HRİSTİYANLIĞA REDDİYE

HRİSTİYANLIĞA REDDİYE

Hıristiyanlığa Reddiye- ABDULLAH TERCÜMAN-(ANSELMO TURMEDA)

Aslen Anselmo Turmeda adında bir İspanyol papazı iken, bilahare İslamiyet’i kabul eden Mühtedi Abdullah Tercüman’ın, Hıristiyanlığı, çürüten «Tuhfetü’l-Erib
Fi’r-Reddi Ala Ehli’s-Salib» isimli Arapça eserinin tercümesidir.

“Son yıllarda yurdumuza gelen bazı turistler yanlarında Türkleri Hıristiyanlığa davet
eden Türkçe yayınlar getirmekte ve bunları gizli veya aleni olarak halka dağıtmaktadırlar. Amerikalılar ve Almanlar bilhassa çok aktiftirler. Komşu Lübnan’da «İletişim yoluyla Misyonerlik» konusunda bir enstitü açılmıştır. Bir de, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde çalışan Türk işçileri üzerinde de misyonerler var güçleriyle çalışmaktadırlar.”4

“Bütün dinler içinde, Hıristiyanlığın Hazret-i İsa (A.S.) hakkındaki «babasız doğmuş olması» akidesini kabul eden yegâne din İslamiyet’tir. Filhakika İslamiyet, Hz. Meryem validemizin hiçbir erkek görmeksizin Hazret-i İsa’yı (A.S.) dünyaya getirdiğini; ismet ve iffet sahibi bir bakire olduğunu, Hazret-i İsa’nın (A.S.) dünyaya gelişinin ilahi bir mucize olduğunu kabul eder. Halbuki Yahudiler Hazret-i İsa’ya (A.S.) —haşa— gayrı meşru demek küstahlığında bulunurlar, işte Müslümanlar, Hristiyanların büyük tanıdıkları Hz. İsa (A.S.) ve Hz. Meryem hakkında böyle güzel inanışa
sahibdirler.”5

“Dünyanın çeşitli yerlerindeki kütüphanelerde, İslam’ın ilk asrından bu güne kadar
yazılmış, sayısız yazma Kur’an-ı Kerimler vardır. Alman misyonerleri bu yazma Kur’an-ı Kerim’ lerin binlercesinin fotokopilerini aldırıp, bir araya toplamışlardır.. Gayeleri Kur’an-ı Kerim’de birbirini tutmayan bir yer bulmaktı. Fakat bunları karşılaştırmışlar ve tek bir değişiklik bile bulamamışlardır.
Halbuki kendi mukaddes kitabları olan İncil’lerin çeşitli yazma nüshalarında 26.000 adet birbirine uymayan yer (= variantes) vardır.”6

“Hz. İsa’nın (A.S.) ölümünden bir asır sonra Hıristiyanlar teslis akidesini uydurdular.
Yani uluhiyette üç şahıs olduğunu iddia ettiler.

Üstelik, Hristiyanların inanışına göre, Allah’ın oğlu babasının huzurunda ölmüştür.
Bundan birkaç yıl önce Katolik kilisesi, Hz. Meryem’in de semaya yükseldiği inancım kabul etmiştir.
Güya Hz. Meryem Baba-Tanrı ile Oğul-Tanrı’ya mülaki olmuşmuş..”8

“Pavlos Romalılara yazdığı mektupta: «İsa (A.S.); Tevrat’ın sonu demektir» deyince, Tevrat’taki emirler terkedilmiş; domuz eti yenmeğe, şarap içilmeğe başlanmış, sünnet adeti, cumartesi gününe riayet ve diğer buyruklar yerine getirilmez olmuştur.”10

