DÜNYADA BENZERİ VAR MI ?

DÜNYADA BENZERİ VAR MI ?

Gerçekten de dünyada benzeri var mı?

Dünya devletleri tarafından da terör örgütü kabul edilmiş olduğu halde, ona madden manen, eliyle diliyle, sözüyle gönlüyle destek olanı?

Bin küsur akademisyen destek oluyor, bundan dolayı alınanların masumiyetini anayasa mahkemesi onaylıyor.

Eski (miş) başbakan ve Cumhurbaşkanı teröristlere destek olan başkanların alınmasına tepki gösteriyor.

Milletvekili seçiliyor, bakan oluyor, meclis başkan vekili oluyor.

Ve 50 yıldır da pkk yani terör ve terör örgütü bir türlü bitmiyor ve de bitirilemiyor!!!

Kıyametin on büyük alametinden biri olan Ye’cüc Me’cüc hayatın her alanında kol gezmektedir.

Gönül bağı olanları dahi O’nun Celaline sunuyorum.

Dilekçem O’nadır.

Havale O’nadır.

*************    

Her türlü entrikalara ve ayak oyunları ile Erdoğan-ı deviremeyenler İyi partiyi kurdular. Sönük ve yetersiz kaldı.

Dağılma emareleri görülmektedir.

Bu sefer daha fazla pay koparmak için malum üçlüyü devreye koydular.

Aslında onlarda umutlu değil ancak verilen gaz kuvvetli, belediyelerin kaybı onları umutlandırıyor.!

Ümmetin meselesi hayrın celbi değil, şerrin def’idir.

Allah’ım şerri celpten, hayra mani olmaktan ümmeti koru.

“Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma! “Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kâfir kimseler yetiştirirler.”[1]

*****************  

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Bursa yalnız Yunan ordusu tarafından değil, Hilafet ordusunun da iş birliği ile düşmanlarca işgal edilmiştir.” dedi.[2]

İçişleri Bakanlığı da bizimkini kınasın.

Dışişleri Bakanlığı, Lübnan Cumhurbaşkanı Michel Aoun’un Lübnan’ın kuruluşunun yüzüncü yıl dönümü nedeniyle yaptığı açıklamada Osmanlı’yı devlet terörü uygulamış olmakla itham etmesinden dolayı kınadığını bildirdi.[3]

Hala bu millet içerisinde kimliğini bulamayan ve bilemeyen bir çok insan var.

Kimi destekleyip, kimin arkasında durduğunun bilincinde olmayan insanlar var.

*************  

Ergenekon hayali ve kumpastan ibaret değildir.

Bir hakikati var ve yüz yıllık derin devlet, gizli dinsiz komite ve NATO odaklı bir kurum ve de darbe odaklı şer cephesidir.

Bunun her türlü ayak oyunları da dahil, devre dışı bırakılıp Fetö-nün yerleşmesinde; “Ergenekon kumpasını başlatan Gül ve Koru” ve “Abdullah Gül, “Delillendirin, savcı bulun” dedi ve operasyonlar başladı.

Gül, bir grup gazeteciye “Ümraniye’deki bombaların arkası gelecek” dedi.

Fehmi Koru, sözde Ergenekon belgelerini ilk kez 2001’de yazan ‘gazeteci”[4] midir?

Tuncay Güney’in ifadelerini yazan ilk isim Fehmi Koru’ydu.

Sorularının yine bu ikisi ve bilenler tarafından gerekçeleriyle izah edilmesi gerektir.

Cıa ve NATO cemaatlere sızıyor.

Eski istihbarat daire başkanı Bülent Orakoğlu, İstihbaratlar, cemaatleri nasıl takip eder?” sorusuna, cemaatleri şaibe altında bıraksa da,

“Birçoğunda, tek başına karar verici noktada olmasa da.. Birinci adam bizim değilse ikincisi bizimdir.” Der.[5]

Cemaatler kendi tarlalarının başkaları tarafından sürülmesine müsaade etmemelidir.[6]

Özellikle bu günlerde bazı gerçekler ifade edilse de, cemaatlere vurma niyeti taşıyanlar bunu sürekli gündemde tutmaya çalışmaktadırlar.

Dün İmam-ı Azama, Ahmet bin Hanbele vuranlar, bu günde cemaatleri devre dışı bırakmaya çalışmaktadır.

