www.tesbitler.com

 




  İlim Arşivimizden Sizde Yararlanın

.:: ALLAH-AHİRET-KADER-PEYGAM BER İNANCI VE HZ.MUHAMMED

.::EDİB VE YAZARLARIMIZ-İLİM-EĞİTİM VE İNSAN

.::İSLÂM HUKUKU VE BEŞERİ HUKUK
.::İSLÂMDA KADIN-ÂİLE-ÇOCUK VE GENÇLİK

.::RİSALE-İ NUR VE BEDİÜZZAMAN

.::TARİH-OSMANLI VE BATI
.::ASIRLARIN ÖZETİ ASRIMIZ VE OLAYLAR
.::İSLÂM-KUR’AN-DİNLER-DİNİ MESELELER-TEFEKKÜR SOFRASI
.::SOSYAL HAYAT
.::MUHTASAR ŞEMÂİL-İ ŞERİF TERCÜMESİ  
.::SESLİ MUHTASAR ŞEMÂİL-İ ŞERİF TERCÜMESİ
.::VECİZ SÖZLER
.::GÜNDEM VE YORUM
.::ŞUURDAN DAMITMALI ŞİİRLERİM
.::BELGELER
.::HATİM VE CEVŞEN
.::FIKIH - KELÂM - SORULAR
.::HARMAN
.::BİLGİSAYAR NOTLARI VE RESİMLER
.::KÁFİYE VE AVÁMİL
.::SESLİ OKUMALI YAZILAR
.::FEYZANUR VE AYŞEGÜL KARDEŞLER
::TAHLİLLER

MAKALELER


Siteyi Tüm Haliyle İNDİREBİLİRSİNİZ

İÇ GÜDÜ - SEVKİ İLÂHİ   

         İnsanın zihin altına yerleşmiş olan not defteri..gördüğü,duyduğu hatta hissettiği şeylerin depolama sistemi…

            İnsan en çok etkilenen bir varlıktır.Her gördüğü ve işittiği şeylerden hatta bakışlardan önemli çapta etkilenmekte ve bazen bu etki uzun zaman sonra da olsa kendisini göstermektedir.

            Hadisde ‘Her doğan İslam fıtratı üzere doğar’hakikatı bizlere herkesin doğuştan zihin altında,ruhlar aleminde eklenmiş,kendisiyle bir sözleşme yapılmış belge ve bilgi zihnin altında mevcut olarak gönderilmiştir.

            İnsanın etkilenmesinin en uzun süreni ve en kalıcı olanı ve adeta insanı köle haline getireni,korkudur.

            İster başkaları tarafından ve isterse kendisi tarafından zihninin altına yerleşmiş olan o korku sürekli kendisini gölge gibi takip etmektedir.

            Dünya tarihinde zalim olan kimseler sürekli insanların zihinlerinin altına yerleşerek ve kendi korkusunu yerleştirerek onlara olan hakimiyetlerini sürdürmüşlerdir.  

KÖMÜR VE GIDA DAĞITIMI TENKİDİ ÜZERİNE

            Bugünlerde önüne gelen fakir-fukaraya,garib-gurebaya kömür ve gıda dağıtımını ölçüsüzce tenkid etmektedir.

            Önce bir propağanda olarak başlayan bu saldırı,daha sonra bir kısım ve bir kesim sağcı geçinenlerce ,mal bulmul mağribi gibi sahiplenilmeye başlanıldı.

            Bir kasa meyvenin içinde bulunan birkaç bozuk meyveden dolayı kasanın tümü imha edilmez.Akıl ve matıkta,vicdanda böyle bir şeye müsaade etmez.

            Maalesef yanlış birkaç kötü örnek ölçü alınarak,binlerce güzel uygulamanın üstü örtülmeye çalışılmaktadır.

            Kötü emsal olmaz.

            Bir pire için bir yorgan yakılmaz.

KUR’AN-DA VE TEFSİRLERDE YILAN 

“Rivayetlere göre,İblis cennete girmek diler,fakat cennetin bekçisi salmaz,mani olur.Fakat yılan onu ağzına alır ve ağzında içeri sokar.Cennete bu yolla giren iblis,Hz.Ademle Havvaya vesvese vererek,yasak ağaçtan yemelerine ve cennetten kovulmalarına sebeb olur.Bu kötü akibete yılan sebeb olduğu için insanoğlu ile yılan cinsi arasında adavet başlamıştır.”

Bazı Tefsirlerde yılanın ceza olarak isfehana indirildiği ifade edilir.Bunların ise hristiyan ve Yahudi menşeli olduğu da  ifade edilmektedir.

