Adıyamanlı Şairler-1- PDF Yazdır e-Posta
Mehmet ÖZÇELİK tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 25 Eylül 2010 14:59

İÇİNDEKİLER



ÖNSÖZ

M.ŞEMSEDDİN BİLGİN

ADIYAMAN ŞAİRLERİ

1-RIFAT EFENDİ  …..1-21

2-LÜZUMİ EFENDİ -22

3-LAMİ EFENDİ ….24-26

4-ÇIRAĞI    BABA ….26-26

5-HALİS    EFENDİ ….27-27

6-İBRAHİM HAKKI BABA …27-33  

7-ALİ RIZA EFENDİ   …33-41

8-SEZAİ EFENDİ  …41-41

9-ÂSIM EFENDİ     …42-89

10-HAFIZ MAHMUT EFENDİ  ….89-92

11-SEYDİ HAFIZ ..92-93

12-HİCRİ EFENDİ  …93-99

13- AKİF  HOCA …99-101

14-HAYDAR EFENDİ …101-111

15-HADDAD EFENDİ

16-NAKİP ZÂDE ATÂ EFENDİ …111-112

17-HASMİ BABA….113-113

18- NUSRET EFENDİ…113-114

19-SITKI EFENDİ…114-115

20-SIDKI EFENDİ (BESNİLİ)

21- SARIŞEYHOĞLU ÖMER MAZHAR EFENDİ ….115-117

22-NAKİBZADE AHMET FAİK ÜSTÜN  ….117-118

23.MEHMET SOYLU

24-KEMAL ATALAY …118-119

25-ABDURRAHMAN FEHMİ BİLGİN….119-162

26-MEHMET ZEKİ ADIYAMAN…162-164

27-SÜLEYMAN ARİF EMRE

28-A.ŞEREF BİLGİÇ

29-ALİ KOÇAK

30-MEHMET KEZİK

31-SABRİ GALİB NAKİBLER

32-MAHMUT ÇETİNKAYA

33-FAHRİ BİLDİK                              

34.A.NEVFEL ÖZÇELİK

35-M.HALİT ASLAN

36-MAHMUT ÇALIŞ

37-MUSTAFA SUCU

38-EBUBEKİR AYTEKİN

39-HASAN DUYMAZ

40-MAHMUT KARADAĞ

41-AVNİ ÇELİK

42-SİNAN UYANDI

43-YAŞAR AKGÜL

44-ALPER ÖZYOL

45-SEFER AKGÜL

46-MEHMET ÖZÇELİK

47-NECATİ ATAR



YARARLANILAN KAYNAKLAR





































































ÖNSÖZ



Amacım Adıyaman kültürünün oluşmasında büyük bir etken olan Adıyaman’ın yetiştirdiği şairlerin hayatlarını ve eserlerini  araştırmak olmuştur.

Araştırmam birkaç yıl sürmüşse de Adıyamanlı şairlerin tümünü tespit edebildiğimi iddia edemem.Son iki yüz yılda yaşamış olanların otuza yakınının kısa da olsa öz geçmişlerini ve bazıların eserlerinin kaybolma tehlikesi endişesini taşıdığımdan bulabildiğim tüm şiirlerini kitabıma aldım.

Büyük bir kısmının geçim sıkıntısı içinde hayatlarını sürdürdüklerini gördüm.Hayatın çilesini çekmiş olan bu insanların Divan Edebiyatı ve Halk Edebiyatı tarzında aruz ve hece vezninde yazmış oldukları şiirler hayranlığımı mucip oldu.Bu araştırma edebiyatla yakından ilgili olanların dikkatini çekecektir.Ayrıca Adıyamanlı bu değerli şairlerin tanıtılmasının büyük kazanç olarak değerlendirileceğini umuyorum.

Adıyaman’la ilgili yazılmış olan kitapları, İl Yıllıklarını,değerli büyüklerimin notlarını,Ansiklopedileri taramak suretiyle,ayrıca kaynak kişileri dinleyerek bir birikimin oluştuğunu gördüm.Adıyamanlı şairlerin şiirlerini bir hobi olarak toplamaya heveslendim.Ancak araştırmam ilerledikçe bu kıymetli eserlerin ilgililerle paylaşmam gerektiğini düşündüm.

Başlangıçta sadece geçmişteki şairleri araştırmayı düşünmüştüm.Ancak inceledikçe öncekilerle şimdikiler arasında bir köprü kurmanın da gereğini duydum.Alt yapısı olan bir kültürün günümüze yansımasını göz ardı edemezdim.Bu sebepten günümüz şairlerinden az da olsa birkaç örnek almayı yeğledim.

Şu hususu özellikle belirtmeliyim ki;kronolojik sıraya göre tespit ettiğim bu şairlerin dışında zamanımızda çok sayıda Adıyamanlı şairler mevcuttur.Ancak ben bu çalışma süresi içerisinde bu kadarını bir araya getirebildim.Bu konuda yapılan çalışmalara ışık tutacağına inanıyorum.

Geçmişteki otuz kadar şairimizin elime geçirebildiğim tüm şiirlerini yayına hazırladım.Günümüz şairlerimizin şiirlerinden bir veya iki örnek sunmakla yetindim.

Araştırmamı basıma hazır hale getirinceye kadar bir çok zorluklarla karşılaşmama rağmen,benim için zevkli bir uğraş oldu.Elime geçirebildiğim dökümanların büyük ve önemli bir kısmı daktilo ve elle yazılmıştır.Kelime,harf hatta mısra hatalarını düzeltmek hayli uğraştırdı.Bazı şiirlerin orijinal metinleri elime geçmediğinden daktilo ve elle yazılan kopyalarının çoğunun yanlışlarla dolu olduğunu gördüm.Beyitler halinde yazılması gereken bir çok şiir birleşik yazılmıştı.Bu gibi yanlışları düzeltme hayli zaman aldı.

Bir derleme mahiyetinde olan çalışmamın sonunda meydana gelen bu kitapta bazı hatalar görülebilecektir.Bu konuda okuyucularımın hoş görüsüne sığınıyorum. Adıyamanlı şairlerle ilgili yapılacak araştırmalara bir katkıda bulunabildiysem kendimi bahtiyar sayacağım.

Araştırmalarıma başladığımdan bu yana her türlü katkı ve teşviklerini esirgemeyen gönül dostlarıma teşekkür ediyorum.

Kitabın bilgisayarda yazılımını gerçekleştiren ve bu konuda hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan kıymetli meslektaşım Mehmet Özçelik’e teşekkürlerimi sunuyorum.

Şiirlerin yazım ve imla noksanlarının düzeltilmesinde bilgi ve deneyimlerinden yararlandığım çok değerli dostum Edebiyatçı Ebubekir Aytekin’e şükranlarımı sunuyorum.

Kitabın yayınlanmasına müzahir olan İl Kültür Müdürümüz Abdullah Güven’e teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum.

Kitabın basımını üstlenen önemli faaliyetleriyle ün yapmış merkezi İstanbul’da bulunan ‘Adıyamanlılar Vakfı’nın Başkanı Sayın Nevzat Bayhan Beyefendiye ve Yönetim kadrosunda bulunan arkadaşlarına şükranlarımı sunuyorum.

Tevfik Yüce Allah’tan,takdir muhterem okuyucularımdandır.27 Ağustos 2006

Şemsettin BİLGİN




M. ŞEMSETTİN BİLGİN



21 Kasım 1936 yılında Adıyaman' da doğdu.İlk orta ve lise öğrenimini Adıyamanda yaptı.1963 yılında A.Ü İlâhiyat Fakültesinden mezun oldu.

1963 yılında Adana İmam Hatip Okulunda meslek dersleri öğretmeni olarak göreve başladı.1966-1968 yılları arasında askerlik görevini yedek subay olarak yaptıktan sonra 1968 yılında Adıyaman İmam Hatip lisesine meslek dersleri öğretmeni ve müdür yardımcısı olarak atandı.

1971-1977 yıllarında Biga İmam Hatip Lisesi Müdürlüğü yaptıktan sonra on yıl kadar Adıyaman Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı görevinde bulundu.Çeşitli zamanlarda Adıyaman İmam Hatip Lisesi,Adıyaman Kız Meslek Lisesinde öğretmen ve yönetici olarak görev yaptı.14 Ağustos 1994 tarihinde kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.2002 yılında elinizdeki kitapla ilgili çalışmalarına başladı.Ayrıca “Adıyaman Tarihi ve Coğrafyası”adlı bir araştırmaya devam ettiği bilinmektedir.





































1-RIFAT EFENDİ  

(1798 / 1864)



Adıyaman’da doğmuş ve Adıyamanda vefat etmiştir.Ailesi Şeyh Gil diye tanınmıştır.Çocukları İstanbula yerleşmiştir.Halen torunlarının İstanbul’da ikamet ettikleri söylenmektedir.

Hayatını uzun süre Anadoluda seyahatla geçirmiş,bir müddet de İstanbulda kalmıştır.Hayatı boyunca geçim sıkıntısı çektiği,çilekeş ve sabırlı olduğu bilinmektedir.

Tahsili olmamakla birlikte kendisini çok iyi yetiştirdiği,geniş bir kültüre sahip olduğu şiirlerindeki akıcılığında ve anlam derinliğinde görülmektedir.

Rıfat Efendi şiirin her dalında örnekler vermiştir.Müfredleri,Gazelleri,Na’t ve İlahileri onun ne kadar içli bir şair olduğunu göstermektedir.              

Şemseddin Sami’nin Kâmusü’l A’lam’ına şu müfrediyle geçmiştir.



Kaşın gözün ki hakkıyle Tîr-i kemanlıdır

Tut ki aşkınla o sehme nişanlıdır



Yukarıda belirtildiği üzere geçim sıkıntısı çeken şair şu mısraları terennüm etmektedir.



Ne kadar kadirşinas olmasa da Adıyaman

Rıfat’a çare ne? Yahşi vatanındır vatanın

Dilberlerinin misli  Stanbul’da bulunmaz

Rıfat o sebepten terk edemez vatanın





MÜFREDLER



Herkes’e nefsin için vurma kusurun yüzüne ,

Ârif-i âkil isen eyle temaşa özüne

*      *      *

Böyledir mes’ele-i şer’ide fetvâ-i sahih

Kuzu kurban olamaz ben sana kurban olayım

*      *      *

Gördüm rakip oturmuş o gülizâre karşı

Bend-u-âcûze benzer evvel bahar’e karşı

*      *      *

Mesken etmiş Güher—i küy-i dilârây-i rakip

Cennet’e kıtmiriden özge giren it var imiş

*      *      *

Sen meclise geldikçe sana yermi bulunmaz

Gül goncasısın Kûşe-i destan-ı yerindir.

*      *      *

Girermiş Cennet’e bir har deyu şâd olma ey zahid

Uzeyr’in merkebi’dir kes ümidi ürme yaban’a

*      *      *

Güzel’in hüsnü gibi hulku gerekdir yarın’a

Yoksa çok resmler asılmıştır kilse duvarına

*      *      *

Cam-ı cem keyfiyetin rind-i kalenderler bilir

Halet-i uşşakı tekmiliyle dilberler  bilir

*      *      *

Mutrıb’a rast’a karar et dolaşıp sünbüleden

Duru gönül’dür deme evcüzre muhalif tel’ine

*      *      *

Elin sırça sarayından bizim körhanemiz yeğdir

Elin zerde pilavından bizim tarhanemiz yeğdir

*      *      *

Etmez vefa cihanda hiç kimseye zamane

Meyl etmemek gerektir bu çarh-ı bi emane

*      *      *

Öyle bir alem gerek ki gönlüme seyran için

Mihnet-i dünya çekilmez böylesi bir can için

*      *      *

Gel otur karşıma cana doyunca görem seni

Gider oldum ılınızdan ya gelem ya gelmeyem





KIT’A

Gamınla tâbe mahşer şerh-ı hicran eylesem azdır

Bu hasretle demâdem zar’ı efham eylesem azdır

Neva âgâz-ı uşşakım dem-i şehnaz’dan Rıfat

Irakı ,Rumu,İranı Gazıl-han eylesem azdır



KIT’A

Kemervâri derâguş eylesem yarın ola şeb

Sarılsaydım o mâh’a hale asa halka be halka

Aruzu nazmıma dikkatle baksan vezne kabildir

Ne denlu olsa Rıfat şiirim inşa halka be halka



KIT’A

Durmayıp bab-ı tevekkülde kanaat etmedim

At sürüp meydan yerinde mat olup kaldınmı sen

Vaktın Eflatun’u olsan da bahan bir akçedir

Ey deli gönlüm haddini bildinmi sen?



