KUR’AN BİZE YETER

KUR’AN BİZE YETER

Fitnenin ayak sesleri.

Masumane görülen sinsice bir hareket.

Asrın olmasa da zamanımızın en büyük musibeti, Kuran bana yeter, bu Kur’an-da var mı?

Her önüne gelene, Kur’an-ın bu ayetinden ne anlıyorsun?

Oysa kanun bana yeter, hakim, savcı ve avukata ve de onlarca hukuk kitabı yazmaya ne gerek var, demeye benziyor.

Anayasa bana ve bize yeter. Ve de her önüne gelene bu kanundan ne anlıyorsun, bunu yorumla, diyor muyuz?

Bir mühendislik işini mühendise sorup yardım almadan işe giriyor muyuz?

Peygamberimizin teşrii yani kanun koyuculuğu, helal ve haram sayıcılığı bir hakikattır. O’na itaat, Allah-ı sevmenin şartı ona uymaktır.

O Zat kendi heva ve hevesinden konuşmamaktadır.

İnsanlar bilgi, alt yapı ve kişilik bakımından ne kadar gelişmişlerdir ki, o ezeli ve ebedi hitabı ne kadar kavrayabilmektedirler.

İlahiyat camiasında problemli olan görüşler 3,5 kişiye dayandırılmaktadır. Fazlur Rahman, Ali Şeriati, Mutezile ve onların zamanımızdaki çömezleri olan isimleri önemli olmayan öncesi ve sonrasıyla problemli olan insanlardır.

-Evvela sahabeyi devre dışı bırakanlar, daha sonra Kur’an bize yeter diyerek Peygamber Efendimizi devre dışı bırakacaklardır.

Sonrasında ise; Kur’an-ın tarihselliği adıyla Kur’an tartışmaya açılacak, Şia-nın iddiası olan Kur’an-ın 17 bin âyet olduğu uydurulacaktır.

Zira bize sağlam rivayet yoluyla gelen hadisler ravileriyle birlikte inkar edilmektedir.

Böylece bugün hadislerdeki rivayeti ve ravileri inkar edenler, yarında rivayet ve raviler yoluyla gelen Kur’anı inkar edecek ve sorgulayacaktır.

-“Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allahın vadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın.” [1]

Onlarda bizler gibiydiler diyerek bulundukları ve ümmetin asırlarca değer verdikleri o yüksek makamdan indirilecek, her türlü tezyifte bulunacaklardır.

“Gayet müthiş mağrur insanlardır ki mezhepsizliklerini, müçtehidîn-i izama müsavat davası altında neşretmek istiyorlar ve dinsizliklerini, sahabeye karşı müsavat davası altında icra etmek istiyorlar.”[2]

Kur’an-ı Kerimde Peygamber Efendimizin hüküm koyuculuğu, helal ve haram kılıcılığı açıkça ifade edilmektedir.

-“Allah ve Resulü herhangi bir meselede hüküm bildirdikten sonra, hiçbir erkek veya kadın müminin, o konuda başka bir tercihte bulunma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne isyan ederse, besbelli bir sapıklığa düşmüş olur.”[3]

-“Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”[4]

-“Ey iman edenler, Allah’a itaat edin. Peygambere itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de (itaat edin). Eğer Allah’a ve âhiret gününe iman ediyorsanız, aranızda herhangi bir konuda ihtilafa düşerseniz, onu Allah’a ve Elçisine götürün. Böyle davranmanız, daha iyidir ve sonuç itibariyle daha güzeldir.”[5]

-“Peygamber size her ne getirirse onu alın, sizi neden menederse ondan da sakının.”[6]

-“Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve âhiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyenlerle, ezilip büzülüp kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.”[7]

-“Kim Resûlullah’a itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur.”[8]

-“Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin. Kur’ân’ı ve Resûlullah’ın öğütlerini işitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!”[9]

“Ey iman edenler, Allah’a itaat edin. Peygambere itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de (itaat edin). Eğer Allah’a ve âhiret gününe iman ediyorsanız, aranızda herhangi bir konuda ihtilafa düşerseniz, onu Allah’a ve elçisine götürün. Böyle davranmanız, daha iyidir ve sonuç itibariyle daha güzeldir.”[10]

-“O nefsani bir arzudan dolayı konuşmaz, O ancak vahyedilmekte olan bir vahiydir.”[11]

-HAKKASURESİ:
42. Bir kâhinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!
43. O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.
44,45. Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı mutlaka onu kudretimizle yakalardık.
46. Sonra da onun şah damarını mutlaka keserdik.
47. Hiçbiriniz de bu cezayı engelleyip ondan savamazdı.”

