AYAKLANAN AYAK TAKIMI

AYAKLANAN AYAK TAKIMI – Sesli Dinle

*Bunca zulümleri,feryatları ve göz yaşlarını dünya kaldırmaz ve taşımaz.

Bu durum aynı zamanda gelecek büyük bir haberin de başlangıcıdır.Fay hatlarını tetiklemekte,büyük bir depremden de haber vermektedir.Hadiste buna –Feza-ı Ekber- denir.

Bu gün islâm dünyasında bir asırdır boş bırakılan ,boşluğa itilen fay hatları tetiklenmekte ve harekete geçirilmektedir.

Eğer erken bir kıyamet kopmazsa,bu durum Yahudilerin düşünüp uyguladığı Armegedondur.Yani Tanrıyı! Kıyamete zorlamaktır.

İnsanın günah işlemesiyle açılan dünya imtihanı ve hayatı,yine insanın cürmü ve günahıyla da kapanacaktır.

***********************

*Yüz sene önce İslam dünyasını şekillendiren batı,özellikle İngiliz ve Fransız gibi devletlere ek olarak Abd-İsrail-Almanya orta doğuyu yüz seneliğine ipotek altına almaya çalışmaktadır.

*Daha büyük bir oyuna soyunan Abd,küçük piyonları ya birleştiriyor yada bir bedel karşılığında onlara olan desteğini çekiyor.Artık bundan sonra bunu kendilerinin sürdürmesine işi bırakıyor.

*Başta Türkiye olmak üzere dünyadaki sol ve onun ürünü olan Pkk hayal üretir,hayal peşinde koşar ve koşturur,gerçekleri tüketir.Gerçeklerle ve gerçekle hareket etmez.

*Pkk batının sol yüzü,Işid ise batının sağ yüzüdür.

Geniş çapta Işid,dar amaçta pkk birbirlerinin kardeşidirler.

Her ikisi de Türkiye-yi durdurma amaçlı olarak kurulmuştur.

*Pkk-yı 1970-den itibaren Fransa yetiştirdi,destekledi,1980-den itibaren de buna Almanya katıldı.

Menfaatları için Marksist ve Leninist bir yapıya sahip olan pkk-nın ayakta durmasını sağladılar.

Başta İran ve bir kısım arap ülkeleri,İngiltere başbakanı churcill-in dediği gibi,Türkiye ne olmalıdır ve nede ölmelidir.

*****************    

*Türkiye’nin ilk defa tamamen yerli istihbarat bilgileri, yeni geliştirilen füze ve araçlarla düzenlediği operasyonda PKK ağır darbe aldı.

Para ve uyuşturucu deposu yanan PKK’nın 800 militanı da öldürüldü.[1]

*PKK’nın en büyük destekçisi Almanya

PKK’nın en büyük finansörlerinden biri olan Almanya yine kirli planını işletmeye başladı.[2]

*Kandil ve pkk kampları ilk defa vuruldu.

Pkk-lıların ifadesine göre,Diyarbakırdan uçaklar kalkınca biz hemen sığınaklara giriyorduk.

Hala kulağımda çınlayan bir askerin komutanına karşı telaşla;Komutanım uçaklar bizimkileri vuruyor,feryadı hala mevcuttur.Buna hiç el atılmadı veya ses çıkmadı.[3]

*İnsanlar unutuyor.Apo unutuldu.Onun yerine getirilen ve bir proje eseri olan kimse konuşuluyor.Oda unutulur,başkası projelendirilir.

*Hükümet gündelik işlerle uğraşmamalıdır.İleriye dönük büyük çaplı işlerle uğraşmalıdır.

Mesela;Tevhid-i Tedrisat kalkmalı,Atatürkü koruma kanunu kaldırılmalı,Ayasofya açılmalı,Cuma namazı günü veya saati uygulaması sağlanmalıdır.

Zira saldırıların amacı bu gibi uygulamaları engellemektir.

*********************  

*Rahmetli *Özal dönemini gördüm,orada oynanan oyunların farkına vardım.

Bu gün oynanan aynı oyunlarla,Abdulhamid ve Menderes dönemini de çok rahat anlayabiliyorum.

Her dönemin bir geri zekalısı çıkıyor.

Basiretler bağlanıp,gözler istenildiği gibi çevriliyor.

Tıpkı sirk hırsızlarının yaptığı gibi;-Cambaza bak cambaza….-

Bu zamanımızdaki daha garib olan ise;Kirlilerle temiz görülenlerin aynı çatı altında toplanmalarıdır.

*”Bahçeli’nin oyunu.
AK Parti ile koalisyona sıcak bakmayan MHP’nin dünkü MYK toplantısından erken seçime de destek vermeme kararı çıktı. MHP lideri Bahçeli’nin AK Parti-CHP koalisyonunu zorlamak, bu gerçekleşmediği takdirde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görevi Kılıçdaroğlu’na vermesini sağlamayı amaçladığı belirtildi.[4]

Dün kirli insanlarla! ortaklık yapan Bahçeli,bugün kirli insanlarla ortaklığa icbar ediyor.Tabanı uyuşmayanlara koyun olan bahçeli,tabanları uyanlara kurt kesiliyor.Cumhurbaşkanlığında üç ay fazla kalan A.Necdet Sezer-e ses çıkarmayan, Rahşan Ecevit-in hakaretlerini yutan yine Bahçeli.

Bir gerçektir ki;Tek başına iktidar olamayacak olan mhp,kimlerle ortaklık yapacak? Kimlere koltuk değneği olacaktır?

AKP-nin Chp ile ortaklığını sağlayamaya çalışan Mhp,Hdp-nin hükümette yer almasını sağlamış,böyle ağır bir vebalin altına da kanlı örgütün dolaylı olarak seçim hükümetinde bakanlık almasına sebeb olmuştur.

İdamı kaldırarak Apo-yu asmama ezikliğinin yanında,birde Hdp-ye bakanlık verme mahcubiyeti eklenmiş oldu.

Cumhuriyet Tarihinde benzeri olmayan! Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer-e hiç ses çıkarmayan Bahçeli,Tamamen farklı ve aktif olan icraatcı cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan-a insafsızca ve ölçüsüzce sürekli saldırmaktadır.

-Kendisine inanan binlerce samimi insanların gayretleri heba edilmektedir.

Bundan dolayı Devlet Bahçeli gençleri sokağa dökmemesinin dışında,tarih nezdinde hayırla yadedilmeyecek ve af edilmeyecektir.

-Meclis mahallesinin daimi iki hırçın ve mızıkçı çocuğu;Chp-Mhp.

****************    

*Paralel yapı erken doğum yaptı,hatta düşük yaptı.

-Cemaat ve içindeki milyonlarca iyi insanlar,yüzde beş bile etmeyen kişilere tabi kılınmaya çalışılıyor.

Aynen Chp yapısı,cemaate uygulanıyor.

Yöneten yüzde beş her şaibeye açık,yönetilen yüzde doksan beş hizmeti hedef alan kimse.

Bakalım kim kimi kontrol altına alacak veya büyük bir patlama yaşayacak…

*Zaman gazetesinin genel yönetim müdürlüğüne Ekrem Dumanlı-nın Abd-den gelişi gerçekten beni şüphelendirmiş,altında bir şeyler aramıştım.