KIT’A

Pehlivan-ı aşk olan bâzuda kuvvet gezdirir

İmtihan olmaklığa hasmıyle kısbet gezdirir

Kimse istemez rızasıyla dıyâr-ı gurbeti

Abudana serpilir insanı kısmet gezdirir



KIT’A

Çekmez elemi derdini bu dâr-ı fenanın

Var destini bûs eyle sen ol pîr-i mugânın

Versin sana bir bâde ki rahat ola canın

Anlarsın o dem ne imiş zevk-ı cihanın



KIT’A

Kâr etmedi zalim sana bu âh-ı eninim

Allah  Allah diye feryad ediyor kalb-i hazinim

Yandım sana yandım yeter ey mâh-ı cebinim

Allah Allah diye feryad ediyor kalb-ı hazinim



KIT’A

Yanarsın ateşimden kıl nazar ey mâh-ı peyker gel

Serar-ı dûdu âhım asuman’a çıkmadan sev gel

Reh-i aşkında böyle nâtuvân üftâdeyim

Niyazım dinle rahm et halıma ey nâz-ı perver gel







MUHAMMES



Rıfata hamdü sena eyleyelim Mevlâ’ya

Nefi lâ ile kodu cümlemizi illa’ya

Ne amel zahiri batında olan iğvaya

Rafizi’dir deseler de ne gerek Leyla’ya

Yine evlâd-ı ânın suphu mesâ Hayderdir











YAKARIŞ



Mehd içinde aşk-ı mihnetle açılmış gözlerim

Görmedim bir güzel gün ağlamaz da neylerim

Haleti nez’e gelirsem belki hamd eylerim

Sağ iken o razı Rıfat den şu beyti söylerim

“Ben doğarken ağladım mevtimde yâran ağlasın

Aşkı şadıyle dû çeşmim çağlasın









MEDHİYE



Eya fahri rüsül cümle nebi sınıfına hatemsin

Şefii ümmeti hayrül beşer şâh-ı dû alemsin

Vücudun badi’i icadü tini ünsürül akdem

Sen ol ruhul mukaddes mümkünata sırrı ademsin

Nefahtü fihi min ruhi demü feyzü hayatındır

Kılan mevtayı ihya hoşdem-i İsebnü Meryemsin

Hızır olsa acep mi ders-i irfanın tilamizi

Ledünnü mektebinde  hocayi mânay-ı müphemsin

Şebi esra güzarın Kabe Kavseyni ev ednâde

Kelim-i Hakka hemdem nice bin esrare mahremsin

Seninle farku cem’i evliyanın hasili daim

Gece gündüz teveccühgâhı aynı Gavsül Âzamsın

İradende işi aktab-ı irşadı medarın hep

Zemin-ü âsımanü bahrü ber hükme müsellemsin

Cihane tabe meşher zilli Ali’i saye-i dinin

Veli bir saye zatı sıfatı nuru mücessemsin

Keremkâra keminin rifata kıl mazharı himmet

Acep bir haleti hayrette kalmıştır sen alemsin















NA’T



Yüzüm kara günahkârem ziyade ya Resulallah

Anın çün kalmışam zulmet serada ya Resulallah

Reh-i maksudumu bend etmek ister nefs-i emmare

Senin lutfun kılar ancak küşâde ya Resulallah

Veliler cümle feyzide seninle buldular çün rü’yeti

Sebatım kıl tarıkı hakkı rızada ya Resulallah

Murad-ı Rifat kemterim çün şefaat’dır

Ki risvay olmaya rûz-u cezada ya Resulallah





NA’T



Ey Resulu Hazreti Hak esselâtü vesselam

Ey habibullah muhakkak esselâtü vesselam

Pertev-i mihr-i cemalındır ziya bahşı cihan

Talatın badi’i revnak esselâtü vesselam

Mucizi bürhanına yokdur nihayet leykibir

Parmağın kıldı mâhı şak esselâtü vesselam

İsmü pâkin Ahmedü Mahmudu Mustafa

Ümmetin  ezkârı mutlak esselâtü vesselam

Rifat  aciz tarikı istikamette diler

Himmetim ola muvaffak esselâtü vesselam





NA’T



Gel hû diyelim mutad hu’dur

Virane gönlüm âbadı hu’dur

Hû ile fikret halına şükret

Her an zikret evrad hu’dur

Meyletme mala gel bakma kale

Filcümle hale imdat hu’dur

Berk et emanın kalmaz revanın

İki cihanın bünyadı hu’dur

Ey pür muâsi gel olma âsi

İste ihlası âzad hu’dur

Ser-İ feminde Rifat….

Cümle gamden irşad hu’dur.







İSTİMDAT





Zîr-ü bâde oluben rüyeti vâlayı gözet

Yeri var imdi meşrebi ankâyı gözet

Nice bir tab’i deni pâye-i âlayı gözet

İlişik etme dahi seyreyle dünyayı gözet

Rızk için çekme gâmi nahnü kasemnayı gözet

Kula i’lama ne hacet deri mevlayı gözet



Kurdu tertebiyle helâk ezel varı yoğu

Etti tefviz hükmü  kudretle azı çoğu

Sen hemen halına şükret o bilir acı toku

Hasbünallah tevekkeltü alellah oku

Rızk için çekme gamı nahnü kasemnayı gözet

Kula ilama ne hacet deri mevlayı gözet



Râh-ı tezvire gidip nasa tuzak kurma evini

Uyup emareye gel gezme melamet köyünü

Herkese etme temalluk bilemezsin huyunu

Salma beyhude ayağa dembedem yüz suyunu

Rızk için çekme gamı nahnü kasemnayı gözet

Kula ilama ne hacet deri mevlayı gözet







TEHMİS





Çünkü eylersen talep aşıkı likabı hazreti

Gayriden kat’i tealluk et bulasın vusleti

Zümre-i ağyara kılma ilticayı minneti

Gel gönül meyhanesine kurma bezm-i kesreti

Pir elinden içmeğe say eyle cam-ı vahdeti



Hak ile cümle müradatın bulur ancak Vusul

Hacetin hem ola dergâhı mullaya vusul

Zübde ile aklı izanı kemâliyle usul

Arifanın söhbetin caniyle eyle kabul

Eyleme nâdan ile ömründe zinhar ülfeti



Geç heva ile hevesden bî vefadır ruzigâr

Dehri dunun devleti gör kim oldu berkarar

Olma cahil du cihanda kim olursun hâr-u zar

Rûzu şep maarif kılmağa say ile var

İki alemde maarif ehli buldu izzeti









GAZEL



Yeter ettiğin beni dert ile ciğergâhı yeter

Yeter olmadı  mı bu çektiğim âhı vâh yeter



Kolunam elhasil azat olmam

Kerem et bende-i nacizine ey şah yeter



Hele kaşın ki kaddımı keman eyleme gel

Arzuyu ömrümü etsin mi her güna yeter



Layıkam  gerçek  âhı zâre sezâ olsa nola

Canımı yakma cefa  uduna her gâhı yeter



Kalmadı naza niyaza dahi takat nideyim

Vere insafını Rifat meded Allahı yeter



GAZEL



Uğradım bir seher çok canana seyrettim bu gün

Sahib-i lütfü kerem izana seyrettim bu gün



Tarz-ı etvarı edibane eda reftarı  hep

Böylece kânı melahat câna seyrettim bu gün



Berk urur râna beyaz elmasa benzer gabgabi

Şebçerağ âsa zehandanı  kılur Rûşen şebi



Rengi mercandır yahut lâli bedehşandır lebi

Cevheri yekta dürü dindane seyrettim bugün



Meşrebi yârana tabi ehli idrâki tamam

Mekteb-i irfanide han talim  olmuş  subhu şam



Rifata elhasil  gayet beğendim vesselam

Yâr-ı sadık olacak sultanı seyrettim bu gün



GAZEL



Aşıka rahmetmede berbat edersen keyfine

Gerçi sen bîçâreye imdad edersen keyfine



Günde bir defa temâşayı cemala razıyım

Gösterip her dem sedakat şad edersen keyfine



Ateş-i sûzana döndürdün serâyı gönlümü

Evc urup serteser  irşat edersen keyfine



Emrine fermanına ben çünkü  taat eyledim

Sen gerek öldür gerek azat edersen keyfine



Meclis-i hassına kendim âşına ad eylerim

Sevdiğim bîgânelerle yâd edersen keyfine



Çün icazet’dir dedi pîr-i muganın Rifata

İzn-i Hakla her ne ki icat edersen keyfine









GAZEL



Meste meyim gözlerin mahmuru hâbı şive mey

Özge hale uğramış yoksa harap şive mey



Bu bayâbana bakış âhûdan almış dersini

Dîdeler imade talim şebabı şive mey



Dîde-i şûhun acep hayranı hayret’dir bu gün

Fikri resmi nazımı eyler hesap şive mey



Sureti pürtabıdan müjgâne kılmaz ref’i yed

Zehi aşık mı haber ver   ya minkabı şive mey



Rengi ruhsarın kızarmışdır neden…

Böyle gül gününde yetişir mi şarap şive mey



Rifat’ın gonca derûnunda müşevveş eyleyen

Pertev-i hüsnün mü bilmem ıztırabı şive mey





GAZEL



Esir-i bend-i zülf-ü yâr-ı bîdad olmuşum şimdi

Giriftarı kemendi dâm seyyad olmuşum şimdi



Heman dil misalı tuti’i haps-i kafes kaldım

Safaya köşe-i mihnette nâşad olmuşum şimdi



Ne hale uğradım bilmem taksir  eyledim amma

Müdam-ı hemdem olan yarıdan yad olmuşum şimdi



Kani ol âhı vâhı aşk ile müzdat olan günler

Şeha hasret keşi feryat feryat olmuşum şimdi



Yele verdim seninle derdiğim hep harman-ı zevkım

Medet bîkes seba gel gör berbat olmuşum şimdi



Melamette bana göster hele faş olmadık sırrı

Eya Rifat ne Mecnun ne Ferhat olmuşum şimdi





GAZEL



Bu taze meramın ne ülfet niçin etmezsin

Beyhude hıramın ne sohbet niçin etmezsin



Geç geç bu havalardan nazü vâlalardan

Yani rukabalardan vahşet niçin etmezsin



Almış yanını nâdan def eyle aradan

Olduk biz sana mihman hurmet niçin etmezsin



Gülzara  güzar oldu gel  faslı bahar oldu

Bülbül işi zar oldu  dikkat niçin etmezsin



Uşşaka vefa eyle ağyara cefa eyle

Bir lahza sefa eyle işret niçin etmezsin



Ey mihri mâhı Tal’at lütf issi şahı Rifat

Oldukça şahı vuslat davet  niçin etmezsin



GAZEL





Meclis-i rindane bas ayak saki

Al camı destine heman heman gel



Bir kadehle şad et ehl-i mezakı

Medet Allah için civan civan gel



Ateş-i hicrana yanmada bu ten

Rahm eyle uşşaka ey nazik beden



Fikri hayalımız bilirmisin sen

Halımız olmadan yaman yaman gel



Sabit olmak gerek kul ikrare

Vefdir sevdiğim  şan olan yâre



Tek sebep olmasın tanı ağyâre

Dolan bir taraftan nihân nihân gel



Rifat nice demdır gözedir râhı

Kim dilemez cana sen gibi şahı



…………………………………..

…………………………………..









GAZEL





Teşebbüs eylemez akıl olan dâman-ı tedbire

Umurun evvela rabt etmedikçe hükmü takdire



Riyadan sıtkı ihlası derûnun etmeden tathir

Duanın müstecabında  bahane etme  tesire



Ruhun şöyle halın Süreyya talatın Hurşit

Keman ebrûların kosa müşabih  gamzeler tire



Vucudun kimyadır şivede simyaya benzersin

Sana malik olan nail olur alemde eksire



Habeş şahıdır ol  halın siyah  mülk fiten geysu

Revan ahkâmı hükmü mülkü hindi cişi çeşmire



İki şahit yeter naktı vısalı  gamzeye çeşmin

Fakat tashir için yaz hattı hüsnün vechi tahrire



Su handanı Stanbulu küşat etmek için Rifat

Zarifane gazeldir eya şayetse tenzire



Aşağıdaki gazelinin Rifat Baba Elazığa Çöteli zâde Asım beyin babası Mustafa beyin konağında misafir iken ki uzun müddet misafereti  devam etmiştir,yazmıştır. El-Azizler kendisine “Rifat Dede” diye saygı göstermişlerdir. Bu gazel El-Aziz’de de Adıyaman’da olduğu gibi okunmaktadır.Kemal adlı bir açıkgöz bu gazeli kendisine mal etmeğe çalışmıştır.

Asım Bey oğlu Mustafa Bey dünyaya gelince orada bulunan Rıfat Babadan  doğum tarihi yazmasını rica eder, cevaben şu beyti söyler:

“Daima zer’i kelâm eyleriz arzı suhâne

Hasılata  gelicek tohmunu noksan aluruz”



El-Aziz avukatlarından merhum Fikret Memiş oğlunun lütfen göndermiş oldukları  mektupta  Rifat babaya ait şu müfredler yer almış bulunuyor idi. Hatırasına hürmeten buraya alıyorum.



1-      Eski yadımdan şerbeti ve naklı söhbet gitmedi

Haliya sakı dimağımdan o lezzet gitmedi

2-      Bir şuha gönül ver ki ola medha seza ol

Alemde gerek pîşe olan şâha gedâ ol

3-      Müpteladır pîri zânem Süleymanlar sana

Hüsrevi hubanı alemsin gedâhanlar sana





GAZEL



Ben şehidi bâdeyem dostlar demim yâd eyleyin

Kabrimi meyhane enkaziyle bünyad eyleyin



Gasl olunmaz ma ile gerçi şehidanı gaza

Yeykayın mey ile beni bir mezhep icad eyleyin



Türbeme kandil için bir köhne sağar vakf edin

Şûle narı arakla ruhumu şâd eyleyin



Türbedar olsun bana bir rindi mihvarı  garip

Nezri serhoşan ile ol pire imdat eyleyin



Neyle,meyle bir alay mahbub ile her dem gelin

Bezmi cem ayınını kabrimde mutad eyleyin



Mest eder buyi turabı meşhedim bu alemi

Bâde nuşanı bu nev neşeyle dilşad eyleyin



Yadigâr olsun bu nazmım evliyayı sağare

Gitti rifat per açıp ardınca feryat eyleyin



















RÜBAİ





Mübtelâyım ey güzel hüsnüne bülbüller gibi

Zârım artırma yırak olma bana güller gibi

Reşki dîdem gel feveran eyleme seller gibi

Kim kıyas etme beni canım gözüm eller gibi



İltifatından haset eyler rakibi nâ sezâ

Suyu tezvirat eder cana şikâyetten bana

Uyma ara sözüne olma nigara bîvefa

Kim kıyas etme beni canım gözüm eller gibi



Dembedem  şirin edayı söhbetin ister gönül

Canı dilden sıtk ile …… ister gönül

Zevkı şevkı vusleti bir ülfetin ister gönül

Kim kıyas etme beni canım gözüm eller gibi



Ya reva mıdır gaminle sevdiğim bîmar olam

Rahmı kıl kim bir zamanda vuslatınla yar olam

……………………………………………………

……………………………………………………



Arzuhalımdır heman bir özge halet anlama

Hayretimden ah edersem de şikâyet anlama

Rifat’ın aşkı hakikidir hiyanet anlama

Kim kıyas etme beni gözüm canım eller gibi







GAZEL







Bâde-i lâlınden özge mey haram olmuş bana

Ol sebebten rûzu şep endişe cam olmuş bana



Köşe-i meyhaneden gitmez ayağım bir kadem

Suhbeti piri mûgan ile makam olmuş bana



Kıl kerem bu hal ile şeyhim beni mazuru tut

Hat ile kuy-ı harâban iltizam olmuş bana



Sakı-i bezmi musaffa sunduğu demden beru

Zevâkı işret nâle-i ke’si müdam  olmuş bana



Rahmeti hakkı bilen dehl etmesin Allah için

Rifata rusvaylık şânile nam olmuş bana















GAZEL



Sofiya camü berku çeşm koma nemler ile

Lezzeti zevkı cihanı hele hürremler ile



Bülbülü bağı safa et dili gülfemler ile

Aç gözünü aleme seyr eyle nice nice demler ile



Geçmeye ömrü azizim der isen gamler ile

Arif ol halı dili gel bulun ademler ile



Pîri aşkın zadip sıdk ile dâmanına dest

Gir ol meyhaneye kim ta olasın neş-e perest



Dile ol şevk ile neygir de cihanı elest

Gûşu can ile sözüm dinle olup zevk ile mest



Nice bir hırs ile bu nefes havaya uyasın

Ne reva gevherini çife-i jenge koyasın



Ahırı camı ariyeti tenden soyasın

Ger kabul etmez isen nushumu sonra duyasın



Der isen çekmeyeyim ger iki alemde zarar

Gelmeye gusseye alam ile kalbine keder



Kani ol kısmetine gör nicedir hükm-ü kader

Rifata fehm edene belki beher harfi güher











GAZEL







Tükendi nakdi ömrüm dilde sermayem bir âh kaldı

Nevası âridir dilden ne yarandan nigâh kaldı



Derûni derdimi lokmana gösterdim,dedi eyvâh

Bu derdin dermanı yok çare ancak bir ilâh kaldı.



