DARBENİN İKİ PİYONU

DARBENİN İKİ PİYONU

-PKK-FETÖ uyuşturucu ticareti kanıtlandı.

Emniyet Genel Müdürlüğü Uyuşturucuyla Mücadele Daire Başkanlığı, PKK-FETÖ uyuşturucu ticareti bağlantısını belgeledi.

Dubai’de yakalanan uyuşturucu baronu İbrahim Işık’ın PKK ile çalıştığı, kazandığı paraları FETÖ’ye aktardığı belirlendi.

 KARDEŞLERİ DE FETÖ’DEN: İbrahim Işık’ın kardeşlerinin de FETÖ adına yayın yaptığı için el konulan Dünya TV’nin yönetiminde görev aldığı, yine FETÖ’nün amaçları doğrultusunda hizmet verdiği tespiti yapılan Hür Sanayi ve İşadamları Derneği üyesi oldukları ve Kimse Yok mu Derneği’nde çalıştıkları öğrenildi.[1]

-Paralel devlet, Paralel din, Paralel Risale-i Nur; Fetönün üç ana hedefidir.

-Ne hazindir ki, gerek Türkiye için ve gerekse İslâm dünyası için batı, Hristiyan dünyası, Abd ve Rusya gibi büyük devletler karar vermekte ve onlar şekillendirmektedir.

– SSCB’nin Orta Doğuya yönelik saldırgan tutumu ve Orta Doğuda komünizmin yayılmasını istemeyen ABD ve İngiltere’nin isteği üzerine ,Türkiye, Pakistan, İran , Irak ve İngiltere arasında kuruldu.
-1958’de Irak ‘ın Sovyet Rusyaya yaklaşması ve pakttan ayrılması ile paktın adı CENTO olarak değişti. 1979’da önce İranın ardından da Pakistanın çekilmesiyle CENTO’nun varlığı sona erdi. 27 Mayıs 1960’ta işlevine son verilen II. TBMM binası 1961-1979 yılları arasında CENTO’nun son genel merkezi olarak kullanılmıştır.

Maliye Bakanı, Dış İşleri neden asıldı?

Bağdat Paktını imzalamadan dolayı. İmzalayanlar imzalamalarının bedelini idam ile ödediler.

Türkiye-nin açılımı ve zenginleşmesi istenmemektedir.

Irak ta da Kral Faysal da 6 ay sonra idam edildi ve yerine Saddam getirildi, böylece onun zulüm devri başlamış oldu.

Dün onun zulmünü başlatanlar, bu gün onun eliyle halkına zulmettiler.

Bağdat Paktında Türkiye, İran, Irak, Pakistan vardı.

24 Şubat 1955’de Türkiye ile Irak tarafından temelleri atılan daha sonra İngiltere, İran ve Pakistan’ın da katıldığı, Orta Doğu’da güvenliği sağlamak ve savunma oluşturmak amaçlarıyla kurulan birliğe Bağdat Paktı denir.

*”Eğer bir vâiz halkı ağlatmaya, yaka-paça yırttırmaya çalışıyorsa, bilinki o adam gâfildir.” İmam Gazâli

-Nâ ehil olur muârız-ı ehil

Her Ahmed’e bulunur bir Ebu Cehil.

-27-1-1965  tarihli UPI haberine göre, Latin Kilisesi Cizvit Tarikatı başpapazı Peder Pedro Arrupe, kilise kurultayında şunları açıklamıştı: “Masonluk denen tanrısız teşkilatlar eliyle, dünya hâkimiyetini amaçlayan Siyonistler çok ince dokunmuş bir strateji takip ederek; Finans kurumlarından kitle iletişim araçlarına, uluslararası kuruluşlardan din adamlarına, maalesef neredeyse tam bir hâkimiyet oluşturmuşlardır.”

“Komünizm de, kapitalizm gibi bu şeytani komplonun bir koludur ve Moskova-Pekin çıkışlı değil, merkezi Paris, Londra ve Newyork’ta bulunan malum ve melun güçlerin bir uzantısıdır.”

*Gülen proje olarak masonluğu uyguluyor, plan olarak iran takiyyesini ele alıyor, Yahudileri memnun edecek Pavlus tarzını ölçü alıyor, papanın da asyanın hrıstiyanlaştırılmasına da ortak oluyor.

