CASİYE SURESİ VE 15 TEMMUZ 2016 CUNTA DARBESİ

CASİYE SURESİ VE 15 TEMMUZ 2016 CUNTA DARBESİ

Değerli büyüğümüz Zeynal Abidin abi, darbeden bir gün önce bir rüya görür.

Rüyasında kendisiyle beraber ben , merhum pederinin evinde buluşur ve Casiye suresinin 21-24. Ayetlerini tezekkür ederiz.

O sırada Kur’an-ı Kerim düşer ve ortasından itibaren sayfaları dağılır.

Dağılan sayfaları yerden beraber toplayarak, ben onu daha sonra ciltletiyorum.

Bunun darbe ile ilgisi nedir?

-Aşağıda ifade ve izah edeceğim ayetlerde görülen ortak nokta; madde ve materyalizmin öne çıkarak, maddenin kör ettiği duygularla duygusuzlaşmayı, yanlış amellerde bulunmayı ifade ediyor.

Madde ve dünya hayatı, ahiret hayatının önüne geçmiştir.

Hayatın da sadece bu dünya hayatından ibaret görülerek, ona göre yapılan bir hareket olduğuna işaret ediyor.

Ve günahkâr ile iyinin aynı şekilde değerlendirilmeyip, bunların mutlaka ahirette bir cezasının olacağı belirtilmektedir.

Bu ayette öne çıkan duygu, ihtirastır.

15 Temmuz darbesini yapanların ortak noktaları; dünya hırsı, makam, madde, hayatı bu dünya hayatından ibaret görme, nefsi istekler, gurur, içte birikmiş şeytani duyguların dışa yansımasıdır.

-Casiye -21-Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar!

biz Müslümanları kâfirlerle denk mi tutacağız?! Müslümanları, mücrimler gibi mi kabul edeceğiz?! Mümkün mü bu?!

-Hem Müslümanlarla alay ediyor, Müslümanlara hayat hakkı tanımıyor, hem de dünya hayatından memnun oluyorlar. Onların tüm hedefleri dünya hayatıdır. Kitabımızın onlar hakkında buyurduğu ekini ve nesli bozma özelliklerinden de anlıyoruz ki, bu adamların dünyasında da hayır yoktur. Gerçi dış görünüşleri itibariyle dünyayı hedefledikleri için dünyada gerçekten erişemedikleri bir şey yok gibi, ama nihâyet kendi elleriyle dünyalarını da bozmuşlar. Mekânik bir hayata gelmişler. Robotlaşmışlar, duyguları bitmiştir. Hisleri, hareketleri kaybolmuştur. Sevmek, sevilmek, ağlamak, gülmek gibi tüm insanî duyguları bitmiştir. Fedâkârlık, cefakârlık duyguları bitmiştir. Yedirme, içirme, infak ve akrabalık bağları bitmiştir. Karılık-kocalık bağları bitmiştir. Babalık-oğulluk bağları bitmiştir. Her şeyleri bitmiştir. Böyle bir hayatın içindeyken tüm dünya onların olsa ne çıkar?

-sakın ha sakın, siz Müslümanlar onların alaylarından etkilenmeyin. Onlara acınacak bir zavallı gözüyle bakalım. Gerçekten ağlanacak durumda olanların kendilerinin olduğunu söyleyelim onlara ve hiçbir zaman en ufak bir şekilde bile olsa kalbimizden onlara benzemek duygusu geçirmeyelim. Hiçbir zaman onların yaşadığı hayatın özlemini çekmek gibi bir duruma düşmeyelim. Çünkü ilim bizde, hikmet bizde, izzet ve şeref bizde, akıl ve feraset, kitap ve hidâyet bizdedir. Dünyada mutluluk, âhirette saadet ve cennet bizdedir. Bütün bunlara rağmen bunların, bu zavallıların bizim üzerimizde uyguladıkları propagandalar sonucu hemen hemen çoğumuzun da etkisinde kaldığı konular vardır.

-“Efendim, işte bunların dünya hayatları, zirveye çıkmış teknolojileri, köprüleri, yolları, sanayileri, fabrikaları var. Bütün bunları takdir etmek gerekir. Alman bilmem ne buluşunu takdir etmek lâzımdır! İsviçre’nin hukukunu takdir etmemiz lâzım!” gibi hepimizin kalbine yerleşen ufak tefek duyguları, aşağılık komplekslerini ısrarla bitirmek zorundayız. Bilmeliyiz ki, yeryüzünde kâfirlerin imreneceğimiz hiçbir şeyleri yoktur. Güvenebileceğimiz hiçbir hareketleri, hiçbir karakterleri yoktur. Gerçekten dünyanın en rezil ve en sefil mahluklarıdır onlar ve geberdikleri andan itibaren de cehenneme yuvarlanacak insanlar onlardır.

-“Onlar mahlukâtın en şerlileridir.”[1]

-Kelbî der ki: Bu âyet-i kerime Hz. Ali, Hz. Hamza, Ebu Ubeyde ibnu’l-Cerrâh ve müşriklerden üç kişi; Utbe, Şeybe ve el-Velîd ibn Utbe hakkında nazil olmuştur. Onlar, mü’minlere: “Allah’a andolsun ki siz, bir şey üzere değilsiniz. Şayet sizin söyledikleriniz hak ve gerçek olsaydı (gerçekten âhiret hayatı olsaydı) bu dünyada olduğu gibi âhirette de de bizim durumumuz sizinkinden daha iyi olurdu.” Derlermiş.

-Müminlerle hayatta iken sıhhat ve rızık konusunda eşit ol­dukları gibi öldükten sonra da onlara yapılacak lütuf ve ihsanda bir tutu­lacaklarını mı sandılar? Onlar ahirette, dünyadaki yaşantı ve hallerinin aksine azaptadır. Yani onların bu hükmü kötü bir hükümdür.

Bu ayete benzeyen diğer ayetler:

“Cehennem ehliyle cennet ehli bir olmaz. Cennet ehli isteklerine erişen­dir. “[2]

 “Öyle ya (Allah ‘a) teslimiyet gösterenleri, o günahkârlar gibi tutar mıyız hiç? Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?”[3]

“Yoksa biz, iman edip de iyi işler yapanları, yeryüzünde boz­gunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Veya (Allah’tan) korkanları yoldan çıkanlar gibi mi sayacağız?”[4]

Bu ayrıca itaat eden müminle asi olan müminin gideceği yerdeki fark­lılığa da açık bir delildir.

