MASAÜSTÜ RADYO PLAYER-İNDİR-BİLGİSAYARINDA DİNLE

No ResponsesKasım 12th, 2019

TEFSİR VE SOHBET VİDEOLARI

No ResponsesEkim 2nd, 2019

DEV ARŞİV-1-

No ResponsesAğustos 11th, 2019

TEFSİR KİTAPLARI VE DERSLERİ-İNDİR-25 GB.

https://mega.nz/#F!G2hR2QrK!3c4s7s_RJpG0VNfVKwoCQg

ARAPÇA-TÜRKÇE SÖZLÜKLER-6.14.GB

https://mega.nz/#F!XjJmGQjY!IlUyBonWalC4KoFTbgyNRQ

No ResponsesAğustos 9th, 2019

PLAY STORE- DAKİ UYGULAMAM

https://goo.gl/tbJDWm

No ResponsesAğustos 5th, 2019

TesbitlerTv.

https://tesbitler.fm.tv.tr/

www.mehmetözçelik.com

No ResponsesTemmuz 30th, 2019

TÜM UYGULAMALARIM

TÜM UYGULAMALARIM

Play store uygulaması- NURLU HAKİKATLAR

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.Tenvir&hl=tr

No ResponsesTemmuz 28th, 2019

DENGE

DENGE

İster insani olsun ister hayvani olsun, insanlar ve hayvanlar bu dünyaya kendilerine vücut giydirilerek, vücut elbisesi ile donatılıp, Talim ve taallüm amacıyla bu dünyaya gönderilmiştir.

Bu dünyada eğitimini yapan insanlar kendi Kemal derecesinde buradan mezun olurlar. Seviye içerisinde kabiliyetinin standartları çerçevesinde aynen ahirette de devam edeceklerdir.

Mesela İnsan Cennet hayatında aynen burada, dünyada sevmiş olduğu işlerini orada mecburiyet tahtında olmaksızın bir zevk içerisinde, aynı hizmetini, isteğini, çabasını, mesleğini, gayretini Terakki ederekten sonsuza kadar yükselerek devam ettirecektir.

-Ahirette hiçbir şey sıfırdan başlamıyor. Buradaki -Tabiri caizse- mânen emekli olunan katma değer üzerinden, derece itibarıyla ahirette aynısı, aynı Pergel açısı içerisinde devam edecektir.

Sonsuza dek ve iki insan arasındaki bu dünyadan farklı emeklilik, farklı açı ahirette kapanmaksızın, o açı sürekli bir şekilde açık kalarak sonsuza dek devam edecektir.

****************

Alemdeki eksiler artışlara ve artıların artmasına vesiledir.

Alemde eksi olarak, nokta olarak, kusur olarak görülen şey aslında başka artıları, başka mükemmelliklerin ortaya çıkmasına vesiledir. Böylece alemi ve her şeyi ve de olayları bir bütün olarak değerlendirmek, bir bütün içerisinde olaylara, meselelere, varlıklara, hayata, yaşayışa, seyre bakmak lazımdır.

Ceylan’ın görmedeki kusuru, çıtanın görmedeki üstünlüğünü ortaya çıkarır.

Bazı hayvanların zafiyet ve acziyeti, onu avlayan diğer avcı hayvanların avcılık karakterinin gelişiminin önünü açar.

Böylece umum varlıklar kemal yolunda kabiliyetlerin gelişimine sebeb olurken, alemde sürekli kabiliyetler üretilmiş olur.

Nebatat hayvanlara hizmet ederken, hayvanat da insana hizmet etmektedir.

Hepsi bir bütün olarak kabiliyetlerin gelişimine ve manen şükür mahsulünün devamına sebeb olur.

İşte Kader bir bütündür. Kader tüm artıların toplamıdır. Kader olaylara tüm eksi ve artıları ile, bir bütünlük içerisinde bakmak demektir.

Kader neticedir. Kader Hülasadır, Kader Tahterevallidir Kader bütün varlıklar arasındaki denge unsurudur. Nizam, intizam ve ölçüdür. Hakim İsminin tam tezahürüdür .

Allah’ın bütün isim ve sıfatlarının ana anahtarı alim ismindedir.

Kader Allahın ilmidir.

İlim ise maluma tabidir, malum ilme değil.

