ŞUURDAN DAMITMALI MAKALELERİM

YENİ BİR SİTEDE

No ResponsesAralık 4th, 2016

RUH BEDEN ANLAŞMAZLIĞI

RUH BEDEN ANLAŞMAZLIĞI

Cenâb-ı Hak; Biz her şeyi çift yarattık, buyurmaktadır.

Aslında bu her şeyin birbirine zıt olarak yaratıldığını göstermektedir.

Artı ve eksi kutup, karanlık ve aydınlık, tatlı ve acı, yer ve gök, iyi ve kötü, Beden ve ruh, vs.

Bu manada çift olanlara baktığımızda bir yandan biri diğerine tezad teşkil ederken, diğer yandan da onu tamamlamaktadır.

Birbirine uyumlu olanların bir araya gelmesi normal görülebilir ancak zıt olanların bir noktada buluşarak olumlu ve uyumlu bir manayı oluşturması ve de birbirini güçlendirip hatırlatması çok harika bir durumdur.

Allah zıtları bir arada toplamaktadır.

Manayı zıtlarla tamamlamaktadır.

Aydınlığı karanlıkla ortaya çıkarmakta, cenneti cehennemle anlatıp tatlandırmaktadır. Tatlının tadını acı ile arttırmaktadır.

En harika olanı ise; yücelere kanat açıp uçan, ezeli ve ebedi zattan tabiri caizse bir nefes olan ruhu, esfeldeki bir ruh ile, bir yandan terbiye ederken, diğer yandan da güçlendirmektedir.

Ruh letafet ve zerafetiyle yücelere uruc edip yükseklerde uçardan, beden ve bedeni besleyen nefis aşağılarda gezmektedir.

Ruh artı kutbuyla sürekli artarken, beden ve nefis eksi kutbuyla sürekli eksilmektedir.

Allah ruhun artısını, nefis ve bedenin eksisiyle arttırmaktadır.

Beden ve ruhun bu katkısından dolayı onları cennetle ödüllendirmekte, ruha arkadaş kılmaktadır.

Nefis ve beden süfli şeylerin peşinden koşarken, ruh ulvi şeylerin peşindedir.

Beden ve ruh dünyaya aşık ve müptela olurken, yücelerden gelen ruh ancak ebedi zatla tatmin olur.
Ruhlar ilahi huzura talib olurken, nefis ve bedenler ot peşinde koşarlar.

Huzurdan kaçar, huzuru kaçırırlar.

“Gül’ün kokusu şâd, dikeni irşâd eder.”

Gülün muhafızı, gülü güldüren, diken iledir.

Ağlatan diken, gül ile güler ve güldürür.

Kim kimin içindir?

İnsanlar dikene rağmen gülden vaz geçmezler.

Diken ile nazarlar güle çevrilir.

Beden de ruhun elbisesi değil, hanesidir.

Ruh beden evinde yetişir ve yetiştirir çocuklarını…

Mevlana şöyle der; Beden devedir, ruh deveci.

Eğer ruh devecisi beden devesine binerse ona çölleri geçirir, göklere uçurur.

Beden ruha ayak olur.

Ancak eğer beden devesi ruh devecisine binerse, o zaman vay ruhun haline.

Yerlerde sürünür, otlaklıklarda görünür.

O zaman ruhun ölümü gerçekleşir.

Aksi durumda bedenin yükselişi gerçekleşmiş olur.

Bedenle ruh birbirinin zıddı ve düşmanı iken, birbirinin tamamlayıcısı ve dostu olur.

Ebediyyen beraber yükselişi gerçekleştirirler.

Birbirlerinden ayrılmaları halinde her ikisi de eksiktir.

Beraberlikte ve ruhun öncülüğünde ve de dizgini elinde tutmasında birbirine mütemmimdirler, birbirlerinin eksikliklerini giderirler.

Sonsuz nimetlerin tezahürü ruh beden ikilisiyle gerçekleşir.

Cennetteki sonsuz zevk ve lezzet, ruh ve beden için gerçekleşir.

Rü’yeti ilahiyyeye her ikisi de mazhar olur.

-Dünyadaki bütün kavgalar, sıkıntı ve problemler; ruh ve beden anlaşmazlıklarından çıkar.

Nefis ve beden ruhun dizginini eline geçirerek her türlü melanetleri ona yaptırır.

Ruh bundan muzdaribdir.

Şeytanın insana olan düşmanlığı, kendisine aid olan bir şeyi ruhun ele geçirmesindendir.

O da nefis ve bedendir.

Ruh ve beden anlaşmazlığının çözümü, ruhun ikiz kardeşi olan Kur’an-ı Kerim iledir.

Nefis ve beden ancak Kur’an-la dizginlenir, ruha râm olur.

Kur’an-ı Kerim ruh ve bedenin arabuluculuğunu yapar.

Ruh yükselişini edna olan dünyada yapmaktadır.

Aşağılar ruhun yükselişine birer adım ve basamaktır.

MEHMET ÖZÇELİK

26-11-2016

No ResponsesAralık 3rd, 2016

EN’AM.91-93.

No ResponsesAralık 1st, 2016

KESNİZANİ TARİKATI

KESNİZANİ TARİKATI

15 Temmuzun benzeri 2003 yılında Irak-ta KESNİZANİ (Kimse bilmiyor)TARİKATI tarafından Irak-a altın tepsi içinde sunulmuştu, o da bir kurşun bile sıkmadan ve de sıkılmadan. Saddam-ın haremine kadar girilmiş, tüm devlet teşkilatı orduda dahil ele geçirilmiş, sürekli CIA ve Mossad-la bağlantı içerisinde işler sürdürülmüştü.

