DEHŞETE KAPILDIM

DEHŞETE KAPILDIM

Muhsin Yazıcıoğlu – nun ciddi bir meseleden dolayı öldürüldüğü belli idi.

Farklı söylentiler ortada gezmekte, birileri belgeleri ya yok etmede veya sümen altı etmede idi.

Ancak en dehşetlisi ise; Dünyada bir örneği olan ve daha sonra bir komutan tarafından mikro filimleri alınan, dünyada gayet sınırlı, bir elin parmakları kadar dahi örneği olmayan Barnabas incili idi.

Çürümüş, kokmuş ve kokuşmuş olan Hristiyanlık dünyasını bitirecek olan ve Hz.İsa- nın havarilerinden Barnabasın Hz.İsa-dan duyduklarını yazdığı, diğerlerinden daha sahih, özellikle tevhidi işleyen ve Efendimizden haber veren eser.

İşte o dehşet haber;

-“Hz. İsa’nın öğrencisi olan Aziz Barnabas tarafından yazıldığı ve orijinal nüshalarından birinin de Türk devletinin elinde olduğu iddia ediliyor. İncilin ortaya çıkması durumunda dünyadaki tüm paradigmaları altüst edeceği söyleniyor.

15 Temmuz FETÖ/PDY darbe girişiminin ardından BBP lideri merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun ailesinin 9 Ağustos’ta yaptığı suç duyurusu, yeni iddialar içerdi. Suç duyurusunda, Yazıcıoğlu’nun ‘Barnabas İncili’ni sinema filmi yaptırmak istediği, bu durumun FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’i rahatsız edip etmediği ve helikopterin Gülen’e bağlı Hava Kuvvetleri’ndeki FETÖ’cüler tarafından düşürülüp düşürülmediğinin araştırılması talep edildi. Dilekçede, Yazıcıoğlu’nun kaza sırasında yanında bulunan ve içinde Barnabas İncili’nin fotoğraflarının bulunduğu hafıza kartının da kayıp olduğu vurgulandı.

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun olay esnasında yanında bulunan Blackberry marka telefonunda bu Barnabas İncili’nin görüntülerinin kayıtlı olduğu ve bu görüntülerin saklandığı hafıza kartının telefonunun içerisinden alınmış olduğu da telefonun teslim edildiğinde ve tespit tutanaklarıyla sabittir. Yine Yazıcıoğlu’nda Barnabas İncili’nin ayrı suretinin de muhafaza edildiği, bunun film yapımında senaryo çalışmaları için kullanmak istediği bilinmektedir.’

Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı’nda vermiş olduğu ifadesinde görüşmede yanlarında bulunan Ramazan Akgün’ün, ‘Efendim, siz bu İncil’i gördünüz mü’ demesi üzerine merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun, ‘Evet. Bu İncil’i Genelkurmay’da gördüm ancak bu İncil’i görenler pek uzun yaşamıyor’ dediğini ifade etmektedir.’

-Kardinalliğe soyunan ve rahmetli ve aslında öldürülen Aytunç Altındal Gülenin islam alemindeki ismi belirlenmeyen Kardinal olduğunu söylemiş ve çok yaşamamıştı.

Yoksa dünyayı değiştirecek olan Barnabasın ortaya çıkmasından korkan batı, Fetö kanalıyla Barnabası da ele geçirmeye çalışmakta, daha doğrusu ortaya çıkmasını engellemektedir.

Aslında batının yani Hristiyan dünyasının islam dünyası ile olan savaşı, çökmekte ve yıkılmakta olan Hristiyanlığın, yıkılışını geciktirme çabasıdır.

Barnabasın ortaya çıkması, Hristiyanlığın bitişidir.

Tevhid inancını ele alan Barnabas incili, bu günkü Hristiyanlığın teslis inancına aykırı ve doğru bir incili yansıtmaktadır.

Türkiye-de ilk defa Aramice uzmanı, bilim adamı Dr. Hamza Bektaş(Hocagil)la yaptığı konuşma ve “İncil’in bulunma hikayesi” ni anlatmaktadır.