Bu konuda  isabetli tesbitte bulunan Fahreddin-i Razi,bunun hikayeye dayalı olduğunu,pek de değere şayan bir görüş olmadığını da belirtir. 

O’NUN ÂYETLERİNDENDİR…

            Kur’an-ı Kerim-de -Min âyâtihi-   yani O’nun varlığının âyet,alamet ve delillerindendir,diye başlayan âyetler;

"Sizi topraktan yaratması, O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra bir de gördünüz ki siz beşer olmuş (çoğalıp) yayılıyorsunuz."

YOKSA…YOKSA…

      Yoksa ifadesi Kur’an-ı Kerim-de meal olarak 132 yerde geçmektedir.

      “Sen öğüt vermeye devam et. Rabbinin sana verdiği peygamberlik nimeti hakkı için, sen ne bir kâhinsin, ne de bir mecnun. Yoksa onlar "O bir şâirdir; biz onun başına gelecek felâketi bekliyoruz" mu diyorlar? Sen "Bekleye durun," de. "Ben de sizinle beraber bekliyorum." Onlar akıllarını kullanarak mı bunu söylüyorlar, yoksa onlar sırf bir azgınlar gürûhu mudur? � 

ALEVİLİK AÇILIMI 

Eğer Hz.Aliyi sevmek,onun yolunda gitmek ve onu İslamiyetle eş değerde değerlendirmek ise;

            Onun yaşadığı ve kendisi için hayatını ortaya koyduğu dine bîgane kalmak ve Din derslerinin kaldırılmasını istemek samimilik midir?

            Ve onu kaldırırken onun yerine ne konulacak,konulacak bir şey yokken onları boşluğa itmek,onları koruduğunu iddia etmek samimilik midir?

            Yoksa onun boşluğunu ehli sünnete düşmanlık ile doldurmak hizmette samimilik midir?

            Alisiz Alevilik veya İslamiyetsiz bir Ali ve Alevilik ile,adeta Hz.Alinin ruhunu çıkarıp, bedenini alet etmek samimilik midir? 

DARISI ORDUNUN BAŞINA!!! 

CHP’nin geçte olsa kafası çalıştı.Artık askeri garnizonlara da alınmalarını teklif ediyor,parti genel merkezinde mescid açıyor.

Acaba kapalı olan askeriyede böyle bir açılım içerisine girer mi?

Artık gittikçe sesli olarak bu haksızlık ve darlık,bağnazlıklar seslendirilmektedir.Elbette bu seslere sağır kalınamaz.Herkesi arşivleyen askerler acaba bu haberlerin de arşivini yapıp,düşünüyor mu?;

- İŞTE VATAN SAĞOLSUN DEMEYECEĞİM DİYEN BİR ŞEHİT ANASI DAHA DAHA!

Dağlıca baskını hakkında şok iddia

YALANIN BEDELİ  

Eskiler şakaya latife derlerdi.Latifede bir incelik vardı,incelik aranır,inciler aranırdı.Şimdilerde latifenin yerini şakalar aldı.Şakalar ise en orta versiyonu ile,eşek veya işlek şakası olarak sunulmakta.Bir kaç dakikalık gülme uğruna vereceği zarar hesap edilmemektedir.Efendimizin;Hz.Âişeye; ‘seni devenin yavrusuna bindireceğim.’demesi içerisinde,her deve annesinin yavrusudur.Hangi durumda olursa olsun.

 Veya yaşlı bir kadına;Yaşlılar cennete girecek mi?diye soran kadına;

-Hayır,cevabını verir.

Kadının bu duruma üzülmesi üzerine,

-Yani yaşlı olarak girmeyecek,genç olarak girecektir,buyurur.

  Anlatacağımız olay gerçek hayatta yaşanmış bir olaydır. 

SAPTIRILAN HEDEFLER 

Bir asırdır yanlış hedefe sıkılan kurşunlar,alış verişte yanlış yapılan hesaplar bizi şu anki iflasa getirdi.

İslam gitmiş,Kur’an yasaklanmış,iman esasları ateizm ve kominizmle tehlikeye girmişken insana ve inancına değil,devlete talib olundu.Bu gün o devlete talib olanlar ateist ve koministlerle beraber olup,dün mücahitlik adına,bugün ise Ergenekon adına ortaklık kurularak bir devre iflasla kapatıldı.

Milletin imanına ve inancına talib olmayanlar,dünyaya,makama,sevda! ya talib oldular..Mevlâ unutuldu..çünkü dava hayali süslüyordu..hakikattan uzaktı.

Akidesini kaybetmiş bir toplumun takvasıyla değil fetvasıyla meşgul olundu.Akıl ve mantık değil,hisler konuşuldu,konuşturuldu.