-“Beşinci esas: Risale-i Nur şakirtlerinin, mümkün olduğu kadar siyasete ve idare işine ve hükümetin icraatına karışmamak bir düstur-u esasîleridir. Çünkü hâlisâne hizmet-i Kur’âniye, onlara herşeye bedel, kâfi geliyor.
Hem şimdi hükmeden öyle kuvvetli cereyanlar içinde siyasete girenlerden hiçbir kimse, istiklâliyetini ve ihlâsını muhafaza edemez. Herhalde bir cereyan onun hareketini kendi hesabına alacak, dünyevî maksadına âlet edecek, o hizmetin kudsiyetini bozacak. Hem maddî mübarezede şu asrın bir düsturu olan eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdat ile, birinin hatâsıyla onun mâsum çok taraftarlarını ezmek lâzım gelecek. Yoksa, mağlûp düşecek. Hem dünya için dinini bırakan veya âlet edenlerin nazarlarında Kur’ân’ın hiçbir şeye âlet olmayan kudsî hakikatleri, bir poraganda-i siyasette âlet olmuş tevehhüm edilecek. Hem milletin her tabakası, muvafıkı ve muhalifi, memuru ve âmisinin o hakikatlerde hisseleri var ve onlara muhtaçtırlar. Risale-i Nur şakirtleri, tam bîtarafane kalmak için siyaseti ve maddî mübarezeyi tam bırakmak ve hiç karışmamak lâzım gelmiş.” [2]

-Darbe süreci içerisinde yapılan en kirli oyunlardan biri de, işi sulandırmaktır.

-15 Şubat darbesi sadece Türkiye-ye vurma amaçlı bir darbe değildir.

Aynı zamanda bu darbeden en büyük zararı, burada bulunan 3 milyon Suriyelilerin özellikle tekrar suriyeye gönderilmesiyle, ölüme terkedileceklerdi.

15 Şubat darbesini yapan tilkiler, çevrede bekleyen kurtlarla yaptığı anlaşmayı -başarmaları halinde ortak paylaşıma gideceklerdi.

-Türkiye ortadoğunun bitirilmesi hatta ve hatta Hristiyanlaşması için kurban seçilmiştir.

-Papanın; ilk bin yılda avrupayı, ikinci bin yılda afrikayı Hristiyan yaptık.

Üçüncü bin yılda ise, asyayı hristiyan yapacağız, sözünün gerçekleştirilmesine Gülen, ön ayak olmuştur.

-28 şubatta zarar görmeyen fetö, ikinci bir 28 şubatı 15 temmuzla başlatmış oldu.

Ve akabinde Müslümanlar, tarikatlar ve cemaatlar hedefe konulmaya başladı.

-İsrail mavi Marmara hadisesinden dolayı ilk defa ödediği tazminatın onlarca kat bedelini adeta öç alırcasına 15 Temmuz olayıyla bize ödettiler.

Elbette bu işlerin başında bulunan üst akıl, daha açık ifadeyle; Dünyanın en zengin ve en tehlikeli ailesi ROTHSCHILD ve ROCKEFELLER Ailesi gelmektedir.[3]

MEHMET ÖZÇELİK

11-09-2016

[1] http://www.haber7.com/gazeteler/haber/2118245-pkk-feto-uyusturucu-ticareti-kanitlandi.

[2] Şualar, Sayfa 316-7.

[3] https://www.youtube.com/watch?v=Euwc21G1P-Y

 

No ResponsesEylül 20th, 2016

AJANLAR SAVAŞI

AJANLAR SAVAŞI

*Evvelden bir ajan olarak Lawrens vardı ve yetiyordu.

Yüz sene önce islam dünyasını değiştirmek için vitrine konulan bir ajanla işlerini yaptırıyorlardı.

Yüz sene bu gün ise sadece vitrinde yüzlerce ajanla bu işler sürdürülmeye çalışılmaktadır.[1]

Şimdi ise yüzlerce…

İngiliz ajan Gezi’ye katılın dedi.

PKK’nın Marmara sorumlusundan kan donduran ifadeler… 15 yıldır örgütte yaşadıklarını Gerçek Hayat dergisine anlatan Botan Zaxros şok açıklamalarda bulundu. Örgüt yapılanmasından PKK-DEHAP işbirliğine, Gezi olaylarından Gülen Grubu’nun örgütle ilişkisine dair çarpıcı itiraflarda bulunan Zaxros, Öcalan-Bayık çekişmesini anlattı.[2]

– Cizre’de yerel kaynaklar tarafından sıkça dillendirilen bu iddiaya göre 18 İngiliz ajanının varlığı tespit edildi.[3]

-MİT Kontrterör Merkezi eski Başkanı Mehmet Eymür’den şok açıklamalar: Yabancı istihbaratçılar Türkiye’de cirit atıyor. 1950’den itibaren 50 yıl Türkiye’yi Türkler yönetmedi. Başta ABD olmak üzere Rusya, İngiltere, İsrail ve diğer ülkeler bizi rahat bırakmıyor.[4]

– Suriye’deki kriz başladığından beri, Türkiye’nin doğusu casus yuvası haline geldi. Gizli kameralara yakalanan İran ajanları… Sayıları artırılan CIA görevlileri… Almanlar, Fransızlar, İngilizler… Neredeyse her köşe başından bir istihbaratçı çıkmaya başladı. Peki kim bu insanlar? Birbirlerinin ayaklarına basmadan nasıl çalışıyorlar? Nerelerde kalıyorlar? Amaçları, çalışma yöntemleri ne? 1986 ile 1989 yılları arasında İstanbul’daki CIA ekibinin direktörlü olan ve 18 yıl Amerikan ajanı olarak çalışan Philip Giraldi’ye bunları sorduk.