-“Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Resulüne davet edildiklerinde, mü’minlerin sözü ancak ‘işittik ve itaat ettik’ demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.”[12]

-“Allah’a ve Resulüne itaat edin ki merhamet olunasınız”[13]

-“Öyleyse Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin ve Allah’a karşı gelmekten sakının. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir.”[14]

-“Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”[15]

“Haberiniz olsun! Bana Kitab (Kur’an) verildi ve onunla birlikte onun bir misli / gibisi (sünnet) dahi verildi.” [16]

“Sakın herhangi birinizi -karnı tok-, koltuğuna kurulmuş olup, kendisine emir veya nehiylerimden biri gelip de ‘Biz, onu bilmeyiz; Allah’ın kitabında ne bulursak ona uyarız.’ derken görmüş olmayayım,”[17]

“Şunu iyice belleyin ki, muhakkak ki Allah’ın Resulü’nün haram kıldığı da Allah’ın haram kıldığı gibidir.” [18]

“Bana, Kur’ân-ı Kerim ve onun bir misli (hüccet olmada eş değer bir benzeri) daha verilmiştir. Karnı tok vaziyette koltuğunda oturarak, ‘Sadece şu Kur’ân’a sarılınız; içinde helal olarak gördüğünüz şeyleri helal sayın, haram olarak gördüğünüzü de haram kabul edin.’ diyecek bazı kimselerin gelmesi yakınlaşmıştır. Şüphesiz Allah Resûlünün haram kıldığı şey, Allah’ın haram kılması demektir.”[19]

Mehmet ÖZÇELİK

20-10-2017

[1] LOKMAN 31/33.

[2] Risale-i Nur – Sözler.554.

[3] Ahzab.36.

[4] Al-i İmran.50.

[5] Nisa, 4/59.

[6] Haşir, 59/7.

[7] Tevbe, 9/29.

[8] Nisâ, 4/80.

[9] Enfâl, 8/20.

[10] Nisa, 4/59.

[11] Necm 3,4.

[12] Nur 51.

[13] Al-i İmran 132.

[14] Maide 92.

[15] Enfal 46.

[16] Ebu Davud, Sünnet, 6.

[17] Ebû Dâvûd, Sünnet, 6.

[18] Tirmizî, ilim, 10.

[19] Müsned:4/130-133, Tirmizi, İlm, 2660 nolu hadis.

No ResponsesEkim 20th, 2017

GELDİ İSMET GİTTİ KISMET

GELDİ İSMET GİTTİ KISMET

İsmetin vergi derdi, toplumu gerdi.

Vergiler topluma yapılan hizmet karşılığında alınan bedellerdir.

Devletin elbette ki yürümesi için gereklidir.

Ancak toplumun kanının emilircesine zulme dönen vergi de vergi değil, bir hinlik ve hainliktir.

-“ Türk vergiciliğinde 1925-1950 dönemi, mo­dern vergiciliğe geçişin genellikle başarıya ulaşamamış girişimleriyle doludur. 1925’lerde batı ülkelerinde uygulanmakta olan yeni vergilerden esinlenerek 1926’da yürürlüğe konulan kazanç vergisi ile umumi istihlâk vergisi bu tür girişimle­rin somut birer örneğidir.”

Nitekim işte onlardan yaşanmış birkaç kesit;

-Devlet vatandaşa bedava buğday vereceğini, kimin ne kadar alacak ise o kadar alacağını yazdırmasını ister.

Bedava olunca herkes ekeceğinin iki katını devletten ister.

Her zaman yirmi torba ekiyorsa, bedava olduğu için kırk torba yazdırır köylüler.

Ancak ekin zamanı geldiği halde devlet köylüye buğday vermez.