Yüz yıl önce inkılaplarla yapılan manevi yıkım, bu gün olumsuzlukları nazara vererek büyük bir kitle yok edilmeye çalışılmaktadır.

Bu hareketler asıl şimdi Fetö-nün hedefe ulaşmasında en önemli yoldur.

Kaosa giden yolların taşları düzülmektedir.

1400 senedir bu millete hizmet tarikatlar ve cemaatler yoluyla olmuştur.

Bunlar hedefe gitmeye yardım eden vesilelerdir.

Bunlar içerisinde tarih boyunca elbette sapık, itikadı ve ameli, düşüncesi bozuk insanlar çıkmıştır.

Devlet denetimini yapacak, bunlarda özellikle ve özellikle en hassas olan siyaset ve madde de ihlas ve samimiyetini muhafaza edecektir.

Devlet devletliğini yaparken, bunlarda manevi hizmetlerini yürütecektir.

MEHMET ÖZÇELİK

07-09-2019


[1] Nuh suresi.26-27.

[2] https://m.yeniakit.com.tr/haber/ilker-basbugdan-osmanliya-skandal-isgalci-iftirasi-ataturk-yunan-ordusu-ile-isbirlikci-halife-ordusunu-da-yendi-908464.html

[3] https://www.google.com.tr/amp/s/www.karar.com/fast-pages/google/guncel-haberler/disisleri-bakanligindan-lubnan-cumhurbaskanina-kinama-1311655

[4] https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/aytunc-erkin/ergenekon-kumpasini-baslatan-gul-ve-koru-artik-konusmali-5321102/

[5] https://m.yeniakit.com.tr/yazarlar/ali-erkan-kavakli/cemaatlerin-gladio-ile-imtihani-24898.html?utm_source=gazeteoku&utm_medium=referral

[6] https://m.yeniakit.com.tr/haber/iste-laikci-badecilerin-sahip-oldugu-kirli-zihniyetin-kabarik-suc-dosyasi-901560.html

No ResponsesEylül 7th, 2019

ABD SALLANTIDA

ABD SALLANTIDA

Bir çok devletin ve özellikle islam dünyasını işgal ederek ahını alan Abd, bu gün hem içten ve hem de dıştan sallantıdadır.

Psikolojikmen bunalımda olan Abd, silahlı saldırılarla birbirini öldürüp, toplumsal patlamayı yaşamaktadır.

Kasırga ve sellerle kentler yok edilmektedir.[1]

-Dünyayı bekleyen tehlikeler.

Buzulların erimesiyle tüm dünya etkilenecektir.

Ancak özellikle ABD ve Avrupa büyük tehlike altındadır.

Buzulların erimesiyle dünyamızın su seviyesi yükselirken birçok kara parçası da sular altında kalacak. Sulara gömülecek toprak parçaları arasında Miami, New York, Sindey, Shanghai, Buenos Aires gibi dünyanın en önemli kentleri de yer alıyor.

ABD’nin dünyaca ünlü birçok kenti tarihe karışma tehlikesi ile karşı karşıya kalacak.

Avrupa kıtası için de benzer durum söz konusu.. Yapılan bilimsel çalışmalara göre, Hollanda’nın çok büyük bir bölümü sular altında kalırken, Londra ve Venedik gibi şehirler haritadan silinecek.

Asya kıtasında da 160 milyon insanın yaşadığı Bangladeş, okyanus suları tarafından yutulacak. Yine benzer şekilde Hindistan’ın en önemli kentlerinden olan ve 4,6 milyon insanın evi olan Kalküta da eriyen buzulların kurbanı olacak.

Avustralya’da insanların yaşadığı sahil şeridinin yüzde 80’i sular altında kalacak.

Çin, Kore Yarımadası ve Japonya üçgeninde Güney Çin Denizi bölgenin tam anlamıyla kabusu olacak. Shanghai’ın neredeyse tamamı sularla kaplı olacak.[2]

Aile mefhumunun kalmayıp, boşanmaların artışıyla bir çöküş yaşamaktadır.

*****************   

“Ülke dışındaki çıkarlarımız… Bu tâbirin hududu yoktur. Bu tâbirin içine ABD’nin ihtiyacı olan veya olabilecek her şey girer.” Casper Weinberger. Reagan dönemi’nde ABD Savunma Bakanı.