-“Gerçek şu ki, kâfir olanları (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onla­rın gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardır.”[5]

-«Üç şey kurtarıcı, üç şey de yok edicidir. Yok edici üç şey : Peşine takılıp uyulan ihtiras ve cimrilik; tabi olunan heves ve kişinin kendini beğenmesidir. Kurtarıcı olan üç şey : Gizli ve açık hallerde Allah’tan saygı ile korkmak, zenginlik ve fakirlik günlerinde aşırı gitmeyip itidali korumak; hoşnutluk ve öfkeli anlarda adaleti gözetmektir.”

-Ey insanlar! Hâlâ ibret ve öğüt almayacak mısınız? Sâvî şöyle der: Yüce Allah kâfirleri dört sıfatla niteledi. Birincisi: Hevâ ve, hevese, tapma. İkincisi, bilmelerine rağmen sapmaları. Üçüncüsü, kulak­larının ve kalplerinin mühürlenmesi. Dördüncüsü, gözlerini üzerine perde çekilmesi. Bu sıfatlardan her biri, sapıklığı gerektirir. Dolayısıyla onlara hiç bir şekilde hidayet ulaştırılamaz.

 

22-Allah, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak, herkese kazandığının karşılığı verilsin diye yaratmıştır. Onlara zulm edilmez.

Bir de o kişi bilerek sapmıştır. Yani adam her şeyi bilmektedir. Ne yaptığını, neyi tercih ettiğini bilmektedir. Yaptığı işi cehâletle değil, bir bilgiyle yapmaktadır. Yaptığı şeyin bilincindedir. Bildiği halde, bilerek sapmak istemiştir de Allah onu saptırmıştır. Böylece Allah’ın sapıtmasına liyâkat kazanmış ve bunu hakketmiş olan bu adamı Allah sapıklığı üzerine terk edecek ve onun kalbini, kulağını mühürleyiverecek, gözünü perdeleyip hiçbir gerçeği görmez ve anlamaz hale getiriverecektir. Artık bu adam sağırdır, kördür, duymaz, duygulanmaz bir vaziyettedir. Artık ona ne derseniz deyin, ne kadar âyet gösterirseniz gösterin, hiçbir şey duymayacak ve hiçbir şey anlayamayacaktır. Her şey boş olacaktır onun için. Artık ne Allah, ne peygamber, ne kitap, ne gökler, ne yerler, ne cennet, ne cehennem, ne hesap, ne kitap onun kalbini harekete geçiremeyecektir. Hiçbir şey onun için etkili olmayacaktır. Allah’tan gelen basiretlerle ilgi kurup Allah’ın hidâyetine tabi olmayan bir adamın yol bulması da kesinlikle mümkün değildir.

 

Bu tür insanlar arzularını, heveslerini putlaştırmış insanlardır. Canları ne isterse onu yapmaktan çekinmezler. Zevkleri, nefisleri neyi hoş görürse onu yaparlar. Hiçbir kayıt altına girmek istemezler. Ne Allah, ne peygamber, ne kitap, ne din, ne haram, ne helâl tanımazlar. Aslında bir tek Allah’a kulluktan, bir tek Allah’ın yasalarına tâbi olmaktan kaçarlar, ama pek çok İlâhlara kulluk ederler. Bir tek Allah’a kulluktan kaçacağız derken pek çok İlâha tapınırlar. Bir tek Allah’tan kaçacağız derken pek çok İlâhın kucağına düşerler. Nefislerinin, arzularının, tutkularının, şeytanların, tâğutların kucağına düşerler.

-Her ikisi de, salih müminlere güven, kötülük yapan kafirlere korku ve­rir. Allah’ın kainatı boşuna yaratmadığını, kötüleri iyilerle birlikte aynı kefeye koyma­nın imkansızlığına akli muhakemeyi yönlendirerek uyarır.

-Bunlar, İsrail oğullarını ilgilendiren umumî nimetlerden sonra bahşedi­len hususî nimetlerdir. Bununla beraber onlar bu nimetler için Allah’a şük­retmediler, bilakis kendilerine durumun hakikatini anlatan bilgi geldikten sonra haddi aşıp bir birlerini çekemeyerek, dini konularda ayrılığa düştüler. Aynı şekilde Kureyş kafirlerine de açık ve kuvvetli deliller geldi. Sonra onlar kü­fürlerinde ısrar edip, peygambere ve islâm’a düşmanlıklarından onu çekeme­diklerinden dolayı, Hak’tan yüz çevirdiler. Bundan sonra Peygamber (S.A.V.) efendimiz aydınlık olan İslamiyete uymak ve de heveslerine tabi olan kimse­lere muhalefette bulunmakla emrolundu.[6]

-Allah, bu dünyayı bir eğlence olsun diye yaratmamıştır. Bilakis bu kainatın yaratılışı bir hikmete dayalıdır ve ciddi bir nizama sahiptir. Hikmete dayalı bu nizamda ise, insanlar için belli imkanlar sağlanmış ve onların tasarrufları altına verilmiştir. İnsanlara da bu imkanları kullanma konusunda bir noktaya kadar müsade edilmiştir.

Bu bağlamda, bir insan söz konusu imkanları Allah’ın emrine uygun deruhte ederken, bir başkası Allah’a karşı gelerek, dünyada zulüm ve fesad için bu imkanları kullanırsa bu iki insanın sonlarının aynı olması beklenebilir mi? Şayet ölümden sonra başka bir hayat yoksa, kainattaki tüm nizam bir anlam taşımaktan uzak, gayesiz ve başıboş bir keyfiyete sahip olur. Oysa hikmet sahibi olan Allah’tan böylesine anlamsız bir şey beklenemez. [7]

 

23-Nefsinin arzusunu ilâh edinen, Allah’ın; (hâlini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?

Heva: Seni Rabbinden alıkoyan her şeydir. Bu eş olur, iş olur, aş olur, arkadaş olur, çocukların olur, annen baban olur, makam olur, un­van olur, korkuların olur, aşırı sevgilerin olur. Yani Rabbinden seni alı­koyan her şey nevadır.

