AFRİN – ZEYTİN DALI – OPERASYONU

AFRİN – ZEYTİN DALI – OPERASYONU

Abd ihanetini hep iyi çocuk rolü oynayarak hala sürdürmeye çalışıyor.

Ancak mızrak çuvala sızmamakta, deaş ve terörü kaldırmaya niyetli olmayıp, terörü besleyerek daha da azdırmaya yönelik adımlar atmaktadır.

Beş bin tır teröristlere silah temin eden Abd, terörist ve terörist babası değil de ya nedir?

Bal gibi şey yani zehir gibi terör zehiri ekmekte ve saçmaktadır.

Abd kendi suyunu kendi ısıtmaktadır.

Kendi mezarını kendi kazmaktadır.

Kirli çamaşırları ortaya çıktıkça mazisi sığır sürüsü çobanı olan abd, akibeti de terörist sürülerinin babası namı ve bi-şânı takılacaktır.

Keşke çoban olarak kalsaydı…

Abd bitişte…

Hem de şişte…

Domuz…

-Abd cambaz misal dünyanın nazarını deaşa odaklayıp,teröristlere her türlü desteği sağlamıştır.

Yılda 20 milyar dolarlık silah satan ve 27 yılda teröre ve teröristlere ortadoğuda 25 trilyon dolar aktaran Abd, israilin büyüğü bir terör devleti değilde, ne ile adlandırılabilir.

-Trump başarısız olmakla kalmadı, rezil oldu, Abd-yi dünyaya rezil etti, israilin hevesini kursağında düğümledi.

O halde gidişi de yakındır.

İkinci bir hak ve fırsat verilir mi?

*******************

Dağda ve ovadaki terörist ortaklar.

Bizde bir deyim vardır, Allah iti ite kırdırmakta.

Masumları öldürülenlere Allah itini ve de itlerini musallat eder.

Horoz kavgası.

Ypg, pkk, vs. gruplar.

Maşalar ve onları tutanlar.

İtler birbirleriyle dalaşır, pisliği bize bulaşır.

Arapça tabirle iki çömlek yani aptal birbirini kırsın.

Keser döner sap döner, bir gün gelir hesap döner.

Zalim Allahın kılıncıdır.

Görünür ve de görünmez ordularını gönderir.

*****************

Bizleri tarih boyunca dışımızdaki canavar değil, içimizdeki kurt bitirmiştir.

Bir asırdır tozlanmış, paslanmış hatta duygusuzlaşmıştık.

15 Temmuz katmerli tozumuzu aldı. Afrin pasımızı almakta, ordu kendi dizginini eline alarak, süfyanın boyunduruğundan kurtulmaya başlamıştır.

İlk defa yüksek sesle dünyaya hitaben, zulme dur, denildi.

Allah ordumuza güç ve kuvvet versin. Onların tırnağını dahi incitmesin.

Haydi Yallah.

Yolunuz açık, Allah yardımcınız, Rasulullah duacınız, müminler muzahiriniz olsun.

*****************

Türkiye 1974 kıbrıs harekatından bu yana ilk defa kendisini isbat etmektedir.

Darbeye odaklı ve kurumlu olan ordu, ilk defa dış güvenliğe yönelmiş durumdadır.

Böylece orta doğuda bir asır sürdürülecek, plan, oyun ve pkk. ypg devlet kurma planı boşa çıkarılmış oldu.

Kendisiyle uğraşan Türkiye, kiminle uğraşacağını görmüş ve ona yönelmiştir.

İçteki teröristlerin can damarı kesilmektedir.

Abd kirli ortaklığında15 Temmuzda içten işgali millet engelledi.

Abd destekli dıştan kuşatmaya da ordu dur dedi.

Milletle Ordu el ele haçlı saldırılarını devre dışı bıraktı.

Birliğe ve dik durmaya ihtiyacımız var.

Böyle olursa bizi 7 düvel değil, 77 düvel de gelse durduramaz.

En büyük tehlikemiz içteki ihanet ve dıştaki aldatmacalardır.