-”Oğul Bush döneminde Milli Güvenlik danışmanı ve Dışişleri Bakam olan Condoleezza Rice, 2004’te Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırlarının değişeceğini söylemişti. Rice raporun yayınlanmasından kısa bir süre önce Mısır, İran, Türkiye ve Suriye’ye atıfta bulunarak Türkiye’nin bölünebileceğini ima etmiştir. Hemen hemen aynı tarihlerde ABD’nin Ankara eski Büyükelçisi Morton Isaac Abromovvitz de 2014 yılının Türkiye için kritik yıl olduğunu söylemiştir.”[3]

-İsrailli diplomat Oded Yinon, “İsrail İçin 1980’ler Stratejisi” adlı makalesinde İran ve
Türkiye dâhil bütün Ortadoğu ülkelerinin etnik ve mezhep yapısının İsrail için büyük fırsatlar sunduğunu belirtmektedir. Yinon’a göre Irak üç devlete, Suriye altı devlete bölünmelidir.”[4]

-“Bana öyle geliyor ki, bir ya da iki nesil sonra insanların esareti sevmelerini sağlayan ilaçlara dayalı bir sistem geliştirilmiş olacak. Böylece bütün toplum acı vermeyen bir toplama kampım dönüştürülecek ve insanlar hürriyetlerinin ellerinden alınmasından mutlu olacaklar; çünkü propagandaya da ilaç kullanarak beyin yıkama sonucu insanlar isyan etmeye dair bütün arzularından arındırılmış hâle gelecekler.” Aldous Huxley, 1959”[5]

-“Alman iktisatçı Wemer Sombarf a göre, bugünkü ABD’yi kuranların büyük çoğunluğu, Avrupa’dan gelen dönme Yahudilerdir.
ABD’nin hızla gelişmesinde, onların getirdiği büyük paralar iktisadi gelişmenin esas lokomatifidir. Sombart bizzat Kristof Kolomb’un gizli bir Yahudi olduğu tezini ortaya atmıştır. Sombart’a göre; “Amerikalılık dediğimiz şey, deyim yerindeyse damıtılmış Yahudi ruhundan başka bir şey değildir.”[6]

-Herşeyi madde ve menfaat üzerine oturtturan batı ve özellikle Abd içten yıkılacaktır. Yıkılmasını sağlayacak sebepler ise; Uyuşturucu, fuhuş, borçlanma, zulüm, bunalım gibi temel unsurlardır.

MEHMET ÖZÇELİK

07-09-2019


[1] https://www.ntv.com.tr/dunya/dorian-abdnin-dogu-kiyilarini-vuruyor-yuzlerce-kisi-mahsur-kalmis-olabilir,y625GO7Hyk6k6kVcjYQJaQ

[2] https://www.google.com.tr/amp/s/www.cnnturk.com/amp/dunya/korkutan-gercek-butun-buzullar-eridiginde-dunyanin-yeni-haritasi-boyle-olacak

[3] EVANJELİZM. D r. R a m a z a n K U R TO Ğ LU.Sh.19. Bak. M. I. Abromowitz, Nationalinterest, 20 Eylül 2012.

[4] Age.20.

[5] Age.51.

[6] Age.80.

No ResponsesEylül 7th, 2019

PKK MEŞRULAŞTIRILIYORMU ?

PKK MEŞRULAŞTIRILIYORMU ?

Evet tam bir terör örgütü olan Pkk meşrulaştırılmaya mı çalışılıyor?

Dün Chp-nin maddi ve manevi destek olup meclise taşıdığı, bu gün ise belediyeleri kendisine teslim ettiği pkk, destekçi veya sempatizanları belediye elemanı veya idarecisi yapılarak meşrulaştırılmaya çalışılıyor.

Polisin dağda hayatını ortaya koyup mücadele ettiği, şehirlerde polisin her zorluğa rağmen durdurmaya çalıştığı pkk, belediyelere alınarak asker ve polise ve de bir çok vatandaşa içten ve arkadan kurşun sıkılmış oluyor.

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu Pkk temsilciliğini yapan belediye başkanlarının alınması üzerine onları ziyaret etmekle onlara bir meşruluk mu kazandırmaya çalışıyor?

Onlardan oy aldığı için onlara gebe mi kalındı?

Diyet borcunu mu ödüyor?

Bir öğretmen rast gele derse girememezlik yapamıyor, memur vs öyle.

İBB başkanı Ekrem İmamoğlu seçildiği andan beri hep seyahatlerde!!!