Şair:

“-Ehli tevhid olmak istersen sıvaya meyli kes

-Aç gözün merdane bak Allah bes, baki heves

 

-“Egemenlik bizdedir! Hâkimiyet bizdedir! Eğer bizim kanunlarımıza itaat etmezseniz, sizi yok ederiz! Rızık bizdedir, eğer bizim de-diklerimizi yapmazsanız, rızkınızı keseriz! Maaşınızı keser, tayininizi çıkarır, sizi sürgün ederiz! Şifâ bizdedir, eğer bizim arzularımıza kulluk etmezseniz size türlü hastalıklar musallat ederiz. İlim bizdedir, eğer bizim dediklerimizi yapmazsanız sizi cahil bırakırız! Size diploma vermez, sizi doktor yapmaz, size doçentlik payesi vermeyiz! Egemenlik bizdedir, güç-kuvvet bizdedir! Eğer bize kulluk etmezseniz, dünyayı size haram ederiz! Eğer bizim hâkimiyetimizi kabul etmezseniz sizi kodese tıkar, güneşi size haram ederiz! Hayatı size zindan ederiz!” diyerek Allah’ın kendilerine verdiği geçici güç ve kuvvetlerini O’na savaşta kullanmaya kalkışan insanlar, dün de, bugün de hep olagelmiştir.

İbn Abbas dedi ki: Yüce Allah Kur’ân-ı Kerim’de nerede hevayı söz konusu etmişse, mutlaka onu yermiştir. Mesela, yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Fakat o… hevasına uydu. Artık onun durumu üstüne varsan da dilini sarkıtıp soluyan, kendi haline bıraksan da yine dilini sarkıtıp soluyan bir köpeğin durumuna benzer.”[8];

“Heva ve hevesine uymuş, işin­de haddini aşmış kimselere de itaat etme!”[9];

“Hayır, zulme­denler bilgisizce hevalanna uydular. Allah’ın saptırdığını hidayete ulaştı­racak kimdir?”[10];

“Allah’tan bir hidayet olmaksızın hevası na uyandan daha sapık kim olabilir ki?”[11]; “Sakın hevaya uyma! O takdirde seni Allah’ın yolundan saptırır.”[12]

Yüce Al­lah’ın: “Rabbinin huzuruna varmaktan korkup nefsini hevadan alıkoyana gelince, hiç şüphe yok ki cennet varılacak yerin ta kendisidir”[13] buyruğu yeterlidir.

a) îbn Humeyd kanalıyla Saîd’den rivayette o şöyle demiştir: Kureyş bir süre Uzzâ’ya tapınmıştı ki o, beyaz bir taştı. Sonra ondan daha güzel bir taş bulunca onu attılar ve buldukları o daha güzel taşa tapınmaya başladılar da bunun üzerine Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi.[12]

  1. b) Mukâtil der ki: Bu âyet-i kerime, Hz. Peygamber (sa)’le alay edenlerden birisi olan el-Hâris ibn Kays es-Sehmî hakkında nazil olmuştur.[14]

 

24-Dediler ki: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder.” Bu hususta onların bir bilgisi yoktur. Onlar sadece zanda bulunuyorlar.

-“Yaşadığımız hayat budur. Varsa da, yoksa da hayat bu yaşadığımız hayattır. Yeryüzünde belli bir süre yaşayacak, sonra da tıpkı diğer varlıklar gibi ölüp gideceğiz, yok olup gideceğiz. Bizi ancak zaman helâk ediyor. Bizi yenen, bizi yıkan, bizi yere vuran zamandır. Biz zamanla baş edemiyoruz. Zaman bizim defterimizi dürüyor. Bizi ihtiyarlatan zamandır. Zaman bizim gücümüzü zayıflatıyor, bizi mahvediyor. Eğer bizim belimizi büken bu zaman olmasaydı, eğer bu alçak zaman bizi yiyip bitirmeseydi, bu dünya hayatında ebediyen yaşayıp gidecektik. Hiç kimse bizim karşımıza çıkamayacak, hiç kimse bizim hakkımızdan gelemeyecekti,” diyorlar.

İbn Abdi’1-A’lâ kanalıyla Katâde’den rivayete göre o şöyle demiştir: “bizi ancak Dehr helak eder.” diyenler Kureyş müşrikleridir. “Bizi, şu yaşamakta olduğumuz ömür helak edebilir.” derlerdi. Bize anlatıldığına göre bu müşriklerin “Bizi dehr ve zaman helak edip sona erdirir.” deyip sonra da kendilerini sona erdirip helak eden o dehre sövmeleri üzerine bu âyet-i kerime nazil olmuştur. Onlar bu suretle dehre ve zamana sövdüklerine inanıyorlardı.


MEHMET ÖZÇELİK

27-07-2016

 

 

[1] Beyyine 6.

[2] Haşr, 59/20.

[3] Ka­lem, 68/35-36.

[4] Sad, 38/28.

[5] Bakara, 2/6-7.

[6] -İzah için bkz. Yunus : 9-10, Hud : 106, Nahl : 35, Hac : 9, Neml: 86, Rum: 6-8, Sad: 28 ve : 30.

[7] İzah için bkz. En’am an: 46, Yunus an: 11, İbrahim an: 26, Nahl an: 6, Ankebut an: 75, Rum an: 6.

[8] Araf, 7/176.

[9] Kehf, 18/28.

[10] Rum, 30/29.

[11] Kasas, 28/50.

[12] Sad, 38/26.

[13] Naziat, 79/41-42.

[14] İzah için bkz. Bakara an: 10-16, En’am an: 17-27, A’raf an: 80, Tevbe an: 89-93, Yunus an: 71, Rad an: 44, İbrahim an: 6-7-40, Nahl an: 110, İsra an: 51, Rum an: 84, Fatır: 8 ve an: 16-17, Mü’min an: 54.

 

No ResponsesAğustos 28th, 2016

MASAÜSTÜ RADYO PLAYER-İNDİR-BİLGİSAYARINDA DİNLE

Mehmet ÖZÇELİK  www.mehmetözçelik.com

Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme.