– Bölgedeki istihbaratçılar nasıl çalışır, oradan başlayalım.
– Önce kaynak bulmayı denersin. Bunu ya Amerikalı ya da Türk istihbaratçılar yapar.

– Tüm bunları yaparken bir istihbaratçının temel amacı nedir?
– İki temel amaç vardır. Birincisi, neler olduğunu öğrenmek. İkincisi de işin paramiliter boyutu. Bu gruplara destek verme faslı.
– Desteklemek mi, yönlendirmek mi?
– Yönlendirmezler. Çünkü yeteneklerini ve ne yapacaklarını tam bilemediklerinden yönlendirme konusunda emin olamazlar. CIA’in bugün bölgedeki temel amacı, isyancıların kimlerden oluştuğunu, onları kimin kontrol ettiğini, başarı şanslarının ne olduğunu öğrenmek.

– Kaç CIA ajanından bahsediyoruz?
– Bugün Türkiye’de bu iş için 15-20 arasında CIA ajanının görevlendirildiğini tahmin ediyorum.

– – MİT ve CIA dışında bölgede kaç ajan olduğunu tahmin ediyorsunuz?
– Bellibaşlı her ülkeden birkaç kişi. Birkaç İngiliz, birkaç Fransız, birkaç Alman. Belki Yunanlılar da olabilir ama sanmıyorum.
– Nerede konuşlular?
– Tahminim İncirlik Üssü. Çünkü orası aynı zamanda bir NATO üssü.
– Ya Suudiler gibi NATO’da olmayanlar?
– O başka bir kanal. Katar, Suudi Arabistan Türk Dışişleri ve MİT ile koordineli çalışır.[5]

MEHMET ÖZÇELİK

11-09-2016

[1] http://www.akintarih.com/turktarihi/osmanli/lawewnce.htm

[2] http://www.takvim.com.tr/guncel/2016/01/25/ingiliz-ajan-geziye-katilin-dedi

[3] http://www.yeniakit.com.tr/haber/cizrede-18-ingiliz-ajani-94637.html

[4] https://onedio.com/haber/mehmet-eymur-turkiye-yi-50-yil-turkler-yonetmedi–19094

[5] http://www.hurriyet.com.tr/turkiye-de-50-ust-duzey-ajan-var-21476142

 

No ResponsesEylül 19th, 2016

GÜLEN BU MİLLETİN EVLADINA KILINÇ ÇEKTİ

GÜLEN BU MİLLETİN EVLADINA KILINÇ ÇEKTİ

Evet, gerçekten de Gülen bu milletin evladına kılınç da çekti, bomba da attı, tank ve uçak da saldı.

Düşman işgaline kapı açtı.

-Gülen bu millete, bu milletin evladına, hiçbir dini hamiyet namına olmaksızın belki Hristiyanlık namına kılınç çekmiştir.

Şeyh Said bile kıyamını din namına yapmıştı.

Gülen ise, şahsı, menfaatı, makamı ve Avrupa ve Abd gibi dış, harici, Hristiyan güçleri namına hareket emiştir.

Biri işgale karşı çıkarken, diğeri işgal edilme amacıyla yapmıştır.

-“Dört mezhebin içtihadatına göre bu ülke “Dârü’l-İslâm” dı. Dolayısıyla Darü’l-İslâm’da kılıç çekmek caiz değildi. Çok masumlar zarar görebilirdi. Millî Şef devrinin görevlileri ise provokasyona, habbeyi kubbe yaparak çok masumun canını yakmaya alışmışlardı. Bediüzzaman’ın sükûneti ise bütün oyunları bozmaktaydı.”[1]

-Bediüzzaman Kıyam etmek üzere Şeyh Said-in teklif ve davetine karşı şöyle cevab vermiştir.

“Türk milleti asırlardan beri İslamiyete hizmet etmiş ve çok veliler yetiştirmiştir. Bunların torunlarına kılıç çekilmez. Siz de çekmeyiniz, teşebbüsünüzden vaz geçiniz. Millet irşad ve tenvir edilmelidir.”

-“O fenalıklar ve dinsizlikler, kumandanlara mahsustur. Ordu onunla mesul olmaz. Bu Osmanlı ordusunda belki 100 bin evliya var. Ben bu orduya karşı kılınç çekemem ve size iştirak etmem dedim. O zatlar benden ayrıldılar, kılınç çektiler. Neticesiz Bitlis hadisesi vücuda geldi.”[2]

Hiçbir mantığa sığmayan bir huruç hareketidir.

Kardeşi kardeşe kırdırmadır.

-Gülen intihar etti.

Aslında harakiri yaptı.

Kendini pis etti.

Belki de öyleydi.

O pislikler ifşaatlarla ortaya çıkıyor.