“İnciller, insanların, sosyal ve medeni ihtiyaçlarına cevap verememektedir. En hayati mes’eleler olan evlenme, miras, alışveriş gibi beşeri münasebetler hakkında bu kitablarda tek kelimelik hüküm yoktur.
Her hristiyan ülkesinde ayrı ayrı bir medeni kanun vardır. Müslümanların bir teşviki olmaksızın, Suriyeli Hıristiyanlar İslam miras hukukunu kendiliklerinden kabul etmişlerdir, İncillerde çok hanım almağı (polygamie) yasaklıyan bir hüküm mevcud değildir. Hatta İncillerin bazı. yerlerindeki ifadeler, Hz. İsa’nın (A.S.), bir adamın aynı günde on kadınla evlenmesine ses çıkarmadığını belirtir mahiyettedir. Protestanlığın kurucusu Martin Luther, buna dayanarak, çok eşliliğin Hıristiyanlıkta helal
olduğu hükmüne varmıştır.

İbadet hususunda da, onlar, ilkel insanın kalıplarını kırıp atamamışlardır.”11

“«History of the Arabs» isimli meşhur eserinde, aslen katolik bir arap olan Profesör Philip Khuri Hitti, samimi tevhid inancının en mükemmel ifadesini İslamiyette bulduğunu itiraftan çekinmemiştir.
Katoliklere göre papa layuhti’dir, yani din konusunda hata yapmazmış! Papa 4 üncü Nikola söyle demişti: «Verilen sözü tutmamak günahtır. Ama müslümanlara verilen sözü tutmak daha büyük bir günahtır.»12

“Hıristiyanların bugün kabul ettikleri 4 İncil, 60 İncil arasından seçilmiştir. Bunlar hangi metodla ayıklanmıştır? Voltaire bu seçimi şöyle alaya alır: Bu 60 İncili bir masanın üzerine koymuşlar ve sonra masayı sallamışlar, yere düşenler sahte addedilmiş, kalanlar da kabul edilmiş!”12

“Bugünkü hristiyanlıkta o kadar bozuk taraflar vardır ki, sadece İslam alimleri değil, fakat her dine ve her akideye bağlı çeşitli yazarlar, onu red ve ibtal babında sayısız eserler kaleme almışlardır.
Bilhassa pozitivist ve materyalist Avrupa düşünürleri ağır tenkitler yapmışlardır.”14

“Bugün İsa aleyhisselama gökten inen İncil, hiçbir memlekette yoktur. Hıristiyanların ellerinde dört türlü İncil vardır. Bunları yazanlar, Metta (St. Matthieu), Luka (St. Luc), Markus (St. Marc), Yuhanna (St. Jean) dır. İncili ilk değiştiren bunlardır.”29

“Hıristiyanlar din ve mezheblerinde yetmiş iki fırkaya ayrılmışlardır.”33

“Hıristiyananların bozuk kaideleri hakkındadır.
Hıristiyanlığın esas kaideleri beş tanedir:
1 — Vaftiz olmak.
2 — Teslise (üçlemeye) inanmak.
3 — «Uknum – ibn» in Hazret-i Meryem’in karnında, İsa aleyhisselamın cesedi ile cesedlendiğine inanmak,
4 — Kurbana inanmak.
5 — Papaza günah itiraf etmek,

Hıristiyanlıkta bu beş esastan başka, istavroz çıkarmak, suretlere taşınmak, insanları şeytanın esirliğinden kurtarmak için Mesih, kendini feda etti, diye inanmak gibi bir takım sakat inançlar daha varsa da, bunlar onların asıl diyanetlerinden
olmayıp putperestlikten gelme bir takım papazların ilavesi olarak sonradan ihdas edilmiş şeylerdir. Hatta bunlardan bazıları putperestlerce dahi red olunmuştur.”35

“Malumdur ki dört İncili yazan, evvelce söylediğimiz dört kişi pek çok konularda ayrılığa düşmüşlerdir. Bu nokta onların yalanlarına başlıca delildir.
Eğer hak üzerine olsaydılar hiçbir şeyde ayrılıkları olmazdı.”54