Aslında pek konuşmak istemiyor ve de pek gündeme getirmek istemiyordum.Zira hep aynı kısır döngü üzerinde gidip gelinmekte tıpkı;’Bizim oğlan bina okur,döner döner yine okur.”                   

TAZİYENÂME 

*” Dünya bir köprüdür, üzerinden geçiniz, (fakat) onarıp mâmur hale getirmeyiniz.”[1] 

*“Ölmek için tevellüd edip dünyaya gelirsiniz; harap olmak için binalar yapıyorsunuz”[2 

*” Dünya âhiret ehline haramdır, âhiret de dünya ehline haramdır,Hem dünya hem âhiret ise Allah ehline haramdır.”[3 

*Bozulma,süfli şeyler ve yerler içindir.Ahirette yani cennette bu durum yoktur.Çünkü orada her şey ve heryer ulvidir. 

            Bayramın üçüncü günü iki düşündürücü ve öğüt verici taziye de bulundum. 

            Bir meslektaşımın bayramın ikinci günü tebrikleşmek üzere evine gittiğimde evinde yoktu.Bir gün sonra annesinin vefat ettiğini duyduğumda hemen taziyeye gittim.Bana anlatılanlarla beraber düşündürdükleri şunlardı;                                                                                        

NAZAR HAKTIR 

            Âyette:” O inkar edenler zikri (Kur'an'ı) duyduklarında neredeyse gözleriyle seni devireceklerdi. (Hala senin hakkında): "O bir delidir" diyorlar.
Oysa o (Kur'an) ancak alemler için bir öğüttür.”

Âyetin nüzulü sebebi olarak;

“Kelbî der ki: Kâfirler Hz. Peygamber (sa)'e göz değdirmeye çalıştılar. On­lardan bir adam vardı ki iki veya üç gün bir şey yemez, sonra abasının bir köşe­sini kaldırır, yoldan geçen develere, davara bakar. Bir deve hakkında: "Bu güne kadar bundan daha güzel bir deve görmedim"; bir koyun hakkında: "Bugüne kadar bundan güzel koyun görmedim." der ve o hayvan çok gitmeden yere dü­şer ölürmüş." İşte kâfirler bu adamın Hz. Peygamber (sa)'e nazar etmesini iste­mişler, o da bu isteğe muvafakat etmiş. Ancak Allah Tealâ, Rasûlü'nü o adamın göz değmesinden koruyup kendisine bu âyet-i kerimeyi indirmiş.”   

ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ,SOLUN SAĞ KOLUDUR 

1970 yıllarında solun Türkiyeyi rusyaya bağlama,kominizm ve sosyalizmi uygulama,Türkiyeyi rusyaya bağlayarak tamamen Rus yanlısı ve zihniyeti bir uygulama,terör,kan dökme,yakma ve yıkma faaliyetlerinin içinde aktif olarak rol oynadılar.

Bunlar unutulmadı ve bunları yapanlar gayet az kimseler değil,sürülerce idi.

Peki 1980 ihtilali sonrası bunlar ne oldu?

Yerin dibine girmediler her halde?

Bu yanlış düşünceden vazgeçme olgunluğunu gösterip,alet olarak kullanıldığını anlayarak vaz geçenler bir olgunluk göstermiş oldular.

Bir kısmı sefahete daldı,fikir babalığından göbek altı senaryolarına yöneldiler.

Bir kısmı şöhreti seçti..bir kısmı zengin oldu..zahiren dağılmış gibi idiler.

Ancak sol bitmedi ve kaybolmadı..boşluk bulduğu anda başını çıkardı ve de çıkarmaktadır.Damar nüksetmektedir. 

*Bu da ta bir asır öncesinin faaliyetleri olarak kendisini göstermektedir. 

İÇ  AYAR 

            İnsanlar yaratılıştan iç ayarı yapılmış olarak dünyaya gönderilirler.Tıpkı Tüm ayar ve proğramlarıyla donatılmış olarak düzenlenen bir bilgisayar gibi.

            Fabrika çıkışlı bilgisayar,denetimden geçirilmiş,çalışır halde olarak sunulur.

            Hadisde;’Her doğan islâm fıtratı üzere doğar.Ancak daha sonra annesi babası hristiyan Yahudi veya Mecusi ise onu da öyle yapar’

            Allah her bir insanı,insan ve Müslüman sıfat ve proğramı içerisinde dünyaya gönderir.

            Zamanla proğram eklenen veya çıkarılan veyahut da virüs kapan bir bilgisayar için iki yöntem uygulanır;

            Biri;Tekrar o bilgisayarı Donatılardan ‘Sistem geri  yükleme’ile ilk veya en sağlıklı kullanılabilir ayarlarına dönmekle,

            Diğeri ise,bu durumda çözüme kavuşmuyorsa,biraz daha sert tedbirler ile Format atmak yoluyla,aslına döndürebiliriz.