Kara günlerde mi halk eylemiştir kim beni mevlâm

Tutuldu şemsi bahtım gonca güllerim siyah kaldı



Perişan halime hiç kimselerden olmadı imdad

Halim arzetmediğim şâh-ı vezir padişah kaldı



Bu Rıf’at varını yaran uğruna eyledi yağma

Elimde sade bir keşkül başımda bir külah kaldı.







GAZEL



Aşıkız meyali işiz nazmı teriz

Tineti rûzu ezelden mübtelayı dilberiz



Bülbülüz  hem tûti güyayı bezmi âşikan

Gonca lebler vasfa âğazından çok şeker yeriz



Aşkıdır maksudumuz dünya ve ûkbadan garaz

Cennetil me’va’da olsa zevki dilber isteriz



Rifata canınla irfanı zevki kadrımız

Gâh olur hâkideriz hem gâhi dürrü gevheriz          



GAZEL



Sende gelsen sevdiğim sevmez mi ya güller seni

Görmeğe hasret çeker gülşende bülbüller seni



Dîde-i uşşakta keşfi nikâb etsen nola

Seyreder ta becemalın serde kâkiller seni



Gül yüzün ayinesin çeşmi rukabadan sakın

Kem nazarla bir belâya uğradır eller seni



Rifata kılsan nazar gerdanı yara bir nefes

Derdi aşka bend eder  gerdâne zülf yeller seni











GAZEL



Neşatı ümidi ancak bâde-i gülfamide kaldı

Ayak bas bezme sâki,gayrı sohbet camide kaldı



Femi ebrûsuna bir şuhun ol dem mübtela ta kim

Bülbülü kameti yay oldu aynım lamıda kaldı



Gözüm yolda kulağım seste gönlüm ızdırap üzre

Muradım şimdi bigamı ferah encamına kaldı

Ne denlu olsa şaban revze-i hicran tutar Rifat

Yine ol kamu vuslat vâde-i bayramıda kaldı











GAZEL



Misal andelibim bâğ-ı iremde gülüm sensin

Sefayı hatırımdır dembedem nâlan olursam da



Nola hayran-ı sergerdan isem divarına karşı

Kaddım aşıkın sûreti bican olursam da



Cemalim pertevinden dop dolu olmuş gözüm gönlüm

Huzurumdur eğer gülsem eğer giryân olursam da



Bana rusvaylığın  namım gibi bir pâye-i Rifat

Müsavidir cefaya naili ihsan olursam da







GAZEL





Ezelden can-ü dilden müptelâyı hüsnü cânanım

Peri veşler hayaliyle gezer hem cinsi insanım



Geh akıl geh divane vari geh perişanım

Ne halim söyleyeyim çoktan beri aşkınla hayranım



Eman ey tıfl-ı tersa kaydı zülfünle heras’ınım

Esir oldum ey kâfir mürüvvet kıl müslümanım



Kadid olmuş nice dilbesteler var reh güzarında

Garibindir bilirsin Rifat zarı diyarında



Acep ruhsat mı yoktur yoksa en bed ihtiyarında

Aman en tıflı tersa kaydı zülfünlü harasanım



Rifat baba rüyada Hz.Aliyi gördüğünü ve şu mısraları söyleyip ondan sonra şiir kabiliyetinin kendisine verildiğini ifade etmektedir.