“Hacı Abdi Beyin «İzahu’l-Meram Fi Keşfi’z-Zalim» adlı eserinde beyan, ettiğine göre, bu Pavlos aslında Saul namında alim ve filozof bir yahudidir. Dost görünerek hristiyanların inançlarını bozmuş, aralarına fitne ve fesadlar sokmuştur. «Amal-i Rüsül» kitabının dokuzuncu babında yazıldığı üzere, kasden Hıristiyan olmuş ve adını
(Pavlos) olarak değiştirmiştir. Sonra, Kudüs’ten Şam’a giderken yolda Hazret-i İsa bana gökten tecelli etti. Beni irşad etmekle beraber size de dinini öğretmeğe, beni vazifeli kıldı, dedi. Buna benzer daha birtakım sözler sarf ederek halkı kendisine bağladıktan sonra çeşit çeşit mezhep ve akideleri yaymağa başladı. Kimisine Mesih Allah’ın oğludur, kimisine de Allah’ın resulüdür, demiştir. Onlara bütün yiyecek ve içecekleri mübah kılıp; hıtan (sünnet olma) ve benzeri şer’i hükümleri dahi büsbütün terkettirmiş ve istediği gibi intikam alma fırsatını fazlasıyla bulmuştur. Hıristiyanlar ise hala onun hilelerinden habersiz olarak yaşamakta ve ona Mesih’in gerçek halifesi gözüyle bakmaktadırlar. Kendisine (Resul Pavlos) diyerek sözlerini İncil hükmünde tutarlar. Halbuki, kendilerinin de teslim ettiği gibi Pavlos Hazret-i İsa’yı ne görmüş ve ne de sohbetiyle müşerref olmuştur. Şer’i hükümleri ve Hıtan’ı (sünneti) hıristiyanlara terk ve ihmal ettiren Pavlos’tur. Bu husus Korintoslular’a gönderdiği birinci mektubun yedinci ve onuncu baplarından Kavlus halkına yazdığı kitabın ikinci babından açıkça anlaşılır.
Galityalılar’a yazdığı kitabın ikinci babında (11) Batras Antakya’ya geldiği zaman ona bil-muvacehe (yüzüne karşı) direndim diye iftiharla kendisi nakletmiştir. Hıtan hususunda vukıı bulan ihtilaflarını dahi Luka ”Havarilerin Kıssaları” adındaki kitabının on beşinci babında yazmıştır.”62

“Peygamberimizin peygamberliğine ait en kuvvetli delillerden biri de, dört İncil sahibinin: [Hazret-i İsa’nın (A.S.) göğe çıkışı anında Havarilere: «Ben babam ve babanıza, Allah’ıma ve Allah’ınıza gidiyorum. Size benden sonra PARAKLIT adında bir peygamber geleceğini müjdelerim» demiş olduğunda] ittifak etmeleridir. Bu mübarek ad Yunancadır. Arapça tam karşılığı ise «AHMED» dir.
Nitekim Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’inde (Saf Süresi altıncı ayetin-de) İsa (A.S.) aleyhisselamın; [Benden sonra bir peygamber gelecektir. Onun ismi Ahmed’dir. Onu size müjdeleyiciyim.] dediğini, haber vermektedir.
Latince olan İncil’de “PARAKLITOS” tur. Benim İslamiyeti kabul edişime bu ad sebebolmuştur.
Yuhanna İncilinin on dördüncü babında (26) [Hazret-i İsa (A.S.) : «Paraklit o zatdır ki babam onu ahir zamanda yollayacak ve o size her şeyi öğretecektir»] Paraklit’ten maksad bizim peygamberi Muhammed aleyhisselamdır. İnsanlara her şeyi, Cenab-ı Hak’kın Kur’an-ı Kerim’de vahyettiği üzere öğreten odur. Allahü Teala En’am Süresi yirmi sekizinci ayetinde: [Biz kitabımız olan Kur’an-ı Kerim’de hiçbir şeyden noksan bırakmadık. Ya’ni her şeyi bildirdik.] buyurduğu üzere Kur’an-ı Kerim’de hiçbir şey eksik değildir. Hazret-i Mesih’den sonra bu sıfatta Hazret-i Muhammed aleyhisselamdan başka bir peygamber çıkmadığından, bu haber ancak ona ait olabilir.
Yuhanna İncilinin on altıncı babında (13) [İsa (A.S.) :
“Babamın benden sonra göndereceği Paraklit, kendiliğinden bir şey söylemez. Size daima doğruyu söyler. Geleceğe ait hadiseleri haber verir” dedi], demiştir. Bu da mütevatir bir haberle sabittir ki, ancak peygamberimizin vasfıdır. Allahü Teala. Ve’n-Necmi Süresi- üçüncü ayetinde: [Peygamberimin bildirdiği Kur’an-ı Kerim, onun istediği, onun kendiliğinden söylediği kelam değildir. Ona melek
vasıtasıyla söylenilen, melekten işittiği vahy’dir] buyurarak bu hususa şehadet etmiştir.
Geleceğe ait vermiş olduğu haberler geniş bir mevzu teşkil eder ki, bu mevzu ile ilgili birçok eserler yayınlanmıştır. Kaadi lyad’ın Kitabü’ş-Şifa’sında adı geçen mevzua dair, akıl sahiplerine ibret verici noktalar vardır.”68