-CHP zihniyeti fakirlik edebiyatı yapmak üzerine bina edilmiştir.

Edebiyatlarını sürdürebilmeleri için fakir topluma ihtiyaçları vardır.

-İstanbul-u yakıp yıkanlar, İstanbul belediyesi yönetiminde…[1]

-Pervin Buldan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekilidir.

Bunlar Pkk-ya meşruluk kazandırır.

Pkk ile kucak kucağa olanlar Davutoğlu döneminde bakan oldular, şimdi TBM Başkanvekili, öncesinde milletvekili.

Bunda bir tezat var.

Asker, polis ve millet pkk ile savaşsın, onları savunanlar başta mecliste olsunlar???!!!

-Chp ve Saadet Başkanları hangi hesapla bu desteklerini gösteriyorlar?

Bu hareket pkk- ya meşruluk kazandırmak değil midir?

-Şu demokrasi ne tılsımlı bir şeymiş ki, her naneyi yiyen bunu demokrasi için yapıyor.

Terörist terör yaparken demokrasiye sığınıyor, onu savunanlar demokrasiye sığınarak onların cezalandırılmalarının demokrasiye aykırı olduğunu söylüyor.

-Bugünlerde canan Kaftancıoğlunun 9 küsur yıllık aldığı cezadan bahsediliyor.

Kim bu kadın?

Yoksa şu teroristlerle beraber yerden taş alıp ve yüzü maskeli olan kız mıydı?

Hem onun CHP-nin il başkanlığında ne işi var?

Yoksa bu taşlama işini yapanlar sonradan orada makam verilerek ödüllendiriliyorlar mı?

Bu cezadan dolayı hakimleri kötüleyip saldıranlar,  pkk-ya sahip çıkan 1128 akademisyenin cezalarının kaldırılması yönünde görüş bildiren anayasa mahkemesine neden ses çıkarmadılar?

Başka sebeple tanımadıkları halde..

Burada vatandaş olarak şunu soruyoruz;

CHP kimden ve kimlerden yana?[2]

HDP eşittir PKK.

Vatandaşın çocuğunu dağa kaçırıp bu vatanın evladıyla karşı karşıya getiren PKK’nın piyonu hdp-dir.

İşte yeni yeni zincirlerini kıran vatandaşın feryadı;

-“Çocuklarını HDP aracılığıyla terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırıldığını belirten ailelerin, HDP Diyarbakır il binası önündeki bekleyişi sürüyor. Eyleme bugün iki aile daha katılırken, sayı 13’e yükseldi.”[3]

-İşte yüzlerce itirafta dehşet bir itiraf videosu.[4]

https://m.ahaber.com.tr/video/gundem-videolari/hdpden-daga-uzanan-yol-teslim-olan-terorist-her-seyi-anlatti-video

-Herkesin gözü önünde oğlumu aldılar. Hem de belediyenin arabasıyla. Devletin arabasıyla çalışıyor. Lanet olsun.” diye haykıran baba, oğlunun kaçırılmasındaki sorumlu kişinin de HDP Lice Eş Başkanı olduğunu söyledi.

Acılı bir başka baba, oğlunun HDP’li belediyenin aracıyla dağa çıkarılarak PKK’ya teslim edildiğini söylerken bir diğeri ise “Onlar haindir. Oğlum gel. Kaç gel. Devletine teslim ol. Bizim devletimiz bambaşkadır.” sözleriyle oğluna seslendi.[5]

-Eşşek kat kat eşşek olsa ve sonra dönse insan olsa. Ve ona denilse ki;

-Bak eşşek efendi; Eğer sen Hdp-nin Pkk ile iç içe iş birliği içinde olmadığını söylersen insan olacksın. Aksi takdirde eski haline geri döneceksin.

Yeminle ifade ederim ki; Böyle büyük bir yanlışı kabul edip insan olacağıma, eski halime dönerim, daha iyi deyip, eski haline dönecektir.

******************  

Merhum Erbakan-la Erdoğan arasındaki ince fark şudur;

Erbakan ayının kuyruğuna basıp onu uyandırıyor, kendisine saldırtıyordu.

Erdoğan ise, müttefik gibi görünerek, pozisyon almaya, ortak şartlarda onlarla masaya oturmaya onları ikna ediyordu.

Davutoğlu ise, hem ayının kuyruğuna tutunup medet umuyor ve hem de domuzla kavga yoluna gidiyor, domuza meydan okuyor.