FETTAHİYYET HAKİKATI VE SIRRI 

            Fettah;Arapça gramer olarak, Mübalağalı ismi faildir.

            Çok çok,çok-ca açan,fetheden anlamınadır.Açılımları gerçekleştiren.Her şey açan,maddi manevi fetheden…

            Fettahiyyet diğer isimlerin de tecellisiyle beraber tezahür eder.Yani her şeye layık bir suret açar.

            Arslana verdiği kafa ve pençe ile, kediye verdiği kafa ve el bir birine mütenasib bir açılım gösterirler.

            Kabağın yapraklarının açılımı ile,gülün yapraklarının açılımı farklı farklıdır.

            Allah bilerek açar ve bildiği gibi açar.

            Bu açılımlarda mükemmellik vardır.Eksiklik ve kusur söz konusu değildir.Her şey mükemmel olarak açar ve açılır.

            Besmelenin tüm açılımların ve başlangıçların başı ve ilki olmasındaki sır;Allah adı ve müsaadesiyle olan açılımların mükemmel olmasındandır.O’nun irade ve takdiri ile olan açılım,memnun olunacak bir açılımdır.

            Önce insanın ve onun duygularının fethinden başlayalım.   

KOCAMAN ÖMRÜ HEBA ETTİK 

            60 küsur sene ömrü boşu boşuna geçirmişti.Geriye baktığında kendisini memnun edip yüzünü güldürecek bir şeyi yoktu.

            Gelmesiyle gitmesi arasında pek bir fark olmadığı gibi,doğuştan getirdiği güzellikleri de kaybetmiş,sermayeyi tüketmişti.

            Şimdi ise yaşı hayli ilerlemiş belki de ölüm meleğinin etrafında gezdiğini hissediyordu.

            Dünyada kimseyi pek memnun etmediği gibi,ahrette de memnun olacağı ve memnun edeceği bir şeyi de yoktu.

            Bu düşüncelerle yatağından doğruldu.Elbisesini ve çorabını giydi.

            Gitmekle gitmemek arasında bir anlık bir düşünceden sonra yılların yorgunluğunu ve kaybedilen yılların yükünü hafifletmek amacıyla sırt üstü bir uzandı.

            Uzanış bu uzanıştı.Bir daha da kalkamadı,belki de onca yükün altında kalmış kalkamamıştı.

            Kolay mıydı boşa geçen yılların yükünün altında ezilmemek!   

OHH BE ! İYİ Kİ OKULLAR AÇILDI 

            Eğitimsizlik ve cehalet ölüme denktir.. bir yandan ince bir zar,bir yandan da kâinat çapında doğuş ile ölüş arasındaki fark gibidir.

            Eğitimsiz ve cahil insan için; yaşamakla  yaşamamak arasında bir fark yoktur.

            Eğitim fıtrata uygun ve fıtri olmalıdır. Aksi takdirde oldurayım derken öldürebilir.

            Fıtri olmayan,kişinin kabiliyetine uygun  olmayan karma eğitim cahilliği götürür, eşeklik baki kalır.Diplomalı cahil bir toplum yetiştirilmiş olur.

            Eğitim kişiye bir kemal ve kişilik vermelidir.Kişilik vermeyen eğitimin kişiliği de yok demektir.

            Eğitim olsun diye herkesi okullara yığmak ve bu insanların farklılığını gözetmemek,  Kur’anın ifadesiyle kitap yüklü eşek misalidir.

            Aynı zamanda devlete yük,öğretmene eziyet,öğrenciye de yılların kaybı kalmış olur.

            Eğer bir devlette okullarla beraber hapishanelerde eş değerde açılıyorsa,o eğitimde sakatlık var demektir.

            Suç oranlarında da artma söz konusu ise,o eğitim ya kör yada topal ya da hem kör hem de topal demektir.

            Öğrencinin iki önemli duygusu olan aklı ile kalbi beraber götürülmeli ve tatmin edilmelidir.         

“ HRİSTİYANLIKTA MANASTIR HAYATI “ 

             Prof Mehmet Çelik Hocanın bu konuda yapmış olduğu genişçe konuşma ve açıklamasında ve onların içerisinde 5 yıl kalıp müşahede eden ve yıllarca araştırıp okuyan  bir insan olarak tecrübe,müşahede ve araştırmalarını sizlere şöylece özetlemekteyiz:           

            * Hz.isa tamamen materyalistlerle mücadele etmiştir.Şöyle ki;

            Hac ibadetini yapan bir hristiyan yine onların koyduğu bir uygulama geleneği olarak sonunda kurban kesmesi gerekmektedir.Ancak bu kurbanı mutlaka ve mutlaka kiliseden alması gerekmektedir.Dışarıda elli ise onlarda beş yüze satılmaktadır aksi takdirde kabul edilmemektedir.Almaya mecbur bırakılır.

