D   E   V   E

 

            Bu gözler nelere şahit olmadı ki;Osmanlının yıkılışında ben dünyaya gözlerimi açtım.Biri yıkılırken adeta ben onun kökünden yeni bir çınar olarak fışkırdım.Tahttan indirilen son Osmanlı sultanının yerine,ben dünya tahtının yerine oturmuş daha doğrusu oturtulmuş oldum.

            Eğitiminde başlaması üzerine bir kısım okul müdür ve öğretmenlerinden bilgi ve tecrübelerimden istifade etmek üzere teklif getirildi.Ben de memleketimizin manevi mimarları olan bu evlatlarımı tecrübe ve bilgilerimden mahrum edemezdim,kabul ettim.

            Evvela;Eğitim konusu her gündeme geldiğinde deveye benzetilir,benimde aklıma hep deve gelir.Önce eğitimi deveye benzemekten kurtarın.Hani deve hikayesini bilirsiniz ya.Deveye demişler neden boynun eğri?O da;Nerem doğru ki,demiş.

            Biz bir gecede harf inkilabıyla 17 milyon nüfus olarak sabah cahil ve okumasını bilmez insanlar olarak uykudan uyandık.Önce uyku ve uykunun sersemliği zannettik.Meğer uyku değil,gerçekmiş. Meğer bu başka bir sersemlikmiş.Kimse okuyamaz ve yazamaz oldu.Çünki alt yapımız yoktu.Ben hala eskimez yazıyla yazıyorum,her ne kadar yeni yazıyla yazıp okusam da…

            Bir öğretmen haklı olarak sordu;Deveden kurtarmaya çalışırsak o zaman kuşa benzer.Böylece ne deve olarak kalır,ne de yabancı olduğundan kuş gibi olur.Nitekim bir ara eski Milli Eğitim Bakanı Avni Akyol,Kredili sistemin son sistem olduğunu söyledi,o da 4 yıl ancak devam etti.

            Yaz boz tahtası gibi,deneme yanılma usulüyle yürütülmektedir.

            İmam-ı Azam Ebu Hanifeye bir veli 3,5 yaşındaki çocuğunu getirerek;Ya İmam,bu çocuğumu hangi okula ve eğitime kaydedeyim,deyince İmam;

-Geç kalmışsın,artık bundan sonra nereye kaydedersen et,fark etmez,der.

            Bundan dolayı;özellikle 4.sınıftan itibaren mesleki konularda öğrencilerin branşa yönlendirilmesi gerek.Bazı keyfi uygulamalarla buna yanaşmamaktansa,fedakarlık ve çözüm yolları üreterek kaliteli öğrenci uygulamasına geçilmesi lazım.

            Mesela bu konuda bakanlığınızın uygulamaya koyduğu Yabancı dil,resim,Din Kültürü gibi branş derslerini kaç okulunuz uyguluyor?

            -Okulların mı müdürlerden,müdürlerin mi okullardan kurtarılması gerek,diye soran müdür evladıma şunu söyledim;

            Müdürler okulu bir angarya görmeyecek.Bir çiftlik gibi kullanmayacak.Sürekli üretim içerisinde olacak.Ülfet ve alışkanlıktan kurtulacak.Bunu kendisine bir haysiyet ve şeref meselesi addedecek.Bir okulda fazla durmayacak.Sürekli aktif olacak.İşi etrafa havale etmeyecek.Proje üretmek için gerekirse okulda bir ekip ve birim kuracak.Diğer şehirlerde veya özel okullardaki uygulamaları takib edecek.İtmeyle değil,kendi lokomotif  olacak.Elemanlarıyla özellikle eğitimin motoru olan öğretmenlerle sürekli diyalog içerisinde ve görüşlerine müracaat edip,gerekirse her ay onlarla bir araya gelecek.

            Kesinlikle balığın baştan kokmamasını sağlayacak.Taraf davranmayacak.Hissi değil,mantıklı olacak.Velilerle diyalog içerisinde olacak,onlarıda eğitime katılmaya çalışacak.Disiplin şart.

            Şu bir gerçek:Bazı yerlerde Veliler okulu şişirirken,bazı yerlerde de okullar yani idare kendini şişirmektedir.Resmiyet ve kağıttaki başarıyı,öğretmeninin başarısının önüne geçirmektedir.

            Bazı öğretmenlerin gayreti inkar edilemez.Ancak bir veli kızımız,çocuğunun doğumunu,kardeşinin öğretmenliğine göre ayarlarsa,bir veli çocuğunu yüksek para ve sınıf veya müdür odası döşemeye göre öğretmene pazarlarsa,öğretmeni ziyaretler altınla,hediyelerde görüşmeye dönüşürse,olacak olan eğitim de dengesiz ve uyumsuz olur.

            Öğretmene göre mi sınıf,sınıfa göre mi öğretmen?

            Bu durum öğretmenler arasında olduğu gibi,öğrenciler arasında da bir kıskançlığa yol açar.Kaliteyi arttırmak için kıskançlığı da arttırmaya gerek yok.Eğer öğretmene göre sınıf ayarlanıp kalite arttırılıyorsa,bu ortam her öğretmen içinde mümkün olabilir.Yani hafta sonları ders mi veriliyor,sınıfa farklı araç gereçler mi alınıyor?Bu diğer sınıflar içinde düzenlenebilir.

            Allah korusun,bir de gerçek olmayan notlarla o öğrenciler şişiriliyor,notları fazla veriliyorsa,bunun bedeli ağır olur.

            Bir öğretmenimiz anlatmıştı;İki dönem yazılıya girmeyen bir öğrenciyi bırakan öğretmeni idare ve öğretmenler sorguya çekiyor;Sen bunu ve bunları nasıl bırakırsın diye.Oysa öğrencinin başarısızlığı ve ahlaki zafiyeti tescillenmiş olmasına rağmen.Öğretmen soruşturmadan neredeyse kıl payı kurtuluyor.

            İşin garabeti;Yazılılara girmeyen bu ve bunun gibi öğrencileri geçirenlerin,nasıl geçirdikleri sorgulanmıyor,bırakan itham edilerek sorgulanıyor.Tam bir tezad…

            Gereksiz reklamlar ve eğitimi kağıt üzerindeki şişirmeler,eğitimi de,hayatıda katletmekte ve bozmaktadır.

            Tüm eğitim camiasına,ben Eğitim danışmanınız Akıllı Hamdi’den deveye ve kuşa benzemeyen bir eğitim yılı geçirmenizi diliyorum…

 

AKILLI HAMDİ

12-09-2005