Abd-den gelmişse,orada acaba hazırlandı mı diye düşünmüştüm.

Çünkü darbeleri hep -Bizim Çocuklar- yapıyordu.

Ve şimdi patlak verdi.

Zaman bir milyon traja ulaşınca kıyama kalktı.

Ancak silah geri tepti,sıkanı yaraladı.

-Zaman gazetesi cemaate darbe yaptı.

-Dün Chp ile hareket eden zaman,bu gün de Marksist ve materyalist olan Hdp ile hareket etmektedir.

Polis lojmanlarından toptan Hdp-ye oy çıkması manidardır.[5]

-Cemaat içinde yıllardır bulunan bir öğretmen arkadaş,arkadaşlarının Hdp-ye oy verme konusunda konuştuklarını ve oysa dershanelerimizi ve okullarımızı yakan o insanlara nasıl oy verebiliriz,diyerek şaşkınlığını ifade etti.

Ben de kendisine,bunu onlara söyleyip söylemediğini sorduğumda;

-O zaman sıkıntı ve kırgınlıkların olabileceğini bildirerek söylemediğini anlattı.

-Hdp-nin kanı paralel yapıya da bulaşmıştır.Onlarda bu teröre ortak olmuşlardır.

Zira zulme rıza zulümdür.Küfre rıza küfürdür.

-Dün vaiz Ali Suavi-nin yaptığını,bu gün Ali Suavi-nin vekili yapıyordu.

-Abd ve Ab-da bulunan paralel yapı,İslam ülkelerinde oluşturduğu paralel yapılarla hedeflerini ve heveslerini elde etmektedirler.

*Bediüzzaman;“Bence yol ikidir: mizanın iki kefesi gibi. Birinin hiffeti, ötekinin sıkletine geçer. Ben tokadımı Antranik ile beraber Enver’e, Venizelos ile beraber Said Halim’e vurmam. Nazarımda vuran da sefildir.” 

*Paralel yapı akibeti konusunda çok ciddi düşünmeli,geriye dönüş yapmalıdır.

Nezih hizmetine,siyaset kirini bulaştırmamalıdır.

-Cemaat yüzde beş paralel yapıya,onlarda suya düşmüş halde yılana,kurda ve muhalif kim varsa ona sarılıyor.

*Hep korkumu dile getirdim.Cemaat kavga ortamına çekilmektedir.

Mhp yerine paralel yapının,arkasında cemaatle beraber sokağa çekilmeye hatta Hdp eliyle silahlara desteğe kadar götürme gibi safha safha uygulamaya konulmaktadır.

*****************  

İşte tarihi iki sahne;

*Abdülhamid dönemiyle ilgili şöyle bir gerçek vardır:

Serasker Avni Paşa Ingilizlerden büyük yardım aldı. Yüksek dereceden mason olan bu zat Abdülhamid’in amcası olan Abdülaziz’in tahttan hal edilmesinde ve yerine Sultan Murad’ın tayin edil­mesinde de rol oynamıştı. Sonradan anlaşıldı ki, Mithat Paşa, ay­nen Avni Paşa gibi yüksek dereceden bir masondu. (Hani şu kandı­rılmış Arapların Ebu’d-Düstûr, yani anayasanın babası diye övdü­ğü sadrazam!) Ingiltere tarafından piyon olarak kullanılan Mithat Paşa’nın amaçlarından biri Osmanlı ülkesi içinde yeni sorunlar çı­karmak, diğeri de bizzat yönetimin merkezi olan sarayda dengeleri altüst etmeye çalışmaktır. Mithat Paşa ülkenin harp gailesiyle uğraşmasında da büyük katkıları olan bir zâttır.[6]

*Mısır terör yasasını kabul ederek,bizdeki 1890 öncesine ve bizde zulmün simgesi olan 163. Maddenin uygulamasına dönülmüş oldu.

*Winston Churchill-in Sözleri:
Savaşın arkasındaki beyin olan Winston Churchill, Türklere karşı zehirli gaz kullanalım teklifinde bulunmuş, ancak sağduyulu bazı İngiliz yetkilileri bu teklife karşı çıkarak Bu bir insanlık suçu olur deyince, dönemin Bahriye Nazırı Churchillin cevabı tüyler ürperticiydi: Ama Türkler insan değil ki! Medeni olmayan (barbar) milletlere karşı gaz kullanılabilir.

*****************

Bir tebessüm;

*Her önüne gelen birilerini yedirmiyor.

Yedirilmeyecekleri anlıyorum da,yenilmeyecekleri anlamıyorum.

Oysa biz millet olarak hassasız,her şeyi yemeyiz.

Haram olan var,mübah olan var.Ayırmak lazım.

-Rus Çarı ile yaşamış olduğu şu diyalog meşhurdur : Bir gün Rus Çarı esaret altındayken Şeyh Şamil’i yemek yemek için karşısına alır. Şeyh Şamil’in iştahlı bir şekilde yemek yediğini görünce yanındakilere: Korkarım bu adam bizi de birazdan yer diye söylenir. Şeyh Şamil bunu duyunca, Korkmayın, dinimizde domuz eti yemek haramdır, cevabını verir.

MEHMET ÖZÇELİK

19-08-2015

[1] http://www.haber7.com/guncel/haber/1510294-terore-yerli-darbe-800-pkkli-olduruldu

[2] http://www.haber7.com/avrupa/haber/1510618-pkknin-en-buyuk-destekcisi-almanya

[3] http://www.haber7.com/guncel/haber/569229-cok-pkkli-vuruyor-heronu-dusurun

https://www.youtube.com/watch?v=tWiPCXOBohM

[4] http://www.yenisafak.com/gundem/bahcelinin-oyunu-2224865

[5] https://www.google.com.tr/search?q=zaman+gazetesinde+bdp-ye+oy+%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1&ie=utf-8&oe=utf-8&gws_rd=cr&ei=7lfYVa-BB8WpUeKSuogN#q=zaman+gazetesinde+hdp-ye+oy+%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1

http://www.zaman.com.tr/yazarlar/sahin-alpay/tek-care-hdp_2288260.html

http://www.aydinlikgazete.com/medyanin-halleri/cemaat-yazarinin-hdp-israri-suruyor-kurtarici-hdp-h69579.html

http://www.haber7.com/polemik/haber/1471141-cemaat-yazari-alkan-oyum-tkpye-dedi

http://www.haber7.com/televizyon/haber/1482345-cemaatci-yazarlarin-saskina-ceviren-sozleri

http://www.zaman.com.tr/yazarlar/ahmet-turan-alkan/nuri-abi-formulu_2300067.html

http://www.zaman.com.tr/yazarlar/ahmet-turan-alkan/hdp-pkkya-hayir-derse_2307393.html

https://www.google.com.tr/search?q=Polis+lojmanlar%C4%B1ndan+toptan+Hdp-ye+oy+%C3%A7%C4%B1kmas%C4%B1+&ie=utf-8&oe=utf-8&gws_rd=cr&ei=-V_YVfT_MIn6aO7llOgD

http://www.takvim.com.tr/guncel/2015/06/11/polis-lojmanlarinda-hdpye-oy-cikti

http://www.dirilispostasi.com/bakan-yildizhdpye-oy-veren-polisin-elinde-sehit-kani-var/

http://www.yeniakit.com.tr/haber/uniformali-hdpliler-73662.html

[6] Dr. Fehmi Şinnâvî’nin “Hilafet: Modern Arap Düşüncesinin Eleştirisi

 

 

No ResponsesAğustos 23rd, 2015

LORD KINROOS VE GAZİ

LORD KINROOS VE GAZİ – Sesli Dinle

*Atatürkün dış politikası,devleti küçültmek,iç politikası ise kendisinden sonra da iktidarını sürdürmek için bir siyasal sistem idi.