24 SAAT SİZLERLE…

Dini-Edebi-Tarihi-Siyasi-Risale-i Nurlar-Sohbetler-Tefsir

Bilgisayarınıza indirip kurarak sürekli dinleyebilirsiniz.

http://www.girdapajans.com/masaustuplayer/tesbitlerradyo.rar

NOT:Kurarken antivirüsün engellemesi ile karşılaşabilirsiniz.

Güvenli olarak işaretleyin.

-DLL eksik olduğunu söyleyebilir. DLL SUİTE İNDİREREK EKSİK DLL- LERİ Tamamlayabilirsiniz.

-İsteklerinizi –İSTEK YAP– Bölümünden gönderebilir veya mozcelik02@hotmail.com  adresine gönderebilir.

https://www.facebook.com/tesbitler

Kendi hazırlamış olduğunuz mp3 dosyalarınızı bize gönderebilirsiniz.

Faydalı çalışmalarınızı yayınlayabiliriz.

 

No ResponsesAğustos 28th, 2016

ÇANAKKALEDEN DAHA BETER

ÇANAKKALEDEN DAHA BETER

Evet, Çanakkale-den daha beter durumdayız.

Zira Çanakkale-den 7 düvel dıştan saldırıyor, içten toplu olarak püskürtülüyordu.

İçteki bu birlik ve bütünlük otomatikman ilahi yardımı da celb ediyordu.

Şimdi ise hem dışardan hem de içerden toplu, birlikte bir saldırı altındayız.

İşin en hazin yanı – 15 Temmuz cunta saldırısındaki birlik ve beraberlik hariç, zira orada da ilahi yardım gelmişti.- hainin en büyüğünün içeride olması, 7 düvelle değil adeta 77 düvelle bir saldırı içinde olunmasıydı.

İşte bunun belgeleri;

-2016 Türkiye askerî darbe girişimi ya da darbecilerin verdiği adıyla Yurtta Sulh Harekâtı, 15-16 Temmuz 2016 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kendilerini Yurtta Sulh Konseyi olarak tanımlayan FETÖ/PDY,[29] CIA[30] ve ABD‘li NATO‘ya[31] dahil bir grup asker tarafından gerçekleştirilen askerî darbe teşebbüsü.[1]

-Daily Star Sunday’e konuşan önde gelen bir savunma kaynağı: ”Türkiye uçurumun kenarında. Eğer ikinci bir darbe girişimi yaşanırsa iç savaşa dönüşecektir. Eğer böyle olursa büyük ölçekli uluslararası bir kriz yaşanacaktır. Türkiye’de vatandaşları yaşayan ya da tatilde bulunan her ülke onları kurtarmak üzere girişimde bulunacaklardır ve biz oyunun ilerisinde olmaya niyetliyiz,” sözlerini ifade etmiş![2]

-İngiliz Daily Ekspress gazetesi İngiliz hükümetinin gerektiği takdirde tatil için Türkiye’de bulunan ve sayıları 50 bin civarı olan vatandaşlarını kurtarmak bahanesiyle askeri bir operasyon planladıklarını, hatta bu görevi gerçekleştirecek askerlerin Güney Kıbrıs’ta bulunan İngiliz üssüne gönderildikleri bilgisini veriyor.

Kurtarma operasyonunun merkezi Türkiye’ye 100 mil uzaklıktaki Kıbrıs’ın güneybatı sahilinde bulunan Kraliyet Hava Kuvvetleri üssü olacak gibi görünüyor, fakat halihazırda Akdeniz’de bulunan Kraliyet Donanması savaş gemileri, Başbakan Theresa May’in görevlendirmesi halinde harekata dahil olabilirler.[3]

-Türkiye’nin Suriye sınırındaki Ceylanpınar Belediye Başkanı Menderes Atilla, 15 Temmuz gecesi PYD’nin Resulayn’da çok sayıda zırhlı aracın farları ve kontakları kapalı bir şekilde Türkiye’ye girmek için beklediğini söyledi.

15 Temmuz gecesi Kobani’de yoğun hareketliliğin yaşandığını daha önce dile getiren Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, bölgedeki yetkililerin bazı hazırlıklardan bahsettiğini belirterek, “Karşı tarafta silahlı bazı hazırlıklar yapıldı. Başarılı olması halinde Türkiye’ye sızılacağı bilgileri var. Bölgeye gittiğimizde söylediler. Hareketliliği fark etmişler.” sözleriyle dikkatleri Suriye sınırına çevirdi.

15 Temmuz darbe girişiminden 3 gün sonra yine Şanlıurfa-Suriye sınırında yakalanan bir teröristin ifadelerinde de bu konu hakkında bilgiler olduğunu söyleyen Atilla şöyle devam etti: “18 Temmuz’da sınırda yakalanan Suruç nüfusuna kayıtlı bir terörist de ifadesinde bu bilgileri doğruluyor.

15 Temmuz gecesi hazırlık yapıldığını ve Türkiye’ye girileceğini söyleyen bu terörist, sadece polis ve sivillere ateş açabilecekleri, askerlere ise ateş açılmaması yönünde talimat aldıklarını söylüyor. Ayrıca 22 Temmuz’da yakalanan Diyarbakır nüfusuna kayıtlı Kemal Pir adındaki terörist de benzer ifadelerde bulunuyor. Aslında o gece sadece Resulayn ve Kobani değil, PYD’nin kontrolündeki tüm noktalarda bu yönde hazırlıklar yapılmıştı. Ancak darbe girişimi başarılı olamayınca Türkiye’ye giremediler.”

ASIL AMAÇ İÇ SAVAŞ ÇIKARMAK

Darbe girişiminden önceki günlerde ABD tarafından PYD’ye 50 bin ton silah ve mühimmat yardımı yapıldığını da iddia eden Atilla, asıl amacın Türkiye’de bir iç savaş çıkarmak olduğunu ileri sürdü.[4]

*EY HALKIMIZ, HAYDİ PKK NÖBETİNE…

Fetö tehlikesinin büyüklüğü hem ahtapot gibi devletin tüm kademelerini sarmış olması ve ondan daha tehlikelisi ise, bu projenin 50 yıllık sürdürülen bir proje olmasıdır.

Fetönün onca şerri içerisinde büyük bir hayrı oldu;

Toplumu ortak noktada birleştirdi.

Toplum vatan olunca, her noktada birleşmeye başladı.

