21-TÜRKLER VE OSMANLILAR

OSMANLILARIN TORUNLARI GELİYOR

O da haşmetle!!!

Dehşetle!!!

İhtişamla!!!

‘Bedeel İslâmu Ğariben fe seyeudü Ğariben.’

Eşsiz ve Benzersiz olarak olacak.

Kapanış açılıştan daha Muhteşem olacaktır.

Tüm madde ve manasıyla birlikte…

-“ Ey alem-i İslam! Uyan, Kur’an’a sarıl, İslamiyete maddî ve manevî bütün varlığınla müteveccih ol.

Ey asırlardan beri Kur’an’ın bayraktarlığı vazifesiyle cihanda en mukaddes ve muhterem bir mevki-i muallayı ihraz etmiş olan ecdadın evlat ve torunları! Uyanınız! Alem-i İslamın fecr-i sadıkında gaflette bulunmak, katiyen akıl karı değil. Yine alem-i İslamın intibahında rehber olmak, arkadaş, kardeş olmak için Kur’an’ın ve îmanın nûruyla münevver olarak İslamiyetin terbiyesiyle tekemmül edip, hakîki medeniyet-i insaniye ve terakkî olanmedeniyet-i İslamiyeye sarılmak ve onu hal ve harekatında kendine rehber eylemek lazımdır.

Avrupa ve Amerika’dan getirilen ve hakîkatte yine İslamın malı olan fen ve sanatı, nur-u Tevhid içinde yoğurarak, Kur’an’ın bahsettiği tefekkür ve mana-i harf nazarıyla, yani onun sanatkarı ve ustası namıyla onlara bakmalı ve “Saadet-i ebediye ve sermediyeyi gösteren hakaik-ı îmaniye ve Kur’aniye mecırıuası olan Nurlara doğru ileri, arş!” demeli ve dedirmeliyiz.
Ey eski çağların cihangir Asya ordularının kahraman askerlerinin torunları olan muhterem din kardeşlerim! Beş yüz senedir yattığınız yeter; artık Kur’anın sabahında uyanınız. Yoksa, Kur’an-ı Kerîmin güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrasında yatmakla, vahşet ve gaflet sizi yağma edip perişan edecektir. Kur’an’ın mecrasından ayrılarak, birleşmeyen su damlaları gibi, toprağa düşmeyiniz. Yoksa, toprak gibi, sefahet ve şehvet-i medeniye sizi emerek yutacaktır. Birleşen su damlaları gibi, Kur’an-ı Kerîm’in saadet ve selamet mecrasında ittihad ederek, sefahet ve rezalet-i medeniyeyi süpürüp, bu vatana ab-ı hayat olan hakîkat-i İslamiye sularını akıtınız. O hakîkat-i İslamiye suları ile bız topraklarda îman ziyası altında hakîki medeniyetin fen ve sanat çiçekleri açacak, bu vatan maddî ve manevî saadetler içinde gül ve gülistana dönecektir, inşaallah.”Tarihçe-i Hayat. Bediüzzaman. 140.

-Bayram Yüksel,Ankara’da hizmette bulunurken,Bediüzzaman’ı ziyarete gelir ve orada çok sıkıldığını söyler.
Üstad,”Yok,yok!Ankara’nın her mahallesinde,her semtinde bir dersane olacak! Ankara’da  en kara bir halet hissettim.Fakat sonra Ankara nurlandı.”der.
“Alem-i İslam eskiden payitaht olan İstanbul’dan idare olunduğu gibi,gelecekte de Ankara ‘dan idare edilecek.”
Abdullah Yeğin Ağabey naklediyor:
“Ankara,istikbalde,aynen İstanbul’un yaptığı hizmetleri yapacak.”
-Şimdiye kadarki Osmanlıdan beri hep hizmetler payitaht olan İstanbuldan yapılmış ve idare edilmiştir.

No ResponsesŞubat 10th, 2021

Yoruma kapalı .