            Böyle bir hakimiyet söz konusudur.madde ön plana çıkmaktadır.Hz.İsa bunlarla mücadele etmiştir. 

            *Hz.İsanın doğumundan sonra Hz.Meryem  Dülger Yusufla evlenir,ondan bir çok çocuğu olur ve onların en büyüğü de Yakuptur.         

SAĞ DUYUSUZ,SOL ZİHNİYET 

            Türkiyeyi bir asırdan fazladır kısır bırakan düşünce,sol düşüncedir.Sol düşüncenin yapısında mutlak hürriyet,mutlak serbestilik,mutlak yaşayışla beraber,kendisi gibi olmayanları tamamen hayattan silme zihniyet ve uygulaması mevcuttur.

            Dünyadaki sol zihniyeti değerlendirmekte bir derece esnek davranılabilir ancak Türkiyedeki sol zihniyet kimliğini yitirmiş,kendini,değerlerini,tarihini unutmakla kalmayıp ona düşman olan bir sol zihniyet.

            Manevi değerleri kaldırmakla kalmayıp,yok olması,dünyadan çıkarılması için her türlü cehalet ve zulmü reva gören bir zihniyettir.

            Maneviyattan mahrum olan sol zihniyet,maddiyatı da başarmış değildir.Şu zamanın sadece teknolojisinde bile fersah fersah geride kalan zihniyet,sol zihniyettir.

            Sol zihniyet sağ duyudan yoksun,solu duyusuz ve duygusuz olarak kullanan bir zihniyettir. 

TÜKÜRÜN DARBECİLERİN HAYASIZ YÜZÜNE,TÜKÜRÜN…

             Evet tükürün o darbecilerin hayasız yüzlerine.. olmayan haysiyet, şahsiyetlerine…

            Milletin hakimiyetini kendi kısır ellerinde tutup, milleti kısır bırakan o zalimlere…

            Her türlü gayrı meşru yola girip,bir asırdır milleti gayrı meşru yollara sevkedenlere…

            Kardeşi kardeşe vurduranlara..meçhul cinayetlere girenlere..pkk-yı besleyenlere..toplumu bölenlere..uyuşturucu,silah gibi bir çok pis işlere giren ve girdirenlere..yönetimi,askeriyeyi,üniversiteleri,adaleti kendi pis emellerine alet edenlere…

            Milletin manevi dünyasını kapatıp,her iki hayatı kaybettirenlerin haysiyetsiz,şahsiyetsiz,şerefsiz yüzlerine tükürün…       

SANAL GÜNAH 

            Asır değişti günahın adı ve boyutu da değişti.

            Evelden günahlar sınırlı ve kısıtlı idi.Adeta özel gayret göstermek gerekti.Şimdi ise günahtan kaçarken,günahlara tutulmaktayız.

            Günah aslında herkesin kendisine aid olan sınırını aşması,bir başkasının hakkına ve hududuna geçmesidir.Bu hak ve hudud bazen insani,bazen ilahi haklardır.

            Şimdilerde bir günah işleyene bir olarak kalmamakta adeta katlanarak artmaktadır.

            Elbette günahlar sevablarla orantılıdır.Sevablarda bire bir olarak kalmamakta,üzeriyle katlanarak artmaktadır.

            İletişim dünyası ve özellikle internete taşınan ortam dünyayı kendi odanıza getirmekte,sizin tüm dünyayı gezib kazanmanıza veya kaybetmenize gerek kalmamaktadır.        

ABDULLATİF ŞENER VE DURSUN ÇAVUŞ 

            Memleketimizde hatırlanılınca tebessüm edilen bir maskotumuz var;Dursun Çavuş.

            Ama en azından hatırlanılınca rahmet okutulmaktadır.Çünkü Postaneden emekli olduğunda bir kısmını caminin yapılmasına vermişti.

            Acaba Şener’de onun gibi anılacak ve Fatiha gönderilecek mi?

            Bu zat emekli olduktan sonra;-Her insan aklı miktarınca mecnundur.-kuralı gereği,biraz mecnunluk sahibi idi.

            Emekli parasının geri kalanıyla Belediye Başkanlığı adaylığı için harcamada bulundu.

            Bu zat Şanlıurfa’dan deve getirttirerek,kılınç kullanıp çarşıda gezmeye ve arkasından bir çok özellikle genç ve çocuklar takibe başlayıp,Dursun Çavuş’u alkışladılar.