Kitabın giriş kısmında; “Alemlerin Rabbi olan Allah tarafından, Mesih’e vahyedileni, ondan duyduğum gibi 48 yıl sonra, aynen duyduğum gibi, Demir Nüsha olarak yazıyorum. Ben Kıbrıslı Barnabas’ım” ifadeleri vardı.

Soru: Kitabın bu bölümüne kadar içeriğinden bahsedebilir misiniz?

Cevap: Tevhit’ten başka bir şey yoktu. Zikrullah vardı. İbadet etmenin önemi, Allah’a eş koşmama. Komşulara yardımcı olma. Lut Kavmi ile ilgili bazı uyarıcı bilgiler ve ibret alınmasını öğütleyen bir kıssa vardı. Dikkatimi çeken bir şey daha vardı. Bir peygamber gelecek, ona tabi olanlar, dolgun başaklar gibi olacaklar!” ayeti vardı.[1]

Ergenekon-la başlayıp 15 Temmuz darbesiyle devam eden ve bundan sonra da devam edecek olan kavganın önemli iki sebebi bulunmaktadır;

1-Yıkılan Hristiyanlığın yıkılışını geciktirmek.

2-Ortadoğuyu Hristiyanlaştırmak.

Bunu da iç unsur ve projelerle yapmaya çalışmak…

-Başbakana şimdiki cumhurbaşkanına da aslında bunun yani Barnabas incilinin ortaya çıkması korkusuyla saldırılmaktadır.

-“Türk, İngiliz ve İsrail ajanları tarihinin en önemli kapışmalarından birini yaşadılar. MOSSAD ve MI6’nın peşine düştüğü 1900 yıllık el yazması Tevrat, MİT operasyonuyla Başbakan’a ulaştırıldı.”

1900 yıllık tahrif edilmemiş Tevrat’ta İsrail oğullarının dini ve siyasi anlayışlarına dayanak yaptığı bazı unsurların doğru olmadığı ortaya çıktı.

Ve hepsinden daha önemlisi, tahrif edilmemiş Tevrat’ta son peygamberin Hz. Muhammed olduğu açıkça vurgulanıyor.[2]

-Türkiye başta Erdoğan bir an evvel bu incili İbraniceden tercüme ettirmeli, dünyaya duyurmalıdır.

Bütün Avrupa-nın top yekün saldırısından daha dehşetli, gök gürültüsü gibi bir ses getirecek, -İnşaallah- Hristiyanlık İslâmiyete inkilab edecektir.

*(İncilin 20.babının devamında)2000 yılından sonra şeytanın yeryüzündeki ekser insanları saptırarak Müslümanların üzerine saldırttığını, fakat akıbette Müslümanların galib gelerek küffarın helak olduğunu ifade etmektedir. Şöyle ki: “Ve bin sene tamam olduğunda, şeytan kendi zindanından salıverilip zeminin dört köşesinde olan taifeler yani Ye‟cûc ve Me‟cûc‟ü (ifsadata giren milletleri) –ki miktarı deniz kumu gibidir- idlal ve muharebeye cem‟ etmeye çıkacaktır. Ve yeryüzüne çıkıp mukaddeslerin ordusunu ve sevgili şehri ihata ettiler. Ve Allah tarafından semadan ateş inip onları telef etti.

Ve onları idlal eden iblis, canavar ile yalancı peygamberin bulundukları ateş ve kükürt gölüne atıldı. Ve gece gündüz ebed-ul âbâd azab olunacaklardır. (Esrarnama-den)

-Not: Kabirdekilerin pişman oldukları şeyler için, kalanlar birbirleriyle kavga etmekte, birbirlerini boğazlamaktadırlar.

Dönüşsüz bir yola gidenler ve girenler, bile bile hayatlarını çıkmaza sokmaktadırlar.

MEHMET ÖZÇELİK

26-09-2016

[1] http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2008_haberleri/eylul/eylul35.asp

http://www.tesbitler.com/2015/01/03/hristiyanligin-dogum-sancilari/

http://www.umutavci.com.tr/barnabas-incili-hakkinda.html

[2] http://www.habervaktim.com/haber/305503/1900-yillik-sir-erdoganda.html

 

No ResponsesEylül 27th, 2016

ŞEFKAT Mİ ADALET Mİ ?