Suriye konusunda Davutoğlu çok kükredi ve gürledi ancak rahmet yağmurları yerine azap ateşleri yağdı..

Düşürülen rus uçağına sahip çıktı, abd-nin elini güçlendirdi.

Birde Pkk ile iç içe olan Belediye başkanlarının alınmasına karşı çıktı.

Akademisyenlik ile siyaset aynı çizgide gitmiyor.

Masa başındaki akademisyenlik, çözümde sahadaki siyasetle aynı denklikte değil.

Mesele böyle hassas, iç ve dış düşmanın çok olduğu bir dönemde eski defterleri karıştırmak değil, ittifak edip el birliği ile mevcut düşmanı devre dışı bırakmaktır.

Ondan sonra mutlaka varsa bir yanlış sadece defterler değil, ansiklopedilerde ortaya dökülmelidir. Tarihin karanlıklarında kalmamalıdır.

Ta ki siyasetçide yerini bilmeli ve aynı hataya bir daha düşülmemelidir.

Eski kralları ve yöneticileri hep vezirleri rezil etmiştir.

Şimdi siyasete soyunanlar da dikkat edip danışmanları tarafından rezil edilmesinler.

MEHMET ÖZÇELİK

07-09-2019


[1] https://www.yenisafak.com/gundem/istanbulu-yakip-yikmisti-3505053

[2] https://www.facebook.com/groups/438624913249354/permalink/730627804049062/

[3] https://www.yenisafak.com/gundem/diyarbakirda-evlat-nobeti-buyuyor-iki-aile-daha-katildi-3505223

[4] https://www.facebook.com/100008346600781/posts/2468286570126206/

https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=1010663952610151&id=100009996661084

https://www.facebook.com/groups/gonulerleri/permalink/2543746162344470/

https://www.facebook.com/100009525470559/posts/2389674258026733/

[5] http://video.haber7.com/video-galeri/145092-hdp-onunde-evlatlarini-isteyen-babalar-isyan-etti

No ResponsesEylül 7th, 2019

15 TEMMUZ YOLUNDA DÖŞENEN TAŞLAR

15 TEMMUZ YOLUNDA DÖŞENEN TAŞLAR

1-Yahudi Solomon fıkrasında; Bir gün vatikanda kardinaller ayinden çıkıp meydana doğru yürüyorlarmış. Bir tarafta hristyanım diyen bir dilenci diğer tarafta ise yahudiyim, yardım edin diyen dilenci varmış. Kardinallerden biri yahudinin yanına ilişip;
-Bak, arkadaşın ne güzel para kazanıyor, kimse sana para vermiyor, gel sen de hristiyan ol demiş. Yahudi diğer dilenciye seslenmiş;

-Hey solomon şu adama bak bana ticaret anlatıyor.

-Kominizmin yahudiler tarafından kurulmuş ve Gülen Erzurumda kominizmle mücadele teşkilatını kurarak bu işe başlamıştır.

-Not: Bu yazacaklarım 2013 Ekim-inden bu güne yüzlerce makale, dergi, kitap, video ve şahitlerin dilinden anlatılanlardan derlenmiştir.

200 civarındaki yazdığım makalelerden derlenmiştir.

2-Fetönün gelişip bu günlere gelmesinde iki önemli kişi etkili olmuştur.

Birisi; 1965 Chp genel sekreteri ve Milletvekilliği yapan ve Mum tarikatının Türkiye temsilcisi  Kasım GÜLEK-tir.

-Fetö 1996’da Ankara Kocatepe Camii’nde CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek’in vasiyeti üzerine cenaze namazını kıldırmıştır.

-1999’da Amerika’ya göçtü. Kasım Gülek-in kızının, emekli Cıa ajanı Grahem Fuller-in aracılığıyla orada kalma izni almıştır.

Kaldığı yer, Cizvit papazlarının karargahı ve yeridir.

-1969 yılında Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası tarafından üstün hizmetleri karşılığı taltif madalyası ile ödüllendirilen Gülen, 1975’te ise Türkiye Büyük Mason Mahfili’ne gizli yemin töreniyle girmiş. Gülen’i masonlarla Kasım Gülek tanıştırmıştır.

Şule Yüksel Şenler-in abisi Üzeyir bunu beyan eder videosunda.

-Ve de Yenişafak gazetesi bunun belgelerini günlerce yayınladı.