“İçten ve dıştan, devletimizin bünyesini kemiren, onu çökertmeğe çalışan unsurların başta gelenlerinden biri, hristiyan misyonerleri idi. Müslüman Türkleri hristiyanlaştırmak, dolayısıyla Türk milletini yok etmek, eritmek gayesini güden misyonerler, din hürriyeti sahasındaki aşırı müsamahamızdan faydalanarak yurdumuzun çeşitli mıntakalarına sızmağa muvaffak olmuşlardı.
Başlangıçta hristiyan vatandaşlarımızla meşgul olmuşlar, onlara ırkçılık şuuru aşılamışlar ve isyanlar çıkartarak, Türk devletinin ülke ve halk olarak parçalanıp, dağılmasına gayret etmişlerdir. Bir taraftan
idaremiz altındaki hristiyan azınlıklarını kışkırtırken, öte taraftan okullarında okuttukları Türk çocuklarını afyonlamış, onların dine, vatana ve millete zararlı birer unsur olarak yetişmelerine çalışmışlardır.”70

“Roma Katolik Kilisesi Avrupa’ya tamamen hakim olduktan sonra dünyanın her tarafında yaşayan halkları hıristiyan yapmak üzere harekete geçti. Bu emeline evvela kılıç vasıtasıyla erişmeyi denedi.
Bunun, neticesinde Haçlı Seferleri tertib olundu. Muazzam ordular dalgalar halinde Müslüman ülkelerine saldırdılar. Asırlarca süren kanlı savaşlar oldu. Fakat müslümanların karşı hücumu karşısında tutunamadılar. Gayelerine erişemedikten başka müslümanların ilerlemesine de mani olamadılar. Endülüs müslümanların elinde kalmakta devam ettiği gibi, Türkler 17 inci asrın ortalarında Avrupa’nın göbeğine kadar ilerlediler. Kılıç kuvvetiyle hristiyanlığı yaymak fikri iflas etmişti.”72,74

“Ağustos 1911 tarihli, AIIgemeine Missions-Zeit-schrift isimli misyoner mecmuasında şöyle bir haber okunmakta idi; “Dünya Hıristiyan Talebeleri Birliği Konferansı İstanbul’da açıldı. Toplantıya 33 milleti ve 37 mezhebi temsilen 248 talebe mümessili iştirak etmiştir. Toplantı 1871’de kurulan ve içinde Türklerin de bulunduğu 450 talebeye HIRİSTİYANİ ESASLARA dayalı bir eğitim veren ROBERT COLLEGE’de yapılmıştır.»74