ŞEFKAT Mİ  ADALET Mİ ?

Şefkat ve merhamet mi yoksa adalet mi?

Hangisi esas alınmalıdır?

Adalet merhametin önünde olmalıdır.

Merhamet ve şefkat adaletin önüne geçmemeli ve geçirilmemelidir.

Efendimiz, kızı Fatıma-nın bile suç işlemesi halinde cezalandırılacağını ifade ederken, adaletini şefkatinin önüne geçirmektedir.

Allah-ın rahmeti her şeyi kuşatmış, adaleti de rahmetini kuşatmıştır.

İman etmeyeni cehennemde ebediyyen cezalandırması ,şefkate aykırı değil, adalete uygundur.

-Bu gün yapılan görevden almalarda ya sulandırılmaya gidilmekte veya alınanların yüksekliğini göstererek ayrı bir kaos ortamı oluşturulmaya çalışılmaktadır.

Daha beteri ise; görevden alınanların bir kısım yakınları ve çevreleri dengesiz hareket etmekte, zulme ortak olarak, inandığı davaya ve dava arkadaşlarına karşı kopmalar oluşmaktadır.

Şehit ve gazi olarak kaybedenleri değil de, onlara kaybettirenlerle o kaybettirenlere ortak olunanlar nazara alınmalıdır.

Görevden alınanlar ve çocukları ne olacak, derken, şehid ve gazilerin yakınları, darbe başarılı olsaydı onun mensublarının kaybettirecekleri hatta öldürecekleri ise hiç hesaba katılmamaktadır.

-Şeriatın kestiği parmak acımaz.

Haksızlık yapılmadan yapılan uygulamalar hak ve adalet namına kabul edilmelidir.

Hak- perest olmalıdır.

Hakkın hatırı âlidir, hiçbir hatıra feda edilmez, hakikatı unutulmamalıdır.

Zulme rıza zulümdür.

Bir şeye sebeb olan, onu yapan gibidir.

Beşer zulmetse bile, kader adalet eder.

Kaderin adaleti düşünülmelidir.

-Fetö bir din alimi değildir.

O darbe için hazırlanmış bir piyondur.

Makam, para, dünya hakimiyeti ve şöhret meftunudur.

Faaliyetinin olduğu ülkelerdeki yöneticiler şimdiden onu öyle değerlendirmeli, tedbir alıp, darbesine hazır olmalıdır.

-En tehlikelisi de budur ki; Fetö-nün darbesinden istifade ile, haram-zadeler gibi, islama ve risale-i nurlara ve cemaatlara sırtlanlar gibi saldırılmaktadır.

Bunu yapanlar sicili temiz olanlar değil, şaibeli, kendisine farklılık kazandırmaya çalışanlardır.

Zaten Gülen de bunu yapıyordu.

Paralel devlet, paralel din- paralel Risale-i Nur.

Risale-i Nurları tahrife çalışan Gülen aslında duvara tosladı. Ve bununla anlaşıldı ki Gülen, aslında Risale-i Nur gibi dinide tahrif etmekteymiş.

-Fetö işi şahsileştirip Erdoğan-ın gitmesi uğruna, şeytanla değil belki şeytanlarla iş birliği yapmış, vatanın onlara peşkeş çekilmesi de bunun cabası…

-Fetö-ye ve taraftarlarına  taraftar olanlar dünyalarını da ahiretlerini de bitirirler.

Ayrıca Abd- nin Fetö-ye taraftar ve destek olması, onu yıkar ve zaten büyük bir çatlak da oluşmuş durumdadır.

-Hala hukuk ve hukukun problemi çözülmüş değil. Mesela durumu ve aşırılığı bilinen Ahmet Altan önce sorgulandıktan sonra bırakılmakta ve sonrasında ise savcının itirazı üzerine tekrar göz altına alınmaktadır.

Birbirine tezad iki durum.