Uyurken bir gece nâgah göründü çeşmime bir er

Sual ettim nedir ismi şerifin söyledi Hayder



Dedi ben ol Aliyyi nâm-ı dar- ı seyfi kahharım

Benim müslimanı pünhan gösteren ol latifi sadı ahter



Kiramen katibiyim ben ulumun babıyım tahkık

Hakikat mahzenim çün benim aşıklara mafher



Sualından muradım bu ise fehm eyle ey Rifat

Benim şiri huda fettah-ı din damad-ı peygamber









GAZEL





Gel ey dil-i şeydây-ı fena hu diyelim hu

İster isen eğer genc-i bek hu diyelim hu



Sıdk ile hemen baş eğelim semt-i safaya

Def’i gam için ey fukara hu diyelim hu



Evrad edelim yek dil yek can ile ya hay

Andan ola her derde deva hu diyelim hu



Rifat kalu ben bâb-ı tevekkülde demadem

Nazil ola ta feyzi huda hu diyelim hu





NA’T



Aşıkı sadıkların hakanı sensin ya Resul

Feyzi bahşı zümre-i irfanı sensin ya Resul



Sendedir mührü nübüvvet sendedir kadru ala

Mürselinin serveri sultanı sensin ya Resul



Rehnümadır sünnetin bu ümmet-i acizlere

Salikanın mürşidi bürhanı sensin ya Resul



Rahmeten lilalemin oldu vücudun şüphesiz

Hazreti Hakkın ulu ihsanı sensin ya Resul



Nesh olundu hikmet-i Tevrat ve Zeburu İncil hem

Ta kıyamet sahibi furkanı sensin ya Resul



Dertlinin dermanısın her müşkülün  imkânısın

Ehl-i imanın heman imanı sensin ya Resul



Rifatı biçareyi red eyleme rûz-u mahşer

Mücrime ancak şefaat kânı sensin ya Resul









GAZEL



Meşrebi yarana tabiat ehl-i himem hatırşinas

Hem zarifane eda nazın seda sahip cinas



Rahmi çok insafı bi had aşkı eyler iltimas

Yâr-ı sadık şuhu bi hemta ki derler işte sen



Lale ruhun devrinde gül sermendedir

Sevdiğim madem ki bu hüsnü letafet sendedir



Sen şuması hubabesin hükmünde Rifat bendedir

Husrev-i hubana alem hâke derler işte sen





















21

GAZEL



Kendi kadrini bilmezsen

Na mertlere kul olursun



Her olur olmaz ucundan

Oda yanar kül olursun



Kâmil ile sohbetin kes

Cahilde ülfetini



Bilemezsen kıymetini

Altun iken pul olursun



Meseldir cihan içinde

Oturdum nâdan içinde



Meclis-i irfan içinde

Açulu ben gül olursun



Sende varsa akıl kânı

İşinde yoldaşı tanı



Rifat fikr eyle zamanı

Sonra belki yol olursun





GAZEL



İşte cam işte sakı işte sağar işte mey

İşte meclis işte mıtrıp işte santur işte ney



İşte eyyamı bahar oldu yine faslı safa

Gel açıl ey gonca nevres hıcabın tâbegey



Her ne geysen yaraşur şekline  ey nazik beden

Gülşene geldikte amma gül gibi gül penbe gey



Nazeninler çok vela mislin bulunmaz sevdiğim

Barekâllah hüsnü etvarın senin bir özge şey



Bunca feryadı fıganın cûş edip rahmetmedin

Rifatı biçare hey bi vefa dildâre hey



GAZEL



Şimdi dil pîrimugânın vale-i hayranıdır

Din anın dini bana iman anın imanıdır



Etmem ikrarı muhabbetten ferağat  badezin

Aht anın ahtı bana peyman anın peymanıdır



Ben çırağı hâkirâhı kâbeyi puthaneyim

Ruhu pâkim ol mukaddes revzanın  kurbanıdır



Cennetül me’va ki derler kûşe-i meyhanedir

Simiten sakiler anın huri’i gılmanıdır



Bir gazelde eylemiş nutku ile Rifat ittihat

Var ise şimdi yine divaneler divanidir







GAZEL



Ey dila halkın kimi âla olur alem bu ya

Sırrı mevladır kimi ednâ olur alem bu ya



İtibar olmaz cihanın rütbe-i bâlâsına

Zîri bâlâ pâyeser serpa olur alem bu  ya



Ne mümkün olsun bu nev’i beşer bir hal ile

Kimi ebleh kimi dâna olur alem bu ya



Hükmüne sabit değildir murgu tîgi aşıkan

Kimi serçe kimi anka olur alem bu ya



Kasrı cemet Rifata Rifat gibi eş’arını

Bazı şair mail-i imla olur alem bu ya







GAZEL



Her kaçan dil maili sevdayı haddın hal olur

Katre-i hûnum ciğer dağımda rengini âl olur



Safha-i hüsnün  bakışın görünce dostum

Hayretimden ta elif mânendi kadim dal olur



Bâde geldikte demi lâlı zulalı neş’esi

Açılır gül mül gibi gönlümde bir hoş hal olur



Bir dakika dilden dur olsa bâla kametin

Rûzu şeb fikri hayal olmakta mâhım salolur



Çok da ahzan eyleme lü’lü’ü nazmın Rifata

Şayet ol bazarı irfan içre kuşu mal olur





GAZEL





Hiç temenna eylemem barı hudadan gayriye

Yüzümü döndürmesem semti rehadan gayri’ye



Salik-i râh-ı  hakikat olmağadır niyetim

Serfürû etmem tarikat-ı evliyadan gayri’ye



Hud pesend olmak ne lazımdır enaniyet nedir

Ey gönül etme heves fakrü fenadan gayri’ye



Çeşmi bîmarem demez bir hâke asla tutu’ya

Âsıtân-ı Mustafa dar-ı şifadan gayri’ye



Rifat esrarı aşka vakıf oldunsa eğer

Etme ifşâ hem nazar kılma safâdan gayri’ye







GAZEL



Mıtrıp hele ol sîne-i kanuna teli tak

Dilde biriken gamları kıl şevk ile ihrak



Efgana şitap eyledi bülbül ki birden

Cana göricek vech-i cefadarını uşşak



Eşgin akıdıp dîdelerim bâğ-ı emelde

İcra edecek dehirde bunlar dahi ezman



Beyhude yere eyleme imara teseddi

Mutadıdır ey şûh sana dilleri kırman



Zulmetzede-i firkat olan Rifatı zâre

Hurşidi sıfat eyle nola lutf ile işrak





GAZEL



Çemenler mevkı-i seyr oldu ey ruh-u  revan gel gör

Hıraman serbeser her nevreside bir fidan gel gör



Menevşe serbeduş çeşmi nergis mesti hâb âlud

Tamaşâgâhında bağ-ı cemalinden nişan gel gör



Nice temsil olurmuş rengi bûy-u zülf-ü ruhsarın

Açıldı taze taze lale sünbül erguvan gel gör



Hayal ancak işim şebta seher vakti fikr-i visalınla

Feraşı hicri mihnette nice halım yaman gel gör



Nola çok ise aşık-ı leyk Rifat gibi yok sadık

Ara yerde munafık duymasın gâhi nihan gel gör







GAZEL



Çözme zülfün başıma akl-ı perişanım gele

Terk-i naz etme ki ten-i bitabıma canım gele



Boyuna saldım kendimi oldum esir-i kâkülün

Nev zuhur-u hat ile idama fermanım gele



Böyle kalmaz daima ebruzu mestanı emel

Birgün ola mevsimi işi gülüstanım gele



Kalmadı cismimde zarı zarıdan âzade yer

Nola bir lutf eyle baksan yüzüme hâbım gele



İntizarı makdemi pâkinle Rifat bendeniz

Rehgüzârında kadid oldum ki sultanım gele





GAZEL



Dîdeden mehcur olan sanma gönülden dûr olur

İftirak oldukça uşşakta dil mekdûr olur



Hasreti vuslat şedayit amma gelur gamden ferah

Var ümidim ki bu aşkı nazik görenler kör olur



Sen şehamet meyli ülfet kıldığım mazuru tut

Dostça gâh Süleymana musahip mûr olur



Devlet-i ikbalın efzun olsun âli himem

Ol seza her name kim davet ile mestur olur



İştiyakı Rifatın ya nice müzdat olmaya

Âfitabın şevkıne bir zerrede meşhur olur









GAZEL



Ümid-i vasl ile ey mah ne hoş âram eder gönlüm

Dahi halın hayaliyle günü akşam eder gönlüm



Üçer gün has-u âm için iki bayram olur yılda

Seni her gördükçe her saat bayram eder gönlüm



Abestir hüsnüne nazara sık sık leyk hep lahza

Görünce gönül buna neylesun ikdam eder gönlüm



Mey-i lâlın düşer mi ağzıma nûş eylemek sâkı

Gelince bezme hoş bî ihtiyar âram eder gönlüm



Beyan eylemezdim sırr-ı aşkı Rifata amma

Cihan nâle-i feryat ile ilam eder gönlüm







GAZEL



Unutmaz aşkını dilden dile destan olursam da

Hele sevdim seni her şan ile şayan olursam da



Misalı andelibim bâğ-ı alemde gülüm sensin

Safay-ı hatırımdır dembedem nâlan olursam da



Nola hayran-ı sererdan isem didârına karşu

Kadim aşıkım çün sureti bican olursam da



Cemalım pertevinden dop dol olmuş gözüm gönlüm

Huzurumdur eğer gülsem eğer giryân olursam da



Bana rusvaylığım namım gibi bir pâye-i Rifat

Müsavidir cefaya naili ihsan olursam da





GAZEL





Bâr-ı cevrin çekmeğe tab-ı tuvanım kalmadı

Yok mu insafın a zalım yâr-ı canım kalmadı



Cana tahammül eylemez canım bu denlu ateşe

Sabr-i samanım bütün yandı gümânım kalmadı



Guşedermisin acep dâd eylesem feryadımı

Hak mürevvet vere yoksa âmanım kalmadı



Bunca naze bir nevazişle gerek tamir-i dil

Hep harap ender harap hânümanım kalmadı



Hâkisar oldum reh-i aşkında Rifat var iken

Keşf-i râz ettim nihanile beyanım kalmadı









GAZEL





Sûzişi gamden açıldı sine-i mecruha dağ

Sen sefa sür sevdiğim olsun hele dağ üstü bağ



Pertev endaz olmağa hüsnüne bu dil müstemend

Daima bezm ehline lazım şeha Rûşen çerağ



Niyetin var canım yedim kat’ eylemem bîmaneden

Gerçi kim zahirde bu meyhaneden çektim ayağ



Var mıdır bir zerre noksanın eya mihri leka

Rûberu  hamdilillah sen selamet ben de sağ



Çün sezâdır aşkın âlamını hemul olmak bana

Seyr-i hûb-i Rifata mümkün müdür kılmak ferağ









GAZEL





Tıfl-ı nevreside ruh-u râna civan olsunda gör

Şah-ı  güldür kameti bâla fidan olsun da gör



Mânayi harfı vekarımız dehanında nihan

Dürrü  yektadır sedeften dermeyan olsun da gör



İptida şevk-ı hilale itibar olmaz hele

Mâh-ı bedir âsa tamamıyle ayân olsun da gör



Nev  şükûfe bûy-ı ariziden ibaret nesnedir

Bir kemalı meyve-i  nahlı cinan olsun da gör



Rifata fenn-i hayalında nümudarı  cemal

Nükte-i hal-ı hat  muciz beyan olsun da gör







GAZEL



Arif oldur göricek yar ile ağyarı bile

Olma nadan getirüp mihneti gamü zevkı bile



Dâmane sen gibi şehbaz nigâr etmek için

Daneler döktü dû çeşmim bu yola kile kile



Bulicak mahremi esrarı  visal canan

Sakla candan içerû razını fâş etme ele



Yeltenüp bâd-ı   havalarda havadar olma

Harman-ı ömrüne nahak yere gel verme yele



Aşkı bir kaba kim ifrak ede ölçüp dökerek

Rifata saçtı sereşkin niceler sile sile









GAZEL



Gözde nem dilde demadem pîç ü  tap arzu

Cana yetti dert hicr-i ızdırap arzu



Zikri fikri halı ruhsar ile halım işte bu

Hep gece gündüz kara cümle hesap arzu



Yâre hasretle yine ey hame ol bir name sun

Ola kim şayet güle sakı cevap arzu



Sirr-i manayı haber tabiri visal olsun deyu

Dîde-i ümidi devr etmekte hep arzu



Rifatın şerh-i mâkalından sual eylerse o

Elden gelen nazmi zânude kitap arzu







GAZEL



Tahammül kalmadı hicran ateşine gayrı yandım gel

Yetişmezmi ezalar tatlı canımdan usandım gel



Ayıldım mest isem divane isem huşu mend oldum

Geçen geçti hayal-ı hâbından şimdi uyandım gel



Çektim gün günü reng-i âlama ezel zira

Bu halım tazeden baştan başa ama boyandım gel



Devasız vakıa bildim ki küstehane etvarın

Hatalar eyledim af eyle billah utandım gel



Bana Rifat demek ancak cemalınla olur cana

Olunca sabr-i sâmanım harap etme dayandım gel











GAZEL





Bir peri peykeri civan kâküllerin bağlar çözer

Sanki  kazzazi mahbub sırma telleri bağlar çözer



Şahı levandanı edalar gösterir reftar ile

Naz ile serteser püskülleri bağlar çözer



Bağıbandır güya kendisi hüsnü bostan

Bu nezaketle meğer sünbülleri bağlar çözer



Resmi istikna ile ol goncalar açmaz dihen

Hâre cevrı aşk ile bülbülleri bağlar çözer



Rifata hubanından ebkâr zarar etmektedir

Ol sebebten aşıkan dilleri bağlar çözer







GAZEL





Nazenimin bî vefa olsun da görsün haleti

Gayrilerle âşina olsunda görsün haleti



Aşık âhı nice te’sir eder ana ahır

Yar mutad-ı sefâ olsun da görsün haleti



Arif  ondan görmedim ger derse fevz-i himmeti

Şimdi nâdandan yâne olsun da görsün haleti



Kâmilin her bir sözünde gizlidir ayn-ı can

Ehli  ibret dilküşâ olsun da görsün haleti



İsteyenler Rifata dâr-ı bekânın lezzetin

Kani’i fakrü fena olsun da görsün haleti





GAZEL





Sırrı vahdet sureta divanelerde gizlidir

Zevk-ı sohbet meşreb-i mestanelerde  gizlidir



Her ne denlu nağme-i bülbülde halet olsa da

Aşk remzi zümre-i pervanelerde gizlidir



Her neye kılsa nazar müsaffa görür erbabı dil

Kıssadan hisse nice efsanelerde gizlidir



Sanki hârıdan güher peyda olur gül hârıdan

Genc-i bîpayân ise viranelerde gizlidir



Tekke ve mescid sanma arif-i billah hep

Nice kâmil Rifata meyhanelerde gizlidir





























2-LÜZUMİ EFENDİ

(1802-1867)



Besni’de dünyaya gelen Lüzumi Efendi, halim,selim bir mizaca sahiptir. Urfa,Diyarbakır,Halep medreselerinde tahsil görmüştür.Arapça ve Farsça' nın yanında İslami ilimlere vakıftı.Besni' de müderrislik ve müftülük yapmıştır.Alim ve şair olarak ünlüdür.Duygulu bir kişiliğe sahip olduğundan şiirleri de o denli içtendir.Birçok talebe yetiştirmiştir.Besnili Sıtkı Efendinin de hocasıdır.Şiirlerini kendi el yazısıyla bir defterde bir araya getirmiştir.Ancak bu defterin kaybolduğu söylenmektedir.65 yaşında iken vefat eden Lüzumi Efendinin kabri Sülüklü Derededir.Biz burada bulabildiğimiz şiirlerini yayınlıyoruz.

















































































GAZEL





Avasi zevk' i maksibi mana imiş neynim

Hevayı dilrubalar bir guru hülya imiş neynim



Cihanda ehl' i aşkın çektiği sevda imiş neynim

Görüp habiçre yarın bilmedim ferda imiş neynim



Uyandım ki  seb' i zulmet de bir rüya imiş neynim

Aradım kimse yoktur sade bir hülya imiş neynim





GAZEL





Dilde virdim suphudem her ganda ya Mevla Kerim,

Dad elinden ey sitemkar dilruba Mevla Kerim,



Saldın ateş gönlüme çıktı dühanım göklere;

Yandırır eflakı ahım aşina Mevla Kerim,



Bu gamın elbet mükafatın verir bir gün Hüda;

Al teselli üsrü yüsradan dila Mevla Kerim,



Fırsatı nöybet be nöybettir gelir bir gün bize;

Asiyabı dövleti alem bu ya Mevla Kerim.



Daima salmaz nazardan ol peri vuskler bizi;

Açılır bir gün ola babı rica Mevla Kerim.



Aldın ahım cevri bidadınla yaktın gönlümü;

Yerde kalmaz inkisarı müptela Mevla Kerim.



Çok da şevklenme halinden ….. Lüzumi;

Pür cefayı çekmeyen sürmez sefa Mevla Kerim.







GAZEL



Aşıkam te”1vabimce bir nazik beden yok neyleyim,

Bülbülem bir gülizarı yasemin yok neyleyim.



Bağa girsem şavk' ı gül ateş görünür aynime,

Gönlüm eyler gamet' i servi sağmen yok neyleyim.



Bezm' i işretten ayağım çektiğim aybeylemen,

Meşrebimce şaki' i şirinde hem yok neyleyim,





Biz ki mahrumi visal olduk sebalerden yine,

Yol kesilmiş koyi dilberden haber yok neyleyim,



Ey luzumi dür dökülse hame' i irfaneden,

Kabil' i mana olan ehli sülhan yok neyleyim.

















…………………………



Aceb ne demlerde sevdiğim dilber

Gidem kimden sual edem yar seni

Kesildi yollarım bir haber gelmez

Esen yellerden mi soram yar seni



Gönül eğlencesi şivekarımsın

Gece gündüz gözde intizarımsın

Küçükten sevdiğim nazlı yarimsin

Ben nice yadlara verem yar seni



Lüzumi serimden sevda uçmadan

Yadların elinden bade içmeden

Benim meylim senin hüsnün geçmeden

Emreyle bir gece saram yar seni











































3-LAM’İ EFENDİ

(1804-1847)



Önemli ve uzun süreli tahsil gördüğü anlaşılmaktadır. Vidin’de kadılık (hakimlik) yapmıştır. Müfredleri, Gazelleri, Medhiyeleri olan şairin bütün şiirlerinde akıcı ve anlamlı bir üslup hakimdir.































































































MÜFRETLER





Hasılı ölme tehi cami mahbub ile öl

Bari ölmek de olursa hele iman ile öl

*    *    *

Gösterirsen şimdi göster Ey dilâra sineni

Yoksa hasta son nefeste neylesin ayineyi

*    *    *

Mademki ev sahibinden yok faide

Rabbena enzil aleynâ mâide

*    *    *

Cihanda bulmadım yarı muvafık

Muvafık bulduğum çıktı münafık

*    *    *

Beyhude değil titrediği kıblenûmanın

Heybetini fikretmektedir beyti hudânın

*    *    *

Hor bakma; fukara zümresinin hırkasına

Her biri bir dağı delüp almış arkasına

*    *    *

Rindiler bezminde saki, bir acep nam eyledik

Mescidin kandilini meyhanede cam eyledik

*    *    *

Ekmiyen biçmedi bu mezraada elhasıl

Kime lazımsa ekmek, ana lazım ekmek

*    *    *

Kârı kesbet, malı cemet, sakla berk

Kalırsa düşmana kalsın dosta minnet etme tek

*    *    *

Kesmiş atmıştır anı etme cedel

Tîğı layüs’el amma yef’al

*    *    *

Leb kızıl ruhlar kızıl destinde cam mey kızıl

Kim kızıl divane olmaz görse didârın senin

*    *    *



Feyzi hakkın buhlu yok herkes vâlâ talib değil

Bi sebep islahı alem tanrıya vacip değil

*    *    *

Bir günah eder kişi bin gün âh etmek gerek

Bin günah ettim amma bir gün âhım yok benim

*    *    *

Muhibbi sadık olur muktezayı hal üzre

Ya sarfı mal ede ahbabına  ya bezli vücut

*    *    *

Etmez kerim olanlar babı ricayı mesdud

Kılmaz rahim olanlar ehli niyazı mazur

*    *    *

Halıkı başka değil mezhebi küfrü dinin

Haremi kâbe ve puthanede birdir mabut

*    *    *

Şiveyi ihsanı neşreyler cihana şamı ayet

Gösterir camı neşatı aleme hengâmı âyet

*    *    *

Gerek döğsün, gerek söğsün, gerek dergâhından kovsun

Visalı yâre bir kerre temennah etmemiz vardır

*    *    *

Takdir edemem çektiğim âlâmı felekten

Zira ki ânın zikri de bir başka elemdir.