Ordu metal yorgunluğunu atıyor.

Dileriz devam eder.

İçini temizleyen ordu, şu an dış temizliği yapmaktadır.

Bugün afrindeki hava saldırısının önemi, fetönün hava kurumunu öncelikle ele geçirmeye çalışmasının ve 15 Temmuzda meclis gibi belirli yerlerle Cumhurbaşkanının hava kuvvetleriyle ele geçirilmeye çalışılmasının sebebi anlaşılmaktadır.

Türkiye 50 yıldır sineklerle uğraştı. İlk defa in-lerine girip bataklığı kurutmaya çalışmaktadır.

*Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,

Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.

Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,

Ostralya’yla berâber bakıyorsun: Kanada!

Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;

Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.

Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…

Hani, tâ’ûna da züldür bu rezîl istîlâ!

Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,

Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,

Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;

Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.

Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz…

Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.

Sonra mel’undaki tahrîbe müvekkel esbâb,

Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

********    

Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!

Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

Alınır kal’â mı göğsündeki kat kat îman?

Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?

Çünkü te’sis-i İlâhî o metîn istihkâm.

*********    

Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…

O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,

Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd’i…

Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

“Gömelim gel seni târîhe” desem, sığmazsın.

Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb…

Seni ancak ebediyyetler eder istîâb.

“Bu, taşındır” diyerek Kâ’be’yi diksem başına;

Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,

Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,

Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;

Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,

Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,

Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;

Gündüzün fecr ile âvîzeni lebriz etsem;

Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…

Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.

Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,

Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn’i,

Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran…

Sen ki, İslâm’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;

Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;

Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın…Heyhât,

Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât…

Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,

Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.

MEHMET ÖZÇELİK

21-01-2018

No ResponsesOcak 21st, 2018

KİMDİR CAHİL? NEDİR CEHALET?

KİMDİR CAHİL? NEDİR CEHALET?

Cehalet bilgisiz olmak demek değildir.

Asıl cehalet bildiğini zannetmek, güya bildiği halde bilgisizce hareket etmek, bildiğini hazmetmeden kusmuk kusmaktır.

Karanlıktaki aydın bilginler!

-Dönem biterken….

Bir dönemin muhasebesini yaparken kâr zarar ortaklığı düşünür.

Kazanılan ve kazanımlar nedir?

Mevcudu muhafazamı,  yoksa kayıp mı?

Hayat gidiyor.

Geçen 5 ay.

Çok rahatlıkla çok kârlı bir dönem geçti diyebilir miyiz?

-Öğretmen öğrenciye rehberlik yapmalıdır.

Öğretimden önce eğitim kazandırılmalı yani öğrencilerin budakları düzenlenmeli, terbiye ve ahlak kazandırılmalıdır.

Zaten teknolojinin ilerlemesiyle öğrenci bilgiye çok rahat ulaşabilmektedir.

En önemlisi de gerekli olanı almaktadır.

Her şey verilmektense ihtiyacını almalıdır.

Öğrenciye doğru hedef gösterilmeli, doğru ve isabetli yöne sevkedilmelidir.

Zira en büyük kayıp, insan ve zaman kaybıdır.

Daha önceki yazılarımda da dile getirdiği gibi, eğitime nefes aldırılmalı, baskıcı durumdan kurtarılmalı ve hatta ortaokuldan itibaren mecburiyetten kurtarılmalıdır. İnsanlar rejime feda edilerek, tornadan çıkmış gibi monotonluktan kurtarılmalı, şuur ve anlayış kazandırılmalıdır.

Her şey değil, başaracağı bir değer ve beceri kazandırılmalıdır.

Adab-ı muaşeret yani ahlak, aile ve toplumsal kural ve davranış bilinci kazandırılmalıdır.

Öğrencinin kendi kendini kontrol edebilmesi kazandırılmalı.

Resmiyet değil, samimiyet kazandırılmalı.

 

*Milli eğitim başarısız odaklı çalışmamalıdır.

Başarılı olanları öne çıkarmaktan ziyade, başarısız olanları kurtarmaya yönelik bir eğitim uygulanmamalıdır.