Yarıştaki amaç ve hedef başarılı ve iyi olanı ortaya çıkartmaktır. Bir yandan başarısız olanlar dökülürken, finale ve hedefe ulaşacak olanı seçmektir. Âlemdeki toplu yardımlaşmada bu başarıyı elde etmeyi hedefler …

Kemalini tamamlayan varlığını sürdürürken, tamamlayamayanlar dökülmektedir.

Mesela; yumurtanın üzerinde 21 gün oturulması halinde hayat devam ediyor.

Oluşumunu tamamlamayıp erken doğum, harici müdahale buna mani oluyor.

Aleme her şey kemalini tamamlamak için gönderilmiştir.

MEHMET ÖZÇELİK

18-11-2019

No ResponsesKasım 18th, 2019

BİR MEMLEKET DÜŞÜNÜN Kİ…

BİR MEMLEKET DÜŞÜNÜN Kİ…

Bu memlekette kavgacıların kavgalı konularını çıkaracak olsanız, başta aydınlar olmak üzere anlatacakları ve üretecekleri bir şeyleri olmayacak ve kalmayacaktır.

Gerek memleketimiz gerek İslam dünyası ve de batı dünyasından siyasi kavgaları çekip alsanız, adam gibi hakikatleri anlatacak insan nadir bulunacaktır.

İşte kavgaların sebebi problemleri çözmek değil, müzminleştirmek amaçlıdır.

Eğer dünyada siyasi kavgalar bitmiş olsa, birdenbire insanların nazarları İslamiyet’e dönecektir.

-Bir memleket düşünün ki; O memlekette kavga edip suç işleyenler polis tarafından bütün sıkıntılara rağmen toplanıyor. Emniyete götürülüyor, işlemler yapılıyor ve neticede mahkemeye çıkarılıyor. Mahkemede ise bir sebeple salıveriliyor. O adaletten ne kadar bir adalet beklenir?

Yıllarca söyledim ve yazdım, Memleketimizin birinci problemi, hukuktaki çözümsüz ve yetersiz problemlerdir.

Yıllar önce şehrin ortasında iki kişi şiddetle kavga ediyorlardı.

Karşı taraftaki kitapçıda bulunuyordum. Valiliğin önünde vatandaşlar toplanmış, büyük kalabalık oluşmuştu. Epey sonra polis geldi, olaya el koydu.

Kitapçıda bulunan bir sivil polis durumunu söyleyince kitapçı neden müdahale etmediğini söyledi.

O ise bunun faydasının olmayacağını söylemişti.

Elbette mecbur değildi ancak karışması halinde sıkıntı yaşayacağını biliyordu.

-Bir okul düşünün ki öğrenciler keyfi olarak her türlü hareketi yapabiliyor. Fakat öğretmen neticede arada kalarak o yapılan suçlarda suçlu duruma düşüyor. Suçlu olan öğrenciler iken, öğretmenden hesap soruluyor.

Öğrencinin onlarca yumruk atmasının hesabı sorulmazken, mağdur olup zarar gören ve uyarı amaçlı tokat atan öğretmene hesabı soruluyor.

Öğrenciler öğütle serbest bırakılırken, öğretmen adeta sorguya çekiliyor.

Adeta kadın üzerinden erkeğe yüklenildiği gibi, öğrenci üzerinden de öğretmene yüklenilmektedir.

-Bir öğrenci düşünün ki; sınıf ortamında öğretmenin üzerine yürürken, sadece bir kınama ile öğrenci uyarılırken, bir yıl boyunca o sınıfa giren öğretmenin düştüğü zilleti düşünün!

Öğrencinin bu rahat ortamına öğretmen sahip değildir.

Bakanlık acilen öğretmenden önce, öğretmenin izzetini korumalıdır. Yoksa eğitim diye bir şey kalmaz.

Öğretmen güçlendirilmeli, öğrencilerden devam mecburiyeti kaldırılmalı, gerçek manada okuyacak insanlar ciddi eğitime tabi tutulmalı, liyakat ve başarı ön plana çıkarılmalıdır.

Ödül ve ceza hakkıyla uygulanmalıdır.

Bu ikisinde okullarımız yetersizdir.

Yıllar önce bir müdür arkadaşa; haklı olarak bir öğrenciyi okuldan atmasını, bunun diğerlerine yüz kere söylemeden daha etkili olacağını söylemiştim.

O müdür; bunu üç kere yapıp Milli Eğitime gönderdiklerini ve her seferinde; -Bir daha görüşmek üzere- deyip geri gönderdikleri ızdırabını dile getirmişti.

Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim; her sınıfı en fazla üç veya beş öğrencinin bozduğunu, dersi işlenmez hale getirdiğini müşahede etmekteyiz.

Geçmişte eğitimde ifrat olan davranışlar, bu gün tefrit ile sürdürülmektedir.

Geçmişin sıkıntılı ve ifrat döneminde öğrenci idik, bu tefrit döneminde öğretmen olduk.

Bunun vasatı bulunamaz mı?

Eğitimde hala vasat yakalanamadı, o da her alanda…

– Bizler nerelerde yanlış yapıyoruz?

Bir öğrenci grubuna yiyecek dağıtıldığında kontrolden çıkıyor, kıtlıktan çıkmış insanlar gibi saldırgan hal alıyorlar.

Bir otobüse bindirildiğinde, bir yere sevk edildiğinde binerken büyük bir izdiham yaşanıyor.

Yemekte kapışma, her şeyde saldırma bir türlü azalmıyor.

Afrikalı aç toplumlarda bile bu hal görülmez iken, eğitilmiş hayvanlarda bile, hangi sebeple olursa olsun, böyle bir durum yaşanmazken, neden bu öğrencilerde bu kontrol mekanizması oluşturulamamaktadır?

Herhalde bir yerde değil, çok yerde yanlış yapılmaktadır.

Eğitimin sevdirilmesinden daha öncelikli yapılacak iş, nefret ettirmenin önüne geçmektir.

Toplumda okumuş banka soyan insanlar olmaktansa, varsın okumamış saygılı, helal ve haramdan korkan bir toplum olsun…

MEHMET ÖZÇELİK

18-11-2019

No ResponsesKasım 18th, 2019

BERCESTE..

No ResponsesKasım 17th, 2019

MUHAMMED SURESİ

No ResponsesKasım 16th, 2019

ÖLÜMDE HAYAT VAR

ÖLÜMDE HAYAT VAR

Kuss bin Sâide, Ukâz Panayırı’nda, aralarında Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in de bulunduğu bir cemaate yaptığı ve bi’set-i Nebî’den bah­seden şu meşhur hitâbesinde konumuzla ilgili olarak;

Yaşayan ölür, ölen fenâ bulur, olacak olur. Yağmur yağar, otlar biter; çocuklar doğar, anaların babaların yerini tutar. Sonra hepsi mahvolur gider. Vukuâtın ardı arkası kesilmez; hepsi birbirini tâkib eder.

-Somon Balığı suyun ters istikametine giderek ölümüne, öleceği yere yumurtasını yani hayatını bırakır ve ölür.

İnsanlar doğduktan sonra ölmek için bir ömür yer iken, yediği şeyler onu yer.

Dinlenmek için ölümün küçük kardeşi olan küçük ölümü, hayatının en az üçte biri kadar sürede sürdürür ve tüm hayatını sürdürme bahasına ölür.

Ölüm hakikatı, hayat hakikatından daha büyük bir hakikattır.

Zira doğumun yolu ölümden geçer.

Toprağın altına öldürmek için attığımız tohumu öldürmek için sürüp ezer, gübreyle yakar, kışın dolu, kar ve soğuğuyla parçalarız ta ki baharda bire yedi yüz sümbül versin.

Sabah doğmak ve dinç kalmak için, gecenin ölü gibi yatışını gerçekleştirmek gerektir.

***********

HER CANLIYI AVLAYAN BİR AVCI VAR

Her canlıyı avlayan bir avcı var. Ekolojik dengeyi sağlamak amacıyla birbirlerini kontrol etmek ve  tedbir amacıyla doğum ve ölümler devam etmektedir.

İnsanınki ise şerefli avcı Azraildir. O müşfiktir. Memurdur. Her an ölmektedir. Oda ruhunu aldıkları sayısınca..

Vennaziati ğarken…..

Hazret-i Azrail Aleyhisselâm, Cenâb-ı Hakka demiş ki: “Kabz-ı ervah vazifesinde Senin ibâdın benden şekva edecekler. Benden küsecekler.”

Cenâb-ı Hak, lisan-ı hikmetle ona demiş ki: “Seninle ibâdımın ortasında musibetler, hastalıklar perdesini bırakacağım. Tâ şekvaları onlara gidip sana küsmesinler.”