*    *    *

Takrir edemem derdi derûnum elemim var

Allahı seversen beni söyletme elemim var

*    *    *

Geç gelir tez gider deyu sen çekme keder

Alemin hali budur böyle gelir böyle gider

*    *    *

Sırrını sırdaşına deme ki sırrın fâş olur

Sen ki sırdaş olmayınca el nice sırdaş olur



*    *    *

Ağzım,ne ararsın beni bigânemi sandın

Ser vermek olur sırrı beyan eylemek olmaz

*    *    *

Çok tecrübe eyledim hele ben bezmi cihanda

Bir dilber ve bir bâde olan yerde gam olmaz

*    *    *

Ele aldıkça cefa yayını bu çarhı felek

Bizi mi buldu; hemen ok nişan eyleyecek

*    *    *

Desti kudret yazdı mecnunun mezarı taşına

Kimsenin tokunmasın sen ki melamet başına

*    *    *

Kaza gelmez kula hak yazmayınca

Bela gelmez kula kul azmayınca

*    *    *

Onsekiz bin alemi garkı âb eder bir katresi

Var kıyas et vüs’ati deryayı nittiğin

*    *    *

Bi tekellüf çelebim sadre geçersin amma

Hüner oldur seni ibram ile iller geçire

*    *    *

Gitti mecnun hane-i aşkı bize ısmarladı

Bir harap evdir kalır divaneden divaneye

*    *    *

Rükap âsa eğer pâyına yarın yüz sürem dersen

Yolunda irtikap eyle asılmağı basılmağı

*    *    *

Arifin gönlünü huda gamgin eder şad eylemez

Bende-i makbulunu mevlası azad eylemez

*    *    *

Çok da mağrur olma kim  meyhane-i ikbalıda

Biz hezaran mesti mahmurun humarın görmüşüz

*    *    *

Bülbül dil şidenin bir gülüne göz dikenin

Sahnı gülzarı ümidinde dikenler bitsün

*    *    *

Cefaya olmayan meftün neylesün aşkı sevdayı

Kehrübası olmayan mecnun ne bilsin hubbü leylayı

*    *    *

Harap olmuş yatur sanki melâmetten dil-i aşık

İmaret kıl esirge kalmasın şahım bozuk yazık

*    *    *

Bir kerre gösterilse nola terkine cevaz

Bu bana naz farz değil müstehap değil

*    *    *

Eski ehibbalarını eyleme hatırdan dur

Yeni yaranların başıçun sultanım

*    *    *

Çil akça harç etse nola su gibi dildar

Darphanesi işler girusunda gelir var

*    *    *

İstikamette kalem yanmada mum olsa kişi

Yine mikras-ı kazadan serini kurtaramaz

*    *    *

Derdimiz cana söylenmiş deva söylenmemiş

Macera söylenmiş ema müddea söylenmemiş

*    *    *

Kaddımı aşinalardan görüp bîgamelik rehmini

Vefa ümidine bîganelerle aşına oldum

*    *    *

Cevrini çekmede tut sabreyle Eyyüp olalım

A benim iki gözüm emreyle ben Nuh değilim

*    *    *

Aşk ahvalını ferhad ile  mecnundan sor

Biri dağ adamı biri sehra delisi

*    *    *







MEDHİYE



Ey cemalin bezmegâhı revze-i dârüsselam

Şerbeti şirin lebbeyke sübhane men yühyil izam



Heymeler çekmiş kaşın etrafı bağı hüsnüne

Gözlerin çün kasıratüt-tarfı fi tahtel hiyam



Gülşeni etrafı köyün sehni cennâtün naîm

Bülbülü temcidihanın nağmesi fihesselam



Sakıya peymane sun vallahi zülfazlil azim

Mitriba çal nağmeni yağfir leküm yevmel kıyam



Lamia hüsnü kelamın eşidip ervahı kudüs

Dediler fevkas semada fikre kad temmel kelâm



KIT'A



Bir iki cam ile buldu bu denlu namın

Sen de bir cam ile geçür âkil isen eyyamın

Nice ayağına baş koymayalım Saki’nin

Dolaşır gül gibi elden ele rengini camın





KIT'A

Adem ki fezayı aleme bastı kıdem

Enduhu belayla oldu ol hemdem

Mahsusudur Ademe belayı alem

Alemde bela çekmiyen olmaz Adem











GAZEL



Başımda sûzişi sevda dilimde piçitabım var

Bir özge alem hayretteyim alemde nabım var



Saçarsam dürrü eşkim hâke mânendi hızı ferize

Acep kılman benim çerh ile başka bir hesabım var          



Olurdum naili ser menzili mülkü şuhut amma

Meyani can ile cananda ten derler hicabım var



Yakup yandırdı nabı hicriyle uşşakı bi tabı

Benim cevr aşına bir kad kıyamet âfitabım var



Bu gün sevdayı mülkü saltanatta şahı bikaydım

Elimde hûn ile alûde bir cam şarabım var



Şehinşahı alem serfüru eyler bana şimdi

Benim bu dergâhı vâla cenâba intisabım var



Olurdum kâmiyabı feyzi lütfu çarhıdun amma

Velakin töhmeti irfan ile özge nisabım var



Tebessüm riz olursa ruyuma çarh iltifat etmem

Ne rahatçuyu ikbalım ne gamden içtinabım var



Acep arzedeyim sevdayı hattı haliden Lami

Azabı yâr derler elimde şimdi bir kitabım var



GAZEL



Çık ey dil tenden istikbale ol ruhu revan geldi

Nisar et canın makdemine taze can geldi



Savul ey zülmeti gam dîde-i bahtı siyahımdan

Çıkıp cibi felekten şep çırağı asıman geldi



Seher vaktında bir ah eyledim ol tifli bidare

Tutuştu çarhı süfla ruhi kudsiden eman geldi



Gehi haddın gehi lâlın yararken nakşını dil

Sulandı hamenin ağzı şu denlu kara kan geldi





GAZEL



Bendi zülfünden çıkan dil lâ cerem bitap olur

Ateşi sevdayı hicrinle yanıp pürtap olur



Kesme han iltifatın zümre-i uşşakıdan

Korkaram  köyünde kanlar çoğalıp seylap olur



Bezmi vuslatta mey lâlın için şeydayı dil

Zerre-i naciz iken sat rüstemi sehrap olur



Kâbe-i köyün yeter yüz sürmeğe mücrimlere

Zümre-i ehli niyaza kaşların mihrap olur



Sırrı kalemden şerha çeksem sergüzeştim lami'a

Vasfe gelmez  yazdığım eş’arların etnap olur





GAZEL



Bu bezm-i alem-i devlette eya kâm alan kimdir

Demâdem sâki'i bahtın elinden cam alan kimdir



Gelenler hep bu deşti hayrete kem nam gitmişler

Acep bu arse-i alemde bilmem nam alan kimdir



Cihan hasret-keşi tilhabe-i deşnam iken aya

O düşmen kâmı dilden bûse-i in’am alan kimdir



Cihane her gelen bir vech ile bergüşte olmuştur

Bu ziri gerdişi eflâkta âram alan kimdir



Vücudu bihudden her gelenler bî haber gitti

Vücudu zatı hak'dan Lami'a peygam alan kimdir







GAZEL



Harabı mesti aşkı gamze-i cânânesinden sor

Perişanı halı uşşakı yine mestanesinden sor



Ne bilsin tabı mihri hüsn yarı bülbülü bi dil

Çerâğ-ı  sûzişi germin pervanesinden sor



Ne hacet merdemi ibret şinase arz-ı dehr etmek

Sürahiden işit düzehmi peymanesinden sor



Hakikat madeninden  hisse almaz talibi suret

Hümayı  avcı rahet perveranı lanesinden sor



Hazer Lami hazel ol mesti nara pür teğafülden

Benim bu derdi dağım çeşmi pür  efsanesinden sor





GAZEL





……………………………………………..

……………………………………………..



Çün gonca-i gönül beste-i tahriki nesim ol

Bülbül gibi nâlende dil oldu muharremden



Seri halka-i devrimi mahbubu  cihan ol

Ey şûhu gülendam açıl eşki terimden



Virdi niyazı koma dâmeni ricadan

Nahlı kaddını sakla şu âhı şeremden



Lami gibi kemter-zâde-i ikbal-ı ferah ol

Tufan belacuş eder rehgüzerimden

























































4-ÇIRAĞI    BABA

(1814-1886)



Çırağı Baba ile ilgili araştırmalarımızda şairin hayatı hakkında bir bilgiye rastlanmamıştır.Bir gazeli ve bir de kıt’ası elimize geçmiştir.

































































































GAZEL





Yolda kaldı gözüm ol dilberi râna gelecek

Saçı sünbül lebi mül,ruhları hemra gelecek



Vay anın dide-i âhusuna dûçar olanın

Mesti hayran olacak başına sevda gelecek



Nice gevheri aşk yatırıp tıfıl gibi

Aldatıp gitti beni gelmedi hâla gelecek



Ey Çırağı gözün aydın sana müjde bu gece

Bezmi ahbabına bir şem-i hüveyda gelecek







KIT’A







Eski dost ile ahbab olduğum yârân

Yüz sürüp gittiler tahtet turâbâ

Gaflet uykusundan uyan,gözün aç

Ecel uykusu var Çırağı Maba.













































5-HALİS    EFENDİ

(1819-1881)



Bu şairimizin de maalesef sadece bir müfredi bir de beyti elimize geçmiştir.Başka bir bilgi elde edilememiştir.

































































































MÜFRET





Sen uyanmazsan bu dem âhıma,az kaldı ki

Senki köyün rahmiyle zîruh olup uyanalar.







GAZEL



Buharı ateşi gamla gönül mir’atı cenk oldu

Hayalı tîr-i müjgânın dilde zahmı firenk oldu



Cebininde nedir çini sitem ey Rüstemi alem

Boyanmış gamzeler kana acep kimlerle cenk oldu



Nedir sende bu şermi mestilik ey gözleri şehlâ

Kızarmış gül ruhun lâl-ı şarabı lâle renk oldu



Nice tozlar kopardı rûzigâr-ı fitne-i devran

Açılmaz çeşmi uşşakın cihan başına tenk oldu



Ricalar eyleyip kıldım niyazı bûsi ruhsarın

Terahum eyleyemem Halis dil-i dildâre senk oldu.







GAZEL





Nigâra mülkü cismim kanzı aşıkımçün harabettim

Anı canım yerine kalbiden naib menab ettim



Dernu sinemi pâk eyledim ağyarı nakşimden

Gönül kâşinesin şevki ruhun için müstetab ettim



Cihanın gülşanına gelmemiş hüsnün gibi bir gül

Anınçün alem içre mülkü hüsnün intihab ettim



Şarabı nâb-ı germe meylimi mazuru tut zahid

Ki ben ihlas ile pîr-i mügâna intisab ettim



Cenâb-ı sakfı gerdune irişse himmetin ne ola

Ki,ömrüm ser fürahi bir şehi âl-i cenâb ettim



Medaris içre (HALİS) görmedim ben aşkı sevdasın

Anınçün ilmimi meyhanede rehni şarab ettim.











6- İBRAHİM HAKKI BABA   

(1832-1926)



Mesleği (culfa)dokumacılıktır.Bez dokuyup satmakla geçimini sağlamıştır.Çok sade ve mütevazi bir hayat sürdürürken,geçim sıkıntısı çekmiştir.

Çok içli bir halk şairi olan Hakkı Baba şiirlerinde mahalli şiveyi maharetle kullanmıştır.

Adıyamanın Karacaoğlanı sayılan şairi yaşadığı dönemin imkansızlığı ve bunun gibi sebeblerden çevrenin tanıyamadığı ve değerlendiremediği, dolayısıyla kendi kabuğunda kaldığı tahmin edilmektedir.

Yegâne geliri mesleğinden kazandığıdır.



















































































…………………….                                        



Deryayı mihnette kaldım imade

Çarhalar  her taraf gel benim için

Gece gündüz durmaz ekilir gören

Çıkmadı bir yana yol benim için                                                                                                  

Derdi  mihnet birbirine ulanır             

Hikmet nedir akar çeşmim bağrım sulanır

Ellere gün değer  aylar dolanır

Yağar yağmur tipi,sel benim için



Hakkı’ya zehnini sarf etme boşa

Tecellin ne ise  o gelir başa

Rûz-i şeb yanaram ben bu ataşa

Yazık oldu dermi el benim için





………………….

Nazlı dilber salınırsın sefada

Söyle kaddın servi midir çınar mı

Çeşmim âbı göz göz olmuş revandır

Öz lebinden  teşne diller kanar mı?



Bahar oldu zevk edecek çağ oldu

Bülbüllerin hasretliği sağ oldu

Sinen üstü gülşen oldu bağ oldu

Memelerin turunç mudur yanar mı



Gönül olmaz senen gibi şebabsız                                

Aşıkların Haddı gelmez hesapsız  

……………………………………

Anlar dahi benim gibi yanar mı              



Güzellerin Sultanısın Hanısın

……………………………………

……………………………………

Hiç kimseler seni Yaman Sanar mı







GAZEL



Benim bahtı siyahımdan mıdır bilmem neler Çektim

Değil hiç kimseden ben kendi dostumdan zarar Çektim



Osandım el-amân Yâreb bu den cevri cefâlardan             

Ne dostdan bir vefa gördüm ne şefkat akrabalardan

Meded senden ola ya rab,himmet evliyalardan



Benim bahtı siyahımdan mıdır bilmem neler Çektim

Değil hiç kimseden ben kendi dostumdan zarar Çektim



Beni öldürmeden zalım bir hasret Canıma Erdi

Felek bostanı ömrüm açılmadan derdi



Bu çen fâni dünyada neler gördüm neler çektim

Koymadı kahbe felek Hakkı’ya derdi tamam verdi



Benim bahtı siyahımdan mıdır bilmem neler çektim

Değil hiç kimseden ben kendi dostumdan zarar Çektim



45

…………………..

Cesatda komadı  Kanım

Hiç yere çürüdü Tenim

Herkes derki cennet Benim

Bulur amma neden sonra



Kim olsa kapar hazırı

Asla söylemez özürü

Çok arar adam Hazırı

Bulur amma neden sonra



Hakkı Baba çeker Âhı

Kim sevmez zülfi siyahı

Herkes ettiği günâhı

Bulur amma neden sonra





…………………………………



Habibi haktan öğrenir kimya ğaş

Her ne ki isterse ana ver rıza ğaş

Gelince kalbine hüznü elem ğem

Çek anı sen sana bir aşina ğaş

Nüzul eyler ğavatir kalbi haktan



Kabul et cümleye de merhaba ğaş

Müsafirdir hem et izzet ana ki

Gide senden Hudaye her bela ğaş

Cefadan kaçma namerd olma Hakkı

Cefaden merdi hak bulmuş safa ğaş















FANİ DÜNYA



Bu fâni dünyanın demin sürmedim

Mıraz alıp mırazıma ermedim

Mevlâ beni güldürmedi gülmedim

Gamınla kederi bana mı verdin

Hakkı’ya kem kelâmın umulur kemden

Adinin cevabı ağırdır semden

Dedim kurtulayım dert ile gamden

Mevlâm beni öldürmedi ölmedim







UYMUŞ



Hey : Ağalar ben bir fikir eyleyim

Bu dağa bu duman ne güzel uymuş

Döndüm yaradana şükür eyledim

Mü’mine bu iman ne güzel uymuş



Benim bu sözümde olma horani

Evel kim idi be sefanın Yâreni

Yemen illerinde Veysel Karâni

Ana deve yaymak ne güzel uymuş



Benim sözümden olma daffar

Yardımcımız olan daimül Cebbar

Resul sancakdarı Abûzer Gaffar

Ana sancakdarlık ne güzel uymuş



Kırkların üstünde nazırsın nazır

Nerede çığırsam orada hazır

Yetiş imdadıma Hoca-i Hızır

Sana bu Hızırlık ne güzel uymuş





DÜNYA



Bu dünya dediğin bir ağır yüktür

Kavîdir binası sanma çürüktür

Dil küçüktür ama cürmü büyüktür

Boğaz kırk boğumdur derde ser olmaz



Yiğidin tavlada bağlıdır atı

Nerede olsa söylenir zâtı

Altına batırsan iyolmaz kötü

Aslı ham demirdir güherder olmaz



Yiğit attan düşer yine atlanır

Yiğit olan her yaraya katlanır

Yiğit daldasında yiğit saklanır

Kötülerde namus , gayret âr olmaz



















FELEĞE NİŞLEDİM



Bilemom o feleğe nişledim

Tezgâhımı kurdum işe başladım

Zorınca bir topumu işledim

Mekiki elimde kızdırdı felek



Pazara giderim satılmaz bezim

Dükkanlar uğrunda kalmadı yüzüm

Felek seninle olmadı sözüm

Dükkanlar uğrunda koğdurdun  felek



Adem isterim sözüme kana

Bezi sattık uydurduk bir hokka tene  

………………………………………..   