Başarısız odaklı.

Böylece başarısızlar adeta ödüllendirilirken, başarılılar başarısızlara feda edilmektedir.

*Nefes darlığındaki eğitim ölüyor.

Eğitim boğuluyor.

Ve de boğuyor.

Eğitime bir nefes aldırmalı ve ciddiyet kazandırmalıdır.

*Yabancı dil okullardan kaldırılsın. şehir merkezlerinde dil okulları açılsın….

*Ahirzamanda her şey ilme dökülecektir. İlmi olan kazanacaktır.

*”Elbette nev-i beşer, âhir vakitte ulûm ve fünûna dökülecektir. Bütün kuvvetini ilimden alacaktır. Hüküm ve kuvvet ise, ilmin eline geçecektir.”[1]

Bily Gates gibi. Onun bilinen bir fabrikası yok. Tamamen sanal.

-Kıssadan Hisse:

-Dervişin biri saçlarını kestirmek için berbere gelir:
-Vur usturayı berber efendi, der.
Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar. Derviş aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak : – Kalk bakalım kabak, kalk da traşımızı olalım, diye kükrer.
Dervişlik bu. Sövene dilsiz, vurana elsiz gerekmiş ya. Kaideyi bozmaz derviş. Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber ahcup, fakat korkmuştur. Ses çıkaramaz. Kabadayı koltuğa oturur, berber traşa başlar. Fakat küstah kabadayı traş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder: ‘Kabak aşağı, kabak yukarı.’
Nihayet traş biter, kabadayı dükkandan çıkar. Henüz bir kaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. Kabadayı oracığa yığılır, kalır. Ölmüştür. Görenler çığlığı basar. Berber ise şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayrı ihtiyari sorar :
– Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?
Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:
– Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki bu kabağın bir de sahibi var. O gücenmiş olmalı!……

MEHMET ÖZÇELİK

13-01-2018

 

[1] Sözler | Yirminci Söz | 239.

 

No ResponsesOcak 13th, 2018

YAHUDİ İNANCI

YAHUDİ İNANCI

Ehl-i kitaptan bir gurup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları Kitap’tan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde: Bu Allah katındandır, derler. Onlar bile bile Allah’a iftira ediyorlar.”[1]

-Yahudi kutsal kitabında ahiretin varlığı ve ahirete imanla ilgili konuda açık bir bilgi yoktur.

Yahudilikte ahiret pek işlenmez, bir kısmı cehennemi tanrının merhametine aykırıdır, diye inkar ederler.

Bizdekilere ne kadar da benziyor, değil mi?

-Cehennemde ise ancak 12 ay kalacaklarına inanırlar. Bu Talmutta belirtilmektedir. Bakara 80-81-de de belirtilir.

“Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”

Hayır! Kim bir kötülük eder de kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa işte o kimseler cehennemliktirler. Onlar orada devamlı kalırlar.”

-Ortodoks Yahudiliğin temel inançlarından olan mesih inancına göre mesih, Davudun soyundan gelecektir.

Davut ise o bir kral mı yoksa semavi bir şahsiyet olup olmamasında ihtilaf etmişlerdir.

-Tevratta 248- i emir,365- i yasaklardan oluşan 613 kural vardır. Dindar bir Yahudi ise hayatını bu kurallara göre tanzim eder.

-Yahudiler ibadet günü olan şabat yani cumartesi yapmaları yasak olan 39 tür iş vardır.

Buna teknolojik işlerde eklenmektedir. Araba, telefon, elektronik aletler kullanmak, ışığı açıp kapamak, asansör düğmesine basmaya kadar yasaktır.

Kur’an-da Yahudiler için; Beni İsrail, hud, hadu, yehud olarak geçer.

-Beni İsrail 41 yerde geçer.

Yahudi kelimesi medeni surelerde yer alır.