*FETÖ’NÜN ÖNEMLİ  İSİMLERİNDEN ALAADDİN KAYA’NIN  İFADESİ

Zaman gazetesi ve Samanyolu TV’nin sahiplerinin ayrı olmasına rağmen Naci Tosun her iki şirketin de genel müdürlüğünü yapmıştır. Daha sonra Gülen tarafından ‘tenzil-i rütbe’ yapılarak Türkmenistan’a sürgün edildi. Bir müddet sonra yine Gülen tarafından taltif edilerek Kaynak Holding’in başına getirilmek istendiğinde Gülen’e “Bu işten anlamam” dese de, Gülen kendisine, “Bulunduğum yeri anlıyor muyum ki, gel diyorlar geliyorum. Sen de böyle yapacaksın” dedi.[3]

*FETÖ‘nün firari Güney Afrika sorumlusu Necdet İçel‘in eski kayınpederi Yıldırım Acar, devlet memuru damadının inanılmaz bir servete sahip olduğu, kısa sürede lüks villa ve araba satın aldığı, bu paranın kaynağından şüphelendiği için savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu belirterek, “Kısa bir zamanda bu serveti nasıl yaptı? Zengin ve fakiri dolandırarak himmet paralarıyla bu serveti yaptı”. Eski kayınpeder “Kızımla beraber 30 günlük torunum kazada öldü. Eşinin 3-5 günlük acısına rağmen ‘akrabalık bağımız devam etsin’ diyerek ikinci kızıma talip olduğunu söyledi” diye konuştu…[4]

*Uzun yıllar polis okullarında eğitim veren eski FETÖ üyesi Nihat Demirbüken, ‘Gülen’in asıl amacını ve hizmet ettiği üst aklı kamufle etme adına Risale-i Nur hareketini bir maske olarak kullandığını’ belirtti.[5]

*İşte Doğu ve Güneydoğu’da PKK ve FETÖ’nün ihanet birlikteliği: PKK , toplumsallaşma taktiğini FETÖ’den aldı. İki terör örgütü masaya oturup uzlaştı. Fonlardan birlikte faydalandılar. Sınav sorularını birlikte çaldılar. Bölgede çocukları öğretmenler, yetişkinleri ise imamlar yönlendirdi.

FETÖ’DEN PKK’YA TAKTİK: 1980 sonrası ayrılıkçı, silahlı terör örgütü olarak faaliyet yürüten PKK, 1990’ların sonu 2000’lerin başında ise şehirlerde faaliyet yürütmeye başladı. Dağda silahı enstrüman olarak kullanan PKK, şehirlerde ise FETÖ’den aldığı toplumsallaşma taktiği ile bölgede söz sahibi oldu. Toplumsallaşma sayesinde PKK, Türkiye ve Avrupa kamuoyunda en önemli mevzisini kazandı ve örgütün kamuoyunda meşrulaşmasını sağladı. Siyasi parti aracılığıyla belediyelerde, sendikalar, sivil tolum örgütleri, kadın yapılanmaları, sportif faaliyetler hatta folklora kadar her alanda PKK etkin rol oynamaya başladı..

FETÖ- PKK AYNI MASADA: 2000’lerde FETÖ, Doğu ve Güneydoğu’da okul, yurt, dershane, evlerde yapılanma faaliyetlerini artırdı. PKK, bir dönem FETÖ’nün dershanelerine, yurtlarına silahlı saldırılar düzenledi. Böylelikle PKK; FETÖ’ye ‘Burada benden izinsiz organize olamazsın’ mesajını verdi. PKK ve FETÖ masaya oturarak uzlaşma sağladılar. PKK, FETÖ’nün alanına saldırmadı, FETÖ’de PKK’ya bulaşmadı. FETÖ’nün KCK operasyonları da pazarlıkların devamı niteliğinde gerçekleşti. Bölgenin kalkınması için uluslararası alandan gelen fonlar ve devletin gönderdiği maddi imkanlar ile nitelikli insan gücünden PKK ve FETÖ birlikte yararlandı..[6]

*FETÖ’nün de tıpkı bir diğer terör örgütü DAEŞ gibi kullandığı şifreli mesaj programı Telegram, aynı anda 5 bin kişiye ileti yollayabiliyor. Şirket de kendi programına o denli güveniyor ki şifresini kırana 300 bin dolar ödül vaat ediyor.[7]

*PKK ile Özcan ve Tekalan görüştü

FETÖ ve PKK’nın üst düzey yöneticilerinin düzenli olarak görüştüğü belirlendi. FETÖ’nün çatı iddianamesinde ifadesi yer alan bir gizli tanık, bu görüşmelere FETÖ adına örgütün ikinci adamı Mustafa Özcan ve istişare heyeti üyesi Şerif Ali Tekalan’ın katıldığını anlattı.[8]

-Terör Daire Başkanlığı’nın 117 sayfalık FETÖ raporu: Hükümeti zaafa uğratmak için terör örgütleriyle işbirliği yaptılar. G.Doğu’da rakip gördükleri grupların üyeleri ise öldürüldü ya da kayboldu.[9]

*Almanya’ya sığınan Öz ve Kara’yı bu ülkenin istihbarat servisi BND koruyor. Alman ajanlar villa etrafında ciddi bir koruma kalkanı oluşturmuş durumda…

Bu bilgi, Almanya ile FETÖ arasındaki bağlantıyı çok açık bir şekilde ortaya koyuyor.[10]

-Hata yapmak, hainlik yapmak veya ona ortak olmak gibi değildir.