Ancak hasad zamanı geldiğinde köye gelen vergi memurları köylüleri istedikleri kadar buğdayı ekmiş olarak değerlendirip, onun üzerinden vergi talep eder.

Zira kaç torba ekecekleri imzalı belgeleri vardır.

Devlet kendi vatandaşına tuzak kurmuştur.

Köylüler ise bunu vermekte zorlanırlar.

Veremeyenler etraf köylerden borç alıp verir hatta kendi elleriyle devlete götürüp teslim ederler.

Vergisini veremeyenler ise ağır bir şekilde eziyet edilerek cezalandırılır.

*********************   

Erzurum-un bir köyünde bir çok yerde çukur bulunur.

Sebebi ise hasat zamanı bu çukurlara buğdaylar doldurularak yüksek ve çok görülmesi engellenmiş olur.

Böylece insanlar daha az vergi vermiş olurlar.

-İnsanlar vergi memurları gelmeden hayvanlarını mağaralara götürür, vergi memurlarından kaçırırlardı.

-Meşhurdur; adamın biri eşeğinin vergisini vermemek için yatağa yatırır.

Vergi memuru geldiğinde yatanın kim olduğunu sorar.

O da babamdır, der.

Ancak kulağı görülmekte olunca yalanı ortaya çıkar.

Vergi memurunun azarlamasına da; Eşşeği bile bana, baba diye söylettiniz ya, helal olsun size, der…

************************ 

Bir gün amcamla Adıyaman-ın merkezinde olan Bahçeli evlerden geçerken şu an değerli olan oradaki bir arsayı göstererek şöyle demişti;

Burası babama aiddi.

Ancak vergisini veremeyince bir çok kimseye adeta yalvararak;

Ne olur burayı vergisi karşılığında bedavaya veriyorum, alın dediği halde, zorla bir kişiye verebildi.

Bu bir İngiliz siyaseti, daha doğrusu işgal oyunudur.

Nitekim İngiliz teklifiyle Yahudiler Filistin-de ağırlaştırılmış bu vergi sebebiyle arsalarını satmışlardır.

Ondandır ki halkın dilinden şu cümle düşmemiştir; Geldi İsmet Gitti kısmet.

Serdengeçti-nin ifadesiyle; İki İsmetten çok çektim. Biri zürriyetimi kesti, diğeri hürriyetimi.

Hanımının adı sevmediği kimsenin adı olan İsmetmiş. Çocuğu olmamış.

MEHMET ÖZÇELİK

17-10-2017

 

 

No ResponsesEkim 17th, 2017

ĞARKAD AĞACI ABD

ĞARKAD AĞACI ABD 

“Vatan sevgisi imandandır,”[1] hadisi asırlarca hizmet etti vatan müdafaasında.

15 Temmuzda bunlardan biriydi. Sadece 15 temmuz için bu hadis söylenmiş olsaydı, maksat hasıl olmuş olurdu.

250 şehit bu inançla 250 milyona mukabil geldi.

 

-Obama niçin getirildi, o da babası Hüseyin müslüman olduğu halde?

Deaşı kurmak için..

Trump niçin getirildi?

İrana savaş açıp, yıkmak için.

Bu arada yanındaki devletler de nasibini alacak.

 

-Abd.nin ıraka girmesindeki amaç, ırakı parçalara bölüp, kürdistanı kurmaktı.

Aynı zamanda israilin önünü açıp, hareket alanı açmaktı.

Abd bütün planlarını iranı yıkmak üzerine bina ediyor.

Mossad başkanı, her yıl iranda binlerce eylem gerçekleştirdiklerini ve hedeflerinin iran olduğunu söyledi.

Abd vurmak istediklerini önce terörist veya teröristlerle iş birliği yapmakla suçluyor, sonrada vuruyor.

Oysa sadece teröristleri desteklemekle kalmayan abd, aynı zamanda terör ve terörist gruplar oluşturup, islam ülkelerine saldırıyor.

Dünyanın sesli bir şekilde abd-nin terörist hamisi ,kurucusu ve destekçisi olduğunu haykırması lazım.

 

Fetö birinci derecede dışa açılmamamızı engellemek amacıyla, içte kaos ve oyunlar kurdu.

Asıl hedef Türkiye-nin çevreden kuşatılması idi.