            Propağanda iyi gidiyordu.Bunca alkışların yarısı oy olarak dönse, kazanmaması için hiçbir sebeb yoktu.

            Akşamları fırına yemek verip,gençlere davetler vererek oy kazanmaya devam ediyor,vaadler ve alkışlar gün be gün artış gösteriyordu.

TÜRKİYEDE TAŞLAR YERİNDEN OYNATILIYOR 

            Taşlar yerinden oynatılmazsa,hiçbir şey yerine oynamaz.

            Türkiyede bir asra yakın zamandır hep rejim korkusu ve muhafazasıyla insanlar sindirildi,maddi-manevi kısır bırakılarak kabuğuna hapsedildi.

            Ne gariptir ki;bugün bir yandan bu sindirme hareketini başlatanlar adalet tarafından sorgulanmaya başlarken,sorgulayanlar da adaletin diğer ucu tarafından sorgulanmaktadırlar.

            Ergenekon Terör örgütü;sağda-solda, alevi-sünni,asker-pkk,terör-faili meçhul cinayetler,darbeler-vs,medya-hukuk-üniversite-asker dörtlüsünü kullanarak tüm bu kirli işlerini onlarca yıldır sürdürdü.

            Kilise buna ocağını açtı,Abd-Rusya-Almanya bunu destekledi.

            30 yıldır pkk belası bunlar tarafından cephe dışında yıkıcı faaliyetleri için sürdürüldü.

            En önemlisi de bu kirli işlerini sürdürmek için halk maneviyattan uzaklaştırıldı,yakınlaşması engellendi.Adeta iman-küfür mücadelesi şeklinde değişik kamuflajlarla kendisini sürdürdü.    Mesela;                          

      HAFIZANIN RESETLENMESİ Hafızanın resetlenmesi;hafıza kartının ve hard-diskinin içerisinde bulunan tüm bilgilerin veya seçici olarak hepsinin tüm ana hard-disk olan levhi mahfuza aktarımı yapıldıktan sonra lüzumlu olanların bırakılarak,lüzumsuz olanların cehennem çöplüğüne ve geri dönüşüm kutusuna aktarılarak,oradan da cehennemin ana hard-diski olan yokluk çöplüğüne devredilmesidir.

Bizler şehadet alemi olan şu varlık alemine çıkışın ilk basamağı olan anne karnındaki olayları yaşadığımız halde hatırlamamaktayız.Ancak bizim dışımızda birilerinin bizim haberimiz olmadan yapmış olduğu kayıtlardan bilgi sahibi olabilmekte ve yaşadığımız o durumlara hayret etmekteyiz.

          Biraz daha gerisi olan Ruhlar Aleminden sınırlı kimseler haberdar olup,hepsine yakın bir çok kimse o ruhlar aleminden ve orada cereyan eden olaylardan ve o topluluğun oradaki soru-cevap faslındaki konuşmalardan haberi olmamaktadır.

          Hz.Ali ve onun gibi çok az bir kısım alimler oradaki maceraları hatırlamakta ve kişileri de tanımaktadırlar.

DOĞUM GÜNÜ HEDİYESİ

      Hakim Beyin çoktan beridir çocuğu olmuyordu. Ailesi de kendisi de bu konuda çok üzülüyorlardı. Kendilerini adeta meyvesiz bir ağaç gibi görüyorlar, üzülüyorlardı.

            Öyle ki;Niye evlendik ki?bile deyip,muhasebeye dalıyorlardı.

            Akşam eve gidecek,eşinin üzüntülü simasıyla her zamanki gibi yine karşılaşacak,kucağına atlayıpta ‘Babacığım’diyen bir çocuğuyla karşılaşamayacaklardı.

            Bazen arkadaşları çocuklarının durumlarıyla ilgili olarak konuşurlar,anlattıkları yaramazlıkları bile hoşuna giderdi.

            Hele bir olsun,ona camı bile kırdıracağım,sırtıma alıp gezdireceğim. Kimseye de içini dökemiyor,içinde saklıyordu.      

            FERDİYYET-VAHİDİYET-EHADİYET 

            Bir,tek,yekta,eşsiz,tek ve bir,iki ve ikincisiz bir tek olan,müstakilli bizzat..bizzat müstakil,istiklal ve hakimiyet sahibi.

            İki tane sonsuz düşünülemez..biri birisini sonlandıracaktır..son olan yok ve fani olmaya mahkumdur.

            Ferdiyet sahibi ikinci bir teki,ferdi kabul etmez.Sonsuzlukta tek olup,bir başkasının kendisini sonlandırmasını kabul etmeyendir.