Her yere sızılmıştı.

Sadece devlette her türlü değişiklik yapılmıyor, dinde de paralel bir din oluşturuluyordu.

Şeyh Muhammed Abdülkerim Kesnizani, zikirden ziyade, siyasete meraklıydı. Müritlerine de Kur’an eğitimi yerine Yahudi kabalasını öğretiyordu.

Onlar Saddam-ın inine girmiş ancak Saddam son anda onların inini fark etmişti.

Fakat çok geç kalmıştı.

Bizde olduğu gibi orada da Hava Kuvvetlerinde en güçlü idiler.

Girmedikleri yer yoktu tıpkı bizdeki gibi…

Bizdeki onun tıpa tıp aynısıydı.

Her yönüyle ve her konuda, her türlü yapılanmada bizdeki paralel yapıyla tam bir benzerlik arz ediyordu.

Saddam’ın karısı Sacide Hayrullah, Saddam’ın kardeşleri Vatban ve Barzan ile oğul Uday da KESNİZANİ –nin müridleri arasındaydı.

-Irak işgal edilirse Irak kaybeder ancak Türkiye işgal edilirse islam dünyası kaybeder.

“Ve Sonuç:
Şeyh Efendi “direnmeyin!” demişti ama işgalin sonunda,  ABD ve İsrail’le işbirliği yapmadığı için 550 bilim adamı öldürüldü. Bunların bir kısmı fizikçi, bir kısmı tarihçi, hukukçu, edebiyatçı, ilahiyatçı vs. idi. Kimileri kurşunlanarak, kimileri de işkence edilerek öldürüldü.
BM’in Verdiği rakamlarına göre Irak yüksek eğitim kurumlarının yüzde 84’ü yakıldı, soyuldu, yıkıldı.

Ve böylece koca bir ülkenin hafızası silinmek istendi.
Iraklı yazar LaylaAnvar da, vahşeti şöyle özetliyordu:

“İlk zamanlar, suikastleri, “Irak halkından intikam almak” için Baasçıların ve El Kaide’nin yaptığı söyleniyordu. Irak yönetiminin resmi tezi buydu. 150 bin paralı asker ve istihbaratçının kol gezdiği ülkede oklar ABD istihbaratının işaret ediyordu. Anvar’ın araştırmasına göre Irak’ta 3 bin civarında aydın, bilim adamı, araştırmacı, doktor öldürüldü. Binlercesi ülkeden kaçtı, çok sayıda insan kayıp… 2003 yılında, yani işgal yılında Irak’ta 45 bin bilim adamı var. Bugün bu 45 bin kişiden kimse kalmadı. Bazıları öldürüldü, bazıları ülkeden kaçtı ya da kaçırıldı.” [1]

-Bu Kesni Zani tarikatı sadece Saddam-ı değil, Irak-ı da bitirmişti.

-Aynısı her yerde de türemekte, Darbeci Sisi- yi alkışlayan Mısır müftüsü gibi…

“Pek yakında aç hayvanların yiyeceğe üşüştüğü gibi birtakım toplumlar da sizin üstünüze üşüşecek’. Biri dedi ki, ‘O gün sayıca az olduğumuz için mi bize üşüşecekler?’. Peygamber efendimiz dedi ki, ‘Hayır, o gün aksine siz çok olacaksınız, fakat selin getirdiği çerçöp gibi. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size olan korkuları söküp atacak ve sizin kalbinize vehen yerleştirecek. Bunun üzerine bir sahabe dedi ki, “Vehen nedir?”. Peygamber efendimiz şöyle cevap verdi: ‘Vehen dünyayı aşırı sevmek ve ölümden hoşlanmamaktır.”[2]

-Peygamber Efendimizin fitneye alet edilememesinin en büyük sebebi, kendisinden sonraki siyaseti belirlememesi veya karışmamasıdır.

Yönetimi Müslümanların tercihine bırakıyor.

Fitnenin alanı, siyaset alanıdır.

Hz. Ebubekir de bu yolu takip ederken, Hz. Ömer-e teklif edildiğinde; Bir evden bir kişi yeter diyerek, kendisinden sonraki halifeyi tayin etmiyor.

-Düşmanın zoru gizli olanıdır. Artık gerçek düşmanlar, ipi tutan puştlar deşifre olmuştur.

Puştun elindeki ip de, tasmaya bağlı olanda açığa çıkmıştır.

-Pakistan da  Tahir Kadri o da Fetönün kopyası.

Minhacul Kuran adlı dernekle faaliyetlerini sürdürür ve eğitim amaçlı faaliyetlerde bulunur.

“Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. İçlerinden birisi fırka-i nâciyedir. ’Onlar kimdir?’ dediler. Buyurdu ki: Bana ve Ashabıma tâbi olanlardır.” [3]

MEHMET ÖZÇELİK

15-11-2016

[1] http://www.dinihaberler.com/kesnizani-tarikati-makale,4340.html

http://www.timeturk.com/tr/2014/11/21/kesnizani-tarikati-ve-irak-in-isgal-edilmesi.html

http://www.ensonhaber.com/pekin-cemaat-irak-ordusunu-bitiren-kesnizani-gibi-2015-07-07.html

[2] Ebu Davud, IV, 111, Hadis nu: 4297.

[3] Ebû Dâvud, Sünnet: 1; İbni Mâce, Fiten: 17; Tirmizî, Îmân: 18; Müsned, 2:232, 3:120, 148; Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1: 679.

 

No ResponsesKasım 28th, 2016

EN’AM-83-90

No ResponsesKasım 24th, 2016