Önce hukuktan başlamalı ve sonra da hukukla başlamalı…

MEHMET ÖZÇELİK

25-09-206

 

 

 

No ResponsesEylül 26th, 2016

DOĞU BATI SENTEZİ

DOĞU BATI SENTEZİ

Gülen fitne amaçlı kurduğu cemiyetini dağıttı.

Bu gün artık Hasan Sabbah ve Haşhaşi cemiyeti diye bir cemiyette yoktur.

Tarihte kara bir leke olarak kaldı.

Gülen de öyle kaldı.

Zira geçmiş olumsuz dönemlerde sessiz kalırken, Türkiye-nin düzene girdiği dönemde darbe girişiminde bulunmuştur.

-Batı suskun. Darbenin başarıya ulaşamamasının şokunu yaşıyor.

Başarılı olsaydı, Mısıra yaptıklarını aynen bize de yapacaklardır.

Batı çirkin ve kirli yüzünü bir daha gösterdi.

Abd günah çıkarmaya, koyun maskesi giyen kurtluğuna devam ediyor.

Haşhaşi lideri Hasan Sabbah ulaşılamayan Alamut kalesinden kontrol ediyordu.

  1. Haşhaşi olan Gülen ise, çevresi Cıa tarafından korunan korunmalı malikhanesi Pensilvanyadan kontrol ediyordu.

Biri devleti dışardan kontrol ederken, kuşatırken, Fetö bunu içerden yapıyordu.

O da devletin imkânları ile.. Bu durum daha tehlikeli idi.

-Şu anda başarısızlığının büyüklüğü içte ve dışta sulandırılmaya, devletin temizlik faaliyetlerine engeller çıkarmaya çalışmaktadırlar.

-Gülen yapısını masonluğa dayandırırken, düşünce ve inancını Şia/ Batinilik ve Haşhaşiliğe dayandırmaktadır.

En önemlisi takiyyeyi çok iyi uygulamaktadır.

50 yıldır sinsice içinde biriktirdiği kusmuğunu asırlar lanetle anlatacak ve de yazacaktır.

-Gülenin başarısının en önemli sebebi; toplumun bir asırlık manevi boşluğundan istifade ile o boşluğu doldurmamış ancak dini hitapta bulunmuş, en azından o görüntüyü vermiştir.

Şarkılar ile buna geniş çerçevede taraftar bulmaya çalışmıştır.

İkinci sebebi ise; iş yapacak ve yaptırılacak kesimin maddi ve makam isteklerini canlı tutuyordu.

Bu manada farklı cemaatlerden kişilere de vaatte bulunarak kendine taraftar yapıyordu.

-Paralel yapının lideri Gülen ve Mensubları; sosyolojik, psikolojik, siyasi, ekonomik, dini, paralel din ve paralel devlet, ahlak gibi açılardan ele alınmalıdır. Tarih bunu uzun süre yapacak, yazacak ve bu konuda doktora tezleri yapılacaktır.

Bir süre önce öne çıkan ağlamasının dışında pek bir özelliği olmayan, yazdığı eserler ne kadar kendisinin olduğu düşünülerek şunu rahatlıkla diyebilirim ki; eserleri beni açmadı, seviyeli bulmadım. Eserlerine bir şeylerden faydalanabilir miyim diye bakıyor , yeterli derecede faydalanamıyordum.

Oysa Peygamberimiz;-Münafık çok rahat ağlar.- ve İmam-ı Gazalinin;-Ağlayarak vaazda bulunan kimseye itimad etmeyin , sözleri düşündürmelidir.

O halde bunca başarı Gülenle bağlantılı olmadığına göre, bu yapıya ihtiyatlı yaklaşılmalı, değil midir?

Mensubları onda ne bulduklarını söylesin ve düşünsünler?

Kendilerini sorgulayıp, dünya ve ahiretlerini tehlikeye atmasındalar.

Oyunun büyüklüğünü düşünsünler…

Darbeden daha büyük ne bekliyorlar ki, o zaman karar vermiş olsunlar?

No ResponsesEylül 25th, 2016

DARBENİN İKİ PİYONU

DARBENİN İKİ PİYONU

-PKK-FETÖ uyuşturucu ticareti kanıtlandı.