*Mareşal Fevzi Çakmak dizginleri Atatürkün eline vermiş,onun tüm yaptıklarına, engelleme yetkisine rağmen sessiz kalmış,susmayı seçmişti.

*Askeriyede kendisinin inançtan uzak,içki içen,kadınlarla olan ilişkisi,ahlak dışı tavırları tepki çekiyordu.

*O milliyetçilikle solu birleştirdi.Her iki grubun kendisini savunmasının yolunu bulmuştu.

*Rusyada gelişen kominizmle,batıda gelişen milliyetçiliği beraber götürüp,sentezleme yolunu tercih etti.

-Tam da Ziya Gökalp-i yansıtıyordu.Öyle ki annesinin ölümünde bile ağlamayan Gazi,Gökalp-in ölümünde ağlamıştı.

*Tevfik Fikret ve Abdullah Cevdet-in materyalist ve ateist görüşünü benimserken, Gökalp-inde milliyetçilik yönünü topluma empoze ediyordu.

Tüm hayatındaki siyaseti ve yönetimi bu minval üzere oldu.

Belli bir hedefe ulaşmak için her seferinde dini bir alet olarak kullandı.

Bunu Mısırdaki subaya karşı da gösterdi,Trablustaki Sünusilere,Kahiredeki şeyhlere ve onları toplamaya,birinci meclisi sarıklı ve şeyhlerle ve dualarla açmaya giderken,bizde de padişahtan kendi üstlerine karşı da gösteriş yolunu seçti.Tepki çekmemek için…

Kullandığı dini eline iktidar geçince devre dışı bırakma yoluna gitti.

Bu uğurda en acımasız uygulamalara ve uyduruk ve keyfi küfri kanunlara baş vuruldu.

*Aslında iç ve dıştaki kargaşalar,Gazinin yol taşlarını döşüyordu.

O kaosun bir ürünü idi.

*İngilizler daha o subay iken şu hükümlerini vermişlerdi:”Ona dikkak edin,çok yükselecektir.”

*Bulgar General Petrov-un kızı Dimitrina ile ilk ilişkisini sürdürüp,onunla evlenmek istedi,ancak babası onu bir Türke vermek istemiyordu.

Gazi o zamandan kafasına koymuştu;Anadolu kadını da maskeli baloda beraber olup aşk yaşadığı Dimitrina gibi olmalıydı.

*Gazi ile İsmet bir çok noktada görüşleri birbirleriyle uyuşuyordu.Yalnız Gazinin içki ve kadın düşkünlüğünün yanında İsmet,sakindi.

Bu düşünce uyumluluğundan dolayı İsmet,Gazinin vaz geçilmez bir gölgesi idi.

*İngilizler Mustafa Kemale bir kez daha,büyük bir siyasi bağışta bulunmuşlardı.O da bundan yararlanmakta gecikmedi.Hemen bir bildiri yayınlayarak;”İstanbulun zorla işgaliyle Osmanlı devletinin yedi yüz yıllık hayat ve egemenliğine son verilmiş”olduğunu açıkladı.Durumu böyle görüyordu.

..Türkiye dışındaki Müslümanları hatırlayarak,onlara da buna benzer bir bildiri yolladı.

*Gazi Latife-ye önce metresi olduğunu teklif etmiş,o ise metresi olmayı değil,evlenmeyi kabul edeceğini söylemişti.

Bir müddet sonra verem olduğu bahanesiyle,baştan savma amaçlı olarak Münih-e gönderildi.Çünkü Gazi bir kişiye bu kadar uzun süre bağlı kalmamıştı.

Daha sonra ise Türkiye-ye döndüğünde –hala tartışması devam edip ,açıklığa kavuşmayan –Çankaya-nın kadınlar tuvaletinde veya çıkıp arabanın içinde,şaibeli bir şekilde intihar mı etti,öldürüldü mü tartışması devam edecektir.

*Daha sonra İzmir-de bulunan Fikriyeyle mektuplaşmış ve “Fikriye-yi de kendine göre sevmiş ve arkadaşlığından hoşlanmıştı ama,onu hiçbir zaman nikâhla almayı düşünmemişti.

Evlenme batı geleneklerine uygun olarak yapıldı.

Önce Latifeyi istediği gibi değiştirecek,daha sonrasında da esir olarak gördüğü Türk kadınını,Anadolu kadınını değiştirecekti.

Zaten kendisine de niçin evlendiği sorulduğunda:’Bu reform yüzünden.’ demişti.

Aslında evlenmesi sırf bunun içindi.Yoksa istediği metres hayatıyla da bunu sürdürebilirdi,sürdürdü de…

*Gazinin yaptığı en önemli şey,gücü elinde tuttuktan sonra,muhaliflerini susturmak oldu.

Susmayanları ise üç Ali-ler ve kurduğu istiklal mahkemeleri ile despot bir şekilde uygulamaya koydu.

Kendisi için en büyük engelin dindar olanlardan geleceğini bildiği için,en büyük saldırısı da dindar kesime olmuştur.

Yaptıklarına daha doğrusu kaldırdıklarına bakıldığında,tamamen dine aid her şeyin devre dışı bırakılmasına yönelik idi.

İlk göz dağını da dindar bir memleket olan Balıkesir-de,bir Cuma günü hutbede veriyordu.

İşte,Halk Partisinin işi burada başlıyordu.

*Gazi 1920 yılında kafasında bir sır gibi sakladığı planlarını üç sene sonra devreye koyuyordu.

*Gazi ancak 58 kişinin oy birliğiyle cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir.Yüz kişi çekimser kalmıştır.Çoğunluğun seçimiyle seçilmemiştir.

Kendinde üç başkanlığı birden toplamıştı:Devlet başkanlığı,Hükümetin ve Meclisin gerçek başkanlığı,tek parti başkanlığı.

Selanikten beri kendisine hayran olan arkadaşı Tevfik Rüştü onu bir gün hristiyanların üçlemesiyle kıyaslamıştı;’Baba-Oğul ve Kutsal Ruh’ Gazi gözlerinde bir pırıltıyla onayladı:’Öyledir ama kimse duymasın.’

*Artık bize aid olan bin yıllık birikimler bir çırpıda bitirilmiş ve kaldırılmış ve de yerine bize aid olmayan değersizlikler değer olarak sunulmuştur.

*”Bir gün Diyarbakır-da,o zaman kurmay başkanı olan İsmet Beyle at üzerinde giderlerken, ’Bana yeni bir din bul’diye bağırmıştı.