-Davud peygamber zamanındaki Yahudilerin maymuna çevrilişi âyette şöyle anlatılır;

“İçinizden cumartesi günü azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Onlara ‘Aşağılık birer maymun olunuz’ dedik; bunu, çağdaşlarına ve sonradan geleceklere bir ceza örneği ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara öğüt olsun diye yaptık.”[2]

-Bediüzzaman Hazretleri 5. Şua gibi muhtelif eserlerinde onlardan, âyetin beyanı üzere düştükleri zillet ve meskenetten bahsetmektedir.

-Ahir zamanın dehşetli komitesi olan Süfyan ve İslam Deccalından bahsedilmektedir.

-“…mühim kuvveti Yahudidir… Yahudiler içinde tevellüd eder…”

-Yahudi yayın kuruluşu şalom gazetesinden şöyle anlatılmakta:

“Bu bayram yahudilere düşman olanların koz olarak kullandıkları bir kutlama günüdür. bu bayramda kutlama gecesi için katılanların mutlaka evli olmaları gerekir. bekar olanlar erkek veya kız hiçbir şekilde kabul edilemez. hatta bu bayram hakkında bekarlara bilgi dahi verilmez. o geceye katılan evli çiftlerin şık giysilerini giyerler. hanımlar kıymetli takılarının yanında, ziyafet masasındaki eşlere servis yaparlar. bir müddet sonra hep birlikte eğlenildikten sonra, mum söndü ayinine geçilerek bütün ışıklar söndürülür. evli çiftlerden kadın ve erkek istediğini tercih etmekte serbesttir.”[3]

-Kıssadan Hisse:

-Semseddin Muallim diye tanınan fakir kelamcı rivayet etti ki: Bir gün  Hüdavendigar hazretleri, arkadaslara bakıp (söyle) buyurdu:

Peygamberimiz, Allah’ın elçisi Muhammed (s.a.v.) buyurmustur ki: “Bir suya taş attığın vakit su nasıl açılırsa, Allah’ın nuru bir müminin kalbine indiği vakit, onun kalbi de öyle açılır, genişler, hoş ve latif bir sahra olur.” Bunun üzerine ashab: “Ey Allah’ın Resulü! Eger tabiatın ve şehvetin uğursuzluğu sebebiyle Adem oğlunda, kalbinin açıldığını görecek olan göz perdeli ve tozlu olursa, kalbinde bir genişlik ve açıklık meydana geldiğini nasıl anlayabilir?” diye sordular. Peygamber: “İman eden, kalbinin genişlediğini, bütün dünya ehlinin, dünya mal, mülk ve lezzetinin gönlünde soğuması ve tatsız bir hale gelmesi, dünya dostlarından ve kendi ahbaplarından nedensiz ve karşılıksız bir yabancılık duymaya başlaması ile anlar.” buyurdu.(Ariflerin Menkıbeleri)

MEHMET ÖZÇELİK

03-01-2018

 

 

[1] ALİ İMRAN-78.

[2] Bakara.65,Araf.166.

[3] Bak. https://forum.memurlar.net/konu/932285/

https://plus.google.com/+C%C3%9CBBES%C4%B0ZHoca/posts/T4zjqaSCiXk

http://www.akpartiforum.com/sebataylar-ve-mum-sondu-tavsiyemdir-t25334.html?s=7bd75e308f66846861bd8c60ff852550&

 

No ResponsesOcak 5th, 2018

NURA ÜFLEYENLER

NURA ÜFLEYENLER

“Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.”[1]

-Khk devam ettirilmeli, boşluklardan istifade etmek isteyenlerin, keyfi harekette bulunarak yıkmaya çalışanlar engellenmelidir.

İşler khk ile hızlandırılabilir.

-Bir asırdır derin devletin ve gizli komitelerin sözcülüğünü ve uygulamasını yapan Chp, bugün yine aynı komitelerin Fetö maşalığını ve piyonluğunu, sözcülüğünü yapmaktadır.

-Dış güçler bizi zaafa düşürmek amacıyla ajanlarını değişik adlarla, tetikçi ve yardım kurumları, muhabir, tüccar gibi namlarla sürdürmektedir.

