İBRAHİM ŞENOZAN / KAYSERİ

İBRAHİM ŞENOZAN / KAYSERİ

-Risale-i Nurlarla tanışma dönemim.

12 Mart 1972 muhtırası yani askeri darbe atmosferinde radyo anonsları da her gün; Nurcular ayin yaparken yakalandılar, haberini veriyordu.

Kara bulutlu o günlerin soğuk bir kışında Risale-i Nur’ları tanıdım.

Mutlular ailesi (Cınahmetler) değişmiş, diğer kitapları bırakıp Kırmızı kitap okuyorlar, derlerdi.

Bizim duyduğumuz bu sözler bizlerde iz bırakmıştı. Yüreğimizde yer etmişti. O atmosfer içerisinde derse gittim.

Çok soğuk bir kış akşamıydı.

Polis 48 Nurcuyu basıp toplamıştı.

-Kendimi bu kitaplarda buldum.

Unutulmayan o dersler.

Sıcak sohbetler benim bedenimi ve ruhumu ısıtmıştı.

Zannederim 23. söz okunmuştu. Sanki beni anlamıştı kitap. Ben kitabı anlamasam da… Kendimi bulmuştum ve insan olduğumu anlamış ve öğrenmiştim bu kitaplarda..

Çünkü gururumdan, enaniyetimden ve en önemlisi kahvehanede insan dövüp korku imparatorluğu kurmuştum. Bu imparatorluğumu kimseye yıktırmazdım ama Risale-i Nur beni fethetti, beni eritti ve en önemlisi de bana yıkılmaz manevi bir saltanat ve ebedi bir hayat bahşetti.

-Nurlu insanlar ve nurlu eserler; benim elimden tutup, beni karanlıktan aydınlığa çekti.

Beni Ali Erbilgiç hocam sessizce, sakince, ihlâsla adam olmamı; nura ve cemaate ve de derslere gitmem için hayli ve ciddi gayret ve çabada bulundular.

Allah onlardan ebeden razı olsun.

-Dünyamı keşfeden eserler.

24. Söz ve âhirindeki Meyveler.

30. Lem’a.

19. Söz ve Mektup.

10. Söz Haşir risalesi.

5. Şua.

Bu eserler bende büyük iz bırakanlar eserlerdir.

-Ve bu eserlerin memesinden süt emmiş, kaynağından beslenmiş olan şahsiyetler ise bir doktor gibi benim manevi operasyonumda önemli rol almış şahsiyetler ise;

Nureddın Yaşar, Ali Aras, İsmail Taşbaş, Mustafa Cantekin, Ali mutlu ve daha bir çoğunun üzerimde büyük emeği ve hakkı vardır.

-Eserleri okumuyor adeta yiyiyorduk.

Ben az okuyan biri olsam da, bizim evde kitap okuma alışkanlığı vardı. Babam ve eşim İmam-ı Gazalinin kıtalarını okurlardı.

Biz Risale-i Nurları okumaya başlayınca ilk aldığım kitap Mektubat idi.

Öksüz ve yetim bir kardeşin evinde Ahmet Suna kardeş ile sanki kitabı yiyiyorduk. Uzun uzun okuyorduk.

Yılların açlığını okuyarak gideriyorduk.

Çünkü aradığımızı bulmuştuk.

Mahallede bir çok gençlerle bir araya gelip okuyorduk.

Babam şefkatinden dolayı bana; derslere gitme, evde Gazalinin kitaplarını okumamı istiyordu.

Bende bu asrın tefsiri budur, diye kıyaslama yapmak istedim. Risale-i Nurlarda ayetler  uzun uzun tefsir edilir diye.

Bu okuduğumuz dönem Kur’an-ı Kerim-i okumanın ve de Allah demenin bile yasak olduğu dönemlerdi. Polisin ve askerin tutuklama yaptığı ve Şerafettin Kartal abimizin hapis yattığı o korku imparatorluğunun yaygın olduğu yıllardı.

Bense kabadayılığı nefsim için yaptığımda bana söz diyemıyordu ancak şimdi ise Allah için derse gidiyorum diye itiraz ettiğinde de susturuyorum.

Allah razı olsun babamdan. Cemaatin kendi oğluna kazandırdığı bu dostluktan dolayı, ömrü boyunca oğlunun kazanmış olduğu durum sebebiyle cemaatin fertlerini çok severdi.

-Ölüme yakındık.

Merhum Ali Göllü kardeşle 1978 senesi Ocak ayında Nevşehire derse gitmiştik. Araba alalı 6 ay olmuştu ama ehliyetim yoktu. Dersten sonra dershanede yattık. Aksaray’da Gültekin Kardes müftüydü. Kayseri İslam Enstitüsünün İlk mezunlarından idi.

Uzun kış gecesiydi. Sabah namazından sonra yatmadık, yola devam ettik. Acemilik de olsa gerek, Aksaray’da inişde yerler buz tutmuş. Hacı Murat fbuzda kaydı. Ölümün bu kadar yakın olduğunu orada hissettik.

-Hizmetin kerameti idi.

Gültekin kardeşi de aldık, Ankara’ya Hacı Bayram dershanesine Bayram Yüksel, Ali Uçar abileri görmeye gittik.

Ali Uçar abi Adana’ya gidecekmiş. Beraber döndük. Sami Cebeci kardeş de geldi. Yolda polisler çevirme yapıyorlardı. Herkesi durduruyorlardı. Benim ise ehliyetim yoktu. Bize sıra gelince bize; geçin dediler. Dedim, Ali  abi bu tamamen hizmetin kerameti idi. Durdurmadılar, ehliyetimde yoktu deyince Ali  abi; ehliyetimin olmadığını ögrenince arabayı benim sürmeme izin vermedi. Sami Kardeşe ehliyetinin olup olmadığını sorduğunda var deyince ona; sen sür, dedi. Bana da emretti; Sen arkaya geç, diye.

Kaderi ilahinin bir tecellisidir ki; Yıllar sonra beraber görüp tanıdığım Bayram Yüksel abiyle beraber öldüler. Beraber gömdük Barlada… Rahmetullahi aleyh..

No ResponsesEylül 26th, 2020

Yoruma kapalı .