Evet, nasıl ki hastalıklar perdedir, ecelde tevehhüm olunan fenalıklara mercidirler. Ve kabz-ı ervahta hakikî olarak hikmet ve güzellik, Hazret-i Azrail Aleyhisselâm’ın vazifesine mütealliktir. Öyle de, Hazret-i Azrail Aleyhisselâm da bir perdedir. Kabz-ı ervahta zahiren merhametsiz görünen ve rahmetin kemâline münasip düşmeyen bazı hâlâta merci olmak için o memuriyete bir nâzır ve kudret-i İlâhiyyeye bir perdedir.

-Peygamberimiz (s.a.v.) “Allah’ı zikirden ayrılmayan hayvanı avcı avlayamaz”  buyuruyor. Sağlıklı hayvanı ne yırtıcı bir hayvan ne de avcı avlayabilir. Zikirden ayrılmayan organ da hastalanmaz. (Bilimsel araştırmalar avlanan hayvanların tamamının hasta olduğunu göstermiştir).

-Allah bu dünyada asgari ücretle çalıştırıyor. Cüz-i Nimet karşılığında türlü mahsulat-ı külliye yani şükür aldırıyor. Her ne kadar o Nimet’in olması bütün kainatın dönmesine bağlı ise de, alınan netice olan hamd- şükür –iman- marifet-muhabbet gibi neticeler kainat çapındaki külli neticileridir. Onun için verilen nimetten daha büyüğü, o Nimet neticesinde Hasıl olan şükür ve hamd ve ibadettir. Ancak Allah o insanın bu türlü mahsulü, Şükrü, Hamdi netice vermesinden dolayı başlangıçta külli bir proje, kainatın fevkinde bir proje olarak yer alıp yaratılıyor Ve o insanı bu neticeyi vermiş olmasından dolayı ahirette, cennette de ebediyen ödüllendiriyor.

MEHMET ÖZÇELİK

16-11-2019

No ResponsesKasım 16th, 2019

Cuma Mesajları

No ResponsesKasım 15th, 2019

Yüz Yıldır İslam’ın Yerine İkame Edilen Din Kemalizm

Ahlaksızca, seviyesiz ve kişiliksiz uygulama ve uygulatma.

Masum zihinleri bulandıran kirli hesaplar.

Kimilerinin 18 yılda yapamadığını, kimileri gelir, 18 haftada yapar.

Kimilerinin 18 yılda yaptığını 18 günde bozar.

Onun için cumhurbaskanımıza bu tedirginliği mi bildirdim.[1]

Tahrib kolay, tamir zordur.

Ondandır ki, evlâ olan def-i şerdir.

Şerrin def-i, hayrın celbinden enseb ve enfadır.[2]


[1] http://www.tesbitler.com/2019/11/11/sayin-cumhurbaskanim/

[2] https://www.facebook.com/groups/ayet1hadis/permalink/1659073420889269/

No ResponsesKasım 14th, 2019

FELSEFENİN DİNDEKİ YERİ NEDİR -2-

No ResponsesKasım 14th, 2019

FELSEFENİN DİNDEKİ YERİ NEDİR-1-

No ResponsesKasım 14th, 2019

SAYIN CUMHURBAŞKANI(M)

ERDOĞAN DOĞRU MU YAPIYOR ?

SAYIN CUMHURBAŞKANI (M) …

Doğruyu mu yapıyor?

Köklü çözümlere gitmemekle doğru mu yapıyor?

Başta her zaman kendisi kalmayacağı için laiklik bu milletin başına yine problem olur mu?

Baş örtüsü yasağı tekrar hortlar mı?

Nitekim bazı Chp-li belediyeler seçilir seçilmez hemen baş örtüsünü problem yapıp, bazı yerlere girmeyi yasakladılar.

Hala kaldırılmayan Atatürkü koruma kanunu ve onun arkasına sıgınılarak harcanan insanlar başlı başına bir sıkıntı oluşturmaktadır?

Kaportası yenilenip bir türlü düzelmeyen Milli Eğitim…

Aile bakanlığının yetersizliği…

Elbette az bir mesafe alınmadı ancak köklü çözüm yollarına giderek geri dönüş korkusunu ortadan kaldıracak adımları atmak gerekmez mi?

******************  

Birilerini getirenler yine birileri tarafından mı götürülüyor?

Sayın Erdoğanı götürüp birilerini getirmeye çalışanlar acaba getireceklerinin alt yapısını oluşturmak için, birilerinin yani Erdoğan’ın altını boşaltmaya mı çalışıyorlar?