Fetö bu milleti çok oyaladı.

Abd Fetöyü çok iyi kullandı.

Hedef Türkiye-yi bağlamak ve islam dünyasını bir asır kontrol etmekti.

 

-Barzani, hadiste belirtilen Müslüman Yahudi savaşını körüklüyor.

Ömer ibn-i Hamza (ra) bildirmiştir: “Resulullah Aleyhissalâtu Vesselâm buyurdular ki:

“Sizler Yahûdîlerle muhakkak savaşacaksınız! Harp o kadar şiddetli olacaktır ki, hattâ taş: ‘Ey Müslüman! Şu arkamdaki bir Yahûdî’dir! Gel de onu öldür!’ diyecektir.”(Müslim, Fiten, 80)

Abdullah bin Ömer (ra) bildirdi: “Resûl-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm şöyle buyurdu: 

“Yahûdîler sizinle savaşacaktır! Fakat netîcede siz onlara musallat kılınacaksınız! Öldürme o kadar şiddetli olacak ki, bir kaya parçası: ‘Ey Müslüman! Şu arkamda duran kişi bir Yahûdî’dir. Onu öldür!’ diye haber verecektir.”[2]

-Ebû Hüreyre (ra) bildirmiştir: “Resûl-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm şöyle buyurdu: 

“Müslümanlarla Yahudiler harb etmedikçe kıyâmet kopmayacaktır. O harpte Müslümanlar (gâlip gelerek) Yahudileri öldürecekler. Öyle ki, Yahudi, taşın ve ağacın arkasına saklanacak da, taş veya ağaç; ‘Ey Müslüman, Ey Allah’ın kulu, şu arkamdaki Yahudi’dir, gel de onu öldür!’ diye haber verecektir. Sadece Garkad ağacı müstesna, çünkü o, Yahudilerin ağaçlarındandır.”[3]

Evet, Ahir zaman Peygamberi (asv) buyuruyor:

“Müslümanlar, Yahudilerle harp etmedikçe kıyamet kopmayacak. Harp olacak ve Müslümanlar onları yenip öldürecekler. Öyle ki, Yahudiler ağaç ve taşların arkasına saklanacaklar, o ağaç ve taşlar konuşarak, ‘Ey Müslüman, ey Allah’ın kulu, arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür.’ diyecek. Sadece arkad ağacı haber vermeyecek, çünkü bu ağaç, onların ağacıdır.”[4]

-İsrail Devleti’nin o günkü başbakanı Şimon Perez’e “Kur’an-ı Kerim, sizin devletinizin yıkılacağından haber veriyor.” diye hatırlattıklarında, Perez şu cevabı vermişti:

“Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin, düşünürüz.”[5]

Hadiste adı geçen arkad ağacı, Kâmus’ta “Sincan dikeni” veya “Yahudi ağacı” olarak belirtilir. Anadolu’nun muhtelif bölgelerinde ise Karaçalı, Karadiken, Kunar, Çalıtohumu, Çalıdikeni, Çeşmizen ve Hz. İsa (as) dikeni gibi çeşitli isimler altında tanınır. Boyu iki-üç metre olan bu ağacın Lâtince ismi “PALIURUS SPINA CHRISTI”dir.

Tehlikeli dikenlere sahip olan bu ağaç, Filistin havalisinde Yahudiler tarafından hâlen çok yaygın bir şekilde dikilmektedir…[6]

-Abd hadiste haber verilen Ğarkad ağacının manevi ve mecazi himaye edici ağacını temsil etmektedir.

-Tam zamanı. Fitnenin,terörün ve darbelerin kaynağı olan İNCİRLİK,ABD.YE KAPATILSIN.

-Büyükelçilerinin ve elçiliklerinin bile terörü beslediği ABD.YE, ‘ SECOND ONE MİNUTE’ deme zamanıdır.

-Tükürün o ehl-i zulmün o merhametsiz yüzüne!

Tükürün o zalimlerin hayâsız yüzüne!

Mehmet Özçelik

11-10-2017

[1] https://sorularlaislamiyet.com/vatan-sevgisi-imandandir-sozu-hadis-midir

www.fetva.net/yazili-fetvalar/vatan-sevgisi-imandandir-sozu-hadis-midir-hadis-ise-sahih-midir.html

[2] Müslim, Fiten, 81.