İsmet Paşa’Öyle bir din olmalı ki’diye cevap verdi,’Tapınma şekli ağaç dikmek olsun.

*Getirilen her bir inkilap ile,toplumun bir kesimi devre dışı bırakılıyordu.

Onun dışında bir asırdır kavgalı bir toplum oluşturulmuş oldu.

Dünyada gelmiş geçmiş liderler içerisinde,Gazi kadar tartışılan bir kimse olmamıştır.

Ziya Hurşit-in ifadesiyle;”Millet önce mabutlarını yaratır,sonra onlara tapar.”

Gazi de bu duruma oturtuldu.

**************  

Atatürk’ün ölümünden sonra yazmaması için hapse atılan Cemal Granda, gizli bir şekilde kaleme aldığı hatıratları 1971 yılında ilk olarak FER Yayınları tarafından basıldı. 2 yıl sonra Hürriyet Yayınlarından çıktı.

.. Atatürk’e on iki yıl gece gündüz, günün yirmi dört saatinde hizmet etmiş Cemal Granda….

Hatıralarında;

– Atatürk’ün sofrası günlük olayların dışında harf devrimi , din devrimi gibi yeni ve heyecanlı konular da ortaya attığı olurdu. Bazen herkesi şaşırtan bu konulardan alacağı olumlu cevaplar da, olumsuz cevaplar da çok hoşuna giderdi. Sofra konuşmalarını hep kendi açar, başkasının konu açmasına meydan vermezdi.

– Her gece içtiği halde Atatürk’ün bir kere bile içki yüzünden kendinden geçtiğini, taşkınlıklar yaptığını görmedim, duymadım. 

– Doğumundan ölümüne dek çeşitli adlar kullanan Atatürk’ün son kartvizitinde (Kamal Atatürk) yazılıdır. Bir vesile ile alıp sakladığım bu tarihi kartvizit, hala misafir odamdaki büfenin çekmecesinde özel bir muhafaza içinde durur. Atatürk hakkında çıkan birçok kitapta “Kemal Atatürk” yazdığı halde O’nun son adı “Kamal Atatürk” olarak tarihe geçmiştir. Hatta Ankara’daki Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin dış duvarındaki bir vecizesinin altında da “Kamal” adı okunmaktadır.

– Türk dilinin sadeleşmesine, özleşmesine, yabancı sözlerden arınmasına önem verildiği günlerdeydi. “Kemal”in Arapça olduğu ve Türkçede “Kamal” diye bir söz bulunduğu ileri sürülmüş. Atatürk de bu görüşü uygun bularak Kemal yerine Kamal diye yazmaya başlamış. Bir akşam sofrasında üç kadeh içkiden sonra Atatürk bize dönerek şaka şeklinde:
– “Dünyada ne kadar Kemal varsa hepsi eşektir…” dedi.
Sofracı Kemal şaşaladı. Ne diyeceğini bilemedi. Toparlandı. Dili tutulmuş gibiydi. Gözlerini Atatürk’ün yüzünden ayıramıyordu. Hepimiz bunun altından ne çıkacak diye beklerken, Atatürk, sözlerini şöyle bitirdi:
– “Haa anladım. Sen bana bakıyorsun. Sen de Kemal’sin demek istiyorsun. Ben artık Kamal oldum. Kemal’ler başının çaresine baksın …” dedi.

– – “Benim için de bazı kimseler Selanik’te doğduğumdan Yahudi olduğumu söylemek istiyorlar. Şunu unutmamak lâzımdır ki, Napolyon da Korsikalı bir İtalyan’dı. Ama Fransız olarak öldü ve tarihe Fransız olarak geçti. İnsanların içinde bulundukları cemiyete çalışmaları lâzımdır. 

– – “Bu bahsi kapatın. Peygamber’leri küçültmek isterseniz kendiniz küçülürsünüz” dedi
Atatürk Harbiye’de okurken, abdestsiz olarak toptan namaza giderlermiş. Ordu’ya katıldıktan sonra da cepheden cepheye koşmaktan namaz kılmağa vakit bulamamış. 

– Benim, yanında bulunduğum süre içinde hiç namaz kılmadı. Oruç ta tutmadı. Ramazanlarda içki içer, fakat Kadir gecesi ağzına katresini koymazdı. Kadir geceleri sofra bile kurdurmazdı. Saygısı büyüktü. Bazen Mevlût dinlediği de olurdu. Miraç bölümünde “Göklere çıktı Mustafa” denince gözleri yaşarırdı. O zaman hemen kolonya götürürdük. İnanışı samimiydi. Bence Allah’a inanıyordu. 

– – “Bir zamanlar ben de mason olmuştum. Bir gün bir arkadaşım beni alıp Beyoğlu’ndaki Mason Cemiyetine götürdü. Daha ne olduğunu bile anlayamadan kendimi cemiyetin içinde buldum. Mermer bir merdivenlerden büyük bir salona indik. Orada yüzlerini göremediğim bir takım kişiler vardı. Bizi buyur edip oturttular, kahveler sundular, hal hatır sordular. Orada uzun kalmadık, tekrar merdivenlerle daha da aşağı indik. Bir öncekinden daha geniş bir salonda bulduk kendimizi. Salonda büyük bir kalabalık toplanmış kılıçlı bir tören yapılıyordu. Bu işleri daha önceden bildiğini anladığım arkadaşım kolundan tutmuş, durmadan ne yapmam gerektiğini anlatıyordu. Kılıçların arasından geçip kutsal bir kitaba el bastık. Bütün bunlar olup bittikten sonra ne o binaya gittim ne de oradakilerle karşılaştım. Şimdi gitsem arasam, o binayı belki de bulamam. İşte benim masonluğum bundan ibaret.”

* M. Kemal’in özel hekimi ve yakın arkadaşı olan Büyük Üstad Mim Kemal Öke’nin Mason Derneği’nin 1949 yılındaki büyük kongresinde yaptığı ve Türk Mason Dergisi’nin birinci sayısının 12-14′üncü sayfalarında yayınlanan konuşmasında bu konuyla ilgili olarak söyledikleri aydınlatıcıdır:

“Memleketin siyasi akışları bir an için bizim mesaimizi men etmişti. Bu yalnız bizim değil, Türk Ocakları, Kadınlar Birliği vesaire gibi teşekküllere de teşmil edilmişti. Bu tatili mesai bir kapanış değil, bir ima üzerine olmuştur. Atatürk mason teşekkülü için çok büyük iltifatta bulunmuş, Ankara’daki binaya her yıl 3 bin lira yardım etmişlerdir. Bugün başımızdakiler de aynı yardımda bulunmuşlardır. Atatürk memleketimizi ziyarete gelen tanınmış şahsiyetleri bu lokalde kabul ve ziyaret etmiştir. Mason teşekkülünü Atatürk kapattırmamıştır. Siyasi ahval o zaman böyle bir imayı mecburi kılmıştır. O zaman başkanlıktan Mareşal Fevzi Çakmak’ın emri üzerine ayrılmıştım. Mareşal askerlerin bu kabil teşekküllerde bulunmamalarını emretmiştir. Ortalığı karıştırmak, şahsi taassuplarını kullanmak isteyen baykuşlara bu kürsüden tekrar ediyorum: `Bu teşekkül Atatürk’ün ruhunu tazib (ruhuna azab) etmemiş, taziz etmiştir (sevgi ile anmıştır).”KAYNAK;Tamer Ayan, Atatürk ve Masonluk, Yurt Kitap Yayın, Istanbul, 2008, sayfa 229, 230. http://www.yalanyazantarihutansin.org/mason-localarini-m-kamal-kapattirmadi-ankaradaki-binaya-her-yil-3-bin-lira-yardim-etti/

 

 

MEHMET ÖZÇELİK

08-07-2015

 

 

 

 

No ResponsesAğustos 12th, 2015

SOLAN HAYATLAR

SOLAN HAYATLAR – SESLİ DİNLE

Bir asır süren manevi kıtlığın ardından,terörle tükenen ve tüketilen hayatlar.