Bu sel yayılacak, sadece pkk değil, yurt dışına da yayılacak, islam ülkeleri içinde ayağa kalkılacak, zulme karşı bir araya gelinecek.

Bu sel burada kalmamalı.. alemi dolaşmalı.

AYNEN 15 TEMMUZ GİBİ BU MİLLETİN AYAĞA KALKMASI LAZIM..VACİB.. HATTA FARZ-I AYNDIR.

MEHMET ÖZÇELİK

21-08-2016

[1] https://tr.wikipedia.org/wiki/2016_T%C3%BCrkiye_asker%C3%AE_darbe_giri%C5%9Fimi

[2] http://www.sonkursungazetesi.com/haber/gundem/arican-15-temmuz-kalkismasi-ve-ingilizlerin-ulkeyi-isgal-plani!/5664.html

[3] http://www.aksam.com.tr/guncel/ingiliz-gazeteden-sok-15-temmuz-iddiasi/haber-537463

[4] http://www.seslimakale.com/haberdetay/baskandan-darbe-gecesi-ile-ilgili-korkunc-iddia-1668

 

No ResponsesAğustos 27th, 2016

ZULÜM BAŞINA ADALET KÜLAHINI GEÇİRMİŞ

ZULÜM BAŞINA ADALET KÜLAHINI GEÇİRMİŞ

“Zulüm, başına adalet külâhını geçirmiş. Hıyanet, hamiyet libasını giymiş. Cihada, bağy ismi takılmış. Esarete hürriyet namı verilmiş. Ezdad, suretlerini mübadele etmişler.”[1] Evet maalesef zulümler adaleti temin maksadıyla yapılmaktadır.

Ferdi olarak olduğu gibi, devletler çapında da bu ad verilmektedir.

-ABD ve İran destekli Şii güçler Irak’ta 3,5 Sünni Müslümanı tehcir etmiş, 2 milyona yakın Sünni’yi ise beraberce katlederek günümüz Şii Irak yönetimini kurmuşlardı. IŞİD ise buna tepki olarak güçlenmişti.

Madeleine Albright: “Irak’ta 500 Bin Çocuk Öldürdük, Buna Değdi”

ABD Eski Dışişleri Bakanı Madeleine Albright’e ait ses kayıtları büyük tartışma yarattı. Albright ses kaydında Irak’ta ABD politikaları nedeniyle 500 bin çocuğun öldürüldüğünü ve bunun başarı için ödenmesi gereken bir bedel olduğunu belirtiyor.[2]

-Dünyanın iki yüzlülüğü, açık Türk düşmanlığına şu bilgi ve belgeler ışık tutmaktadır.

  1. İngiltere, sömürgesi altındaki Avustralya’da 750 bin yerli Aborjin’i gözlerini kırpmadan öldürdü. (Ama İngiltere’ye soykırım lafı edilmiyor.)
  2. Amerika; 25 milyon kızıl deriliyi katletti. Kızıl derililer aç kalsınlar, ölsünler diye 65 milyon Bizon’u öldürdü. Japonya’ya attıkları Atom Bombasıyla yüz binlerce insanı yok etti. Kamboçya’da, bazı Afrika ülkelerinde ,Afganistan’da, Irak ve Suriye’ de dökülen kanların sorumlusuyken; P.K.K ya verdiği desteklerle binlerce insanın ölümüne sebep olan( Amerika’ya soykırım suçlaması yok.)
  3. Hitler Almanya’sı 17 milyon insanı öldürdüğü, fırınlarda 2 milyon insanı yaktığı  halde (Ama Almanya’ya Soykırım suçlaması yok)
  4. Ermenileri kışkırtarak Anadolu’da kan dökülmesine sebep olan ve 1 milyon Cezayirliyi katleden(  Fransa’ya soykırım suçlaması yok.)
  5. Rusya’da Stalin 50 milyona yakın insanı öldürdü. Bunların yarısından fazlası Türklerdi.(Ama Rusya’ya soykırım suçlamasında bulunmuyorlar.)
  6. Mao yönetiminde ki Çin’de 50 milyon insan katledildi.(Ama Çin için her hangi bir soykırım suçlaması yok.)
  7. Sırbistan’da 200 binden fazla Bosnalı öldürüldü.(Ama Sırbistan’ a soykırım suçlaması yok.)
  8. Resmi belgelere dayanarak açıklamalarda, Ermeniler yüz binlerce Türk’ü acımadan, çeşitli işkencelerle öldürmesi gündemlerde yok. Hamile Türk kadınlarının karnında ki çocuk için iddialara girip, karınlarını yardıkları, doğmamış bebekleri süngülerinin uçlarına takmaları, Türk’leri canlı canlı kazığa oturtmalarını görmek istemeyen vampirler, (Ermenistan için soykırım suçlamasında bulunmuyorlar.)[3]

8 dakikada 80 bin kişi hayatını kaybetti.

Hiroşima’ya atom bombası atılmasının üzerinden 71 yıl geçti. ABD’nin Japon şehrine attığı 3 metre boyundaki bomba, sadece 8 dakika içerisinde 80 bin kişinin hayatına mal oldu, on binlerce insanı sakat bıraktı. Japonlar bugün, Hiroşima’ya akın ederek, tarihlerinin acı sayfasını anıyor.[4]

*Ne gariptir ki, teröristlerin yani pkk- nın temsilciliğini yapan, aslında onların vekilleri olan Selahattin Demirtaşın Gaziantep-teki bombalı saldırıda taziye evinde hep beraber birlik verelim, sözündeki hilesi, tamamen Pkk-ya gösterilen infialleri ve tepkileri durdurmaya yöneliktir.

Tamamen sinsice bir davranıştır.

*Yıl 1944, 144 Azeri kardeşimizin Boraltan Köprüsünü geçerek Türkiyeye sığındıktan sonra , Milli Şef’in (İsmet İnönü-nün) emriyle Ruslara teslim edip ölümlerini izlediler. Teslim edilmeden önce Azeri ablamızın :
-” Bizi siz öldürün de Ruslara teslim etmeyin. “dedi.

Bu devletin adalet görüşü namına yapıldı.