[3] Müslim, Fiten, 82.

[4] Ennihaye, cilt 1, shf. 87, 103, 104, 117; İbni Mace, cild: 2, shf: 1363; Müslim, cild: 4 Shf: 2239.

[5] Tercüman Gazetesi, Ergun Göze, 1986.

[6] https://sorularlaislamiyet.com/peygamber-efendimiz-asvin-yahudileri-oldurunuz-seklinde-bir-hadisi-var-mi

 

No ResponsesEkim 13th, 2017

İSLAMİ EKONOMİ

İSLAMİ EKONOMİ

İslami bir ekonomi oluşturulmasında olması gerekenler. Bunlar kısaca;

1-Sadaka ve zekat eksenli olmalı.

2-Faizden uzak durmalıdır. Faizsiz bankacılık yaygınlaştırılmalıdır.

3-Borç sistemi geliştirilmeli.

4-Aydat havuzu oluşturulmalı.

5-İleriye dönük gelişmeli ve yenilenmelidir.

6-İslam ülkeleriyle koordineli olmalı.

7-Dünya ile iletişimde ve paylaşımda bulunmalı.

8-İşe küçük yaşta eleman kazandırmalı.

9-İhtiyaçlar belirlenmeli, işe uygun eleman yetiştirip sevkedilmelidir.

10-İflas edenler desteklenmeli.

11-İşsizlik fonu oluşturulmalı.

12-Tarladan müşteriye, tezgahtan bireye sevk ve pazarlaması yapılmalıdır.

13-En başta helal eksenli çalışmalı, haram ve rüşvetin önü kapanmalıdır.

14-Alın teri karşılıksız kalmamalı.

15-Her konuda akid, yazışma, teminat oluşturulmalıdır. Sağlam teminat oluşturulmalıdır.

16-Mağdur etmekten ve olmaktan korunulmalıdır.

17-Ekonomi dünya faaliyetli, ahiret hesaplı olmalıdır.

18-Fakir islam ülkeleri desteklenmeli ve kalkındırılmalıdır.

19-İslam ülkeleri arasında iş birliği sağlanmalı, birbiriyle alışveriş yolu açılmalıdır.

20-Batının teknoloji ve sanayisi alınmalı, körü körüne taklitten kaçınılmalıdır. Kendi sistem ve çarkımızı kendimiz kurmalıyız.

21-Yer altı ve yer üstü kaynaklarımız işletilmeli, ekonomiye kazandırılmalıdır.

22-Kâr ve paylaşım sistemi üzerine bankalar oluşmalı.

23-Fikir üretme, düşünce geliştirme birimleri oluşturulmalı.

24-Şimdiye kadar yazılmış tefsir ve hadislerdeki ekonomik görüşler göz önünde bulundurulmalı.

25-Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler esas alınmalı.

26-Materyalist temelli olmamalıdır.

27-Sen çalış ben yiyeyim, değil, beraber çalışıp beraber yemeli, almayı değil vermeyi peygamber mesleği olarak sürdürmeli.

Alanın değil veren elin üstün olduğu düşüncesi yerleştirilmelidir.

MEHMET ÖZÇELİK

11-10-2017

No ResponsesEkim 11th, 2017

EĞİTİMDE İTTİFAK EDİLİYOR MU ?

EĞİTİMDE İTTİFAK EDİLİYOR MU ?

 

Öğretmenlerin kendi aralarında ittifakın ve sıhhatli görüşün olmadığı bir eğitimde, öğrencilerin sağlıklı bir inanca sahip olması düşünülemez.

Problem öğretmenlerin zihninde netleşmeli.

Mesela; asırlardır işin ehli olan alimler ve müçtehitlerce tartışılan ve önemli çapta çözüm yollarının konulup neticelenen İman ve Amel yani amelin imandan sayılması konusu, ilim ve ilmi vasfı olmayan hatta Kur’an-ı Kerim-i yüzünden okumaktan aciz ve de üniversiteyi kazanmaya yönelik bir eğitim öğrencisi içerisinde tartışılmakta, zihinler bulandırılarak ifsat edilmektedir.