            Ferdiyette nihayetsiz kemal vardır..gölge ve zgölgeliliği kabul etmez.

            Ferdiyet halikiyet,uluhiyet,rububiyet gibi bütün sıfatlarda başkasının müdahalesini reddeder.

            “İnnallahe vitrun,yuhibbul vitre.”’Muhakkak ki Allah tektir,teki sever.”

            Ferdiyet vahidiyet ve ehadiyetle kaimdir.

            Bu isme mazhar olan şahsiyetlerde Allahın izniyle eşsiz ve tek başına büyük şahsiyetlerdir.Başkasının tasarrufu altına girmezler.       

40 YIL SONRA 68  KUŞAĞI

             68 kuşağını iki katagoride ele alarak ne bütün bütün reddetmeli ve ne de bütün bütün kabul etmelidir.

            68 kuşağını kimlerin oluşturduğuna ve bu zamana kadar neler yaptıklarına veya neler yapmadıklarına bakmalıdır.

            1.Tanzimatla beraber batıya bağımlı kalarak,batının sefahetini alıp,Osmanlıyı devirmeye kalkan sözde aydınlar bin yıllık birikimi ortadan kaldırmış ve yerine ikame edecek bir şeyler bulamadıklarından ortalık haremzadelere kalmıştır.Ondan sonra tüm dağılmalar ve çözülmeler baş göstermiştir..........Osmanlının yerine ikame edilen Türkiyenin devamında da 68 kuşağı Tanzimatçıların yerine oturmuş oldu.Tanzimatçıların yüzü batıya iken,68 kuşağının yüzü kuzeye çevrildi.       

ALİ BARDAKOĞLU’NUN ÇIKIŞI 

DİB Ali Bardakoğlu aykırı görüşleriyle gündeme gelmeyi seven ve düşünen birisidir.Bunu baştan söylemiştim ve bundan sonra da devam edecektir.

Dinin topluma uydurulması ayrı şeydir,toplumun dine uydurulması ayrı şeylerdir.Hristiyanlık gibi tahrif edilmiş olan bir dinde reform ve değişiklikler söz konusu olabilir ancak âyette belirtilen:” İşte bugün dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak müslümanlığa razı oldum.”[1] Dinin ikmal edilmiş olması,onun yeniden ikmale değil,sağlıklı yönlendirme,anlatım ve kullanımına yönelik olmalıdır.

KEFFARET  ÖLÜMÜ       

      Kaffaret;kasıtlı olarak yapılmaması gerekirken yapılan veya yapılmayan,yapılamayan bir ibadetten dolayı ödenen bedeldir.

            Kefaret bir cezadan ziyade,yanlışın silinmesidir.

            Dinde ceza,verilen azab,eziyet ve sıkıntıdan ziyade,amelin cinsinden olan bir şeyle yanlışın silinmesidir.

            Şerrin defedilmesiyle,hayrın celbi esastır.

            Keffaret,ya bir köle azad etmek,para vermek,üç gün oruç tutmak veya da tam bir samimi tövbe ile mukabelede bulunmaktır.

            Kasıtlı olarak oruçlu olduğu halde bir kimse orucunu bozduğu zaman,atmış gün ceza,bir günde kaza olmak üzere keffareten oruç tutar.

            Keffaretüz zünub olmadığı takdirde,kessaretüz zünub olur.Yani günahlar tevbe veya mukabili bir bedelle ödenmezse,borçlar birikir ve çoğalmış olur.

            *Köyün birinde.........           

DÜNYADA VE TÜRKİYEDE CIA-NIN ETKİSİ

 CIA, 1947 Ulusal Güvenlik Yasası ile kuruldu.

CIA kuruluşundan itibaren Türkiye'de o zamanki adı ile Milli Amale Hizmet (MAH) veya "Milli Emniyet" diye bilinen MİT'le ve polis teşkilatıyla iç içe çalıştı. MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün merkezlerine hükmetti. Para verdi, eleman yetiştirdi, bütün dosyalarına uzandı, para karşılığı operasyon sipariş etti, köstebek yerleştirdi. Bu ilişki artarak sürüyor.

CIA'nın Türkiye'de halka karşı önemli faaliyetlerinden biri, 1951 Türkiye Komünist Partisi (TKP) tutuklaması oldu. Kurtuluş Savaşı'nın ateşi içinde doğan Türkiye'deki Komünist Hareket işgal yıllarında bile faaliyetini yürütmüştü. Ancak CIA'nın yönlendirmesinde yürütülen 1951 tutuklamalarıyla, işçi sınıfı devrimciliğinin örgütlü mücadelesi kesintiye uğratılabildi.       DEVAMI                                                                                   

SAKATLIK KADER MİDİR ?