Emniyet Genel Müdürlüğü Uyuşturucuyla Mücadele Daire Başkanlığı, PKK-FETÖ uyuşturucu ticareti bağlantısını belgeledi.

Dubai’de yakalanan uyuşturucu baronu İbrahim Işık’ın PKK ile çalıştığı, kazandığı paraları FETÖ’ye aktardığı belirlendi.

 KARDEŞLERİ DE FETÖ’DEN: İbrahim Işık’ın kardeşlerinin de FETÖ adına yayın yaptığı için el konulan Dünya TV’nin yönetiminde görev aldığı, yine FETÖ’nün amaçları doğrultusunda hizmet verdiği tespiti yapılan Hür Sanayi ve İşadamları Derneği üyesi oldukları ve Kimse Yok mu Derneği’nde çalıştıkları öğrenildi.[1]

-Paralel devlet, Paralel din, Paralel Risale-i Nur; Fetönün üç ana hedefidir.

-Ne hazindir ki, gerek Türkiye için ve gerekse İslâm dünyası için batı, Hristiyan dünyası, Abd ve Rusya gibi büyük devletler karar vermekte ve onlar şekillendirmektedir.

– SSCB’nin Orta Doğuya yönelik saldırgan tutumu ve Orta Doğuda komünizmin yayılmasını istemeyen ABD ve İngiltere’nin isteği üzerine ,Türkiye, Pakistan, İran , Irak ve İngiltere arasında kuruldu.
-1958’de Irak ‘ın Sovyet Rusyaya yaklaşması ve pakttan ayrılması ile paktın adı CENTO olarak değişti. 1979’da önce İranın ardından da Pakistanın çekilmesiyle CENTO’nun varlığı sona erdi. 27 Mayıs 1960’ta işlevine son verilen II. TBMM binası 1961-1979 yılları arasında CENTO’nun son genel merkezi olarak kullanılmıştır.

Maliye Bakanı, Dış İşleri neden asıldı?

Bağdat Paktını imzalamadan dolayı. İmzalayanlar imzalamalarının bedelini idam ile ödediler.

Türkiye-nin açılımı ve zenginleşmesi istenmemektedir.

Irak ta da Kral Faysal da 6 ay sonra idam edildi ve yerine Saddam getirildi, böylece onun zulüm devri başlamış oldu.

Dün onun zulmünü başlatanlar, bu gün onun eliyle halkına zulmettiler.

Bağdat Paktında Türkiye, İran, Irak, Pakistan vardı.

24 Şubat 1955’de Türkiye ile Irak tarafından temelleri atılan daha sonra İngiltere, İran ve Pakistan’ın da katıldığı, Orta Doğu’da güvenliği sağlamak ve savunma oluşturmak amaçlarıyla kurulan birliğe Bağdat Paktı denir.

*”Eğer bir vâiz halkı ağlatmaya, yaka-paça yırttırmaya çalışıyorsa, bilinki o adam gâfildir.” İmam Gazâli

-Nâ ehil olur muârız-ı ehil

Her Ahmed’e bulunur bir Ebu Cehil.

-27-1-1965  tarihli UPI haberine göre, Latin Kilisesi Cizvit Tarikatı başpapazı Peder Pedro Arrupe, kilise kurultayında şunları açıklamıştı: “Masonluk denen tanrısız teşkilatlar eliyle, dünya hâkimiyetini amaçlayan Siyonistler çok ince dokunmuş bir strateji takip ederek; Finans kurumlarından kitle iletişim araçlarına, uluslararası kuruluşlardan din adamlarına, maalesef neredeyse tam bir hâkimiyet oluşturmuşlardır.”

“Komünizm de, kapitalizm gibi bu şeytani komplonun bir koludur ve Moskova-Pekin çıkışlı değil, merkezi Paris, Londra ve Newyork’ta bulunan malum ve melun güçlerin bir uzantısıdır.”

*Gülen proje olarak masonluğu uyguluyor, plan olarak iran takiyyesini ele alıyor, Yahudileri memnun edecek Pavlus tarzını ölçü alıyor, papanın da asyanın hrıstiyanlaştırılmasına da ortak oluyor.