Manevi boşluğun yerini terör doldurdu.

İşte tüm tesbit ve belgeleriyle Kürtler ve terörler hakkındaki anekdotlar;

*1924’de Britanya Dışişleri bakanın sarf ettiği şu sözleri söyledi ”Kürtler inatçı ve aşiret yapıları güçlü olan bir millet ve dinlerine çok bağlılar. Önce onların aşiret yapıları dağıtılmalı,  sonra İslam dan  uzaklaşmaları sağlanmalı. PKK aşiret kısmını büyük ölçüde halletti ama din konusunda başarısız oldu. Şimdi bizim kuracağımız hilafet devleti din konusunu da halledecek. Hem Kürtler hem de milyonlarca Müslüman o dinden uzaklaşmak zorunda kalacak.”  ( PKK Komutanı’ndan Şaşırtıcı İtiraflar!- Kerem Berti)[1]

*Dün istediği kimseler iktidarda iken Adana/İncirlik üssünü alarak,Pkk,yı besleyen Abd,bu gün istediği kimseler iktidarda olmayıp,incirliği kaybeden Abd,Pkk-yı teslim etti,desteğini çekti.

Sıra Işid-i besleyerek,İslam dünyasının başına bela etmekte.

-Abd desteklediğini bir silimlik kullanıyor,sonra da onu atıyor.

Kullanımı kolay,fayda getireni ise bir süre kullanıyor.

Ancak menfaatı esas olduğundan atmaması,terk etmemesi söz konusu değildir.

En çok kullandığı pkk-yı da sonuçta Öcalan-ı da bir sonraki plan için teslim etmiştir.

Bu gün ise onu devre dışı bırakmış,devreye koyduklarının ağzına çaldığı az bir baldan sonra,daha büyük menfaatı için onları da ortada bırakmıştır.

-İngiliz ve Abd arasında kalan pkk-nın İngiliz meyli,abd-nin onu desdeksiz bırakmasına ve şantaj yapmasına sebeb olmuştur.

Ve Abd tekrar Pkk dizginini eline geçirmiştir.

-Paralel yapıyı da destekleyip,2013 17-25 Aralıkta proje yapan Abd,çok rahat onu da boşluğa bırakacak ve terk edecektir.

Ab ve Abd-nin yönetimindeki tek hedef,menfaattır.

            *Bir pkk yönetici ifşaatında şöyle diyor:” -“Konuyu kapatıp kalktık gezi parkına geçtik, orada 12 kişilik gezi  komitesini görünce vazgeçtim ve döndüm. Çünkü gülen cemaatinin önde gelen isimlerinden biri de komite de idi. Bahsettiğim şahıs şu an Mardin Artuklu üniversitesinde sosyolog olarak görev yapıyor. O dönem ki masonik hareketin Türkiye sorumlusu olan Turgay Özdemir idi. Halen direktör mü bilmiyorum, Oldukça gizli yapılar bunlar.”( PKK Komutanı’ndan Şaşırtıcı İtiraflar!- Kerem Berti)[2]

            *Polise ve askeri her türlü silahlı saldırısına mukabele eden devlete karşı avrupa alçakça bir teklif yaparak;

AB açıklamasında Türkiye’ye yönelik “teröre orantılı cevap verin” mesajı yer aldı.[3]

Avrupa beslediği ve desteklediği terör konusunda ahlaksız ve samimiyetsiz.

*Tavşana kaç diyen abd,İngiltere ve batı İslam ülkelerinin başına bela ettiği işid,pkk gibi terör örgütlerini ortadan kaldırmak için,bu seferde İslam ülkeleriyle önemli çapta bir şeyler koparmak için onları devre dışı bırakma kararı almak için bir araya geliyorlar.

            *İngiliz medyası konuyla ilgili olarak şu ifadelere yer verdi: “Geçen haftaki İncirlik anlaşmasının ardından yeni adımlar atıldı. Türkiye’nin DAEŞ ve PKK’ya büyük operasyonları, bölgede yeni bir havaya yol açtı. Bu işler nihayete erdiğinde Türkiye-Suriye sınırının Fırat Nehri’nin batısında kalan kesimi Türkiye’nin olacak.”[4]

            *Medyaya operasyon zamanı.

Terörü bir kısım medya beslemekte ve de desteklemektedir.

Adeta medya teröre zemin hazırlamakta ve destek güç oluşturmaktadır.

            -*Şerde hayır.

Dünya devleri Türkiye-nin aleyhine birleşiyor.Bir asırdır içte besledikleri piyonlarını da yanlarına alarak…

Bu bir şer gibi görünse de;

Bu durum içte toplumun bütünleşmesine,İslâm dünyasının gözünü açarak,yeni bir istiklal savaşı yek vücutluğuna,toparlanmaya sebeb oluyor.

Toplum kırgınca da olsa,bir araya gelmeye çalışıyor.

En önemlisi de İttihad-ı İslamın taşları döşeniyor,harçları dökülüyor.

*Türk ve İslam düşmanı olan Churchill’in Osmanlı ile ilgili görüşleri bugün bile onun küllerinden filizlenen Türkiye için geçerlidir.

Osmanlı toprakları parçalanmalı, Türklerle meskûn yerler işgal edilmelidir. Ama Osmanlı Devleti devam etmelidir. (Osmanlının yıkılmasını istemiyordu.)

Ancak Osmanlı tarih oldu. Şu anda Türkiye için önemli olan Churchill’in vasiyetidir.

Vasiyetin özeti şöyledir:

Türkiye Batı’nın emrinde ve hizmetinde olarak Batı’nın tayin ettiği gücü aşmamalı.

Zayıflayınca desteklenmeli.

Varsayalım gücü aşırı artarsa Orta Doğu’da, Balkanlar’da ve de Kafkasya’da Osmanlının boşluğunu doldurmaya asla müsaade etmemelidir.

Türkiye’nin aşırı güçlenmesini önlemek için her çareye başvurulmalıdır.

Bu işte Batı sahnede yer almamalıdır.

Milli ve manevi değerlerden koparılarak

Batı kültür potasında eriyen aydınlar,

Etnik ve mezhep kışkırtmaları, ideolojik ve iktidar kavgaları ile aşırı güç çökertilmelidir.

Hatta iç savaş ya da komşularıyla savaşa bile gidilsin.

