Namazla İlgili Bazı Ayrıntılar PDF Yazdır e-Posta
Mehmet ÖZÇELİK tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 13 Temmuz 2011 07:16

Namazla İlgili Bazı Ayrıntılar

Bu yazıda namazla ilgili olarak gözden kaçma ihtimali bulunan dokuz konu değerlendirilecektir.

1.Zamanında eda edemediğimiz farz bir namazı kaza edeceğimiz zaman niçin ezan okumalıyız?

Zamanında eda edemediğimiz vakit namazlarından birini kaza edeceğimiz zaman önce ezan okumalıyız. Çünkü ezan vaktin değil, namazın sünnetidir. Ezan okunmadan kılınan farz namazın bir sünneti, yerine getirilmemiş olur. Kamet getirmek nasıl sünnet ise, ezan okumak da onun gibi sünnettir. Bir namazın vakti geldiğinde, müezzin ezan okuyarak hem söz konusu namazın vaktinin geldiğini bildirmiş olur, hem de o vaktin namazını kılacaklara vekâleten ezan okuma sünnetini yerine getirmiş olur. Bir vakit namaz, zamanında eda edilemediğinden kazaya kalırsa, o vaktin ezanı ve kameti de kazaya kalmış olur.

2.Ezan okunmayan bir yerde, namazını vaktinde kılacak olan kişinin ezan okumazı gerekir mi?

Bir mükellef (sorumlu); vakit namazını, vakti içinde, ezan okunmayan bir bölgede eda edecekse, ezan okumanın namazın sünneti olduğunu göz önünde bulundurarak, namaza başlamadan önce ezan okumalıdır. Böyle bir durumda yüksek bir yere çıkarak sesli bir şekilde ezan okuması gerekmez, namaz kılacağı yerde, kendi duyacağı şekilde okuması yeterlidir. Kazaya kalan namazlar için de, okuma şekli böyledir.

3.İmsak saati başladıktan sonra, henüz ezan okunmadan, isteyen kişi sabah namazını kılabilir mi?

Bütün Türkiye’de sabah namazının ezanı, Ramazan ayı hariç, güneşin doğmasına bir saat kala okunur; ancak imsak saati bundan 40–50 dakika öce başlar. Yolculuğa çıkacak olan veya mesaiye gitmeden önce biraz daha uyumak isteyen ve benzeri mazeretleri olan kişi, namaz vaktinin girmesinden hareketle, henüz ezan okunmadan namaz kılabilir; fakat bunun için ezanı kendisinin okuması gerekir. Yalnız şu hususta da dikkatli ve temkinli olmakta yarar vardır: Türkiye’de imsak saati biraz tartışmalı olduğundan, sabah namazını imsak saatinden on beş dakika kadar sonra kılmak daha iyi olur. Ramazan ayında imsak saati ile birlikte ezan okunmaktadır. Ezanın okunması birkaç dakika sürer, eğer namazımızı erken kılmak istiyorsak, ezandan on-on iki dakika sonra kılmamız ihtiyatlı bir davranış olur.

4.Sabah namazı dışındaki vakit namazlarında ezan okunmaya başlar başlamaz, o vaktin namazını kılmaya başlayabilir miyiz?

Vakit namazını kılmaya başlamak için, ezanın bitmesini beklemeliyiz; değilse ezana sadece vaktin geldiğini bildiren çalar saat muamelesi yapmış oluruz. Ezan bize hem namaz vaktinin başladığını bildirir hem de ilgili vaktin namazına ait bir sünnettir, ayrıca ezanı bitinceye kadar dinlemek de sünnettir. Doğru olan, namaza başlamak için hem ezanın bitmesini beklemek hem de ezanı ciddiyetle dinlemektir.

5.Çocukların ezan okuyup kamet getirmeleri caiz midir?