Müzminleşen Aile bakanlığı, sürekli reflekte edilmeyip kaportası yenilenen Milli Eğitim Bakanlığı, tatmin etmeyip açıkları ve gedikleri bulunan Adalet Bakanlığı, toplumun hassas noktası olan midesine dokunmak için yıpratılmaya ve sarsmaya çalışılan Maliye Bakanlığı altı boşaltılan kurumlar olmasın?

Elbette yüz yıllık çözüm bekleyen işler bir anda çözülecek gibi değildir.

Ancak bu işler pansuman tedavisi ile de çözülecek değildir.

Haklı olarak tenkid edilen parti ve partiler başa geldiklerinde, sizin onsekiz senede yaptıklarınızı 18 hafta hatta 18 günde değistirmeyecekler mi?

Ergenekon Darbe teşebbüsünden yakalanıp bu gün serbest bırakılanlar gibi, Darbe yapıp pişman olmayan Fetöcülere de yarın kapıların açılarak bu milletle karşı karşıya getirilmeyeceğinin garantisi var mı?

Hatta dağdaki Pkk-lıların şehirlerde istihdam edilmeyeceği ne kadar güvenilirdir?

Neden köklü kanunlar çıkartılmıyor?

Neden köksüz kanunlar hala sürdürülüyor?

Ne bekleniyor?

Bir tehdit altında kaldığınızda; bak ben gidersem, onlar gelir tehdidi bir çözüm mü?

Elbette nankör olmamak gerek.

Tarih sizi hayırla yadedecektir.

Ayasofya’nın açılması, bu asırda Atatürk’ü Koruma Kanununun kaldırılmaması, Anayasanın bir türlü değiştirilememesi, Milli Eğitimde köklü değişime gidilememesi, Aile Bakanlığındaki kangren olmuş uzuvların çaresizliği gibi temel hatalar, toplumdaki memnuniyetsizlerin sayısını arttırmaktadır.

Şimdiye kadar yazmayı düşünüp beklettiğim bu serzenişler, herkes size vurur ve saldırırken, bende vefasızlık göstermeyip, hassasiyet göstermemdendir.

Siz cesur insansınız. Millet arkanızda.

Aynı cesareti müzminleşmis ve bayatlamış bazı uygulamaları kaldırmakta da göstermelisiniz.

Bu millet maddi manevi çok çekti.

Bugün İstanbul’da el değiştiren belediyenin yaptıklarıyla tepkilerin artması ortadadır.

Onun için tüm hesaplar birilerini getirmek üzerine değil, sizi götürmek üzerine sürdürülmektedir.

Sizin ellerinden tutarak yükselttiklerinizle, sizi düşürmek istiyorlar.

Onlarda biliyor ki, millet onlara pirim vermez, ders verir.

Ancak nemnuniyetsizler ve memnuniyetsizlikler onların ekmeğine yağ sürecektir.

Bu bir dost tavsiyesi ve duasıdır.

Bu millet ve tarih sıra itibariyle Menderes, Özal ve Sizi, değer itibariyle Siz, Özal ve Menderes’i hayırla yadedecek, dualarında anacaklardır.

Zahiren yalnız gibisiniz.

Allah’ın Galib ettiğini kim mağlup edebilir?

Garib, Gureba, yetim, mazlum, masum ve bir millet, sınırları aşan ümmet dualarıyla arkanızdadır.

Geleceğin devleti inşa edilmelidir.

Geçici yurtlar değil.

Bunları hodfurusluk yapıp, ders makamında anlatmıyorum.

Siz zaten biliyorsunuz.

Bu bir hatırlatma ve bilgiyi tazelemedir.

Her ne kadar geçmişi bilmeyen yeni yetmeler bugünün kıymetini bilmeselerde, bizler çok mengenelerden geçtik.

Tekrar o durumlara düşmemek için köklü değişimler bekliyoruz.

Toplumu her konuda geleceğe taşıyacak yol ve ortam bekliyoruz.

Sizinde bazen dile getirdiğiniz; dindar, şuurlu, idealist, ileri görüşlü, dava adamı…

Bunun yol taşlarının hızla ve cesurca döşenmesi gerekir.

*****************

İhlale ihmalle ortak olduk.

Yüz yıl önce Ortadoğu’da ajanlarını ve piyonlarını yerleştiren Avrupa, ABD, İngiltere ve Fransa gibi devletler miadı dolmuş bu elemanlarını bir sebep ve bahane ile çektiler ve çekiyorlar.

