olan abide mi demiş.

Yok demiş çünkü onlarla şehitliği kıl payı kaçırdık diye latife yapmışlardı, Baba- oğul arasında geçen konuşmada…

-Risale-i Nur-u sadece gençlere değil, Nev-i beşerin (cin ve inse) okuyun.. okuyun… derim.

Maddi ve manevi başarıyı isteyenin, Nur hizmetlerini asıl gaye yaparak, hayatını hizmete veren abilerle Sebat, Sadakat ve İhlasa dayanarak, maddi- manevi, mutlu hayat yaşayacaklarına eminim.

Kendi hayatım ve çok samimi olduğum emsalimin yaşayışları şahittir.

Geçmişte bize düşmanca bakanların gittikleri yoldan şa’şalı hayat geçireceklerini sananların büyük çoğunluğu hüsrana uğramış.

Gerçek hayatın sizinki olduğunu belirtmişlerdir.

Elhamdulillah bir çok geç olsa da namaza başlamışlar.

Cenab-ı Hak herkesin; gördüğünü gören göz olmasını nasip eylesin İnşaallah…

MEHMET TEKCAN

26-06-2020

***************

İBRAHİM ŞENOZAN / KAYSERİ

-Risale-i Nurlarla tanışma dönemim.

12 Mart 1972 muhtırası yani askeri darbe atmosferinde radyo anonsları da her gün; Nurcular ayin yaparken yakalandılar, haberini veriyordu.

Kara bulutlu o günlerin soğuk bir kışında Risale-i Nur’ları tanıdım.

Mutlular ailesi (Cınahmetler) değişmiş, diğer kitapları bırakıp Kırmızı kitap okuyorlar, derlerdi.

Bizim duyduğumuz bu sözler bizlerde iz bırakmıştı. Yüreğimizde yer etmişti. O atmosfer içerisinde derse gittim.

Çok soğuk bir kış akşamıydı.

Polis 48 Nurcuyu basıp toplamıştı.

-Kendimi bu kitaplarda buldum.

Unutulmayan o dersler.

Sıcak sohbetler benim bedenimi ve ruhumu ısıtmıştı.

Zannederim 23. söz okunmuştu. Sanki beni anlamıştı kitap. Ben kitabı anlamasam da… Kendimi bulmuştum ve insan olduğumu anlamış ve öğrenmiştim bu kitaplarda..

Çünkü gururumdan, enaniyetimden ve en önemlisi kahvehanede insan dövüp korku imparatorluğu kurmuştum. Bu imparatorluğumu kimseye yıktırmazdım ama Risale-i Nur beni fethetti, beni eritti ve en önemlisi de bana yıkılmaz manevi bir saltanat ve ebedi bir hayat bahşetti.

-Nurlu insanlar ve nurlu eserler; benim elimden tutup, beni karanlıktan aydınlığa çekti.

Beni Ali Erbilgiç hocam sessizce, sakince, ihlâsla adam olmamı; nura ve cemaate ve de derslere gitmem için hayli ve ciddi gayret ve çabada bulundular.

Allah onlardan ebeden razı olsun.

-Dünyamı keşfeden eserler.

24. Söz ve âhirindeki Meyveler.

30. Lem’a.

19. Söz ve Mektup.

10. Söz Haşir risalesi.

5. Şua.

Bu eserler bende büyük iz bırakanlar eserlerdir.

-Ve bu eserlerin memesinden süt emmiş, kaynağından beslenmiş olan şahsiyetler ise bir doktor gibi benim manevi operasyonumda önemli rol almış şahsiyetler ise;

Nureddın Yaşar, Ali Aras, İsmail Taşbaş, Mustafa Cantekin, Ali mutlu ve daha bir çoğunun üzerimde büyük emeği ve hakkı vardır.

-Eserleri okumuyor adeta yiyiyorduk.

Ben az okuyan biri olsam da, bizim evde kitap okuma alışkanlığı vardı. Babam ve eşim İmam-ı Gazalinin kıtalarını okurlardı.

Biz Risale-i Nurları okumaya başlayınca ilk aldığım kitap Mektubat idi.

Öksüz ve yetim bir kardeşin evinde Ahmet Suna kardeş ile sanki kitabı yiyiyorduk. Uzun uzun okuyorduk.

Yılların açlığını okuyarak gideriyorduk.

Çünkü aradığımızı bulmuştuk.

Mahallede bir çok gençlerle bir araya gelip okuyorduk.

Babam şefkatinden dolayı bana; derslere gitme, evde Gazalinin kitaplarını okumamı istiyordu.

Bende bu asrın tefsiri budur, diye kıyaslama yapmak istedim. Risale-i Nurlarda ayetler  uzun uzun tefsir edilir diye.

Bu okuduğumuz dönem Kur’an-ı Kerim-i okumanın ve de Allah demenin bile yasak olduğu dönemlerdi. Polisin ve askerin tutuklama yaptığı ve Şerafettin Kartal abimizin hapis yattığı o korku imparatorluğunun yaygın olduğu yıllardı.

Bense kabadayılığı nefsim için yaptığımda bana söz diyemıyordu ancak şimdi ise Allah için derse gidiyorum diye itiraz ettiğinde de susturuyorum.

Allah razı olsun babamdan. Cemaatin kendi oğluna kazandırdığı bu dostluktan dolayı, ömrü boyunca oğlunun kazanmış olduğu durum sebebiyle cemaatin fertlerini çok severdi.

-Ölüme yakındık.

Merhum Ali Göllü kardeşle 1978 senesi Ocak ayında Nevşehire derse gitmiştik. Araba alalı 6 ay olmuştu ama ehliyetim yoktu. Dersten sonra dershanede yattık. Aksaray’da Gültekin Kardes müftüydü. Kayseri İslam Enstitüsünün İlk mezunlarından idi.

Uzun kış gecesiydi. Sabah namazından sonra yatmadık, yola devam ettik. Acemilik de olsa gerek, Aksaray’da inişde yerler buz tutmuş. Hacı Murat fbuzda kaydı. Ölümün bu kadar yakın olduğunu orada hissettik.

-Hizmetin kerameti idi.

Gültekin kardeşi de aldık, Ankara’ya Hacı Bayram dershanesine Bayram Yüksel, Ali Uçar abileri görmeye gittik.

Ali Uçar abi Adana’ya gidecekmiş. Beraber döndük. Sami Cebeci kardeş de geldi. Yolda polisler çevirme yapıyorlardı. Herkesi durduruyorlardı. Benim ise ehliyetim yoktu. Bize sıra gelince bize; geçin dediler. Dedim, Ali  abi bu tamamen hizmetin kerameti idi. Durdurmadılar, ehliyetimde yoktu deyince Ali  abi; ehliyetimin olmadığını ögrenince arabayı benim sürmeme izin vermedi. Sami Kardeşe ehliyetinin olup olmadığını sorduğunda var deyince ona; sen sür, dedi. Bana da emretti; Sen arkaya geç, diye.

Kaderi ilahinin bir tecellisidir ki; Yıllar sonra beraber görüp tanıdığım Bayram Yüksel abiyle beraber öldüler. Beraber gömdük Barlada… Rahmetullahi aleyh..

No ResponsesHaziran 26th, 2020

Yoruma kapalı .