-900 küsur sayfalık 15 Temmuz Meclis tutanaklarında başkanın sorduğu sorulardan biride;”“Sıradan bir vaiz değildi, 1971 yılında Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Fuat Doğu, Yaşar Tunagür, Vehbi Koç’un evinde Fetullah Gülen’le beraber bir toplantı yapıyorlar.” şeklinde bir bilgi verdi.

3-Fetönün İzmiri seçmesi tesadüfi bir durum değildir.

İzmir Sabataistlerin çoğunlukla bulunduğu yerdir.

4-Fetönün ikinci büyük destekçisi ise, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Yaşar Tunagür olup, ona sahip çıktı.

5-Fetönün şimdiye kadar deşifre edilmeyip tenkit de edilmemesinin sebebi; Ferdi zararlar içe atıldı, gıybet ve iftiradan korkularak ses çıkarılmadı. İğneyi kendimize batıracak olursak; Kendimizde de bunun yansımasını görürüz.

Nitekim ben 1993 yılında Şanlıurfadaki 15 kişi alınacak olan Hadis öğretim görevliliği sınavında açıkça Fetönün verdiği listeden bildiğimiz kadarıyle kendilerinden 8 kişi alındı. Buna karşı şikayet edilmedi ve tedbir alınmadı.

Üniversitelerin çiftlik gibi keyfi uygulamalarından, savcılığa müracaat edildiğinde bir neticenin alınamayacağı düşüncesinden dolayı şikayet yoluna gidilmedi.

-Polislerin alınmasında da aynı su-i istimal ve keyfilikler yaşandı.

-Nitekim Adalet Bakanlığında Seyfi Oktay-ın 3 bin hakim almasına tepki gösterilince; Ne yani Ülkücülerden mi alacaktım, diye cevap vermişti.

Liyakat esas alınmadı.

-EMNİYET ESKİ GENEL MÜDÜR YARDIMCISI EMİN ARSLAN Bir röportajında “Himmet paraları FETÖ’ye yetmez. FETÖ, PKK’yla birlikte uyuşturucu ticareti yaptı ve kara para akladı.”diyor.

6-1971 yılında Eskişehir hapishanesinde Kadir Mısıroğlu Hüsrev Altınbaşakın kendisine Fetö ile ilgili olarak; Buan dikkat et, bu içimize konulmuş bir ajandır, dediğini nakleder.

7-Bir Öğretmen ve esnaf 2013 yılında meydana gelen karışıklıklar üzerine durum ne olacak diye soruları üzerine şu cevabı vermiştim;

-Eğer Gülen yarın sizin elinize silah verip toplumla ve cemaatlerle karşı karşıya getirirse şaşırmayın.

-Öyle şey olur mu diye sorunca;

-Görürsünüz, demiştim.

Meğer silah değil de, uçak savar verecekmiş!!!

-Bedduası üzerine ise Gülene mensub olanlara şunu demiştim;

-Farazi olarak eğer tüm kâinatın idaresi bana verilse ve Gülenin düştüğü duruma düşeceksin, denilse; Vallahi de, billahi de, tallahi de kabul etmem, demiştim.

8-A’raf. 175. “Onlara, kendisine âyetlerimizi sunduğumuz o adamın kıssasını da anlat; âyetlerden sıyrılıp çıktı, derken onu şeytan arkasına taktı, en sonunda da helak olanlardan oldu.”

Bu âyetin  nüzulü ile ilgili olarak Bel’am bin Baura olayı anlatılır.[1]

9-Devletin dine cephe alma tavrı bu gibi akımların çıkmasını ortaya çıkarmakta adeta teşvik etmektedir.

Tıp ve eczacılık fakültesi kapanırsa merdiven altı yöntemlere başvurulur. Şebeke suları kapatılırsa, her önüne gelen her yerde kuyu kazmaya, kanalizasyonların karışmasına sebeb olur.

-Fetö-yü Milli Eğitimde başarılı kılan olay onun başarısı mıdır yoksa milli eğitimdeki devletin başarısızlığı mıdır?

Devletin Milli Eğitimdeki göstermiş olduğu başarısızlığı otomatikman Fetö ve cemaatını milli eğitimdeki hakimiyetini sağlamıştır.

-Nitekim fetöde bu amaçla Başbakan Çillere İmam Hatiplerin orta kısmını kapattırma teklifinde bulunması, Türk solu adlı bir dergi çıkarması, 13 tane alevi derneği kurması ve Ankarada Cami ve alevi cemevini bir arada yapmaya çalışması, kirli oluşumun bir neticesidir.