Adeta batıl tasvir edilmektedir.

Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle de; Batılı tasvir, safi zihinleri idlaldir.

Zihinlerin saptırılması ile de bu öğrenciler ince iple bağlı oldukları dinden soğumaktadırlar.

-Yine çok tartışılanlardan olan Tekfir konusu da ne kadar sağlam zemine oturtularak ittifakla ele alınmaktadır?

-1970- den beri benim gördüğüm ve öncesinde de çok tartışılan;  Men lem yahkum bima enzelallahu fe ulaikehümül kâfirun- zalimun – fasıkun”[1] ayetini İbni Abbas bir kelime ile izah edip,  Bediüzzamanın da tercih etmiş olduğu; Men lem yahkum bil mana men lem yusaddik yani Hükmetmeyenden kasıt, Tasdik etmeyendir görüşü reddedilip kabul edilmeyerek Deaşe ve siyasi kavgalara kapı açmaktadır.

Sıkıntı hala sıkıntı olarak devam ettirilmektedir.

Adeta bu öğrencilere anne gibi süt verme değil, midedekileri boşaltma olan kusmukların da verilme çabasına girilmektedir.

Oysa o öğrencilere koyun gibi hazmedilmiş bilgi verilmesi gerekirken, hayvanın yavrusuna verdiği kusmuk gibi bilgi verilerek içinden çıkılması istenmektedir.

Oysa ilmi öğrenmeye teşvik edilip rehberlik yapılsa daha verimli olacaktır.

Öğrenciler üst seviyede değerlendirilip, müctehidler topluluğu olarak görülmektedir.

-Yüz sene önce dinin problemi harici idi, şimdi dahili oldu.

Böylece büyük bir alim ve müçtehit görülerek her türlü olumsuzlukları ve tartışma konularını İmam Hatip öğrencilerinin gündemine getirmek iyi niyetin ve hizmetin gereği değil, bu bir ifsat hareketidir.

Namaz kılma oranı düşük olan ve iman takviyesi yapılması gereken bu öğrencilerle füruat ve gerekli olmayan meseleleri tartışmak fayda değil zarar vermektedir.

-Ve yine Emevi düşmanlığı bahane edilerek Kur’an ve hadise ve de sahabeye saldırılmaktadır.

-Hadiste; “Şunu iyi biliniz ki, bana Kur’an-ı Ke­rim ile birlikte onun bir benzeri de verilmiştir. (Bu konuda) dikkatli olun; (çünkü) koltu­ğuna kurulan tok bir adamın ‘Size (Hz. Peygamberin sünneti / hadisleri değil) sadece şu Kur’an lazımdır, onda bulduğunuz helali helal, haramı da haram kabul ediniz yeter!’ diye­ceği (günler) yakındır…”[2]

 

-Kur’an bana yeter, ona göre hükmederim demek, kanuna göre hüküm vermek hatta hukuk fakültesini bile okumaya gerek görmeden karar vermeye benzer.

Anayasa mücerred olarak temel alınıp, ekleriyle anlaşılır.

Veya derste sadece üniteleri anlatıp, onun dışına çıkmamak ne kadar anlayıcı ve anlatıcıdır.

Kur’an yeter diyenler, Kur’an-dan daha çok konuşuyorlar.

Onlar Kur’an-dan değil, kendi heva ve heveslerinden konuşmaktadırlar.

Kur’an-ı da kendilerine göre konuşturmaktadırlar.

 

-Hadis olmadan Kur’an-ı anlamak ve bilmek, harita üzerinde işaret ve özellikler olmadan anlamak gibidir.

Veya çok mükemmel bir müze de olsa, tarif edici olmadan anlaşılamayacağı bilinemeyeceği gibidir.

-Bu meyanda önde engel görülen rivayetler ve raviler, müellifler ve de onların yazdıkları eserler inkar edilmiş, yanlışlığı iddiasında bulunulmuştur.

-Bu milletin dini ilk yüz yıl içinde engellenerek yok edilmeye çalışıldı. Şimdi ise geriye kalanı da yanlış inandığı söylenerek yok edilmeye çalışılmaktadır.