Ya Türkiye…

Simdilik bunu bizde ve başka yolları deneyen bu devletler en son olarak, tıpkı bütün yollar bitince fetöyü devreye koyup deşifre ettikleri gibi, kurdukları ve destekledikleri Atatürkçülüğü de en son bahane ile devreye koyacaklardır.

Şimdiye kadar sağ dedikleri kesimi Atatürkçülük ve sola kırdırdıkları gibi, bu seferde çareler tükenirse Atatürkçülüğü -çok istemeselerde- sağ kesime kırdıracaklardır.

Kaos uğruna her yol denenecektir.

Aynı durum içtede gözlenmektedir. Bazıları hükümetin daha doğrusu Erdoğan’ın tökezlemesini beklemekte, kendisine yer açıp, alan belirlemektedir, birilerinin hesabına…

İçeride hala kirli yapılar ve menfaatlerini hesap eden teşkilatlar varlıklarını sürdürmektedir.

Hablemitoğlunun Alman gizli teskilatının kirli çamaşırlarını ortaya dökme teşebbüsünden dolayı öldürülmesi, “Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası ile bunu ortaya koyması, Uğur Mumcu-nun yine gerek bu yapının, PKK-nın adeta her ferdinin maaşa bağlanıp, arkasındaki kirli örgütleri ortaya çıkarmasından dolayı su-i kaste kurban gitmesi, gizli teşkilat, derin devlet ve derin yapının, gizli komitenin, gladyonun hala varlıklarını koruduklarını, gözü açık uykuda ve beklemede olduğunu göstermektedir.

Aynı haçlı zihniyeti başta Türkiye olmak üzere tüm islam ülkelerindeki piyonlarını hayati bir durum gördüğünden dolayı devreye koymuş ve deşifre etmiştir.

-Darbenin adı, keyfi hareket yöntemi, saldırı için kullanılan kullanımlı alet demokrasidir.

Devletleri keyfi olarak işgal edenler de demokrasi diyor, gezi kalkışmasını yapanlarda demokrasi diyor, dağdaki eşkiyada bu memleketin evlatları olan askeri, polisi ve vatandaşını öldüren kanı bozuklarda demokrasi diyor.

Bu zıkkım nasıl tılsımlı bir şeymiş meğer!

-Chp-nin belediyeleri kazanması, kaybetmesinden daha ağır ve zordur. Hele İstanbul-u kazanmaları onlar için ölümden beter olacaktır.

Büyük maddi manevi zararı verdikten sonra…

Ancak belli ki geçmişten hala ders alınmış değil.

İzmir-de ve geçmişte kötü, kötüde ne demek dehşetli, menfi uygulamaları ile kendilerini isbat etmiştir.

En önemlisi ise şimdiki millet ve gençlik rahatlığa alıştığı için sıkıntıya pek gelemez, bu da Chp-nin sadece bitmesi değil, tarihten silinmesi olacaktır.

– Eski Genelkurbay Başkanı İlker Başbuğ-un ifadesine göre;

Yabancı servis ve terör örgütlerine yerleştirilen 813 kişi ifşa edilip öldürüldü.

-PKK ve PYD ye bu kadar silah kısa vadeli değil.

Ya kurulacak Kürt devletinin askeri teçhizatı veya İran’a saldırıda kullanılacak ve kullandırılacak silahlardır.

İkinci bir İsrail’in temeli atılıyor.

Yavru İsrail devleti.

Bütün bunlar için köklü değişime gidilmelidir.

Farz-ı Ayn olan İttihad-ı İslam hızla tesis edilmelidir.

MEHMET ÖZÇELİK

11-11-2019

No ResponsesKasım 11th, 2019

OYUN DERİNLERDE

OYUN DERİNLERDE

Piyonlar birer birer devre dışı olur biterken, yeni piyon ve oyunlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Bunun içinde uydurukta olsa üretmek gerekir.

Bağdadiyi üretenler belli ki onun yerine ikame edilecek bir piyon ve oyun üretildi. Bağdadi bitirildi.

Tıpkı fetöyü üretenlerin apoyu tükettikleri, elden çıkardıkları gibi.

-İçimizde münafıklar var.

Oda devlet seviyesinde.

-“Para BAE’den geliyordu.