Dur bakim onu nasıl yedirir felek



Bilemom o kaderi yazanı  

Ana vermişler iyi düzeni

Ocağa koyduk bakır kazanı

Bacayı üstüne  yıktırdı felek



Kazanı açtık ki toz toprak olmuş

Kurum acısıyle  sim siyah olmuş

Felek geldi dedi,çok iyi olmuş

…………………………………



Felek keseriyle ömrümü yondu                                     

Yanan ocaklarım o anda söndü

Bu sene yumağım tersine döndü

İşimi ber akis getirdi felek



Bazile boşalıp bazile doldum

Gonca gül gibi sararıp soldum

Oturduğum yerden kağamaz oldum

Elime değneği verdirdi felek



Bilemom feleğin nasıldır huyu

Her zaman benimle ediyor toyı           

Ağzıma karıştı burnumun suyu

Evladımı benden çirkitti felek



Felek bana der ki neyniyen malı

Ya rabbi  kimseye verme bu halı

Zorunca uydurduk biz kırat darı

Değirmende sile akıttı felek



Bilemom  feleği  nasıl tutayım

Sözlerimi sözlerime katayım

Göllere gittim balık tutayım

Toruma tosbağı bıraktı felek        



Adem isterim ki sözüme kana

Ahbab isterim ki benimle yana

Mamurette yerdik ballı kaygana

Tablamaya hasret eyledi felek                                        



Karışılmaz o feleğin işine

Ataş bastı ciğerimin başına

Hakkı Baba yandı aşk ataşına

Keremin derdini bana mı verdin





GAZEL



Nola lütfeyler isen bu gece ülfet edelim

Ülfet eyyamı bu gün zevkı ganimet edelim



Tenhe-i ağyarıda bir rakse-i halvet edelim

Gami defetmek için aşkıle İşret edelim



Dün gece geçti yine biz böyle bir nice durah

Gel okuyalım Beste-i uşşakı Irak



Saatın altıbuçuk sularına geldi mi bak

Atacaktır galiba bu gece sekizde şafak



Demi fırsattır efendim ne revâ peykedelim

Zevkı şevkınle birez medhi mehebbet edelim



Nerede kaldı deyin Validen eylerse merak

Yollıyalım dersen eğer gitsin bir uşak



Saatın altıbuçuk sularına geldi mi bak

Demi firsattır efendim ne revâ pişedelim



Zevkı şevkınle birez medhi mehebbet edelim

Narı hicrimde yanan Hakkı gibi Gül idi zâr



Var ise meslehatın vaktı değil eyle karer

Gidersen söyle kuzum evde ne var



Demi fırsattır efendim ne revâ pişedelim

Zevkı şevkınle birez medhi mehebbet edelim













MECLİS VE SAKİ



Bir meclisde saki civan olanın

Şekerdir mezesi bal dudağında

Kirpiği ok kaşı keman olanın

Nice hallar vardır hal dudağında



Karadır kaşları,elâdır gözü

Ayın on dördüne benziyor yüzü

Beni mest eyledi o şirin sözü

Sanarsın bal ahar bal dudağında



O yarın elinde olmışam dahar

Ya rabbi aklımı eyleme zahar           

Hakkı Baba bir âfeti ………..

Üç noktası vardır hal dudağında



USTAMA



Kulak ver sözüme ustam sedayı

Medhedeyim sana bir hoşca iş var

Nakledeyim sana başa geleni

Ser encami bir bir bunda gülüş var



Mâil oldum bir güzelin kaşına

Yeni girmiş on üç on dört yaşına

İşimi terkledim düştüm peşine

Tecellim böyleymiş bende düşüş var



Civanı bir gizli yerde aradım buldım

Elim boynuna sardım birazım durdum

……………………………………………

Karşıdan dediler burda bir iş var



Civan dedi gel buradan köşeyi dönek

Kırıldı dizlerim oldım gevenek        

O anda yetişti sille ,tokat ,değnek

Topugu kaldırıp bende kaçış var



Yitirdim civanı çar çapik buldum                                      

Elim boynına sardım birezim durdım

…………………………………………

Sarılıp da orada bende yatış var









………………….

Pîri aşk oldum efendim  bir Âsa lazım bana

Destegîr olmağa bir ehli vefa lazım bana

Geçti eyyamı bahar serdiler işi firakı

Şimdilik eyyamı şitâdır bir Âba lazım bana



Müşkil olur halımız baran , tipi berfiden

Ya bir çizme ya kundura lazım bana

Hakkı’ya halını arz et şube begine

Sahibi lütfi kerem tiği deva lazım bana









50





EYİK KAMETİM





Eğildi kametim büküldü Belim

Görmez oldu gözüm söylemez dilim

Tabib yanım oldu vatanım ilim

Diyarı gurbeti bana mı verdin



Yaralarım göz göz oldı oyuldu

O yarama nice merhem koyıldı

Derilerim sarma oldu soyuldu

Nesimi derdini bana mı verdin



Elinden aldılar nazlı yarını

Cesedinden  döktü ecel terini

Attı külüngünü verdi serini

Ferhadın derdini bana mı verdin



























































7-ALİ RIZA EFENDİ  

(1834-1918)



Kuvvetli bir kültüre sahiptir. Arapça ve Farsçaya yeteri kadar vakıftı. Şiirlerini aruz ve hece vezniyle yazmıştır.Şiirlerinde tasavvufa büründüğü görülüyor. Manzumeleri dikkatli okununca insan mâvera aleminin geniş ufuklarında kendisini görüyor. Aruz ve hecede Ali Rıza Efendi şahikalara yükselmektedir.

Uzun müddet adliyede Noter olarak görev yapmıştır. Hac farizasını da yerine getirmiştir. Denebilir ki Ali Rıza Efendi Tasavvuf ve Tarikat şeyhlerindendir.























































































MÜFREDLER



Ne tali’i Kevser ne safacuyi Nâimim

Ben aşıkı didarı Hudavendi Kerimim

*   *   *  

Nigâhım  cabeca honharı çeşmi nazeninin’dir

Esiri bendi aşkım sinede dağı nihânım var.

*   *   *  



Bu bağıbanı laneden çok murg uçurmuştur

Nice bizler gibi biçareyi kandırmış göçürmüştür.

*   *   *  

Süleyman zaman olsan da etmez cahına rağbet

Bu felek’dir hazaran şahı çemberden geçirmiştir

*   *   *  

Ne denlu âkil olsan meskenindir sahil-i sevda     

Felatunu zamanı gaflet gencininden aşırmıştır.

*   *   *  

Ederken arzuyu vuslet dildarı dildarı

O şeytanı racim çok zühta takvay-ı şaşırmıştır











KIT’A



Düşme beyhude gülüstanda inade bülbül

İrmedi maksuduna kimse fenade bülbül

Geldi eyyam-ı bahar eyle nevaya  âğaz

Düşeceksin yine hâr ile cihade bülbül



KIT’A

Eğer külhanda olsa yâr ile aşık gelür gülşen

Olur zindan dile dildaresiz sahne gülüstan

Rıza feryadiyle arz eylesen ahval-ı dildâre

Acep Rahmeylemez mi görse bu çari girâbanın





GAZEL





Eğerçi meskatı re’sidem şimdi dilârasuz

Görünür dîde-i giryanıma Adıyaman ateş



Yazarsam yâre nâme bu firakı narı hasretle

Rıza olmaz mı âya hâme-i tûti zeban ateş



Dili nâşadı tenşite meram ettikçe gülşende

Olur ol,gonca ateş bülbül ateş gülüstan ateş





GAZEL





Bu şevkin kesretinden hep bana ayinedir cam

Nere baksam senin yüzün görürüm ey dilâram



Firakı hasretle ol şebi zulmette kalmıştım

Şefak endazi ümidim subha erdi ref olup akşam



Bihamdillah yetiştim menzili maksuduna şimdi

Meserret kıldı istila olup mahvindir âlam



Hidayet sayesinde nuru ebyezden giyip İHRAM

…………………………………………………….