Yeter ki Türkiye Batı’ya hiçbir konuda rakip olmamalıdır…”

*Dıştan kuşatılmaya çalışılan Türkiye,dünyayı da dışarıdan kuşatacaktır.

Başta İngiltere,Rusya,Abd gibi devletlerde İslâma olan teveccüh,onlarda hem dıştan ve hem de içten kuşatılacaktır.

Türkiye-yi bitirmeye çalışanlar kendi içlerinde oluşan erime ve çökme sebebiyle,içten çöküş yaşayacaklardır.

MEHMET ÖZÇELİK

05-08-2015

[1] http://www.analizmerkezi.com/pkk-komutanindan-sasirtici-itiraflar-60165h.htm

[2] http://www.analizmerkezi.com/pkk-komutanindan-sasirtici-itiraflar-60165h.htm

[3] http://www.haber7.com/dis-politika/haber/1491723-turkiyeyi-isyan-ettiren-pkk-cagrisi

[4] http://www.haber7.com/dis-politika/haber/1491689-cildirdilar-o-topraklar-turkiyenin-olacak

No ResponsesAğustos 5th, 2015

Sönen Hayatlar

No ResponsesTemmuz 30th, 2015

SENTEZ

SENTEZ – Sesli Dinle

Cemaat dizginini paralel yapıya kaptırdı.

Uzun bir süredir şaşkınlığını ve sessizliğini koruyan cemaat,yüzde beşlik paralel yapının hakimiyeti altına girdi.

Üst derin devlet cemaatı paralel yapıya bağladı.

Eskiyen ve çöken chp-yi canlandırmak amacıyla;dün tesettürlü kızları ve ablaları ev ev dolaştırarak chp-ye oy isteyen paralel yapı,bu seferde son seçimlerde doğrudan ve dolaylı olarak chp-nin kürt ve sol versiyonu olan Hdp-ye yamalandı.

En akıllı ve iyi niyetli geçinen daha önce verdiği Akpartiye vermemekle,Bbp-ye de verse,onlara yaramadığı için.otomatikman Hdp-nin hanesine geçmiş oldu.

Cemaat geçici tedbir ve göz boyamalarla bir arada tutulmaya çalışılmaktadır.

Bu durum bir müddet sonra dağılmaya ve parçalanmaya gidecektir.

-Nur cemaatının 1970-lerde yaşadığı bölünmenin,daha dehşetlisi cemaata yaşatılacaktır.

Tabanı temsil etmeyen tavan,değişik renklerden oluşmuş,gerçek rengini ve yüzünü ise gün be gün ortaya koymaktadır.

-Gülen bunun neresinde?

Akıl tarafı paralel yapıda,kalb tarafı ise cemaatten yanadır.

On altı yıldır gelmemenin hiçbir akıllıca mantığı yoktur.

İyi niyeti de bulunmamaktadır.

En azından kirliliğe ve şaibeye sebeb olmaktadır.

-Bir asırlık tarihimizde 1960 yılıyla başlayan darbeler,sıkılan kurşunlar ilk defa geri tepiyor,sıkanı siliyor ve silikleştiriyordu.

2013 17-25 Aralık sivil darbe uygulaması sonuçsuz kalarak,büyük bir bela defediliyordu.

****************

Türkiye-deki derin devlet sürekli ordu kanalıyla darbe yapıyordu.

Ordunun başına getirilen bir genel kurmay başkanıyla bu işin önü kapanınca,diğer yandan da –haklı haksız- bir kısım ve kesim yıpratılma yoluna gidilip darbe yapılma yolu kapanması sebebiyle,yıllardır emniyette yapılan kadrolaşma darbede kullanılma yoluna gidildi ve başarısız oldu.

Bunu kullanan ve yönlendiren dış güçler,bir taşla iki kuş vurdular;

Bir yandan devleti yıprattı ve başına iş açtı,diğer yandan da yarım asırdır hizmet hareketinin birikimini bitirmiş oldu.

*********************  

8 Şubat sürecinde Cumhuriyet gazetesinde Ankara muhabiri olarak görev yapan gazeteci Yusuf Özkan, Süleyman Demirel’in 54.Hükümeti kastederek “Çıkın sokaklara, yıkın bu hükümeti” dediğini ve kendisinin de bizzat bunu duyduğunu BBC Türkçe için kaleme aldığı yazısında anlattı.

Hükümete karşı açık bir tavır alan ve Türk Silah Kuvvetleri içerisindeki “Erbakan karşıtları” ile birlikte hareket eden Süleyman Demirel, “28 Şubat yasaları” olarak bilinen ve Türkiye’de inanç özgürlüğüne büyük darbe vuran yasaların tümünü onaylamıştı.

İŞTE O YAZI:

“Ankara’da savunma muhabiri olarak çalışıyordum. Demirel, “İrticai faaliyetler” konusundaki kaygıları nedeniyle Başbakan Necmettin Erbakan’a ve dömnemin Refah Partisi – Doğru Yol Partisi (Refahyol) hükümetine tepkiliydi.

Erbakan Ramazan nedeniyle 11 Ocak 1997’de, 51 tarikat ve cemaat liderini Başbakanlık Konutu’na iftara çağırdı. Fethullah Gülen’in de çağrıldığı ancak katılmadığı iftar yemeği yoğun tartışmalara neden oldu.

Sarıklı, cüppeli tarikat liderlerinin Başbakanlık Konutu’na girerken çekilen görüntüler, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) tepkiye neden oldu. Komuta kademesi, Başbakan Erbakan ve yardımcısı Tansu Çiller’i eleştirmeye başladı.”[1]

Acaba 17-25 aralıkta Demirel-in işi mi?

Onun yanına sık sık gidilip,akıl danışılıyordu..

Onun mason olduğu belgeyle sabitti.[2]

******************

Kâbesi olmayan sol kesim,kendisine bir kıble aramaktadır.

Bu kıble bazen Taksim olurken,bunların sınırlı olmasından dolayı,çoğu zamanda kendilerinin senaryolarla yaptıkları kıblelerdir.

Nitekim 1 Mayıs,orada öldürülenler için dikilen! Heykeller ve yazılan mersiyeler, Madımak oteli,bizzat kendilerinin kendi arkadaşlarını öldürmek suretiyle kıblelerini tazelemekte ve arttırmaktadırlar.

Solun kıblesi,şeytanın ve şeytani kıblesidir.

*Türk solunun kürt versiyonu olan Hdp,buna bir de fuhuşu ve fuhuşçuyu ekleyerek; hem dinen,hem şiddet ve hem de ahlaken çöküntülü bir hayatı sürdürmekte olduğunu göstermiş ve de yaşamaktadır.[3]

*”PROF.DR. NECMEDDİN ERBAKAN
Ben 28 Haziran 1996’da Başbakan oldum. Meclisten güvenoyu aldım ve Başbakan koltuğuna oturdum. İlk ziyaretime gelen ABD elçisi oldu. Bana şunu söyledi; “Biz biliyoruz ki sizin davanız İslam’dır. Başbakan oldunuz. Bu bizim hoşumuza gitmedi ama beraber çalışmaya mecburuz. Ben size geldim ve diyorum ki sizinle beraber çalışabiliriz. 6 tane şartımız var. Birincisi; “İran ile ticari münasebetinizi 50 milyon doların üzerine çıkartmayacaksınız.” İkincisi; “İrana gitmeyeceksiniz.” Üçüncüsü; ABD üslerine dokunmayacaksınız.” Dördüncüsü; ” Diğer Müslüman ülkelerle de ticaretinizi arttırmayacaksınız.” Beşincisi; ” Çekiç güç askeri işgal kuvvetlerimizi dışarı çıkartmayacaksınız.” Altıncısı; “Irak boru hattını açmayacaksınız.”