Hem ezan hem de kamet namazın sünnetlerindendir. Namaz vakti geldiğinde ezan okuyacak kişinin, cemaatle namaza başlanacağı zaman ise kamet getirecek şahsın yetişkin (baliğ) olması gerekir. Çünkü bu durumlarda ezan okuyan ve kamet getiren kişi, bu işi hem kendi adına hem de namaz kılmakla mükellef olan ve namaz kılacak olan kişilere vekâleten yapar. Bir çocuk, namaza ait bir sünneti yerine getirmek üzere yetişkinlerin vekâletini alma yetkisine sahip değildir. Çocuk yaştakiler, müezzinliğin ezan ve kamet dışındaki bölümlerini yapabilirler.

6.Cemaatle kılınan farzı kaçırmamak için öğle namazının ilk sünnetini farzdan önce kılamayan kişi, bu sünneti farzdan sonra eda edebildiği halde, aynı şartlarda sabah namazının farzını kılan kişi, neden bu namazın sünnetini farzdan sonra kılamaz?

Sorudan da anlaşıldığı gibi; cemaatle kılınan farzı kaçırmamak için öğle namazının ilk sünnetini farzdan önce kılamayan kişi, farzdan sonra bu sünneti eda edebildiği halde, aynı şartlarda sabah namazının farzını kılan kişi, bu namazın sünnetini farzından sonra kılamaz. Çünkü sabah namazının farzı kılındıktan sonra,  kerahet vakti başlamış olur; yani bu saatten güneş doğuncaya kadar nafile namaz kılmak tenzihen mekruhtur. Bu sebeple sabah namazının farzını kılan kişi, ardından sabah namazının sünnetini veya bir başka nafile namazı kılmaz. Öğle namazından sonra kerahet vakti başlamadığından, öğle namazının kılınamayan ilk sünneti farzından sonra da kılınabilir.

Bu noktada, aynı şartlarda kılınamayan ikindi namazının sünneti ile yatsı namazının ilk sünnetinin de farzlarından sonra kılınıp kılınamayacağına açıklık getirmek gerekir:

İkindi namazının farzı kılındıktan sonra, nafile namazlar için kerahet vakti başladığından, ikindinin sünneti farzından sonra kılınmaz. Bu anlamda yatsı namazının ilk sünnetinin durumu ise öğle namazı gibidir. Cemaate yetişmek için yatsı namazının ilk sünnetini farzından önce kılamayan kişi, anılan sünneti, farzdan sora kılabilir.

Bu konuda daha çok sabah namazının sünneti ile öğle namazının sünnetinden bahsedilip ikindi ile yatsının sünnetlerinden bahsedilmemesinin sebebi, bunların gayr-ı müekked sünnet oluşlarıdır. Hâlbuki gayr-ı müekkede olsa da, isteyen kişinin bu sünnetleri eda edip sevaplarından yararlanma imkânı vardır.

7.Sabah namazını vaktinde kılamayıp aynı gün güneş doğduktan sonra kuşluk vaktinde kaza eden kişinin sünneti ile birlikte kılabilmesinin sebebi nedir?

Sabah namazını vaktinde kılamayıp aynı gün güneş doğduktan kırk beş dakika sonradan başlayarak, güneş tepeye (istiva vaktine) gelinceye kadar kaza eden kişi, bu namazın sünnetini de kılar. Buna, “edaya benzeyen kaza” denir. Bu, bir kaza olduğu halde, sünnetinin kılınma sebebi, araya başka bir vakit namazın girmiş olmamasıdır. Araya yeni bir vakit girdikten sonra önceki vaktin sünneti kılınmaz.

8-Cemaatle namaza ara rekâtlardan birinde kavuşan kişi (mesbûk), imam selam verdikten sonra zammı sure (ek sure) okuma ve oturma düzenini nasıl devam ettirir? 