Diriğ etme Rızadan camı aşkı sen de ey sâki

Edip çaki mihen pira hinen nus eyleyen bir cam





GAZEL



Yine Sâki zamanı geldi, bir Bâde nisar eyle

İçir aşkın şerabın desti himmetle mesar eyle



Medet sâki  beni bir cam ile mesti harap ettin

Ayağın kesme bezmi aşıkandan bir sevap eyle



Derunum nalesin güş et terahhum eyle ey sâki

Vücudum ateşi aşk ile yak bağrım kebap eyle



Şerabı nab ile dildeki benlik noktasın mahvet

Bilirsin derdimendim bu ricamı müstecep eyle











GAZEL







Eylemez bir dem feramuş eyleyen ikrarı aşk

Gitmesün gönlümden ey zahid benim her bari aşk



Hoş gelür seccade-i tesbih misvakinden evvel

Etse istikrar dilde muhabbet asarı aşk



Ateş-i aşkla yanmaktadır müradi aşıkın

Ol sebepten daima yâranı vuslat dildarı aşk



Nice kabil hâme-i aczim beyanı aşk ede

Ey Rıza mümkün mü vasf nokta-i esrari aşk







GAZEL







Geçermi dili Dilârâ vuslet eyyamın hayalından

Kanar mı  aşık ey büt şerbeti la’lın zülalından



Medarisi hakikide olanlar aşkı telamizi

Verirler hoş maâni Ayeti hüsnün meâlından



Görünce goncayı aşüfte feryâdı figan eyler

Feragat eylemez bülbül gülüstanın nihâlından



Gönül arama meyl etmez cihan bağı irem olsa

Rıza’yı haste dil dermâne gelmiş ihsanı kemâlından







GAZEL





Gelir mi dilbera mirati hüsnüm hattı tasvire

Müsevvirler anın çin düştüler çok râhı tedbire



Dili nâşadımı bent etti çeşmi şeh niyazın

Ne mümkündür dilâra hali aczim arzü takrire



Şikest oldu suhandanın görünce çeşmi ârâmın

Etti bimahaya zarı gönlüm câhı kâfûre



Görenler âyeti hüsnün okurlar cabeca amma

Ederler aczini inba gelince şerhi tefsire



Rıza mümkün müdür sa’y ile is’af etmek âmâlı

Olurmu  kimse kabil şîve-i takdiri tağyire









GAZEL





Aşkı salmış bülbülü her rûz-u şeb feryade gül

Eşki çeşminden midir içmiş kızarmış bâde gül



Her umurun aşıka bir mucibi esbabı var

Bülbülün feryadı figânı değildir sade gül



Bülbülü hayranı sergerdân eden gül mü acep

Teşne-i cami ezel olmuş sebeb arada gül



Olmasaydı anda da aşkın hararet teşnesi

Olmaz idi kadri maruf rütbe-i bâlâda gül



Aşkiyle azmi şitep etmez mi bülbül ey Rıza

Kangı gülşende bilürse olduğu âmâde gül





TAHMİS



Eski hasret aktığınca oldu Deryayi Amîk

Bulmadım alemde ben bir kendime yarı refîk

Ateşi aşkınla câna sîne bimarın bırak

Eshabı hicrin etti dâne-i ömrüm dakîk

Çeşmi hunu alu rizim ânı tahmir etmesin



Neyledimse Ey RIZA bûşide-i emrü kader

Etmedi sa’y etmedi mahvi tayyire eser

Olmuşum Leyla firakıyla cünunü derbeder

Ey felek kılmaz mısın bu âhı nâlândan hazer

İhtiraz et dudu ahım çarha tesir etmesin





GAZEL





Galiba mestanelik camı izel âsârıdır

Canını cânana ihda etmek aşık kârıdır



Sirr-i aşkı ettim istifsar bir aşık dedi

Teşney-i ney, nale-i ney,nimnigâhı yarıdır



Düştü aşık şimdi işte çarşûy-u hayrete

Can verip canan alırlar akdı can bâzarıdır



Gitti canın bütün buldu vücut ender fena

Bu dekâyık mûtû kable en temût esrarıdır



Aşık olan canını etmez diriğ cânaneden

Eylese ger Rıza ol nakz-ı aşk ikrarıdır







GAZEL



Leb ateş gamze ateş tîg-ı ebrûy-i nigâr ateş

Nigâh-ı nazenin ateş  o zülfü sar ateş



Niçin mest olmasın aşık heman bir cam ile sofi

Ben ateş-i sağar-ı meyden sâki’i çeşmü humar ateş



Peyâpey şûle-i âhım mıdır iş’al eden bilmem

Görünün ser lebi dû çeşmim birrü bimar ateş



Dilâra işbu ateşle eğer arz-ı cemal etse

Ulüvvü bahşı cihan eyler olur leyli nehar ateş



Ne mümkün yanmamak çeşm-i nezarım Ey Rıza şimdi

Gönülden küşte-i aşk muhabbet yanar ateş





GAZEL





Süzülsün rişte-i canım gözümden kan revan olsun

Fitili şem’i aşkı pertev endaz-ı cihan olsun



Haberdar eyleyin bülbülleri işbu gülistanda

Müheyya goncalar mebzûl şitâbı dermeyan olsun



Bedeh şâne  gidersen ey seba gevher füruşane

Getür bu hunu çeşmim la’lı yakuta nişan olsun



Fırakı Leyli Şirin  ile gitti Kays ile Ferhat

Acep var mı? Bir aşık bu cihanda kâmuran olsun



Ne lazımdır sana dâvayı aşk etmek Rıza şimdi

Eğer aşık isen aşkın derûnunda nihân olsun





GAZEL





Hayalın ,şeb çirağ-ı lücce-i bahr-ı hakikat’dır

Cemalın , nuri bahş-ı dîde-i ehl-i basiret’dir



Lisanın tercumanı vâridat-ı nusha-i hikmet

Nukâtın layuad mucizatın bî nihayet’dir



Seriri küntü kenze illeti gâiyyedir zâtın

Vücudun  mahremi halvet seray-ı kurbu vahdet’dir



Sen ol  mahı felekcahı şehinşahı dû alemsin

Deri lutfunda şahlar, sernihada babı hayret’dir



Harimi revzane yüz sürmeğe müştak iken Cibril

Kıyas eyle bana takbili dergâhın ne devletdir



Huzura halı mâ fil bâlını arz eyleyip gelmiş

Rıza’nın iltiması hâki pâyından şefaat’dır







GAZEL



Sehl olaydı derd-i aşk, aşık beyan eyler miydi

Kenduye risvaylığı şan ile şan eyler miydi



Har gülden muhteriz olsaydı ol murgu seher

Gülşen içre âhı feryâdı figân eyler miydi



Râh-ı cânanda feday-ı can eğer sehl olmasa

Vadi-i aşk içre aşık  terk-i can eyler miydi



Aşk-ı Leyla ile hayran olmasaydı gerçi Kays

Rişte-i zülfün kemer bendi meyan eyler miydi



La’li şirin mübtelası olmuş Ferhad-ı  zâr

Köyü sehra sıkletin darel-eman  eyler miydi



Bulsa idi derdine merhem ol Ethem Hazreti

Terk-i taht-ı şâh-ı hanımân eyler miydi



Vuslat eyyamında mağrur olmasaydı ey Rıza

Dost seni hiç tardü teb’idi cinan eyler miydi





GAZEL     



Gül ol serdarı aşk pür vefâ hoş neva  bülbül

Sana aşıklığı her vechiyle gördüm seza bülbül



Gülün rahm etmeyüb feryadına ağyare meyleyler

Değil bu nâle-i feryadına karşı revâ bülbül



Ne mümkündür bu feryâd-ı nevâ ile bîgam olmak

Bu dehrin hem gülü hem gülşenidir bî vefa bülbül



Getürdüm hasılı idrâke zer’i tohm-u ümmidim

Edip ta racı zevkı harmanın bâdı hava bülbül



Ger ben de sen gibi bir gül ruhu dildâre müştakım

Bırakmaz kurbu vusla ol rakibi nâ seza bülbül



Tabibe arzı bimar ettim amma etmedi derman

Hakimi aşk ede ancak bu derde bir deva bülbül



Rıza’yim fahret efzayı feyziyi aşkıda şimdi

Bu kevnin inkılabı hasılı cevrü cefa bülbül





GAZEL



Diriga çıktı elden kim ola dâmen-i vuslet

Bana yekdir bu mihnet hanede âramiden rihlet



Osandım hasılı âlamı dehrin maceresinden

Gönülde kalmadı nâsaz günü câhına rağbet



Senin de sakı , ya ol bâde gülgüne pesend

Sezâdır eşki riz olsan da bu dîde-i hasret



Gider mi dilden âya iştiyakı gitmiş köyüm

Gelür mü yâdına hiç aşıksın ol revze-i cennet



Demâdem kâmiyap olmak diler gönlüm Rıza emma

Ne çâre böyle imiş emr-u takdir şîve-i hikmet











GAZEL



Demi fırkata gönül zevki sefâ eyleyemem

Harmani işimi tevdii hava eyliyemem



Eyledim arz etibbaya gönül yâresini

Derd-i aşkdir dedi bu derde deva eyliyemem



Lâl olur tuti zebanım göricek gül ruhunu

Sineni mürg seher dâdı neva eyliyemem



Öyle hayran oluram nokta mecalım kalmaz

Bilemem kendi özümü vesli rica eyliyemem



Edemem kimseye ahvalımı ben şerhi beyan

Kendimi ta’n ile teşni-e sezâ eyliyemem



İnhirafım olmaz genci meyhaneden hiç

Zahida meyli riya suyu hata eyliyemem



Talibi rahı Rıza , yim kılamam meyli fena

Ömrümün variyetini mahsuru heba eyliyemem









GAZEL



Bimürh nâsaz ıztırabın görmeyince bilmedim

Derd-i aşkın macerasın görmeyince bilmedim



Girmez idi guşume feryadını nalendesi

Sînede ruzen nihanın görmeyince bilmedim



Bilmez idim neşeyi camı meyin keyfiyetin

La’lı nayabı zülalın görmeyince bilmedim



Ok atarmış fitne çeşmi can alurmuş gamzesi

Dilde ki tîri nigâhın görmeyince bilmedim



Etmemiştim ey Rıza meyhanenin kadrin şinas

Rindi risvasın cihanda görmeyince bilmedim







GAZEL



Getürdi başıma sevdayı zülfü perişanın

Sebeb bu eşki gülgûne lebi la’lı derefşanın



Yakar ateşlere canım binayı şem’i ruhsarın

Çıkar eflâka dûdu dil görüp serü haramanın



Eğer gülhanda olsa yar ile aşık gelür gülşen

Olur zindan dile dildarsız sahnı gülüstanın



Rıza feryad ile arz eylesin ahvalı dildâre

Acep rahm eylemez mi görse bu çâki giribanın







GAZEL



Olup mecnun dili nalaniyle sevdadeyim şimdi

Şimdi Leyla firakıyle gezup sehradeyim şimdi



Vasılı kurbe yol bulmaktadır hep kamü cûyanın

Rehi hayrette kalmış pür gami uftâdeyim şimdi



Nigâh etti dîli nâlânıma ol çeşmi şehbazım

Kevser veş olup hayranı dihen âmadeyim şimdi



Gönül isterdi camı aşkın lâ mesti müdam olmak

Felek kırdı kanadım ümidi bi badeyim şimdi



Beni bu nefsi emmare nice zârı zebûn etti

Esirim ey Rıza ol pençe-i âdâdeyim şimdi









GAZEL



Bende de vardı aşk ey bülbüli mahzun eda

Kâseveş tolmuş derûni endûhiden vermez seda



Gülbe-i ahzanıma gel gör hezaren efganımı

Dilfirib her nefes ol sen bana hem ben sana



Ahı hasret bais olsun hamreler peydasına

Dudi serser  çeksin ol çerha tayansun cabeca



Verme zahmet cismi bimarim sağılmaz yaradır

Kabili derman değildir ey tabibi bi deva



Narı firkat iştial ettikçe etsün sinede

Sen hemen kesme ümidi vusleti dilimdir Rıza



GAZEL



Firakı yar ile şimdi hazinim gam diyarında

Ferahyap olmadım kevnin ne leylü ve neharında



Sipehri cefayı huriden devr almadım hasil

Ne cahından vefa gördüm ne lezzet itibarında



Hayalı yar ile herdem enis olmak müradımdır

Değildir bu cihanın maksedim şöhret şiarında



Rıza yım intizarı makdemi pâki dilârâda

Kalursam cane minnet ta be mahşer rehgüzarında





MERSİYE



Feryâdı figân et ki gönül çarh utansın

Ahı şeriri dudu neva arşa tayansın



İcra edelim matemini Evlâd-ı Resulün

Eşki demi hasretle gözüm kane boyansın



İbret ola ölmüşlere hâkide gûnûde

Bu sayhâ-i nâlânımı duysunda uyansın



Her an edelim çâki giribanile efgân

Bu vakıada kan ağlamayan dîde kapansın



Ey dehir neden zîr-ü zeber olmadın ol dem

Ey çerhi deni sen dahi bir cilve genansın



Ey Nili Fırat eyledin ağyara temayül

Zannetmesun Âdem ki seni dâd-ı enansın



Hâkinde dergûş edeli hûn-ı şehidân

Sen Kerbelâ ile de meşhûr-u cihansın



Ol şimir lain etti Şehidi Şahı Hüseyni

Ta haşre kadar teşnedil olsun dolansın



Besdir bana bu vakıâda ahzanı şehidan

İsterse Rıza mülki cihan ateşe yansın









MUHAMMES







Gülbe-i ahzanda kaldı bu dili-i zârım benim

Çok imiş alemde bildim şimdi ağyarım benim

İster olmaklık tabib efkârı hem varım benim

Hiç ilaç kabul etmez bu sîne bîmarım benim

Çekmesin il derdim tedavisinde tedbir etmesin



Bed rakıp ta’nından etmez hiç perva aşıkın

Söylenir dillerde sûy-i halı aşıkın

Eksik olmaz daima başında sevda aşıkın

Hatırından gitmez ol zülfü dilâra aşıkın

Zahidi hudbinini bir başka tabir etmesin











































































8-  SEZAİ EFENDİ 

(1834-1909)



Medrese tahsili görmüştür.Sıkıntılı bir maişet hayatı sürmüştür.Şiirlerinden ancak birkaç tane elde edebildik.

































































































MÜFRED



Çıkar mı hatırımdan tabe mahşer sûzi hicranın

Seza-i dembedem kan ağlasa ehbabı ihvanın





KIT’A



Seza-i ,zihnini sarf etme boşa

Yazılan ne ise o gelir başa

Rûz-u şeb yanaram ben bu ataşa

Yazık oldun der mi el benim için



KIT’A



Bu fâni dünyadan almadım lezzet

Hudam beni güldürmedi gülmedim

Kurtulurum dedim derdü elemden

Mevlâm beni öldürmedi ölmedim





LUGAZ



Bir acaip nesne gördüm

Misni mânendi gumâm

Gürleyince ra’d vâri

Vehmeder cümle avâm



Gâh biner tahtı revâna

Seyreder cümle avâm

Karşısında kolları var

Daima eyler kıyam



Gâh girer mescide

Asla ibadet eylemez

Yanına varamaz ânın

Ne müezzin ne imam





MUHAMMES



Raks eyleyen ol rakkası edâyı hele bir gör

Çar pâresinin şık şıkısı yelli terelli

Yelli yelela yelli yelayı hele bir gör

Sazendelerin zerre kadar  kalmadı aklı

Unuttular ol dahi ûd ile nâyı hele bir gör

















9-ÂSIM EFENDİ    

(1839-1909)



Devlet memuriyetlerinde  uzun müddet çalışmış,Kâhta mal müdürlüğünü yapmıştır.

Adıyamanda yetişen şairlerimiz arasında mümtaz bir şahsiyettir.

Saba,Bülbül,Gül’ü ustaca konuşturan Âsım Hoca na’t ve medhiyeleriyle yüce peygamberi övmüş ve has bir ümmeti ve hayranı olmaktan şeref duymuştur.

Şiir, Gazel ve Müfredleri pek çok ve meşhurdur.Ayrıca mezar taşlarına ve kitabelere ebcet hesabiyle tarih düşmüştür.



















































































MÜFREDLER



Aceba hastalanır mı gözü dilber görenin

Gözüne uyku erer mi zülfüne berdar olanın

*   *   *

Hasılı devri felek bizi mihnette kodu

Mihrican esti güle bülbülü hasrette kodu

*   *   *

Tane tane gül yüzünde şol arak nedir dedim

Gül gibi güldü , dedi güldür güllap andan çıkar

*   *   *

Kendini bahrı beladan kurtaran kesi nadir

Gel yetiş imdadıma ya bâzı Abdülkadir



KIT’A



Bilmem bu felek def’a mürad üzre döner mi

Bir dem elimiz devleti ikbale erer mi

Yarab bana bir er bulunur himmet eder mi

Yoksa günümüz böyle felaketle gider mi



TARİH TAŞI



Mehmet oğlu hacı Mustafanın

Sefası sürmeden gitti cihanın

Gelip harputi’den Adıyama’ne

Tükendi anda ömrü bi bakanın

Kanda zülmile ol çarhı zalım

Urup ağzına kurşuni ol civanın

Vefatın gûş eden kan ağlamaz mı

Nihalın nevres idi bu zamanın

Sene 1295 de vefatı Asım’a ol merdi hanım



TARİH TAŞI



Narınca karyesinde hacı Ali ağanın  mahdumiyim ben Mehmet Sahir



Mehmet Sahir gül zamanın

Tahriki zelzele ile seyha-i naklı nagâh

Hadimde verdi canın

Müstağrak oldu ka’ne

Ah eyledi felekler

Kan ağladı melekler

Ya adem ağlamaz mı?

Böyle güzel divane

Üç çıktı cevherinden

Asım okudu tarih 1310

Tahirde vesile oldu

Ta revze-i cinane







65



MEDHİYE



Eşfeül halkul nebiyyül arabiyyül medeni

Kâinatın sebebi hılkatı hak kıldı seni



Mahzı rahmetsin eyâ fahri rüsül me’hezi kül

Buldu feyzinle nema hiçtu behiçtin çimeni



Eyledi zatını evladı safiden mümtaz

Özüne aldı habib etti seni Rabbü Gani



Setvetin kıldı senadidi kureyşi berbat

İnkıyada getirip hitta-i hindi yemeni



Ya resules-sakaleyn eyle şefaat yarın

Asımın şermi günahından açılmaz diheni



MEDHİYE



Bu medhiyeyi şair Âsım alfabe sırasına göre yazmıştır.

Denebilir ki Cenabı Peygamberi medihde Nabi’yi geçmiştir.