Osmaniye merkezli DEAŞ operasyonunda yakalanan teröristler, BAE ve Suudi Arabistan’ın da aralarında bulunduğu Körfez ülkelerinden “zekat” adı altında para yardımı aldıklarını itiraf etti. Mısır uyruklu Gamal Mabrouk (58) para akışının düzenli olduğunu söyledi. Mabrouk trafiği şu şekilde anlattı: Parayı 15 günde bir Ebu Abdurrahman getirirdi. Ortalama 50 bin dolar bırakırdı. 2015’te Azez’de Suudi Arabistanlı, daha önce tanımadığım bir şahıs yanıma gelip 70 bin dolar verdi. Bu parayla Suriye’de silah tüccarından uçaksavar ve silah aldık.[1]

-“Bin kadın infazdan kaçtı.

PKK’nın kandırıp dağa kaçırdığı kız çocukları ile kadın teröristler kamplarda taciz, tecavüz ve infazlarla karşı karşıya kalıyor. Bugüne kadar binden fazla kadın kaçarak güvenlik güçlerine teslim oldu, kaçamayanlar da kurtuluşu intiharda buluyor.”[2]

-“Kontrgerilla NATO ülkelerinin tümünde var. Türkiye’nin NATO’ya giriş tarihi 1952. Kontrgerilla ise ülkemizde 1953 yılında kuruldu. O zamanki yasal adı, Seferberlik Tetkik Kurulu. Fikir, finansman ve teçhizat daima ABD’ye aitti. Seferberlik Tetkik Kurulu’nun, yani Kontrgerillanın personeli de ABD Ordusu’nun ve CIA’nın subayları tarafından eğitildi. 1965 yılında Seferberlik Tetkik Kurulu, Amerikan Askeri Yardım Heyeti (JUSMATT) binasına taşındı! Adı değişti, Özel Harp Dairesi oldu.

12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 askeri darbeleri Amerika’nın emriyle Kontrgerilla tarafından adım adım planlandı ve gerçekleştirildi. Türkiye Kontrgerillanın provokasyonları, sabotajları ve işkenceli sorgularına sahne oldu. Bu süreç boyunca Kontrgerilla durmaksızın büyütüldü. Küçük bir daire iken bugün Tümen gücünde bir kuvvet haline geldi. Özel Harp Dairesi, geçtiğimiz yıl, Özel Kuvvetler Komutanlığı adını aldı.

Kürt sorununun ulaştığı boyuta uygun olarak devlet içindeki belirleyici rolü arttı.

1990 yılında İtalya’da Gladio adında bir gizli devlet örgütü açığa çıkarıldı. Sovyetler Birliği’nin çözülüşünden sonra Avrupa ülkelerinin Amerika’ya bağlı Kontrgerilla örgütlerine ihtiyaçları kalmamıştı.

İtalya’dan sonra bütün NATO ülkelerinde benzer örgütlerin bulunduğu resmen açıklandı.”[3]

-“Kontrgerilla aslında rejimin çözümsüzlüğüdür.

Toplumun ruhsal dokusunu durmaksızın biçen bir testeredir.”[4]

Derinlerdeki kavga, fillerin dövüşü yüzeydekilerini eziyor.

MEHMET ÖZÇELİK

10-11-2019


[1] https://www.yenisafak.com/gundem/para-baeden-geliyordu-3513711

[2] https://www.yenisafak.com/agundem/bin-kadin-infazdan-kacti-3513599

[3] Binbaşı Ersever’in İtirafları-Soner Yalçın-Sh.2.

[4] Age.3.

No ResponsesKasım 10th, 2019

ÜMMETİN KEMALİZMLE İMTİHANI

ÜMMETİN KEMALİZMLE İMTİHANI

Atatürk yüz yıldır hep tartışıla gelmiştir.

İngiliz gizli valisi olmasından mason oluşuna, bin yıllık birikimi ve İslami değerleri kaldırışından ölüm sebebine kadar yüzlerce noktada tartışılmıştır, maaşı bile[1]

Buda yetmez gibi üstüne üstlük birde soy kütüğüne dair iddia ve tarihte kimse için uygulanmayan koruma kanunu ile de tartışılmasının ve netliğe kavuşturmanın üzeri kapatılıp engellemeye bu kavga, kaos ve şaibeler sahada müzmin hale getirilmiştir.

Toplum Dakyonus ve Ashabı Kehf- in mücadelesine dönüştürülmüştür.

Eğer asrımız İslam’dan önce yaşayan bir asır olsaydı, bir çok noktada Kur’an’ı Kerim’de yer alırdı.