-“Beşinci esas: Risale-i Nur şakirtlerinin, mümkün olduğu kadar siyasete ve idare işine ve hükümetin icraatına karışmamak bir düstur-u esasîleridir. Çünkü hâlisâne hizmet-i Kur’âniye, onlara herşeye bedel, kâfi geliyor.
Hem şimdi hükmeden öyle kuvvetli cereyanlar içinde siyasete girenlerden hiçbir kimse, istiklâliyetini ve ihlâsını muhafaza edemez. Herhalde bir cereyan onun hareketini kendi hesabına alacak, dünyevî maksadına âlet edecek, o hizmetin kudsiyetini bozacak. Hem maddî mübarezede şu asrın bir düsturu olan eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdat ile, birinin hatâsıyla onun mâsum çok taraftarlarını ezmek lâzım gelecek. Yoksa, mağlûp düşecek. Hem dünya için dinini bırakan veya âlet edenlerin nazarlarında Kur’ân’ın hiçbir şeye âlet olmayan kudsî hakikatleri, bir poraganda-i siyasette âlet olmuş tevehhüm edilecek. Hem milletin her tabakası, muvafıkı ve muhalifi, memuru ve âmisinin o hakikatlerde hisseleri var ve onlara muhtaçtırlar. Risale-i Nur şakirtleri, tam bîtarafane kalmak için siyaseti ve maddî mübarezeyi tam bırakmak ve hiç karışmamak lâzım gelmiş.” [2]

-Darbe süreci içerisinde yapılan en kirli oyunlardan biri de, işi sulandırmaktır.

-15 Şubat darbesi sadece Türkiye-ye vurma amaçlı bir darbe değildir.

Aynı zamanda bu darbeden en büyük zararı, burada bulunan 3 milyon Suriyelilerin özellikle tekrar suriyeye gönderilmesiyle, ölüme terkedileceklerdi.

15 Şubat darbesini yapan tilkiler, çevrede bekleyen kurtlarla yaptığı anlaşmayı -başarmaları halinde ortak paylaşıma gideceklerdi.

-Türkiye ortadoğunun bitirilmesi hatta ve hatta Hristiyanlaşması için kurban seçilmiştir.

-Papanın; ilk bin yılda avrupayı, ikinci bin yılda afrikayı Hristiyan yaptık.

Üçüncü bin yılda ise, asyayı hristiyan yapacağız, sözünün gerçekleştirilmesine Gülen, ön ayak olmuştur.

-28 şubatta zarar görmeyen fetö, ikinci bir 28 şubatı 15 temmuzla başlatmış oldu.

Ve akabinde Müslümanlar, tarikatlar ve cemaatlar hedefe konulmaya başladı.

-İsrail mavi Marmara hadisesinden dolayı ilk defa ödediği tazminatın onlarca kat bedelini adeta öç alırcasına 15 Temmuz olayıyla bize ödettiler.

Elbette bu işlerin başında bulunan üst akıl, daha açık ifadeyle; Dünyanın en zengin ve en tehlikeli ailesi ROTHSCHILD ve ROCKEFELLER Ailesi gelmektedir.[3]

MEHMET ÖZÇELİK

11-09-2016

[1] http://www.haber7.com/gazeteler/haber/2118245-pkk-feto-uyusturucu-ticareti-kanitlandi.

[2] Şualar, Sayfa 316-7.

[3] https://www.youtube.com/watch?v=Euwc21G1P-Y

 

No ResponsesEylül 20th, 2016

AJANLAR SAVAŞI

AJANLAR SAVAŞI

*Evvelden bir ajan olarak Lawrens vardı ve yetiyordu.

Yüz sene önce islam dünyasını değiştirmek için vitrine konulan bir ajanla işlerini yaptırıyorlardı.

Yüz sene bu gün ise sadece vitrinde yüzlerce ajanla bu işler sürdürülmeye çalışılmaktadır.[1]

Şimdi ise yüzlerce…

İngiliz ajan Gezi’ye katılın dedi.