-Şimdiye kadar gerek islam dünyasında ve gerekse dünyada benzeri görülmemiş bir şekilde iki yerde ve biri olan Salihlide Kur’an-ı Kerimi camide yere fırlatması görülmemiş bir vahşettir.

-Bir ingiliz ajanının üst düzey bir askere; Aslında Gülen bizim kontrolümüzdeydi, şu an Abd-nin kontrolündedir, der.

-Paralel yapının benzerini diğer islam ülkelerinde de görebiliriz.

-Pakistanın parallel yapısı, Muhammed Tahir Ül-Kadiri. 

TOPAL MOLLA:[2]

1920 yılında Topal Molla lakabıyla tanınan bir zat, Afganistan’da tekke kurmuş. Topal Mollanın müritleri 3 yıl içinde 200 bine ulaşmış.

Müritlerin sayısı 1925’te 300 bini aşan Topal Molla, krala karşı ayaklanma başlatmış.

Bir yıl boyunca Afganistan‘da kan gövdeyi götürmüş. O yıllarda Afgan kralı olan Emanullah Han, ülkesini terk etmek zorunda kalmış.

Emanullah Han, ülkesinden ayrılırken Afgan sınırına geldiğinde yanına bir adam sokulmuş ve çok güzel konuştuğu Urduca’sıyla sormuş:

“Beni tanıdın mı? Ben meşhur Topal Mollayım. Afganistan’daki görevimi bitti, İngiltere’ye dönüyorum.”

“Seni tanıdım !” demiş kral.

“Ben senin İngiliz casusu olduğunu biliyordum. Fakat halkıma o kadar çok tesir etmiştin ki, senin casus olduğuna onları bir türlü ikna edemedim ve inandıramadım.“

Sarıklı ve sakallı Topal Molla sakalını kesmiş, sarığını atmış, başına silindir şapkasını oturtmuş ve İngiltere yoluna koyulmuş.

KESNİZANİ TARİKATI:[3]

15 Temmuzun benzeri 2003 yılında Irak-ta KESNİZANİ (Kimse bilmiyor)TARİKATI tarafından Irak-a altın tepsi içinde sunulmuştu, o da bir kurşun bile sıkmadan ve de sıkılmadan. Saddam-ın haremine kadar girilmiş, tüm devlet teşkilatı orduda dahil ele geçirilmiş, sürekli CIA ve Mossad-la bağlantı içerisinde işler sürdürülmüştü.

Her yere sızılmıştı.

Sadece devlette her türlü değişiklik yapılmıyor, dinde de paralel bir din oluşturuluyordu.

Şeyh Muhammed Abdülkerim Kesnizani, zikirden ziyade, siyasete meraklıydı. Müritlerine de Kur’an eğitimi yerine Yahudi kabalasını öğretiyordu.

-Her ne kadar bu yapının Hasan Sabbah ve Haşhaşi benzetmesi yapılsa da, bu yapı daha dehşetli ve islam dünyasını değiştirme amaçlıdır.

Hasan Sabbahın faili malumları, burada faili meçhuller olarak sürdürülmüş tam bir münafık yapıdır.

-Bu yapının altı ibadet, ortası ticaret,  üstü ihanet üzerinedir.

Katıksız münafık bir yapı olup, 25 yıl Azerbeycanda idareci olarak kalan biri, hiç Cuma namazına gitmediğini söylemektedir.

Nitekim Sayın Erdoğanı İran yanlı ve yakınlığı ile tenkid eden Gülen, aslında en büyük iran hayranı ve takiyye yapan ve iranla muhaliflerini devre dışı bırakmaya çalışan kimsedir.

-Ve aynı zamanda bir istihbarat örgütüdür.

-İmam-ı Şafi’ye sormuşlar; Fitne zamanı hakkı tutanları nasıl anlarız? Demiş ki: “Düşman okunu takip ediniz, o sizi hak ehline götürür.”

İçte ve dışta buna destek olanların kimler olduğuna bakarsanız, bunun ne olduğunu anlarsınız.

-2001 yılında Ekrem Dumanlı Zaman gazetesinin başına Genel Müdürlüğe geldiğinde ilk düşündüğüm, Acaba bu da -Bizim çocuklardan mı?- olmuştur.