Bizim meşhur sadrazamımız Ali Paşa’nın bir sözü vardır; “Ben mühim bir iş yapmak istediğim zaman önce Rus Elçisi ile konuşurum. Ne derse tersini yaparım” Ben de ABD elçisinin söylediklerinin hepsinin tersini yaptım. İlk ziyaretimi İran’a yaptım. “İran ile ticari münasebetinizi 50 milyon doların üzerine çıkartmayacaksınız.” demişlerdi, sadece doğalgaz antlaşması 2,5 Milyar Dolar oldu. Ve ilan ettim ki; Türkiye ile İran arasındaki Ticari Münasebet Hacmi 10 Milyar, 20 Milyar değil, Almanya ile Fransa arasındaki ticaret nekadar ise okadar olur dedim.

15 gün sonra ABD Dış İşleri Bakanı Warren Christopher Ankara Elçisi Grossman’a -iki yahudi- “Ne yapın, edin askeri ihtilal yapıp Refah Partisi’ni iktidardan uzaklaştırın.” diye kripto gönderdi. Bu kripto bizim elimizde bulunuyor. “[4]

*********************  

İktidarın yolu hapishaneden geçiyor.Bizde Erdoğan da öyle olmuştu.

Her ne kadar Mısırda Mursi idamla yargılansa da,dünyanın ciddi baskısı sonucu geri adım atılabilir.

Bu da Mursi için yeni bir iktidarın başlangıcı olur.

-Mısır-da Mursi ile beraber birkaç kişinin almış olduğu idam kararı,Mısır-ın hala bizim 1950-lerde kaldığını göstermektedir.

*******************  

Konservatuarda dini musikisi yoktur.Türkiye-nin tezadları.Türk musikisini yasaklayan zihniyetin bu milleti dinden koparmanın diğer bir yeri.

Topluma aid değerleri tamamen toplumdan silmeye yönelik eğitim verilmiştir.

Bu da Chp eliyle ve maharetiyle yapılmaktadır.

Avrupada tüm kurumlar hristiyanlık üzerine oturtulurken,Türkiye-de bir asırdır kurumlardan tecrid edilmeye gidildi.

******************  

1927-72 arası üç bine yakın cami kapatıldı.

Bunlar ihaleye çıkarıldığında Müslümanlar hassas olup çekindikleri için,gayrı Müslimler tarafından alınmış,kumarhane,meyhane,ahır,,mihrabına tuvalet,yıkılarak taşları kanalizasyonlarda kullanılmıştır.

Tamamen dini her yönüyle kuşatarak,tehdit ve ölümlerle,hayattan silerek ortadan kaldırma yoluna gidilmiştir.

Bugünkü olumsuzluklar bunların sonucudur.

*********************  

10.cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer bu memlekete hiçbir hayırda bulunmadığı gibi,büyük bir şer ve zarara sebeb olmuştur.

Onun döneminde ekonomi ilk defa sıfırlanmıştır.

İkinci İnönü vakası olarak hatırlanabilir.

Zaten Eşi de İnönü ile akrabadır.

Tarih onu hayırla yadetmeyecektir.

*********************  

Odunda pişen çay iyi olurmuş.

Anadolu insanı da hayatın yakıcı ve zor ateşinde pişmiş olduğundan,şiirinde,şarkısında hep feryad çıkar.

Yanık yanık söyler.

Yanmıştır,yakar.

Zira yanmayan yakamazmış.

Ferhatlar,Mecnunlar,Keremler hep bizde çıkmıştır.

Batıdaki şairler,doğudakilerin zekatı bile etmez.

Mazlumlar da bizden çıkmıştır.

Bu günde yanan Ortadoğu halkıdır.

Masum ve mazlum insanlardır.

Küfrün zulmü,fikrin zulmeti,hayata zulmetmiştir.

Hayatı karanlık olanlar,hayatları karartmışlardır.

Doğu hala yanmaya ve yanık yanık feryatları söylemeye devam edecektir.

Onlar yanarken,yanık feryatlarıyla diğerleri yandırılmaktadır.

*******************  

Ortadoğuda hassas olan devletlerin ateşleri fitillenmekte ve toplu olarak sahaya çekme çalışması yapılmaktadır.Bunlar;

Türkiye-Mısır-Suriye-Suud-i Arabistan-Irak-İran en başta olanlardır.

Özellikle büyük çapta İran sahaya çekilmekte,bu ise özellikle doğrudan değil,dolaylı olarak ateşi fitillenmektedir.

Özellikle Suriye bahanesi…

*******************  

*Türkiye ile İran arasında kurulmaya çalışılan yeni bir Kürt Devletinin en büyük tehlikesine dikkat çekmek istiyorum.

Birinci derecede tehlikeli olan Kürt devletinin kurulup kurulmaması değil,onu devlet ve ordu düşünsün.

Daha büyük tehlikesi ise;kolay kontrol edilebilir böyle bir devletin;sosyalist, Zerdüşt, kominist,ateist,terörist,büyük İsrail ve büyük Ermenistan projesinin bir parçası olmasıdır.

Kaderin hükmü mü?

Ona zaman karar verecektir.

Kader cihetiyle hayırlar olsa da,büyük tehlikeye dikkat çekmek istedim.Çünkü yapılan faaliyetler hayra dönük ve hayır amaçlı faaliyetler değildir.

*******************  

Dün ıraktan Saddam Hüseyinin Kuveyte gönderdiği adı bile duyulmayan,bilinmeyen Humeyni-yi,Fransa kaparak,Abd ile yaptığı anlaşma neticesinde İran Şahını devirdi,büyük bir karşılamayla 747 Fan Abd uçağıyla İrana indi.

-Bize de Öcalanı göndermişlerdi değil mi?

-Sıra Gülen de mi?

Bilinmeyen ve tanınmayan Humeyni,bir ilah ! gibi karşılandı.

Humeyni Tahrana indiğinde uçağın içerisindekilerin yarısı Cıa ajanı idi.

Ne garib değil mi?

Fransa Humeyniye İranda İslam Devrimini yaptırıyor!!!

Ondan sonra noldu?

İran Irakla 8 yıl savaştı.

Saddam Abd tarafından silahla desteklendi.Baba Bush Kimyasal silah sattı.

Oğul Bush Saddamı kimyasal silah bulundurmakla suçlayıp,ona savaş açtı ve Saddam gitti.

Arkasından Suriye,Mısır,Yemen ve Türkiye-yi kuşatma faaliyetleri…

2013 yılı 17-25 Aralıkta da Türkiye-de benzer uygulamaya gidilmiştir.

