ESNAFLIK AHLAKI
Adıyamanda bir zamanlık ayakkabıcılık,köşkerlik,culhacılık meşhurdu.Özellikle bir çok kişi ayakkabıcılık yapmıştır.Gözde bir meslek olan kunduracılara kızlarını hemen verirlerdi.Kısaca iyi bir meslekti.Her mesleğin simgeleşmiş bir hatırası vardır.Kunduracıların simgesi ve pirlerinin uygulaması şudur:
-Zamanın birinde iki veli kardeş vardır.Bunlardan birisi köyde çobanlık yapar,diğeri ise,şehirde ayakkabıcılık yapmaktadır.
Köydeki kardeş hem şehri görmek hemde uzun müddet görmediği kardeşini görüp ziyaret etmek amacıyla hazırlıklara başlar.
Bir mendile süt sağarak yola koyulur.Ve sora sora şehre gelip kardeşinin dükkanını bulur.
Elindeki süt sağmış olduğu mendilini bir çiviye asarak başlarlar konuşmaya.O sırada ayakkabısını tamir ettirmek üzere yarı çıplak bir kadın dükkana gelir.Ayakkabıcı kardeş onu yapmakla meşgul olur.O sırada işk defa gördüğü böyle bir kadına gözü takılan çoban kardeş bir anda kendisini kaybeder.
Çiviye asılı duran mendildeki süt de şıp şıp diye damlamaya başlar.
Ayakkabıcı kardeş çoban kardeşe dönerek şöyle söyler;
-Ya kardeş,dağda,köyde evliyalık yapmak kolayda,şehirde evliya olmak veya kendini korumak o kadar kolay değil.Marifet burada evliya olmaktır…
***********
Yıllar öncesinde devlet memurluğundan emekli olan bir dostum,demir-çimento ardiyesi açtı.Kimseyi aldatmamaya çok dikkat eder,günahtan yılandan akrepten kaçındığı gibi kaçınırdı.
Pahalı da vermezdi.Fabrikadan aldığı fiyata % 25-lik bir kâr koyar satardı.
Kendisi demiri bir türlü satamaz hep yan komşusundan alırlardı.O ise çok az bir ucuz fiyatla müşterisini arttırmıştı.
Kendisine sebebini sorduğumuzda şu cevabı vermişti;
-Komşum benden ucuza satıyor fakat demiri bir ton yani bin kilo olarak değil de,850 kilo olarak biraz ucuza veriyor.Bu durumda da bende daha pahalıya satıyor.İnsanlar ise onunki ucuza diye ondan alıyor,benden almıyor,demişti…
****************
Bunun bir benzerini de duymuştum.Mütaid fabrikadan on liraya aldığı bir torba çimentoyu,devletin kurumlarına girdiği ihalede 9 liraya vermeyi taahhüd ediyor ve o fiyattan da veriyor.
Bu nasıl iştir ki,yoksa Nasreddin Hocanın 9 yumurtayı bir liraya alıpta,10 yumurtayı bir liraya satması gibi,dostlar alış-verişte görsün kabilinden mi?
Sonra araştırdım ki;meğer resmi kurumlara çimento torbaları bin torba götürüleceği yerde,850 torba olarak götürülmekteymiş…
****************
Buda biraz Habenneka’lık yapmaya benziyor.
Habennaka ahmak birisi.Kim olduğunu bilmeyip,soranlara boynuna astığı Habenneka ismine bakarak cevap veren birisi…
Bir gün bu uyuduğunda,muzip birisi gelerek onun boynundan bu isimliği alarak kendi boynuna asar.Bir müddet sonra Habenneka uyanır ve ona kim olduğunu sorar.
Habenneka boynuna bakar,isimlik yoktur.Karşısındakinin boynunda görünce şöyle der;
Sen Habennekasın Habennekasın da,ya ben kimim?
Bu tip insanlarda Ne İsaya Ne Musaya yaranamayan insanlar.Ortada kalmış…
****************
Esnaflıkta esas olan cesaret,güven ve dürüstlüktür.
Adamın birisi bir kurban alır,kurban maşallah tay gibi görünmektedir.
Ancak alacak adam elini üzerine koyunca,eli tüyden içe gömülür.
Kişi iyi buğday diye çuvaldaki buğdaya bakar,gayet güzel görünmektedir.
Ancak dibi yulaftır.
Sütlü davar alacaktır.Hayvan tam istediği gibidir.memeleri süt doludur.
Ancak sağar,süt yarıdan da aza düşmüştür.
Çünki birkaç gündür sağılmamıştır.
Peygamberimiz böylelerine:”men ğaşşâna feleyse minna” yani –Aldatan bizden değildir- buyurur.
Aldatan gerçek bir esnaf,gerçek bir mümin değildir.
Öylelerden birisi,almış olduğu hastalıklı ineği sahibine iade etmek ister.Adamı tanımamaktadır.
Doğruca pazara gidip ineği serbest bırakır.
İnek sağına sonluna bir baktıktan sonra yoluna devam eder.
Nihayet gide gide bir evin önünde durur.
Adam kapıyı açar,aynen hastalıklı ineği sağlıklı inek diye satan adamdır.
Karşısında görünce mahcub olur ve ineği geri alır.
-Hz.Ömer bir evin önünden geçmektedir.İçeriden bir kadınla bir kızın münakaşa ettiklerini duyar ve aralarında şu konuşmaların geçtiğine şahit olur.
Kadın illa süte su katmasını kızına söylerken,kızı da katmamakta ısrar eder.
Kimsenin bu durumdan haberinin olmayacağını söyleyen anneye ise kız şöyle der:
Anne kimse görmese de,Allah damı görmüyor der ve süde su katmaz.
Hz.Ömer böyle bir kızı kaçırmak istemez.
Bu kızı oğlu Abdullaha ister ve evlendirir.
Ve böyle anne ve babadan da,dünyaya şekil veren,ilk müceddid olarak kabul edilip adaletiyle meşhur olan Ömer bin Abdulaziz dünyaya gelir.
AKILLI HAMDİ
25-09-2005