*Nuh aleyhisselâm sonunda şöyle dua etmişti: “Ya Rabbî! Yeryüzünde dolaşan bir tek kâfir bile bırakma! Zira bırakırsan onlar Senin kullarını, Senin yolundan saptırırlar ve sadece kendileri gibi kâfir, ahlâksız çocuklar dünyaya getirip yetiştirirler. Ya Rabbî beni, annemi, babamı ve evime mü’min olarak girenleri, erkek ve kadın bütün mü’minleri affet. O zalimleri ise, daha da beter, daha da perişan eyle!” (Nuh 71/26-28).

*İmam-ı Ali, Ebu Hureyre ve İbn-i Abbas‟ın (R.A.) rivayet ettiği bir hadîste şöyle varid olmuştur:

“Ahirzaman‟ın harbi cihan harbidir. Çok kimselerin öldürüldüğü iki büyük harbden sonra bir üçüncüsü daha olacak. ikinci cihan harbinin ateşini yakan (başlamasına sebeb olan) “Büyük Reis” künyesinde bir adamdır ki dünya onu “Hitler” ismiyle çağırır.”[5]

-Aslında ahirzaman bütün asırların iyi ve kötü yönde, zulüm ve mazlumluk yönünde zirveye çıktığı bir asırdır.

Bütün asırların kirini birden kusacaktır.

MEHMET ÖZÇELİK

22-08-2016

[1] Bediüzzaman. Mektubat, Sayfa 456.

[2] http://www.haksozhaber.net/irakta-500-bin-cocuk-oldurduk-buna-degdi-63580h.htm

http://www.sabah.com.tr/dunya/2014/11/25/irakta-5-ayda-bin-500-cocuk-oldu

[3] http://www.mucur24.com/yasam/soykirim-iddialari-ve-rezaletleri/241/

http://www.soykirimgercegi.com/newsdetail.asp?id=403

http://www.soykirimgercegi.com/newsdetail.asp?id=983

http://m.turkinfo.nl/iste-avrupanin-soykirim-karnesi/10638/

http://asyaahileri.com/bati-nin-soykirim-haritasi-hayli-kabarik_m73.html

http://vatanseverinsesi.com/bize-soykirim-yaptiniz-diyen-almanya-nin-yahudilere-yaptigi-soykirim-goruntuleri-18

[4] http://www.yenisafak.com/dunya/8-dakikada-80-bin-kisi-hayatini-kaybetti-2507353

[5] El- Mehdiyyul Muntazar Alel Ebvab.

No ResponsesAğustos 26th, 2016

KISA…KISA….

KISA…KISA….

* 15 Temmuzdan bu yana Abd-ye toplumda kin ve nefret oluşmuşken, tam da – SECOND ONE MİNUTE – deme zamanıdır.

Abd iki yüzlülük yapacak, masum pozisyonuna bürünecektir. Ancak keçinin arkası gibi ayıbı açıktır.

Abd güçlünün yanındadır. Mısır da olduğu gibi.

Türkiye-deki darbenin başarısız olmasından dolayı üzülmüş, eğer başarılı olsaydı, darbe yapanlarla beraber hareket edecekti.

*Temmuz darbesinin ertesinde 3 bin kadar hakim ve savcı görevden alınmış ve bu gün itibarıyla -24-8-2016- 3 bine yakın daha hakim ve savcı görevden alınmış olduğu haberi bildirildi.

Bu bir sevinme ve oh olsun demek değil, belki içlerinde suça bulaşmamış insanlar da bulunmuş olabilir ancak genel olarak bir hakikatı ifade etmek için söyleyebilirim ki, ilk ve son haberi duyduğumda ilk tepkim şu olmuştu;

Bu İş Bitmiştir.

Derin devletin, gizli komitenin, Fetö-nün en son korunma ve korunduğu merkezi çökmüştür.

Millet bir asırdır ayak bağlarından son bağını da çözmüş ve de kurtulmuş oldu.

*Türkiye yıllardır hep savunmada kaldı.

Yanlış ve geç kalınmış bir durum.

Türkiye atakta bulunmalı.

Bu gün Cerablusa, suriye sınırına girdiği gibi, pkk-nın yuvalandığı kandile de girmeli, hava indirimi ile bitirilmelidir.

Bilmem nereden yani on binlerce km-den gelen abd- ye karşı, kendi meselesinin çözümü olan burnunun dibindeki pisliği temizlemelidir.

Ordu ayağa kalkmalı, dışarıya karşı aktif hale getirilmelidir.

Ordu sadece beslenmemeli, beslendiğini özellikle dışta operasyonlar ile harcamalıdır. Yediğini helal ettirmelidir.

*Soruşturma açmak, soruşturmak ak partinin millet namına namusu ve şerefidir.

Ak parti yöneticileri namus ve şerefine sahip çık.

Ak partinin namus ve şeref meselesini, partinin yöneticilerine hatırlatıyorum. Bu aynı zamanda temsil ettikleri milletinde namusudur.
ne mi?
Abdurrahman Yalçınkaya, Yargıtay Cumhuriyet eski başsavcısıdır.
Türkiye-yi ve de partiyi uçurumun kenarına getiren bu insanın dosyasını açmak, soruşturmak ak partinin millet namına namusu ve şerefidir.
Ak parti yöneticileri namus ve şerefine sahip çıkmalıdır.

*FETÖ elebaşı Fethullah Gülen, CIA tarafından tasarlanan uzun süreli bir planın baş oyuncusuydu.

15 Temmuz hain darbe girişiminin ele başı Fetullah Gülen‘in gizli ve karanlık ilişkilerinde her zaman uluslararası siyonist lobiler ve Yahudi cemaatleri baş rol oynadı. 1960’lı yıllardan itibaren devlet kurumlarının içine sızma ve devleti içerden ele geçirme görevi verilen Gülen’in, MOSSAD tarafından desteklendiği 12 Mart muhtırasından sonra sıkıyönetim komutanlığı tarafından hazırlanan raporda yer aldı.

Atatürk’ün Selanik’teki öğretmeni Şemsi Efendi’nin kabrindeki mezarlıkta “Sabetay Sevi’nin ve takipçilerinin gizlilik ilkesini” tarif eden şöyle bir ifade vardır:

“Sakladım./Gizli tuttum./Söylemedim./Uyuttum.”