-Durak: CIA ile MİT…

Said Nursi’nin gücünü kırmak için Gülen’i güçlendirdiler.

Fethullah’ı zirveye çıkaran, bizim devletimizin kendisidir”

Fethullah Gülen, uluslararası bir projedir Türkiye’de.

-Yani, “Bir insan, kendi kabiliyeti ve gayretiyle zirvede değilse onu, oraya itmişlerdir.”[2]

-“İlkokul mezunu, vaizlik sınavını bile geçemeyen bir adamın bütün bu operasyonları yapabilecek kapasitede olduğuna inanıyor musun? Arkasında bilimsel organizasyonu yapan bir güç var. O güç de CIA bence. Moon Tarikatı’nın teşkilatlanma şemasının hemen hemen aynısıdır. O da bir dini örgütlenme.”[3]

-Bir Mit düşünün ki, düne kadar elemanlarının maaşını Abd veriyordu.

Bir devlet istihbaratı düşünün ki, başında Fetönün elemanlarının bağladıkları kablolarla tüm bilgilerin bir nüshası Abd- ye gidiyordu.

Bu mit kime çalışır?

Veya ne kadar sağlıklı çalışır?

Bugün ise Mitin gücü başı kopmuş, başını kaybetmiş olarak seyretmektedir.

Bugün tam başarılı olunamıyorsa, bylook-un server-ının mit tarafından Litvanyadan kopyalanıp getirilerek Fetönün foyası ve oyunları ortaya çıkarılıyorsa, bu da Mit-in yeni başarısı, eski gücünü ise kaybetmesidir.

-Bugün görülmektedir ki, dünkü derin devlet, açığa ve yüzeye çıkmıştır.

-Hayatında bitiremedikleri Bediüzzamanı Mit- Cıa ortaklaşa 1960 –dan sonra bitirmeye çalışma amacıyla Fetöyü ve benzerlerini devreye koymuştur.

Tıpkı pkk-yı kurup da daha sonra güya onu kontrol edememeden dolayı karşısına hizbullahı kurmak gibi…

-Bediüzzamana vurmanın bahanesi Merhum Sultan Abdulhamin Han Hazretleri alet edilmektedir.

Nitekim Fetönün en sinsi oyunu da, kendi bahane edilerek Bediüzzamana vurulmasıdır.

Neden mi?

Çünkü Bediüzzaman sari hastalığın yayıldığı yeri teşhis etmiş ve tedavi yöntemlerini de belirtmiştir.

-Bediüzzaman,islam dünyasının sıkıntısı ile ilgili olarak; Esas hastalık burada başladı, der.

Abdulhamidin sevindirici olarak kızıl sultan yaftası silinmeye çalışırken, bu seferde Bediüzzaman ve Akifle muhalefeti hatta daha ötesinde düşmanlığı bilinçsiz olarak dile getirilmeye çalışılmaktdır.

-Abdulhamid Han Hazretlerine olan düşmanlık bir yüz yıl sürdü. Bu gün o kalkmış değil. Zira onun dostları ile arası açılmaya çalışılmaktadır.

Yani 1960-a kadar islamiyeti bitiremeyenler, 1960-dan sonra içten yıkmaya ve de bulandırmaya çalışmışlardır.

-Kıssadan Hisse:

Şeyh Sa’dî-i Şîrâzî Gülistan’da anlatır:

Adamın biri kerpiçten bir ev yapmış. Sonra, yaptığı evin karşısına geçip, “Ey ev! Yıkılacağın zaman bana önceden haber ver ki ailemi kurtarabileyim.” demiş. Ev de söz vermiş.

Bir zaman sonra bir duvar, adeta ağzını açar gibi çatlamış, adam hemen çamurla o çatlağı kapatmış. Daha sonra bütün duvarlarda böyle çatlaklar olmuş, ama her seferinde adam bunları hemen çamurla tıkamış.

Gel zaman git zaman ev yıkılmış. Adam eve çıkışmış: “Hani yıkılacağını bana önceden haber verecektin?”