Kamudan atılanları hassasiyet içerisinde seçmeli, suçu açık olanlara şefkat değil, şehid olan 250  ve gazi olan iki bin civarındaki darbeye göğüs geren insanlar göz önünde bulundurulup düşünülmelidir.

-Türkiye bağırsaklarını temizliyor.

Yüz yıllık vücutta birikmiş olan irinlerini dışarıya atıyor.

Her kim YOL KESENE acırsa, KERVANI asıl VURAN odur. -Şeyh Sadi-

MEHMET ÖZÇELİK

16-09-2016

[1]http://www.bediuzzamansaidnursi.org/icerik/burhan-bozgeyik

[2] http://www.risaleajans.com/nur-alemi/bediuzzamanin-seyh-saide-yazdigi-mektubun-orjinali-mevcuttur

http://www.bediuzzamansaidnursi.org/merakedilenler/said-nursinin-%C5%9Feyh-saide-yazd%C4%B1%C4%9F%C4%B1-mektubun-ger%C3%A7ek-olmad%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-s%C3%B6yleyenler-var-bunu-a%C3%A7%C4%B1k

[3] http://www.habervaktim.com/haber/484099/fetonun-kara-kutusu-alaaddin-kayanin-ilk-ifadesi.html

[4] http://www.haber7.com/guncel/haber/2122246-feto-imaminin-cirkin-teklifini-acikladi

[5] http://www.yenisafak.com/gundem/paralel-sura-kurmuslar-2531714

[6] http://www.ahaber.com.tr/gundem/2016/09/14/feto-pkk-masaya-oturup-uzlasti

[7] http://www.ahaber.com.tr/gundem/2016/09/14/feto-ve-daesin-ortak-silahi-telegram

[8] http://www.yenisafak.com/gundem/pkk-ile-ozcan-ve-tekalan-gorustu-2531428

[9] http://www.ahaber.com.tr/gundem/2016/09/13/fetoden-devleti-ele-gecirmek-icin-hain-plan

[10] http://www.habervaktim.com/haber/484316/zekeriya-oz-ve-celal-karayi-kim-koruyor.html

 

No ResponsesEylül 18th, 2016

ABD BİR TERÖR DEVLETİ – Mİ – DİR

ABD BİR TERÖR DEVLETİ – Mİ – DİR

Abd başına adalet külahını geçirmiş, devlet olarak zulmeden bir yönetim içerisindedir.

Bunu devletlere saldırarak yaptığı gibi, devletlerde yaptığı ve de yaptırdığı darbe ve cuntalarla da gerçekleştirmektedir.

Mübalağasız, Türkiye-de yapılan darbelerde mutlaka ya katkısı vardır ya da fiili işin içindedir.

Nitekim 1980 darbesinde,-Bizim çocuklar başardı- demişti.

-Obama’dan tarihi itiraf: 2 milyon ton bomba attık.

ABD Başkanı Barack Obama, Vietnam Savaşı’nda ABD ordusunun 2 milyon ton bomba attığını söyledi.[1]

Darbe yapmak için ya gücü değerlendiriyor ya da güçlendiriyor. Mesela;

-Aslında Fetö niye darbe yaptı ki?

Zaten devletin tüm birimlerine hakim durumda idi!…

Ya Allah bunların gözünü kör etmiş, basiretini bağlamış ya da güç zehirlenmesiyle hareket ederek, devleti bir lokma halinde yutma hırsına kapılmışlar.

-15 ocak 1979 – da İran-da şahlığı Humeyni-nin şeyhliği ile yıkan batı, başta Fransa ve Abd, aynısını Fetö ile Türkiye-de de denedi.

Ancak önemli bir noktayı kör olup görmediler;

Türk halkı İran halkı gibi değildir.

Onlar rahatları için her şeyi feda ederken, bizimkiler vatanları için hayatlarını dahi feda eder.

-Şanlıurfa’da teslim olan PYD’li İ.B. “ABD, İngiltere, Fransa, Kanada, Almanya uçaklarla 50 bin ton civarında mühimmat yardımı yaptı” dedi.[2]

-İsrail ordusunun eski komutanlarından Gadi Şamni, Filistin topraklarını işgali hakkında yaptığı açıklamada, “Bizler işgalcilikte dünya şampiyonuyuz” dedi. [3]

-Her kirli işin altından Abd çıkıyor.

Nitekim Irak-ta Saddamı destekleyip, onu islam ülkelerine karşı kullanırken, miadı dolunca da onu bir başkasının eline teslim ediyor.

-Saddam Hüseyin’in idamını gerçekleştiren isim konuştu!

