GELİN YARDIMLAŞALIM
Bizler ve akranlarımız her türlü sıkıntıyı çekmiş kimseleriz.1.Dünya savaşına giderken Malatya üzerinden orduya katılacaktık.Buradan giden bin kişiden ancak beş yüzü karargaha ulaştık.Beş yüzü ise açlık,soğuk,bit ve kıtlıktan yolda helak oldu.
Öyleki bitin çokluğundan arkadaşlarımız elbiselerini ateşe attıklarında etrafa et kokusu yayılır,elbiseden sürekli cız-cız sesleri gelirdi.
Yolda konaklayıp yatmak isteyen arkadaşlarımız başlarının altına çarıklarını koyarak yatarlardı.Sebebi mi? Sırf çarığını almasınlar diye.Çünki insanlar açlıktan çarıkları suya koyar,biraz yumuşattıktan sonra yerlerdi.
Özür dileyerek ifade edeyim,öyle ki;olmazdı ya,gene de insanlar hayvanların gübresinin içini karıştırırlardı,arpa ve buğday tanesi olur mu diye!!!
Bizler açlığın her çeşidini görmüş kimseleriz.Onun için aç olanların halini,tok olanlardan daha iyi biliriz.
Adıyamanda fakir ve açlıktan dolayı bir şey bulamayanlar varsa,bu Adıyaman halkının ayıbıdır.
Tıpkı Afrika’nın dünyanın bir ayıbı olduğu gibi…
Yardımlaşmadan bahsederken hep Osmanlıdan örnek verir,O insanların bakkallardaki borç defterlerindeki borçları silmelerinden,yakacağı olmayan insanlara yakacak göndermelerinden bahsederdim.
Birkaç yıldır Deniz Fenerinin Türkiye ve Dünya çapındaki yardımı beni gururlandırdı ve beni o eski günlerimizdeki durumlara götürdü.
Nasıl bir yardımda bulunabiliriz?Çare bulunmasını söyleyen dostlarıma şimdilik küçük çapta kapımızın önünü süpürerek,komşumuz açken tok yatmayarak başlayabiliriz.Şöyle ki;
Herkes her gün mutlaka ya bakkalından veya fırınından birkaç ekmek almaktadır.Şöyle bir şey yapabilir.
Bakkal ve fırına önceden tenbih ederek,kendisinin hesabına yazılmak üzere her gün bir veya iki ekmek fazladan yazmasını ve bu fazlaların alamayacak durumda olan o mahalledeki fakirlere vermesini sağlayarak,önce mahallelerdeki fakirlerin ihtiyaçları giderilmiş olur.Bir mahallede on aile böyle yapsa,iki ekmekten yirmi ekmek eder ki,bu da her gün 3-4 ailenin zaruri ekmek ihtiyaçlarını karşılamış olur.
Zamanla bu geliştirilip,giyecek ve yakacak olarak gelişebilir.Evine iki ton kömür alan bunu 2,5 yapıp,yarımını kömürcü ve oduncuyu tenbih ederek fakirlere verilmesini temin etmiş olur.
Karadeniz tarafında şöyle bir uygulama vardır;
Karadeniz tarafında bir çayhanede çay içmeye gelen her kişi,geldiğinde özellikle zengin ve durumu iyi olanlar bir çay içiyor ve bir çay bir askıya veya bir çay dört askıya deyip bir içiyorlar ama iki ve beş çay parası ödüyorlar.Sebeb ise,fakir ve içemeyecek, ödeyemeyecek durumda olanlara o askıya yazılan çiziklerden aynı ödemiş hürmetinde verilip ihtiyaçları gideriliyor.
Bizlerde her aldığımız şeylerde küçükde olsa bir çizik çizerek fakirin çizilen o çizikten faydalanmasını sağlamış oluruz.
XIII - Wang-sun Chia’nun şöyle bir sözü vardır;"Ocağa saygı göstermek, batı-güney köşesine saygı göstermekten daha iyi değil midir?" sözlerinden ne anlaşıldığını sordu.
- Üstat yanıt verdi: "Göğü gücendiren bir kimsenin, dua edecek başka bir yeri olamaz."
Gelin hem göğü hem de gönülleri gücendirmeyelim,sevindirelim ki,sevinip sevindirilmiş olalım.
Aziz olasın,şerif olasın
Kesafet gidip,latif olasın
Çekip elini cümle sivadan
Afif olasın,afif olasın..
Emi değerli okuyucularım,sizlerde aziz olasınız,aziz kalasınız,azizlerle olasınız…
Mehmet ÖZÇELİK
30-08-2005