Dindarların Atatürkçüleştirilmesi masumane bir hale büründürülmektedir.

Rejim ve Atatürk’ü eleştiren kitaplardan, Devrimlerin Deviremediği, Bozgun ve Ziya Gökalp kitaplarının yazarı Vehbi Vakkasoğlu-nun[2] bu konudaki tavrı gerçekten şaşırttı.

Acaba biz mi aldatıldık yoksa onlar mı aldanıp aldattı?

Vakkasoğlu’nun bunu cevaplaması gerektir.

Bediüzzaman’la Atatürk geceyle gündüz gibi nasıl bir araya gelmez ve getirilemez ve de barıştırılamazsa, ya talebesi olduğunu söyleyen biri nasıl bir araya gelip barıştırılabilir?

-Ya Cübbeli-nin tavrı ve çıkışı dini mi, siyasi mi, politik mi?[3]

-Fetö ordudaki Kemalistlerle başlattığı 15 Temmuz Darbesinde başarılı olsaydı, Kemalizmin heykelini dikecek, tek adamlığın önünü açacaktı.

Gelecekte PKK ve Atatürkçülüğün yerine daha kapsamlı olarak fetö tartışmaları yerleştirilecek…

Milliyetçilerin en büyük imtihanı da Atatürkçülükte CHP zihniyetinden geride kalmamasıdır.

Milliyetçi ve ülkücüler Atatürk konusunda kendisini netleştirmelidir.[4]

-AKP’nin de Atatürkçülükte imtihanı da milliyetçilerinkinden çokta farklı değil.

Herkes gibi AKP’de Atatürk üzerinden belli kesimi kontrol edip elde etmeye çalışıyor, böyle görüntü vermemeye çalışsa bile…

Sırıtıyor, oda tam net ve samimi değil.

Veya hikmeti hükümeti bilmediğimizden!

18 yılda Atatürk’ü koruma kanununu kaldırmadığı gibi, teşebbüste bile bulunmadı.

Eğer samimiyse tartışmaların sağlıklı bir zemin, belge ve bilgi içerisinde tartışılması için 5816 Atatürk’ü koruma kanununu kaldırmalıdır.

-1970-lerde Atatürk düşmanlığı yapan solcular, bugün görünür ve görüntüde savunuculuğunu yapmaktadır, rant ve güç elde etmek için.

Atatürk problemsizliği, toplumun probleminden daha öncelikli ele alınmaktadır.

Atatürkçülük her problemi örten bir perde olarak kullanılmaktadır.

-Hep düşünmüşümdür; Avrupa’nın özellikle İngiltere’nin hayali olan 1920-de İstanbul’a girip hatta Kutsal Emanetlerin bulunduğu Topkapı Sarayına kadar yaklaştığı halde, hiçbir mukavemet görmemesine rağmen ne söz verildi ki, tıpış tıpış İstanbul’u terketti?[5]

-Neden mi İngiliz, işte Bediüzzaman’ın tesbiti,

S – Neden bu kadar İ.g.z.’den (İngiliz) nefret ediyorsun,

C – Sebep bir değil, bindir. Bana en ziyade şedid görünen, mânen ahlâkımıza vurduğu darbedir.

MEHMET ÖZÇELİK

10-11-2019


[1] http://www.tesbitler.com/index.php?s=Atat%C3%BCrk

http://www.tesbitler.com/page/2/?s=Atat%C3%BCrk

http://www.tesbitler.com/page/3/?s=Atat%C3%BCrk

-1930 YILI CUMHURBAŞKANI M.KAMAL’IN MAAŞI 1765 REŞAT ALTINI İDİ. YANİ 1765 Adet X 1850.00 TL = 3.265.250 TL

1930 YILI CUMHURBAŞKANI M.KAMAL'IN MAAŞI 1765 REŞAT ALTINI İDİ. YANİ 1765 Adet X 1850.00 TL = 3.265.250 TLO dönem,…

Mehmet Necmeddin Özçetin paylaştı: 2 Ekim 2019 Çarşamba

[2] https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=2904647999563285&id=100000543402815

[3] http://www.tesbitler.com/2019/06/22/din-adamlari-ve-istikamet/

[4] https://www.derintarih.com/etiket/milliyetcilik/

No ResponsesKasım 10th, 2019

HUCURAT-12-18

No ResponsesKasım 9th, 2019

HUCURAT-1-11

No ResponsesKasım 9th, 2019