Saddam Hüseyin’in idam edildikten sonra cesedini ABD uçağıyla  Bağdat’ta hükümet binalarının yer aldığı korunaklı Yeşil Bölge’de bulunan dönemin  Başbakanı Nuri el-Maliki’nin kaldığı eve götürüldüğü bilgisini paylaşarak,  şunları anlattı:

“Uçak dostlarla dolu olduğu için cesedin bulunduğu tabutu yere koyduk ve Maliki’nin evine götürdük. O da (Maliki) bizi tebrik etti. Saddam’ın idam  edilme süreci Maliki ile dönemin ABD Başkanı George W.Bush arasında geçen bir görüntülü görüşmeyle başladı. Bush, Maliki’ye ‘bu caniyi (Sadadm’ı) ne yapacaksınız’ diye sorunca, Maliki, ‘idam edeceğiz’ dedi. Bush’da bunun üzerine  elinin baş parmağını kaldırarak onaylamış oldu.”[4]

-ABD’nin 11 Eylül saldırıları sonrasında Irak ve Afganistan’da düzenlediği operasyonların halka maliyetinin 5 trilyon doları bulduğu bildirildi.

Raporun yazarlarından Neta Crawford, “Bu para (4.79 trilyon dolar) algılanamayacak kadar büyük bir miktar” dedi. Crawford, Irak ve Afganistan işgallerinde binlerce kişinin öldüğüne dikkat çekerek “Elbette insani yıkım rakamlarla ölçülemez” ifadesini kullandı. Haziran ayında yayınlanan bir raporda ABD ordusuna ait 6.5 trilyon dolarlık savunma harcaması tartışma yaratmış, bu kadar yüklü miktarda paranın nereye harcandığına dair yeterli belge ve fatura bulunmadığı belirtilmişti.[5]

-Türkiye-deki darbede de kesin olarak bilinmektedir ki; Abd ve batı Fetö-yü beslemiş, desteklemiş ve bize karşı kullanmışlardır.

-FETÖ operasyonu kapsamında tutuklanan karargah j başkanlarından Korgeneral Salih Ulusoy darbenin arkasında kim olduğunu itiraf etti.

İşte FETÖ’nün darbe girişiminin arkasındaki güç.

üzerinden değil gizli servisler üzerinden gerçekleştirmişlerdir” dedi.

FETÖ’cü tuğgeneraller, sıranın kendilerine geleceği endişesiyle askeri darbeyi erkene almış olabilirler..[6]

 Not: ABD Büyükelçisi John R. Bass, Abd-nin Fetöye destekçi temsilcisi olup, darbe başarısız olunca, sonrasında Türkiye-yi Bu olayın içinde Batı ülkelerinin parmağı olduğunu düşünüyorum ancak bunu NATO bazı yerleri provakasyon amacıyla –Artvin gibi- gezerek burnunu sokarak karıştırmaya çalışıyor.

Babasının çiftliği gibi dolaşıyor.

-Abd büyükelçisini ikinci bir – One Minute – cehennem olup, Bass gitsin. cehenneme kadar yolu var….
ABD- YE VE BASS- A AĞIZDAN BAKLAYI ÇIKARMA ZAMANI….

-“Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Bu savaşta Müslümanlar Yahudileri öldürürler. Hatta bir Yahudi taşın, ağacın arkasına gizlenir. Bunun üzerine o taş, o ağaç, “Ey Müslüman, Ey Allah’ın kulu! İşte arkamda bir Yahudi, gel, onu öldür” der. Yalnızca Garkad bir şey söylemez. Zira o, Yahudilerin ağaçlarındandır.” Buharî ve Müslim

Yoksa hadiste bahsedilen Ğarkad ağacı  Abd midir?

Evet Abd Ğarkad ağacının ikinci ve mecazi manasıdır.

MEHMET ÖZÇELİK

14-09-2016

 

 [1]https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10154396196332778&set=a.395831982777.170015.526182777&type=3&theater

[2] http://www.haber7.com/guncel/haber/2105420-teslim-olan-pydli-terorist-her-seyi-itiraf-etti

[3] http://www.ulke.com.tr/dunya/haber/697531-israilli-eski-komutan-isgalde-dunya-sampiyonuyuz

[4] http://www.habervaktim.com/haber/484109/saddam-huseyinin-idamini-gerceklestiren-isim-konustu.html

[5] http://www.ulke.com.tr/dunya/haber/699961-abdnin-11-eylul-sonrasi-isgallere-harcadigi-para

[6] http://www.habervaktim.com/haber/484088/iste-fetonun-darbe-girisiminin-arkasindaki-guc.html

http://www.ahaber.com.tr/gundem/2016/09/14/korgeneral-ulusoy-darbenin-arkasinda-gizli-servisler-var

No ResponsesEylül 17th, 2016

AZGINLARDAN OLAN KİMSE

AZGINLARDAN OLAN KİMSE

“Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz hâlde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat.

Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.”[1]

Bu kişinin tefsirlerde ve de Kitab-ı Mukaddeste [2]Bel’am bin Baura adlı kişi olduğu belirtilmektedir.

Belam bin Baura, Hz. Musa ve Hz. Yuşa  zamanlarında yaşayan, İsm-i Azam duasını bilip, her duası kabul olurken, dünyaya meylettiği için doğru yoldan ayrılan kimse. Hz. Musa zamanında yaşamış ve sonradan irtidat etmiş olan ilim adamı.

