ALLAH KÖR EDER NAN-KÖRÜ

ALLAH KÖR EDER NAN-KÖRÜ

Fakirliğin küfre yakın olduğunu söyleyen Peygamber Efendimiz, aynı zamanda ümmeti için en çok korktuğu şeyinde, geçmiş azgın ümmetler gibi ümmetinin zenginlik ile imtihan edilmesi olduğunu söylemiş ve bunun tehlikesine dikkat çekmiştir.[1]

Allah kör eder, nan-körü.

Allah sadece nankörü değil, nankörle hareket edeni de kör eder.

Ekmeğini yediği ev sahibine teşekkür etmediği gibi, küfredeni, nimeti görmeyeni Allah kör eder.

Peygamberimiz ekmeğe hürmet edilmesini emreder, ümmeti ise ekmeğe karşı saygısızlıkta bulunulmasına karşı gayet sert bir şekilde;

Allah kör eder, der.

Bu milletin nimete ve hayata karşı gösterdiği hassasiyetindendir ki, ocağında yakacağı odunu bile ateşe atmadan önce silkeler.

Olmaya ki, odunda böcek-möcek ola…

Zaten küfür en büyük nankörlüktür. Kâfir ise en büyük nankör kimsedir.

Allah’ın nimetini yiyip, havasını soluyan, dünyasında yaşayıp, verdiği vücut ve hayatı kullanan insanın bunları görmeyerek sahibini unutması ve onu inkâr etmesi en büyük nankörlük ve küfranı nimettir.

Bu yazıyı yazmama sebep olan olay ise; gösterilen bir nankörlük olayıdır.

Adeta arkadan hançerlenmek gibi.

Siyasetin en aşağı ve kirli yüzü, tüm her şeyi bir kişiye hücum etmek üzerine bina etmesidir.

Bu da iflas etmiş müflis bir tüccarın halini hatırlatmaktadır.

Şahıslar fanidir, mahkeme kadıya mülk değildir.

Ancak nankörce hareket ederek yapılanları görmemek tam bir nankörlüktür.

Erdoğan ne yaptı ki?

Erdoğan ne mi yaptı?[2]

Tartışılan toplumda yapılanlar sıralanır ancak bunları görmeyen kişiye muhatabı;

İşte Ayasofyayı açtı ya…

Aslında muhatab alınmayacak bir kişilik ortaya konulur.

Bulanık ve bunamış bir kişilik.

İşte ipin ucu burada kopar. Tam bir ipe sapa gelmez tavır ve verilen cevap;

Bana ne, beni ilgilendirmez. Benim için önemli değil.

Bir asra yakın ümmetin feryat ettiği bir hizmeti görmeyeni var ya;

Allah kör eder kör, nankörü…

Siyasetin kör ettiği insanları, Allah’da kör eder.

Siyaseten bir insan beğenilmeyebilir, tenkit de edilebilir. Ancak bu derece Ayasofya’nın açılışını basite alan ve görmeyen hatta takdir etmeyen insan, kör ve nankör insandır.

O kişileri Allaha havale ediyoruz.

-Her dönemde kaht-ı ricalden şikayet edilmiştir.

Bugün ise çokta gelişmiş değil.

Sayın Erdoğan eğer gidecek olsa yerine gelecek çok insan olsada, o boşluğu dolduracak bir lider kapasitesine sahip kimse yok.

Asıl kaht-ı ricali bizler yaşamaktayız.

Kuşkusuz o insan Rabb’ine karşı çok nankördür.”[3]

Gerçekten insan aldandı.[4]

Bir Kıssa:

Vaktiyle bir derviş, nefs ile mücadelenin sonuna gelir. Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir. Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. Her türlü görünür süslerden arınması gerekmektedir. Saç, sakal, bıyık v.s Derviş usule uygun hareket eder ve soluğu berberde alır.

– Vur usturayı berber efendi.. der.

Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır ki daha sol tarafa geçmeden, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı içeri girer. Doğruca dervişin yanına gelir ve başının kazınmış olan kısmına okkalı bir tokat atarak;

– Kalk bakalım kabak, kalk da traşımızı olalım diye kükrer.

Dervişlik bu, “sövene dilsiz, vurana elsiz” olmak gerek… Kaideyi bozmaz derviş, ses çıkarmaz, usulca yerinden kalkar.

Berber mahcuptur ancak korkudan ses çıkaramaz.

Kabadayı koltuğa oturur, berber traşa başlar.

Fakat küstah kabadayı traş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder “Kabak aşağı, kabak yukarı”…

Nihayet traş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanan bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır.

Derken iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. Kabadayı oracığa yığılır kalır. Ölmüştür. Görenler çığlığı basar.

Berber ise şaşkın bir kabadayıya bir dervişe bakar. Gayri ihtiyari;

– Biraz ağır olmadı mı derviş efendi? der.

Derviş, mahzun ve düşünceli…

– Vallahi gücenmedim ona, hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki, kabağın bir sahibi var, O gücenmiş olmalı..

MEHMET ÖZÇELİK

05-08-2021


[1] http://www.adiyamangundem.com/yazar-servet-ve-zenginlikle-imtihan-olmak-474.html

[2] https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=1484249888605533&id=100010616083591

[3] Adiyat.6.

[4] http://www.tesbitler.com/2017/03/25/insan-aldandi/

No ResponsesAğustos 13th, 2021

Yoruma kapalı .