Abd-nin müttefikleriyle beraber B planı tutmayınca,Ezidi-Suriye-Kobani-İşid kuşatmasıyla bu denenmekte ve devam edilmektedir.

****************

2.Abdulhamidin Bahriye Nazırı Amiral Hüseyin Hüsnü Paşanın oğlu, Kominist olan Sakallı Celal-( Celal YALINIZ )den;

“Sakallı, Dördüncü Komünist Enternasyonale katılanlar arasındadır. Kominternde Sovyet delegasyonu ile derin sohbetlere girilir. Delegasyonda Marksizme en fazla vakıf olan iki kişi (Sadrettin Celal ve Sakallı Celal) Sovyet muhataplarını şaşırtır. Sakallı durumu şöyle açıklar Sovyet delegasyonuna; “Devrim sizin ülkenizde yapıldığı halde Marksizmi bizden az biliyorsunuz diye üzülmeyin. Siz gece gündüz çalıştığınız için okumaya vakit bulamamışsınız. Sizin kadar çalışmadığımız için biz de oturup bol bol Marksizme kafa yormuşuz. Hepsi bu.”

* Bir Profesörle tartışmasından sonra; “Bu kadar cehalet, ancak tahsille mümkün olur” demiştir.

Görev yaptığı okulda öğrencilerle ilgili üstten gelen baskıya cavaben; “Meşrutiyeti ilan ettik olmadı, Cumhuriyeti ilan ettik olmadı, biraz da ciddiyet ilan etsek ne dersiniz.”

“Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir.”

“Sakallı’ya “Sende bu kadar meziyet varken ve değersiz insanlar bile hayatta muvaffak olurken, sen niçin suyun yüzünde kalamayıp boğuluyorsun?” diye sormuşlar. “Anlatayım” demiş. “Bir köpeği suya atsanız, tıpkı yürür gibi hareketler yaparak yüzer, boğulmaz, selamete ulaşır. Zira vücudunun yapısı buna göredir. Ağzı, burnu denizaltı kulesi tarzındadır. İnsanoğluna gelince. Vücut yapıları köpeğinki gibi olmadığından ve alıştıkları yürüme hareketiyle yüzemediklerinden, su yüzünde kalabilmeleri hususi bir talimi gerektirir. Nice Köpekler selamet sahiline yüzerken, lüzumlu talimi ve terbiyeyi almayan bir insan olarak ben, dalgalarda boğuluyorum.”

Köpekleşmeden su yüzünde kalanlara selam olsun…”

“Türkiye’de ɑydın geçinenler Doğu’yɑ doğru seyreden bir geminin güvertesinde Bɑtı yönünde koşturɑrɑk Bɑtılılɑştıklɑrını sɑnırlɑr.”

“Evinde yɑpılɑn ɑrɑmɑ esnɑsındɑ polis duvɑrdɑ durɑn Kɑrl Mɑrx portresini soruncɑ “Rɑhmetli Bɑbɑm” diye cevɑplɑmıştır”

*” Kısa bir süre memurluk yapmış. Aydın’da görev yaptığı okulun inşaatında da çalışmış. Diğer insanların taşıyamadıkları şeyleri taşımış. Ankara lisesi müdürü iken lağım (kanalizasyon) bozulmuş. Bakanlığa bildirmiş. İdare etmesini istemiş bakanlık. Bunun üzerine tulumunu giymiş, kolları sıvamış, lağımı tamir etmeye koyulmuş. Tam bu sırada okula gelen müfettiş durumu tespit edip bakanlığa yetiştirmiş.

Bakanlık savunmasını istemiş: Ne işi varmış koca müdürün tulum ve boklar içinde. Yakışır mıymış Cumhuriyet’in koca müdürüne. Bakanlığa gitmiş ve savunmasını sözlü olarak yapmış Sakallı:
-Lağım patladı dedim, idare et dediniz. Ben de lağımı onarıp idare edeyim dedim. Lağıma takım elbise ile girecek değildim ya. Üstelik, idare etmenin bok içinde oturmak olduğunu da bilmiyordum.”

*” Bir arama sırasında polisler üzerinde bir silah bulmuş ve kimlik istemişler Sakallı’dan.
-Yok, demiş.
-Kimin nesisin demişler.
-Ben Japonum, demiş.
-Ama Türkçe konuşuyorsun.
-Ben, Türkçe konuşabilen Japonum.
-Peki, bu silahı ne yapacaksın?
-Polisleri vuracağım.
-Niçin?
-Niçini var mı? Ne zaman neyi savunacağınız belli değil. Dün hilafeti savunuyordunuz, bugün cumhuriyeti. Yarın yine hilafeti savunmaya kalkarsanız… O zaman hepinizi vuracağım bu silahla. Ona göre.”

* Birisi için çivi gibi adamdır demiş bir keresinde. İtiraz etmişler.
-Ne çivisi yahu. Zayıf, sünepe herifin tekidir o.
-Yanlış anlaşıldım galiba demiş Sakallı. Çivi gibidir derken; kafasına vurmazsanız iş görmez, işe yaramaz demek istemiştim.

* Yıllar sonra Kadıköy vapurunda karşılaşmış iki eski arkadaş. Mahir İz sormuş:

-Efendim, sizi hala huzura kavuşmuş göremiyorum. Oysa; sizin istediklerinizi de, düşündüklerinizi de, hatta düşünemediklerinizi bile gerçekleştirdi Mustafa Kemal Paşa. Neden hala memnun değilsiniz, muhalifsiniz?

-Sen hiç tiyatroya gitmedin mi? diye sormuş Sakallı Celal. Perde açılır. Karyolada bir hasta görürsün, bir de ilaçlarını veren hemşire. Biraz sonra; kulaklığı ve beyaz gömleğiyle doktor da gelir. Hastanın nabzına bakar, reçete yazar. Bu bir oyundur. Ortada aslında ne hasta, ne hemşire, ne de doktor vardır. Bunların hepsi, bilesin ki rolden ibarettir. İşte, bizim cumhuriyetimiz de “Yaşasın Cumhuriyet” rolünden ibarettir.

*Mezar taşında; “Bağban bir gül için bin hare hizmet eder” yazıyormuş. Yani “Bahçıvan bir gül için bin dikene katlanır.”

MEHMET ÖZÇELİK

07-07-2015

 

[1] http://www.habervaktim.com/haber/421930/demirel-cikin-sokaklara-yikin-hukumeti.html

[2] http://www.haber7.com/yazarlar/mustafa-yurekli/890234-necip-fazilin-demirelle-masonluk-belgesi-polemigi

https://www.youtube.com/watch?v=Hit5qidN_4w

https://www.youtube.com/watch?v=tM9bg0kdPXI

http://www.aksiyon.com.tr/dosyalar/demirel-o-belgeyi-loca-dan-degil-eski-bir-kurulustan-almisti_533146

[3] http://www.habervaktim.com/haber/422456/ahlaksiz-yuruyuste-polise-fuhus-teklifi.html

[4]https://www.facebook.com/photo.php?fbid=529791007168143&set=a.442647005882544.1073741825.100004117450922&type=1

No ResponsesTemmuz 25th, 2015