İsmi çeşitli tefsir ve tarih kitaplarına girmiş olan Bel’am İbn Baura (veya Bel’am İbn Eber)’nın, İsrâiloğulları’ndan, devler ülkesinden, Yemen diyarından veya Kenan ilinden Allah’ın dinini öğrenmiş, ilim ve irfan sahibi, duası müstecap, yanında Allah’ın ismi a’zamı bulunan ve fakat sonradan itaatsızlığa düşmüş bir kimse olduğu şeklinde rivayetler vardır. Her ne kadar Lût (a.s.)’ın kızlarından biri ile evlenmiş olduğu söylenirse de, bunun Yahudiler tarafından Müslümanlar aleyhine uydurulmuş bir iftira olduğu bilinmektedir.

Körleri, kötürümleri, sakatları iyileştirirdi bunlar ona ALLAH’ın (c.c) birer lütfu idi. Her duası kabul olunurdu.
Bel’am İbni Baura’nın kavmi kâfirdi. Bu kavmin içinde sadece kendisi ve ailesi müslümandı.

Bel’am’la ilgili olarak İslâmî kaynaklarda şunlar anlatılmaktadır: “Rivayete göre Mûsa (a.s.), Ken’âniler’ in Şam’daki topraklarına girmişti. Bu sırada Bel’am, el-Belkâ köylerinden Bal’â’da bulunuyordu. Ken’âniler’den bazıları Bel’am’ın yanına gelerek: “Ey Bel’am, Mûsa İbn İmrân İsrâiloğulları’nın başında olduğu halde bizi yurdumuzdan sürmek ve öldürmek üzere geldi. Bizim ülkemize İsrâiloğulları’nı yerleştirecek. Senin kavmin olan bizlerin ise yerleşecek bir yerimiz yok. Sen duâsı kabul edilen bir kimsesin. Onları defetmesi için Allah’a duâ et”, dediler. Bel’am: “-Yazıklar olsun size! O Allah elçisidir; melekler ve mü’minler de onunla beraberdir; onlar aleyhine nasıl duâ edebilirim! Bildiğimi bana Allah öğretti” diye red cevabı verdi. Kavmi duâ etmesi hususunda ısrar ettiler. Bel’am da eşeğine binerek, İsrâiloğulları’nın çıkmakta olduğu dağa doğru ilerledi. Bu dağ, Husban dağıdır. Biraz gittikten sonra eşeği yere çöktü. Eşeğine binerek biraz ilerledikten sonra hayvan yine çöktü. Bel’am biraz evvelki gibi hareket ettikten sonra tekrar hayvanına bindi. Biraz yol alınca eşek yine çöktü. O, yine eşeği yerinden kalkıncaya kadar dövdü. Nihayet eşek, Bel’am aleyhinde bir delil teşkil etsin diye, Allah’ın izni ile konuşarak şöyle dedi: “Ey Bel’am, nereye gidiyorsun? Meleklerin önümde durarak beni yolumdan çevirdiklerini görmüyor musun? Allah elçisi ile mü’minler senin kavmin aleyhinde duâ etmektedirler.” Fakat Bel’am, buna aldırış etmeden eşeğini döverek yoluna devam etti. Nihayet eşek onu Husban dağına çıkardı, Mûsâ (a.s.)’ın ordusunun ve İsrâiloğulları’nın karşısına götürdü. Bel’am onlara bedduâ etmeye başladı; fakat İsrâiloğulları’na beddûa ederken Allah onun dilini kendi kavmi aleyhine çevirdi. Yanında bulunan halk, onun kendi aleyhlerine bedduâ etmekte olduğunu görünce: “Ey Bel’am! Ne yaptığını biliyor musun? Sen İsrâiloğulları’na hayır duâda, bize bedduâda bulunuyorsun” dediler. O: “Ben bunu kendi ihtiyarımla yapmıyorum, Allah dilime hâkim oldu” dedi. Bunun üzerine dili ağzından çıkarak göğsü üzerine sarktı. Sonra kavmine: Dünya ve âhiret benim elimden gitti, artık hileye başvurmaktan başka çare yoktur…” dedi. [3]

-“ Hz. Musa: “Ya Rabbi, hangi günah sebebiyle biz bu çöle düştük?” deyince, Allah: “Bel„am‟ın duası sebebiyle” cevabını verdi. Hz. Musa: “Onun, benim aleyhime yapmış olduğu duayı kabul ettiğin gibi benim de onun aleyhine olan duamı kabul buyur!” dedi. Sonra da İsm-i Azâm bilgisinin ve imanın Bel„am‟dan çekilip alınması için bedduada bulundu. Böylece Allah onun bilgi ve marifetini aldı.”