            Evvela kader;Allah’ın olmuş,olmakta ve de olacak olan her şeyi önceden bilmesi ve yazması demektir.

            Kaderin olacakları bilmesi bir eksiklik değil,bilmemesi bir eksikliktir.

            Kader ilimdir.Bilmek ayrı,yapmak ayrıdır.

            Bilmek Allah’a bakar,yapmak fiili ise insana bakmaktadır.

            Bazı şeyler vardır ki;onlardan elbette sorumlu tutulmamaktayız;

            Nerede,nasıl dünyaya geleceğimiz,renk ve ırkımız,boyumuz,anne-babamız gibi doğrudan irademize taalluk etmeyen hususlarda sorumlu tutulmamaktayız.

            İrademizle ilgili konular ise;bunlarda ya bizden ya da ailemizden hatta çok geçmişlerden süre gelen bir durumdan da kaynaklanabilir.

            Unutulmamalıdır ki;bizler bu dünyaya bir imtihan için geldik.İmtihan gereği farklı pozisyonlar bizlere yüklenmektedir.                 

EĞİTİMDE HARCAYANLAR VE HARCANANLAR               

            Gerek İmamet görevine ve gerekse de Öğretmenlik görevine başlayışımda ilk problemi idarecilerle yaşadım.

            *1978 yılında İmam-Hatiblik görevini bitirmiştim.Âilemin ekonomik durumunun kritik olması beni bir an evvel katkıda bulunmaya sevk etti.

            Aynı yıl Müftülük 12 kişilik imamet kadrosu açmıştı.Müracaatlar ise altmış küsur idi.İmtihana girenler içerisinde Hafızlar ve müezzinlikten imamlığa geçenlerde vardı.Ya nasib diyerek bir şeyler yapmam gerektiğine inanarak hazırlıklara başladım.

            İki imtihan yapılmıştı.Heyecanla neticeleri beklemeye başladım.Ve nihayet;

            Kazanan 12 kişi içerisinde isim sırasına göre 11. sırada bulunuyordum.12.sıradan sonra da bir yedek vardı.       

TOPLUMUN AÇILIMI GÜL GİBİ OLMALI

        Aslında Çimeli köyü Türkiyenin genelinin küçük bir örneğidir.Kimse yaşantısından memnun değildir..herkes şikayetçidir..ta ki Adil hocaya köye imam olarak gelinceye kadar.

            Köye geleli birkaç ay olmuştur.Köyün gençleriyle ilgilenir,gün be gün değişiklik kendisini fark ettirmektedir.Köylüde bunun farkındadır.

            Hoca bir gün camide namazı kıldırmış dışarı çıkar.Bir kadın belikli kucağında bir şeyler var ki eteğine koymuş hocayı beklemektedir.

            Hocaya;Evladım al bu erikleri,annenin südü gibi sana helal olsun.Biz şimdiye kadar doğru dürüst bir erik yiyemedik.Sıpalardan bir türlü sıra gelmedi.Daha olmadan çocuklar bahçeye girer,eriklerin olmasını beklemeden koparırlardı.İlk olarak bu sene ağaçlarda erikler kaldı,bir teşekkür olarak bunları sana getirdim,der.

            Hocada o yaşlı teyzeye;bunları yarın torununa vererek camiye getirmesini söyler.

Dikab.ComDin Dersi Sunuları!
ÖĞRENCİ NOT TAKİBİ

!

               http://www.tesbitler.com/

 



tesbitler.com


.:: ORİJİNAL TESBİTLER
.:: HAKİKAT PINARI
.:: HAFTALIK HİKAYELER
.:: İKTİBASLAR
.:: KUR'AN-I KERİM
.:: VEHHABİLİK
.:: İLGİNÇ HABERLER
.:: İSLAMİ HAT VE LİNKLER
.:: HAKKIMIZDA
.:: HAFTALIK MAKALELER
.:: SORULAR/CEVABLAR
.::RÜYALARIMIZDA  RASÛLULLAH  VE BEDİÜZZAMAN
.:: SİTEYİ TAMAMEN İNDİR
.:: AKILLI HAMDİ
.::İLAHİLER/ŞİİRLER            
.::RADYO SOHBETLERİ    
.::DÜŞÜNDÜREN OLAYLAR
.:: İKTİBASLAR
.:: KUTLUDOĞUM
.:: İsrail ve ABD askerlerinin Zulmü
.:: SESLİ RİSALE-İ NURLAR
.:: MP3 SESLİ RİSALE-İ NURLAR
.:: LİNKLER
.:: EY OĞUL
.:: NAMAZ VAKİTLERİ

Din Kültürü Planlar-Zümre-Etkinlikler