PKK’nın Marmara sorumlusundan kan donduran ifadeler… 15 yıldır örgütte yaşadıklarını Gerçek Hayat dergisine anlatan Botan Zaxros şok açıklamalarda bulundu. Örgüt yapılanmasından PKK-DEHAP işbirliğine, Gezi olaylarından Gülen Grubu’nun örgütle ilişkisine dair çarpıcı itiraflarda bulunan Zaxros, Öcalan-Bayık çekişmesini anlattı.[2]

– Cizre’de yerel kaynaklar tarafından sıkça dillendirilen bu iddiaya göre 18 İngiliz ajanının varlığı tespit edildi.[3]

-MİT Kontrterör Merkezi eski Başkanı Mehmet Eymür’den şok açıklamalar: Yabancı istihbaratçılar Türkiye’de cirit atıyor. 1950’den itibaren 50 yıl Türkiye’yi Türkler yönetmedi. Başta ABD olmak üzere Rusya, İngiltere, İsrail ve diğer ülkeler bizi rahat bırakmıyor.[4]

– Suriye’deki kriz başladığından beri, Türkiye’nin doğusu casus yuvası haline geldi. Gizli kameralara yakalanan İran ajanları… Sayıları artırılan CIA görevlileri… Almanlar, Fransızlar, İngilizler… Neredeyse her köşe başından bir istihbaratçı çıkmaya başladı. Peki kim bu insanlar? Birbirlerinin ayaklarına basmadan nasıl çalışıyorlar? Nerelerde kalıyorlar? Amaçları, çalışma yöntemleri ne? 1986 ile 1989 yılları arasında İstanbul’daki CIA ekibinin direktörlü olan ve 18 yıl Amerikan ajanı olarak çalışan Philip Giraldi’ye bunları sorduk.

– Bölgedeki istihbaratçılar nasıl çalışır, oradan başlayalım.
– Önce kaynak bulmayı denersin. Bunu ya Amerikalı ya da Türk istihbaratçılar yapar.

– Tüm bunları yaparken bir istihbaratçının temel amacı nedir?
– İki temel amaç vardır. Birincisi, neler olduğunu öğrenmek. İkincisi de işin paramiliter boyutu. Bu gruplara destek verme faslı.
– Desteklemek mi, yönlendirmek mi?
– Yönlendirmezler. Çünkü yeteneklerini ve ne yapacaklarını tam bilemediklerinden yönlendirme konusunda emin olamazlar. CIA’in bugün bölgedeki temel amacı, isyancıların kimlerden oluştuğunu, onları kimin kontrol ettiğini, başarı şanslarının ne olduğunu öğrenmek.

– Kaç CIA ajanından bahsediyoruz?
– Bugün Türkiye’de bu iş için 15-20 arasında CIA ajanının görevlendirildiğini tahmin ediyorum.

– – MİT ve CIA dışında bölgede kaç ajan olduğunu tahmin ediyorsunuz?
– Bellibaşlı her ülkeden birkaç kişi. Birkaç İngiliz, birkaç Fransız, birkaç Alman. Belki Yunanlılar da olabilir ama sanmıyorum.
– Nerede konuşlular?
– Tahminim İncirlik Üssü. Çünkü orası aynı zamanda bir NATO üssü.
– Ya Suudiler gibi NATO’da olmayanlar?
– O başka bir kanal. Katar, Suudi Arabistan Türk Dışişleri ve MİT ile koordineli çalışır.[5]

MEHMET ÖZÇELİK

11-09-2016

[1] http://www.akintarih.com/turktarihi/osmanli/lawewnce.htm

[2] http://www.takvim.com.tr/guncel/2016/01/25/ingiliz-ajan-geziye-katilin-dedi

[3] http://www.yeniakit.com.tr/haber/cizrede-18-ingiliz-ajani-94637.html

[4] https://onedio.com/haber/mehmet-eymur-turkiye-yi-50-yil-turkler-yonetmedi–19094

[5] http://www.hurriyet.com.tr/turkiye-de-50-ust-duzey-ajan-var-21476142

 

No ResponsesEylül 19th, 2016