Siz şimdi beni iyi dinleyin. Ellerinizin altındaki genç kızlarınızı giydirin, bir güzel süsleyin. Musa’nın ordusu gelince, kızlarınızı ordunun içerisine salıverin. Kızlarınız Musa’nın ordusundaki erkeklerin kendilerine saldırmasına ses çıkarmasınlar.”
Musa Aleyhisselam’ın ordusu, yaklaşınca genç kızlar, genç kadınlar, Musa Aleyhisselam’ın ordusunun içerisine dalıverdiler.

Musa Aleyhisselam’ın ordusunun içerisine giren kadınlardan bir tanesi çok güzeldi, güzelliği dillere destandı. Bu güzel kadın komutanlardan birinin dikkatini çekti. Komutan kadını alarak doğruca Musa Aleyhisselam’ın yanına çıktı. Komutan kadını göstererek dedi ki:
”Sen şimdi diyeceksin ki, bu kadın sana haramdır? ”Musa Aleyhisselam:
”Evet haramdı. Sakın o kadına yaklaşma. ”Fakat komutan Musa Aleyhisselam’ın sözünü dinlemedi ve kadına yaklaştı. Komutanın yaptığı çirkinliği gören bazı beyinsizlerde aynı çirkinliği yaptılar. Aradan çok zaman geçmedi ki, askerler arasında kolera salgını baş gösterdi. Rivayet edilir ki, yetmiş bin kişi koleraya yakalandı. Sonra ordunun içinden güçlü kuvvetli bir zat çıktı ve komutan ve birlikte olduğu kadını bir kılıç darbesiyle öldürdü. Bundan sonra salgın bıçak gibi kesildi ve askerler sağlığına kavuştular.
Mevla Teala, Bel’am İbni Baura’dan imanını soyup çıkardı. Onda bulunan bütün özellikler gitti. Bel’am İbni Baura’dan yüksek makam alındığı gibi rivayet edilir ki, tarihin ilk inkar kitabını da Bel’am yazmıştır.

ALLAH Teala’ya sormuşlar:
”Ya RABBi! Bel’am İbni Baura’ya bu kadar ayetler verdin, onları niye muhafaza etmedin?”

CENAB-I HAKK buyurmuş ki:
”Biz ona çok sayıda nimetimizi verdik, o verdiğimiz nimetlere bir gün şükretmedi. Eğer şükreden bir kul olsaydı, onu muhafaza ederdik.”

”Bu hayat ve bu dünya bizi kovmadan evvel ve “Haydi dışarıya!” demeden, biz kemâl-i izzetle, ALLAHaısmarladık deyip izzetimizle bu fâni zevklerimizi bırakmalıyız.”[4]

Akibet önemlidir.

“Allahü teâlânın gazabı günahlar içinde saklıdır. Bir günah yüzünden büyük azaba maruz bırakabilir. Yüz bin sene ibadet eden iyi bir kulunu, sonsuz olarak Cehenneme koyabilir. Mesela yüz bin sene itaat eden İblis, kibrederek secde etmediği için sonsuz olarak Cehennemlik oldu. Âdem aleyhisselamın oğlu, bir adam öldürdüğü için ebedi Cehennemlik oldu. Her duası kabul olan Belam-ı Baura, bir günaha meylettiği için imansız gitti. Karun zekat vermediği için malı ile helak oldu. O halde her günahtan kaçmaya çalışmalı. Hadis-i şerifte, (Çok küçük bir günahtan kaçmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruluyor.”[5]

Gülenin o meşhur belası da, Bel’am bin Baura- nın akıbetini hatırlatmaktadır.

Ancak önemli bir fark da mevcuttur; Bel’am başlangıçtaki düşüncesinde samimi idi.

Gülen ise ihanetini baştan kurmuştu.

MEHMET ÖZÇELİK

09-09-2016

[1] A’raf.175-176.

[2] Sayılar 22/7; Yeşu, 13/22, II. Petrus/ 2/15-16. https://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&source=web&cd=1&cad=rja&uact=8&ved=0ahUKEwjplODmw4LPAhWLNxQKHZMJAAEQFggdMAA&url=http%3A%2F%2Fwww.iscsjournal.com%2FDergiPdfDetay.aspx%3FID%3D93&usg=AFQjCNGsU_jKJ_uYFS16Pg3hDmYjQYYudg&sig2=zwwORMGBYMvOyzeUbzkxzA

[3] Taberi, a.g.e., IX, 124-126; Râzî, a.g.e., XV, 54; İbnü’l-Esir, el-Kâmil fi’t-Târih, Beyrut 1385/1965, I, 200 vd; İbni Kesir, e!Bidâye ve’n-Nihâye, Riyad 1966, I, 322 vd.) https://sorularlaislamiyet.com/kaynak/belam-ibn-baura

[4] http://welovemuhammadsav.blogcu.com/seytanin-sagdan-yaklastigi-bel-am-ibni-baura-nin-ibretlik-hayati/13826692  Emirdağ Lâhikası.Bediüzzaman.sy.175.

[5] http://www.risaleforum.net/islamiyet-72/sorularla-islamiyet-247/7975-iman-ve-islam8217in-tarifi-ama.html

No ResponsesEylül 16th, 2016