Cemaatle namaza ara rekâtlardan birinde kavuşan kişi (mesbûk), imam selam verdikten sonra zammı sure (ek sure) okuma düzeni itibarıyla ilk rekâtları kılmamış gibi, oturma düzeni itibarıyla ise son rekâtları kılmamış gibi hareket eder.

Bu durumu iki örnek üzerinde inceleyelim:

a)Cemaatle kılınmakta olan akşam namazının ikinci rekâtına kavuşan kişi; imamla birlikte ikinci rekâtı kılıp onunla birlikte oturarak ettehiyyatü’yü okuduktan sonra, yine onunla birlikte üçüncü rekâtı da eda edip oturur ve ettehiyyatü’yü okur. İmam, sağ tarafına selam verdikten sonra kendisi selam vermeden namazına devam etmek üzere ayağa kalkar ve ilk rekâta kavuşmadığı için Sübhaneke okuduktan sonra euzu-besmele çekip Fatiha ve zammı sureyi okur; rükû ve secdelerin ardından son oturuşu yapıp Ettehiyyatü, Salli-Barik, Rabbena dualarını okuduktan sonra selam verir. 

Sorunun cevabı, vereceğimiz ikinci örnekle daha iyi anlaşılacaktır:

b)Cemaatle kılınan akşam namazının üçüncü rekâtına kavuşan kişi ise, imamla birlikte son rekâtı kılıp son oturuşta Tahiyyat okuyarak, imamın sağa selam vermesinden sonra ayağa kalkar ve namazın ilk rekâtını kılar. Bunun için, Sübhaneke okuyup euzu-besmele çektikten sonra fatiha ve zammı sure de okuyup rükû ve secdeleri tamamlar. İşte bu kısımda ilk rekâtı kılan kişi, oturuş düzeni itibarıyla ise -İmamla birlikte bulunduğu oturuş yapılmamışçasına- ikinci rekâtı kılmış gibi oturur, Tahiyyat’ı okur ve kılmadığı ikinci rekâtı kılmak üzere ayağa kalkar. Birinci oturuştan kalktığı halde ikinci rekâtı kılar, Fatiha ve zammı sure okur, rükû ve secdeden sonra son oturuşu yapar, Tahiyyat, Salli-Barik ve Rabbena dualarından sonra selam verip namazını tamamlar. (Akşam namazının farzında iki oturuş bulunduğu halde, namaza ara rekâtlarda kavuşan kişinin uyguladığı oturma düzeni nedeniyle, her iki örnekte de üç oturuş yapılmaktadır.)

Ara rekâtlarda kavuşulan diğer vakit namazları da bu iki örnekteki düzene göre tamamlanır.

9-Hz. Muhammed (s.a.v.) tarafından mesnun kılınmış beş vakit namaza ait sünnetler dışında kalan nafile namazlar ile tahiyyetü’l-mescit namazı dışındaki nafile namazları ve kaza namazlarını diğer insanların şahit olacağı şekilde camide kılmak niçin tavsiye edilmez?

Hz. Muhammed (s.a.v.) tarafından mesnun kılınmış beş vakit namaza ait sünnetler dışında kalan nafile namazlar ile tahiyyetü’l-mescit namazı dışındaki nafile namazları ve kaza namazlarını diğer insanların şahit olacağı şekilde camide kılmak doğru karşılanmamıştır. Çünkü nafile namazları camide başkalarının göreceği şekilde kılan için, riya korkusu vardır; kişi, nafile namazları evinde veya diğer insanların görmediği özel bir yerde kılarsa riyadan daha emin olur. Kaza namazları başka insanların göreceği şekilde camide kılmakta ise, kötü örnek olma tehlikesi vardır. Namazların camide kaza edildiğini görenler, namazı kazaya bırakmanın normal bir davranış olduğunu düşünmeye başlayabilirler. Bu sebeplerden ötürü hem nafile namazları hem de kaza namazlarını başkalarının görmeyecekleri yerlerde kılmak daha doğrudur.