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ele başı Fetullah Gülen’in adı, İsrail İstihbarat Servisi Mossad’ın “desteklenmesini istediği gruplar” arasında geçti. 12 Mart muhtırasından sonra Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından hazırlanan istihbarat raporunda dini görünümlü örgütlere dikkat çekilerek Gülen hareketinin Mossad tarafından desteklendiği şu sözlerle dile getirildi: “Edirne ve Kırklareli’ndeyken cemaatin içinde yeni bir tarzın temsilciliği olacağını beyan etti. Etrafındaki yetiştirdiği zeki ve akıllı öğrencileri yetiştirerek devletin önemli kademelerine yerleştirmeyi hedefliyordu.”

FETÖ elebaşı Gülen’in, Musevi cemaatleriyle ilişkisine diğer bir delil de sahte mesih Sabetay Sevi’ye inanan insanlarla kurduğu ilişkilerdi. Gülen, İzmir’de vaiz olarak görev yaptığı yıllarda sahte mesih Sabetay Sevi’nin evini ziyaret etmeyi ihmal etmedi. Sevi’nin evine yaptığı ziyareti özel bir sohbette anlatan Gülen’in söyledikleri sohbete katılan bir kişi tarafından kayda alındı.

Gülen’in Siyonist lobilerle olan ilişkisi, 28 Şubat sürecinde doruğa ulaştı.

-Dünyanın ömrü kaldığı sürece fetö terörle anılacak ve de kıyametin on büyük alametinden biri olan yecüc-mecüc başı olarak söylenecektir.

“Hz. İsa geldiğinde derin imanı ve hikmeti ile nuru olan müminler tarafından hemen tanınacaktır. ‘Muhterem Gülen sen bizim mesih’imizsin’ dediler. Şaşkınlıklar içerisinde kaldım.”[1]

*Semih Terzi’nin 2014 Ağustos ayında Yüksek Askeri Şura kararları kapsamında İstihkâm Kurmay Albaylıktan Tuğgeneral rütbesine yükseltilen isimler arasında olmasıydı.

Semih Terzi’yi darbe öncesinde en iyi tanıyan sivillerden birisi Süleyman Yeşilyurt. Adı geçen şahıs gayri Müslümlerle ve masonlarla ilgili yazdığı kitaplarla tanınıyor.

Süleyman Yeşilyurt’un anlatımına göre “ Albay Semih Terzi, ‘Pensilvanya Canbazı’ adlı kitabı basılmadan önce kapak tasarımını Semih Terzi’ye gösteriyor. Semih Terzi kapak tasarımının çıktısını gördüğünde Süleyman Yeşilyurt’a, “Bugüne kadar sana ağabey diyordum. Sen nasıl kâinat imamına bunu dersin? Nasıl onu böyle aşağılarsın? Kâinat imamı hakkında böyle kitap yazamazsın! Bunun hesabı çok ağır olur” diye tepki göstermiş ve kendisini açıkça tehdit etmiş.

(Genelkurmay’a İlk “Sızıntı” Semih Terzi’yle Gerçekleşti)[2]

*Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Macit, İslam kelamı üzerine çalıştığını, 1990’dan sonra uluslararası stratejide dinin ve kültürün yeri üzerine çalışırken RAND Corporation gibi strateji araştırma merkezlerinin raporlarında Fetullahçı Terör Örgütü’ne ilişkin değerlendirmeler gördüğünü söylüyor:

“Bütün İslam coğrafyasında değişiklik yapmaya çalışıyorlar. Türkiye üzerine faaliyet gösteren istihbarat kuruluşları, İslam coğrafyasındaki ortaklarını zikrederken, FETÖ’ nün ismi geçiyordu. Bu önerilen strateji Türkiye’de muhafazakâr İslam’ın, burada kastedilen Erbakan geleneğidir, tasfiye edilmesini öngörüyordu. Diğer hedefleri radikal hareketlerin yanlışlarının ve suçlarının deşifresi; ılımlı hareketin bütün söylemlerinin desteklenmesi; laik çevrelerin iyice politize edilmesi ve tamamen laik safa ilerletilmesi; milliyetçi kesimi kapsamak için İslam öncesi tarihe atıf yapılmasıydı. O dönemde denk geldiğim bir diğer belge ılımlı İslam ağına ilişkindi. Bu raporların tarihi 1996- 1998. Bunu görünce bunun hayra alamet olmadığını, radikal hareketler kadar problem olduğunu, stratejik bir araç için kullanılacağını yazdım.[3]

*Selattin Demirtaşın bombalı saldırıda hep beraber birlik verme hilesi, tamamen Pkk-ya gösterilen infilalleri ve tepkileri durdurmaya yöneliktir.

Tamamen sinsice bir davettir.

*Darbe girişimi başarısızlığa yönelik bir girişim değildir.

Ancak başarısız olduğunda b planı olarak her iki durum için de geçerli olan iç savaşın çıkmasına yönelik bir harekettir.

Birinci amaç Erdoğanı devre dışı bırakmak, idareye el koymak, bunun kabul görmemesi ve karşı konulması halinde de iç savaşı çıkarmak idi.

Bir diğer hile ise, başarısız olunduğunda, kurumlardan atılanlar güruhundan oluşturulacak memnuniyetsizlerle mevzii huzursuzluklar oluşturmaktır.

Bir diğer düşünce ise, başarılı olma halinde Pkk- Daeş- Abd-İngiltere-İsrail memnuniyeti göz önünde bulundurulacaktı.

Aksi durumda zaten hazır bekleyen bu grupların tekrar saldırısı sağlanacaktı.

* DECCALIN ÖZELLİKLERİ:

Hadiste otuz kadar deccal ve kezzab çıkacaktır.

Ebu Hureyre (Radıyallahu anhu) şöyle dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “İki gurup savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Aralarında büyük ölümler olur. Davaları birdir. Otuz taneye yakın yalancı Deccallar gönderilmedikçe kıyamet kopmaz. Bunlardan her biri, kendini Allah’ın Resulu zanneder.” (Buhari)( Buharî, Fiten: 25; Menakıb: 25; Müslim, Fiten, 84; Ebû Davud, Fiten: 1.)

1- Deccal kendini ilk önce peygamber ilan edecek
Kaynak: İbn Mace, Sünen, hadis no: 4077; İbn Kesir, el-Fiten ve’l-Melahim, 1/32.