Ev adama şöyle cevap vermiş: “Haber vermek için birkaç kere teşebbüs ettim, ama sen her seferinde ağzımı kapattın.”

MEHMET ÖZÇELİK

01-01-2018

[1] Saf.8,Tevbe.32.

[2] http://www.risalehaber.com/said-nursinin-gucunu-kirmak-icin-guleni-guclendirdiler-317288h.htm

[3] http://www.hurriyet.com.tr/fetoyu-ilk-kez-yazan-adam-zubeyir-kindira-40176083

 

No ResponsesOcak 1st, 2018

ALLAHIM! SEN NE KADAR BÜYÜKSÜN EY RABBİM!

ALLAHIM! SEN NE KADAR BÜYÜKSÜN EY RABBİM!

Gerçekten ey Allahım! Sen Ne kadar büyüksün, Ey Rabbim.

Allaha küfredenlere Allah rızkını veriyor, bir ömür yaşatıyor. nefesini kesmiyor.

Yaratıldığı pis ve mide bulandırıcı meni ve sipermini görmeden, gübreye dönüştüğünü düşünmeden, pislik ürettiğinin farkına varmadan rabbine kafa tutmaktadır, [1] şu kendisini insan bilen insan.

-“ İnsan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.”[2]

İşin garibi ise, kendileri inanmayıp yapmadıkları halde, inananları engellemekte ve öldürmektedirler.

Bizim sözümüz kesilse, reddedilip dinlenilmesine engel olunmasında ne yapacağımız düşünülsün.

Oysa Allahın kelamı için;

“İnkâr edenler dediler ki: “Bu Kur’an’ı dinlemeyin. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın.”[3]

“Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman, o kâfirlerin yüz ifadelerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: “Şimdi size bu durumdan daha beterini haber vereyim mi: Ateş.. Allah, onu kâfirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!”[4]

-Allah kendisini inkar edip, bir ömür boyu küfreden insanın hayat vanasını kapamamakta, rızkını kesmemekte, yaşamasına müsaade etmektedir.

Nasıl bir sabır!

İlahi sabır…

Rabbani hikmet…

Hadiste; “Dünyanın, Cenab-ı Hakk’ın yanında bir sinek kanadı kadar kıymeti olsaydı, kâfirler bir yudum su ondan içemeyeceklerdi.”[5]

-Kıssadan Hisse:

 Vaktiyle zeki, çalışkan bir medrese (üniversite) talebesi, rüyasında çok sevdiği, feyz aldığı, bağlandığı hocasının cehennemlik olduğunu gördü. Rüyayı ilk gördüğünde sıradan bir rüya diye aldırmadı. Ama aynı rüyayı birkaç defa üst üste görünce gerçekçi bir rüya olarak yorumladı ve bundan dolayı üzüntüye kapıldı. Üzüntüsü dışardan da farkedilecek haldeydi. Herkes gibi hocası da bunu gördü ve sordu:

– “Oğlum senin neyin var, son günlerde yüzün hiç gülmüyor?”

Delikanlı başlangıçta söylemek istemeyip geçiştirmeye çalıştıysa da ısrar karşısında açıklamak zorunda kaldı:

– “Hocam, ben kaç defadır rüyamda sizin cehennemlik olduğunuzu görüyorum ve buna çok üzülüyorum.”

Hoca öğrencisine ve onun şahsında herkese ibret olacak şu açıklamada bulundu:

– “Oğlum, ben senin gördüğün rüyayı (kendimin cehennemlik olduğunu) kırk yıldır görüyorum. Ama yine de ümitsiz ve isyankâr değilim. Doğru bildiğim yolda yürüyor, Allah’a kulluğumu eksiksiz yerine getirmeye çalışıyorum. Bana düşen de budur. Gerisi Allah’ın bileceği iştir.”

[1] Bak.Bakara.90.

[2] Adiyat.6.

[3] Fussilet.26.

[4] Hac.72.

[5] İbni Mace, Zühd 3; Tirmizl Zühd: 13.

No ResponsesAralık 27th, 2017