Ey nebiyi haşimi serdarı küllü enbiya

Badi icadı alem vasılı kurbu huda



Türbe-i pâki tefevvuk kerde-i  arşı berin

Sabit etti fazlı ruchanın kelâmı Kibriya



Came  habın germiken döndü  yine miracıdan

Hükmü süphanellezi  ima eder bu sirri  ta



Haylı makbulun nebiyi ademsin elhak fazl ile

Dameni ihsanına eyler teşebbüs evliya



Zâtı pâkin olmasaydı alem olmazdı bedid

Rifatü kadrü uluvvun rütbesi alel ulâ



Zinet efzayı semavet oldu feyzi makdemin

Suyi çarha çıktı İsa ermedi amma sana



Şavkı ruhsarından aldı nur  mâhı âfitap

Safveti  la’lından erdi kevsere feyzü sefa



Dabhı rahşı himmetin âfaka çıkmıştır senin

Tane-i remhü sinanın verdi a’daye fena



Zahir oldu sende envarı nübüvvet  serteser

Arifi allamı  aleme ulumsun mutlaka



Gasiye darın şaha Cibrili Mikail olup

Feyzi feyyaz ile oldun kudsiden azmü sema



Kabe kavseyni ev edna sırrı ancak sendedir

Gelmesen gelmez idi meydane  süreyyayü serâ



Leyle-i miracıda seyrü semavat eyledin

Merhaba ya Mustafa dedi melekler cabeca



Nuriden bir servidir bağı belağatta kadın

Verdi gülzarı hidayet dürühün revmak nüma



Himmet ancak zatına mahsusudur mansusudur

Lâ muhale sen şefi’i cümle-i ruzi ceza



Ya resullallah beni red etme babı lutfundan

ASIMI dil hastenin derdine sendendir deva





MEDHİYE



Nebiyyi haşimiyyül ebtehiyyül seyyidül alem

Seninle ya Muhammed fahr eder Havva ile Adem



Habibi hazreti haksın şefi’i dü alemsin

Ne geldi bu cihane ne geliser sen gibi ekrem



Cenabındır senin bu kâinatın halkına bais

Muhakkak nuri pâkin halk olundu cümleden akdem



Seni tahtı risaleti padişahı eyledi Mevla

Cemi’i enbiyadan kıldı şanü kadrını azem



Yüzü kare günahkâr ümmetindir Asımı kemter

Müradı lutfun ile zahmi cürmüne merhem



MEDHİYE



Ey vücudun sebebi hilkat  eşyayı vücud

Rifatı kadri kemalatına yok hadd-i hudut



Sensin o şah-ı rüsul me’hezi kül fitrette

Özüne aldı habib etti seni rebbi vedut



Bulmadı isebni Meryem rehi miracın

Gerçeğin olduğu yerden göğe etmişti suud



Bir işaretle hemta mâhı iki şak ettin

Kıldığı demin talepte mucize nessarı umud



Kaldı mı kadrine isbatı delile hacet

Olıcak zatına mahsus makamı Mahmud



Ol dahi sende eder lütfü şefaat  me’mul

Gerçi peygambere sultan idi ibni Davud



Âsım zârı günahkâre şefaat eyle

Babı lütfü keremin çünkü değildir mesdud



MEDHİYE



Hâki pâyın kehli çeşmi Aşıkandır ya Resul

Merdukane her sözün ruhu revandır ya Resul



Me’hezi külsün ebül ervahsın kim tal’atın

Badi’i kevni zemin ve asümandır ya Resul



Asitanın bûsegâhı enbiya vü evliya

Revze-i pâkin mütâfı kudsiyandır ya Resul



Hıl’atı ve levlak ve eklil ve le  ömrek zatına

Fazlı ihsanı atâya müsteandır ya Resul



Namı Mahmudun kilidi babı rahmettir senin

Zâtı mes’udun şefi’i enisi cindir ya Resul



Âl-i eshabın adûyi dine dikkatra remure

Himmetinle her biri şiiri ciyandır ya Resul



Kanda gitsin Âsım zârı hüsnü rû siyah

Asitanın cümleye darül emandır ya Resul







MEDHİYE



Kitabın sairi fesh etti ahkâmın kitabın hep

Mukaddem her nebiden imtiyazü intihabın hep



Sen ol bir nuru mahzi feyzi akdessin ki ba şüphe

Şua-i arizinden müktebestir âfitabın hep



Büd çeşmin esrade bir gez gördüğündür

Ki olmuştur seru şanı felek mesti harabın hep



Leamruk tacı serde tal’atı levlak

Anınçin kıldı hak eşref nebilerden



Kerem eyle unutma Âsım’ı zarı şefaattan

Muini destigiri sensin ancak şeyhü şebabın hep





MEDHİYE





Hâki pâyın tutiyayı ayni alemdir senin

Rifatı kâr-ı kemâlatın müsellemdir senin



Geçekim cismen muahhardır vücudun ya Resul

Cümle-i mahlukıdan nurun mukaddemdir senin



Ademi Havva ile nas iftihar eyler veli

Zâtı pâkin mafharü Havva ve Adem dir senin



Zatına Mevla izafetle habib etti seni

Hikmeti mirac ile kadrin muazzamdır senin



Desteğir ol Âsım mecruha de rûzu cezâdır

Himmetin zahmü usâta aynı merhemdir senin





MEDHİYE





Uladır nezdi baride makamı mertebe-i Sıddık

Felekte şöhret efzadır Hazreti Sıdık



Anın şanında geldi saniyetis neyni fil-gâr

Bu nas  ile celidir ihtiramı Hazreti Sıdık



Sıddık’dır Resulu Kibriyanın istikametle

Anınçin çekti sirri ta arşe namı Hazreti Sıdık



Feda kıldı rehi mevlaya hep nakdie-i varın

Rızaya münhasırdı cehtü kamu Hazreti Sıdık



Olurdu Asım’a rehayabı maksed iki alemde

Olaydım keşki ben de gulâmı Hazreti Sıddık





MEDHİYE



Ahmedi muhtare hem Hazreti Farukı’dır

Adl ile meşhur alem Hazreti Farukı’dır



Bütün hükmü besalet zatına mahsus idi

Adili şahı muzzam Hazreti Farukı’dır



Lerzanaki harbı tîğı hûn-feşandı adû

Pehlivanı ibni adem hazreti farûkı’dır



Bir gadeple eyledi ruhsarı hurşidi siyah

Mezdi baride mükerrem Hazreti Farûkı’dır



Asıma mecruhu cürm oldınsa her kim gam yeme

Zahmü cürme aynı merhem hazreti Farûkı’dır







MEDHİYE



Güruhu evliyaye pişivadır Gavsi Geylani

Zavatı esfiyaye muktedadır Gavsi Geylani



Hayatında ki eyler tasarruf halı mevtinde

Kemal iklimine bir padışah’dır gavsi geylani



Meded hakanı meyus eylemez mesrur eder elbet

Niyaz erbabına babı recadır Gavsi Geylani



Hakikat şehvarı saha-i lütfü mürüvvetdir

Muhibbi muhlise himmet resadır Gavsi Geylani



Hemen bir nezerede şark ile garbe iltifat eyler

Mezayayı kemâla aşinadır Gavsi Geylani



Derûnunda bulunmaz salikanın zerrece zülmet

Velayet bezmine şem’i ziyadır Gavsi Geylani



Acepdir lu’i kadri ser çekse semavata

Nesebde hayrül verâdır Gavsi Geylani



Halas olmaz sinanı setvetinden fikri nâdan

Şecaatte şebihi mürtezadır Gavsi Geylani



Demadem senden istişfaa Asım ihtimam eyler

Dili biçare çün sehni şifadır Gavsi Geylani



MEDHİYE



Esedullahı Ali yani Cenabı Hayder

Katili ceyşi adû Fatihi Hayber



Hüseyneynin pederi şehri ulûmun bâbı

Ana hem le ömrek okudu peygamber



İki şak eyledi bir darbe ile Abdu’yi

Böyle bir şiri hudâ idi o şâhı Kamber



Çok bahadirleri aguşte-i hûn etti  o şah

Dinin ilâsı için çekti nice tîgu ter



Âsıma Hayderi kerrare fedadır canım

Hüseyneynin pederi macedidir ol server





MEDHİYE

……………………………………………

Madeni hilmi haya Hazreti Osmanı Zeki



Oldu nureyn ile damadı Habibi Kibriya

Buldu feyz ile bahâ Hazreti Osmanı Zeki



Camii âyâtı Kur’an cebini hakkıdır

Şeyhi ve şüheda hazreti Osmanı Zeki



Bezli infakta eshabı resûle yaver

Nakdı dâdı fukara hazreti Osmanı Zeki



Yer ve gök halkını müstağrakı hilm etmiş idi

Serfirazı edebi hazreti Osmanı Zeki



İki alemde dahi Asım olursun mesrur

Himmet eylerse sana hazreti Osmanı Zeki







MEDHİYE



Zevku şevk ile benem kemteri Abdülkadir

Sıtkı ihlas ile hâki deri Abdülkadir



Rifatü himmetü ve is’afü terehümlerle

Erdi ta arşı bârine seri Abdülkadir



Talebi himmetini canü gönülden ya hû

Sanma me’yus ola hâişkeri Abdülkadir



İki alemde dahi bir ebedi devlettir

Asıma ger dilerse çeker Abdülkadir











MEDHİYE



Enbiyadan itibarü fazlın ezyeddir senin

Şöhretin yerde Muhammed gökte Ahmeddir senin



Hükmü bâkidir hemîşe fesh ve nesh etmez kabul

Kasrı şerin iki alemde müeyyeddir senin



Hamdillah yoktur istilayı âdaya  mesağ

Ümmetin piranından himmetin seddir senin



Enbiyanın serverisin evliyanın rehberi

Feyzi şanı iştiharın ayıddır senin



Asımı  dilhastede lütfünden olsun behreyap

Şüphe  yoktur lütfü  ihsanın  müeyyeddir senin







MEDHİYE







Ey bimarı fazli isti’datta dürrü semin

Gelmedi evladı ademden sensin tek bühterin



Hil’atı levlak ile tac leömrükle seni

Enbiyadan eyledi mümtaz Rabbül Alemin



Sen ol şahsın oldular memur emrü hizmetin

Leyle-i esrada Mikaili Cebrail emin



Ol şep miracında geçtin makamı sidreden

Hakka oldun kabe kavseyni ev ednadan yakın



İki alemde âna da destegîr  ol ya Resul

Bir günahkâr ümmetindir Asımı zârı hazin











NA’T



Esselatü vesselam Ey badi’i icadı halk

Esselatü vesselam Ey muktedayi garbü şark



Esselatü vesselam Ey vasıfındır insü cin

Esselatü vesselam Ey medhin eyler her verak



Esselatü vesselam Ey enbiyanın hatemi

Esselatü vesselam Ey vesili rabbülfelak



Esselatü vesselam Ey sirri sübhanellezi

Esselatü vesselam Ey mahremi esrarı hak



Esselatü vesselam Ey parmağından aktı su

Esselatü vesselam Ey mahı kıldın iki şak



Esselatü vesselam Ey nuru burcu istifa

Esselatü vesselam Ey rehnümâyı mâ sebak



Asımı zârı günahkâr ümmetin red eyleme

Nefsi bend etmiştir anı gülzemi isyana gark







NA’T





Balı bürcü risalette hakikat mâhıdır Ahmet

Fazilet kevserinde bir muazzem şahıdır Ahmet



Nebiler serveri hetmi rusüldür me’hezi küldür

Resulu insü cin hem habibullahdır Ahmet



Uluvvu şanını bildirdi sübhanellezi Esra

Ebülervahı bâlâ kadri ulâ cahıdır Ahmet



Cenabı pâki mutlak badi icadı alemdir

Hudanın sirri hikmetinden tamam âgâhdır Ahmet



Niçin olsun derûni mevkıf mahşerde şermende

Şefi-i desteğiri Asım pirahıdır Ahmet





NA’T





Şefaat madeni kânı atasın ya Resulallah

Nebilerden Muhammed Mustafasın ya Resulallah



Vücudu hazretinden kâinatın halkına bais

Re’si ibtidasın intihasın ya Resulallah



Cenabınla eder fahrü mubahat ademü Havva

İmamül enbiyasın evliyasın ya Resulallah



Şehinşahı Resulsun me’hezi külsün müeyyedsin

Müazzezsin nazar-gâhı hudâsın ya Resulallah



Diriğ etme kerim kıl Asımı dil hasteden lutfun

Tabibi pür deva bahrı şefaatsın ya Resulallah









NA’T



Esselam ey âfitabı bürcü rifat  esselam

Esselam ey vakıfı esrarı hikmet esselam



Esselam ey ümmihani hanesinden azm edip

Eyledin beytül mâdeste imamet esselam



Esselam ey enbiyalar senden istimdad eder

Zatına mahsusudur ferdü şefaat esselam



Esselam ey hil’atı mümteza-i levlak ile

Kıldı hak ancak seni mesruru vuslat esselam



Esselam ey bulmadı bir vech ile miracını

Gerçi İsa da göğe kıldı azimet esselam



Esselam ey gök yüzünde iki şak oldu kamer

Parmağından  kıldığın demde işaret esselam



Senden ey şah ru siyeh garkı günah Asım dahi

Rûzu şeb ağlar diler ihsanı himmet esselam













NA’T



Habibi kibriyadır seyyidi alem Muhammed

Nebiyyi muhteremdir mefharı adem Muhammed



Vücudu pâkindir baisi vücudu  halka serteser

Ebül ervahdır sirri hakka mahrem Muhammed



Müyesser olmadı peygamberane emri miracı

Sünufu enbiyaya serveri hatem Muhammed



Muhammed olmasaydı kâinat olmazdı peyda

Anınçün bu şerefle azami akdem Muhammed



Zehmidarı künhüsün isteme hem sen dahi Âsım

Usatın zahmine bahş eyleyen merhem Muhammed





NA’T



Kâinatın sebebi hilkatısın ey medeni

Hazreti hak özüne sevdi habip etti seni



Sensin ol şahı rüsül Me’hezi kül bi şüphe

Sever elbette seni canı gönülden seveni



Oldı hâki kudumun kehli uyunu alem

Yoluna nice feda etmiyelim canı teni



Hizmeti gaşiye darınla mübahi  Cibril

Seni gökte yerden göğe ref’ ettiği şep rebbi gani



Sen ol mabudu hudasın ki demi feyzinde

Saffeti neşvü nema buldu bihiştin çimeni



Kaldı hafinle tahayyürde senadid-i Kureyş

Seti seyfinle zebûn oldu gürüh ve semeni



Asım lütfüne muhtacım eya seyyidi halk

Seyyiatım ile mahşerde hacil etme beni