2- Deccal bir süre sonra kendini Rab ilan edecek
Kaynak: İbn Ebi Şeybe, Musannef, hadis no: 38635; Abdürrezzak, Musannef, hadis no: 20828 İbn Mace, Sünen, hadis no: 4077

3- Deccal ağlayıp inleyen, üzüntülü, kederli bir görüntüye sahiptir.
Kaynak: İbn Ebi Şeybe, Musannef, hadis no: 38791; İbn Mace, Sünen, hadis no: 4074.

4- Deccalin karargahı köşk şeklinde bir Hristiyanların manastırıdır.
Kaynak: Suyuti, Dibac ale’l-Müslim, 6/261; Müslim, hadis no: 2942; Avnu’l-Mabud, 11/317; Es-Sünen el-Varide Fi’l-Fiten, 6/1149.

5- Deccalin karargahı güneşin batım tarafında bir adada bulunacak.
Kaynak: Suyuti, Dibac ale’l-Müslim, 6/261; Müslim, hadis no: 2942; Avnu’l-Mabud, 11/317; Es-Sünen el-Varide Fi’l-Fiten, 6/1149.

6- Deccal bütün ruhu canı ile, her şeyi ile yalancıdır, hakikati farklı suretlere sokup işin içinden çıkılamayacak duruma getirendir.
Hadis-i şerif

7- Deccalin her şeyden çok şikayet eden bir görüntüsü vardır.
Kaynak: İbn Mace, Sünen, hadis no: 4074; İbn Ebi Şeybe, Musannef, hadis no: 38791.

8- Deccal ayaklarının arası ayrık şekilde yürüyecek.
Kaynak: Ebu Davud, hadis no: 4320; Mervezi, el-Fiten, 2/519.

9- Deccalin askerleri kendilerini birşeylerin arkasında gizleyen tipler olacak(takiyye, gizleme)
(Hadis meali)
Ebu Davud hadis no:4328, Müslim hadis no: 2942

10- Deccal ve askerleri aşırı iftiracı ve hakikatları çarpıtan kimseler olacak
(Hadis meali)
Kaynak: ithafu’l-cemaa bima var fi’l-fiten ve’l melahim 3/85

11- Deccalin askerleri bütün ruhları ile deccale casusluk yapan casus kişiler olacak.
(cessase hadis)
Kaynaklar : Ebu Davut hadis no:4328
Müslim no:294
islamlarda çıkar aldatmakla iş görür..!

12- “Kim deccalı duysa ondan yüz çevirsin. Vallahi, kişi onu mü’min zannederek ona tabi olur. Sevk ettiği şüpheli şeylerin ardına düşer.”
(Ebu Davud, Melahim, Hadis No: 4319)

17- Deccale inanan, onu tasdik edip ona tabi olanlar ne kadar salih amel işlerlerse işlesin hiçbir fayda vermeyecek, deccali yalanlayanlar ise geçmişte işledikleri günahları affedilecek.
Kaynak: el-Müstedrek, 1/330; Taberani, Mucemu’l-Kebir, hadis no: 6815

18- Tahkiki imana ermiş olanlar “Bu herif her şeyi ile yalancıdır ve Allah Rasulü (SAV) bize sizden haber vermişti ve bizi ve evlatlarımızı uyarmıştı. Sizin bizim yanımızda yeriniz yok. Sizler sadece şeytan ruhlu kimselersiniz; bu deccal de Allah’ın cc. düşmanıdır.” diyecekler.
Kaynak: Mervezi, el-Fiten, 2/538.
20- Deccali bu kadar büyülten ve yücelten askerlerinin ona olan sevgisi olacak.

Kaynak: el-Müstedrek, 4/507

21- Müminler deccalden büyük zarar görecekler.
Kaynak: İshak b. Raveheyh, Müsned, hadis no: 262

22- Deccal kendine uyanları zengin edecek, uymayanları batıracak. 
Kaynak: İbn Mace, Sünen, hadis no: 4077.

23- Deccale en çok tabi olanlar Yahudiler ve kadınlar olacak
Kaynak: İbn Ebi Şeybe, Musannef, hadis no: 38633; Taberani, Mucemu’l-Kebir, hadis no: 8409.

24- Deccalin askerleri arasında Mecusiler, Hristiyanlar ve acemler de olacak.
Kaynak: İbn Kesir, el-Fiten ve’l-Melahim, 1/60.

25- Deccalin ordusuna müşrikler, kafirler, münafıklar ve fasıklar katılacak.
Kaynak: el-Müstedrek, 4/542; Müslim, hadis no: 2943;

26- Deccale tabi olacak olan müslümanlar günde üç vakit namaz kılanlar yani namazları vaktinde kılmayıp cem ederek kılanlar olacaklar.
Kaynak: el-Müstedrek, 4/468

27- İslam ümmetinden deccale tabi olanlar Kur’an’ı okuyan ama ondan bir şey anlamayan kimseler olacak.
Kaynak: Abdürrezzak, Musannef, hadis no: 20790; Müstedrek, 4/486

28- Deccalin askerlerinin bir bölümü İslam ümmetinden olacak.
Kaynak: Abdürrezzak, Musannef, hadis no: 20825

29- Yeryüzündeki etkisi, fitnesi ya da hakimiyeti, 40 yıl, ay ya da gün sürecek.
Kaynak: İbn Ebi Şeybe, Musannef, hadis no: 38661; Müslim, hadis no: 2940.[4]

MEHMET ÖZÇELİK

24-08-2016

[1] http://www.haber7.com/guncel/haber/2089342-fetonun-karanlik-dunyasi

[2] http://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/genelkurmaya-ilk-sizinti-semih-terziyle-gerceklesti/

[3] http://www.yenisafak.com/gundem/fetonun-alevi-kumpasi-2515999

http://www.gercekhayat.com.tr/gundem/fetonun-alevi-kumpasi/

[4] http://www.mygaste.com/gulen-deccal-mi-inanilmaz-benzerlik-3127

http://adar.org.tr/tr-TR/haberler/363/deccal-kendini-ilk-once-peygamber-ilan-edecek

http://www.halaskardergisi.com/deccal-neye-benziyor/

https://www.facebook.com/Sohbet.meclisi34/posts/882933431841078

http://mehdiveahirzaman.com/?p=675

 

No ResponsesAğustos 25th, 2016