“Misyonerler ilk hamlede Müslüman Türkleri doğrudan doğruya hıristiyan edemeyeceklerini bildiklerinden, onların genç neslini dinsiz olarak yetiştirmek, bilahare hasıl olan maneviyat buhranına çare olarak hristiyanlığı takdim etmek istiyorlardı. Bu maksatla ülkemizin her yerinde açtıkları yüzlerce okulda tahsil gören Türk çocuklarını birer köksüz olarak yetiştirmeğe itina etmişlerdir. Son yarım asır içinde Türkiye’de İslamiyeti ve millliyeti yıkmağa çalışan zihniyet bu okulların yetiştirdiklerinin veya hempalarının zihniyetinden başkası değildir, Misyonerlerin bu siyasetlerini şu tabirle ifade edebiliriz: “Ağaç, sapı kendi dallarından yapılan bir baltayla kesilir.” Onların nazarında ideal Türk münevveri Tevfik Fikret’in oğlu Haluk’tur. Malum olduğu üzere babasının hür ve ilerici (!) fikirleriyle yetişen ve tahsilini bir misyoner mektebinde yapan Haluk, dinini ve tabiiyetini değiştirerek protestan bir Amerikan vatandaşı olmuş, milletini ve vatanını inkar etmiştir.”74-75.

“İngilizler, Hindistanı işgal ettikten sonra protestan misyonerleri bu ülkeye akın etmişler, yerli halkın dilinde kitaplar yazıp dağıtmak meydanlarda nutuklar çekmek suretiyle halkı hırisitiyanlığa davet etmeğe başlamışlardır. Bunun üzerine Müslüman din alimleri halkı uyandırmak için mukabil faaliyette geçmişler. Bu arada ulemanın ileri gelenlerinden Halilurrahman Rahmetullah Dehlevi Hazretleri de Hindistan’daki misyonerlerin en bilgilisi ve rütbece en büyüğü olan Papaz Pfander’i herkesin huzurunda yapılacak bir münazaraya davet etmişti.

Papazın kabulü üzerine bu münakaşa miladi 1853 yılında Ekberabad şehrinde yapıldı. Toplantıda yüksek ingiliz memurları, ileri gelen Müslümanlar ve kalabalık bir halk kütlesi hazır bulundu.
Rahmetullah Efendinin ve Pfanderin yanlarında yardımcıları vardı. Münakaşanın programını müslümanlarla hıristiyanlar arasında anlaşmazlık mevzuu olan şu beş ana mesele teşkil ediyordu:
1) Tahrif (Hıristiyanların kutsal kitaplarının muharref olup olmadığı meselesi).

2) Nesh (Hıristiyanların kutsal kitapların hükümden kaldırılıp kaldırılmamış olması meselesi}
3) Teslis (Hıristiyan inancına göre Allah’ın hem bir, hem üç; Hazret-i İsa’nın (A.S.) hem Allah, hem insan, hem de Allah’ın oğlu oluşu meselesi).
4) Kur’an-ı Kerim’in Allah tarafından gönderilmiş hak kitap oluşu meselesi.
5) Hazret-i Muhammed Sallallahü aleyhi ve sellemin risaletinin hak oluşu meselesi.
Münakaşanın ilk iki maddesinde Rahmetullah Efendi galip geldiğinden, misyonerler kaçmak mecburiyetinde kaldılar.

Bu hadise İslamiyetin hristiyanlığa karşı ilim ve akıl yoluyla kazandığı parlak bir zafer olarak tarihe yazıldı. Rahmetullah Efendi daha sonra bu mevzuu genişleterek «İzharü’l Hak» ismiyle iki ciltlik, arapça büyük bir eser telif etti. Bu eser. Türkçeye, Fransızcaya, ingilizceye ve başka dillere tercüme edilmiştir. İngilizce tercümesi neşrolunduğu vakit meşhur Times gazetesinin Edebiyat ilavesinde, bu kitap garpta yayılacak olduğu takdirde hristiyanlığın tutar tarafı kalmayacağını ifade eden bir yazı çıkmıştır.”75[1]

MEHMET ÖZÇELİK

14-11-2021


[1] https://docs.google.com/file/d/0B_TWCeDpz9J7aU90UGc0Vml2VjQ/view?pli=1

https://www.facebook.com/656108373/posts/10158691324043374/

No ResponsesKasım 14th, 2020

Yoruma kapalı .