-”Her ümmetin mecusisi vardır. Benim ümmetimin mecusileri ise ‘Kader yoktur.’ diyenlerdir. Onlardan biri ölürse, cenazesine katılmayın, hasta olursa ziyaretine gitmeyin. Onlar deccal taifesidir. Allah’ın onları deccale ilhak ettirmesi (ona katılmış bir grup olarak değerlendirmesi) hakkıdır.” [3]

Özellikle imani meselelerin münakaşa suretinde bahsi caiz değildir.[4]

 

**********************   

Birkaç itirafı göz önünde bulundurmak gerekir;

-1970-lerde kendisinden Kur’an-ı Kerim ve arapça dersi gördüğüm merhum Ali Güven hoca kendisi medresede okumuştu.

Ancak buna rağmen Allahın varlığı konusunda İhlas suresinin dışında bir isbat yoluna gidemiyorduk.

Allahın varlığı konusunda sorulan soruya, Kul hüvallahu ehad, deyip, ötesine geçemiyorduk.

Ancak Risale-i Nurları elde etmekle bu konudaki büyük eksikliğimizi giderdik.

-Bahri hoca hem medresede okumuş hem de şu an emekli imamdır kendisi.

15 yıl medrese tedrisatı, 10 yıl imamet yaptığım halde, ahiret ve kader konusunda şüphelerim vardı.

Risale-i Nur ile onu izale ettiğini söyledi.

-Yine başkasından nakille; 30 yıl medresede öğrenci yetiştiren bir hoca itirafında;

Eğer Risale-i Nurdaki meleklere iman konusunu dinlemeseydim, meleklere iman etmemiş olarak bu dünyadan gitmiş olacaktım.

Hocaları böyle olursa, cemaat ve toplumu varın siz düşünün.

Ancak bu ümitsizlik anlamına olmayıp, bir cihetle 3.asrada benzemektedir.

Farklı, hariçten girmiş inanç ve kültürlerin islamın safiyetini bulmak için çalkalamasına benzemektedir.

-Kendileri üzerinde operasyon yaptığımız gençlere nasıl bir eğitim almak istediklerini veya mevcut eğitimden ne kadar memnun olduklarını sorduk mu?

Neden dillerinden anlamıyoruz veya anlamıyorlar,

O da 10 dil bildiğimiz halde ,anlamıyorlar mı yoksa anlatamıyor muyuz? Çözümler ve nedenleri nelerdir?

-Temel ve Dursun Sultan Ahmet camiinde dolaşırlar.

Kendilerine yaklaşan bir turist 10 farklı dilde soru sordukları halde cevap alamayınca, bu durumdan mahcup olan Dursun Temele dönerek;

Ya hu Temel, adam bak 10 dil bildiği halde, biz bir dil biliyoruz, deyince Temel;

10 dil biliyor ancak hala kendisini anlatamadıktan sonra neye yarar?

 

-Öğretmen – öğrenci iletişimi sağlam zemine oturtulmalı ve de güçlendirilmelidir.

-Öz eleştiri ve bir İç muhasebe olarak kendimizi sorgulamalıyız.

Hep haklı olarak övdük İmam Hatipleri.

Başarılı olanlar okullara kaydedildikten sonra, geride kalan ve geriye kalanlar bu okullara kaydedildi.

Eskiden ise bunun tersi olurdu.

Kalite düştü.

Bu konuda her kes müttefiktir.

Bu öğrencilerin eğitim kaliteleri yükseltilmesi yönünde çaba gösterilmesi kadar, daha fazlasıyla da manevi yönlerinin ve de namaz kılmaları konusundaki çabalar arttırılmalıdır.

MEHMET ÖZÇELİK

02-10-2017

[1] Maide.44-45,47.

[2] Bk. Ebu Davud, Sünnet, 5(6), İmaret,33; Tirmizî, İlim, 10; İbn Mace, Mukaddime, 2; Darimî, Mukaddime,49; Ahmed b. Hanbel, 2/367, 4/131-132, 6/8).

[3] Ebu Davud, Sünnet; 17).

http://www.kuranikerim.com/kutubi-sitte/4820.html

[4] Bak.Bediüzzaman.12.Mektup.

No ResponsesEkim 7th, 2017