Bu ifade 1980 ihtilalini yapan Abd tarafından; Bizim çocuklar başardı, olarak duyurmuşlardı.

-Neden geçmişte şimdiki gibi tepki gösterilmedi denilirse cevaben;

Her şey ortaya çıkmışken bugün bile destek olup savunanlar olursa, varın dünkü durumu siz düşünün.

-Ömer Halisdemir-in öldürmüş olduğu Özel Kuvvetler Komutanı Semih Terzi aslen Adıyaman/Kahta ilçesindendir. Soy adı Terziyandır.

Adıyaman Salnamelerinde Kahta da gayrı müslim-Süryani çok bulunmaktadır.

Bu gün Fetö adeta bir esaret hayatı altında ve Cıa-nın kontrolündedir. Oysa Esaret altındaki bir adamın fetvası kabul edilmez. Cıanın, Pentegonun ve Mossadın oyuncağı ve ortağı olan bir adam ve beyanı hükümsüzdür.

-Fetö oyunu, Türkiye merkezli, İslam dünyası kontrollüdür.

-15 Temmuzda da binbaşı O.K. nin olayı önceden mite haber vermesiyle gece 3- te yapılacak darbe erkene alınıp telaşa düşülmüş, Ömer Halisdemir-in özel harakat komutanı Semih Terziyi öldürmesiyle de darbe akamete uğramıştır.

Kara Havacılık Komutanlığı’nda görevli binbaşı ifadesinde, ailesiyle tatilde olduğunu, cuntacıların araması üzerine 15 Temmuz günü birliğe döndüğünü anlattı. Cuntacı Deniz Aldemir’in arabadayken telefonunu kapattırarak, “Ben senin hizmetten olduğunu biliyorum ama uzatmayacağım, bu gece faaliyetimiz olacak. Çok kan akacak” dediğini aktaran binbaşı bunun üzerine Milli İstihbarat Teşkilatı’na gittiğini anlattı.”

-Türkiyede 15 Temmuz gecesi; 250 şehit, 2703 gazi, binlerce her yaştan kahraman bu hayasızca akına karşı göğsünü siper etmişti.

-O gece; 8561 asker katıldı, 35 Uçak, 37 helikopter, 74 tank, 4000 hafif silah kullanıldı.

Akıncılar Hava Üssü’nde 15 Temmuz darbe girişimini yöneten eski Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Kurmay Başkanı Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık’ın; “Cumhurbaşkanını öldüremedik, planlarımız boşa gitti, Cumhurbaşkanının Almanya’ya kaçtığı yönünde haberleri yaymamız lazım, yoksa her şey boşa gidecek” şeklinde yalan sözlerinin uluslararası medyada aynen uygulandığı ortaya çıktı..

-Ahmet Akgündüz meclise verdiği tutanak beyanatında:”İki hafta önce Obama’nın himayesinde düzenlenen bir diyalog konferansına biz de katıldık. Orada bir profesör -Beyaz Saray’ın danışmanı maalesef- söylediği cümle şudur: “Biz bu darbeyle, başarısız olmakla partnerlerimizi kaybettik.” diyor.

Wilders da –ki Hollanda’daki İslam düşmanı partinin Genel Başkanıdır- çok açık bir şekilde “Dünyada en çok üzüldüğüm şey, bu darbenin başarılı olamamasıdır.” diyor.

PKK bir kaç gün öncesinden saldırısını durdurmuş, başarılı olunması halinde doğudan 8 bin kadar deaşlı ve pkklı giriş yapacaktı.

İngiltere’nin Kıbrıs’ta bekleyen 50 bin askeri kendi vatandaşlarını koruma bahanesiyle beklemekteydi.

Erdoğan’ın yakalanması halinde altın rengine boyanmış 20 ton altın külçe hazırlanmış, senaryo gereği 20 ton altınla kaçarken yakalandı, denilecekti.

Fetö ise Yavuz Sultan Selimin Topkapı sarayında bulunan kürkünü kaçırtırken yakalanmış, onun yerine diktirdiği yeşil kaftanla, Ankara’da kendisi için hazırlanan köşke hasmetle giriş yapmak için dört gözle sonu bekliyordu.

Ermeni, Yunan, İngiltere, ABD hep birlikte nefeslerini tutmuş, neticeyi bekliyorlardı.

-Ergenekonla karşılaştırmasına gelince; Derin devlet-gladyo-Gizli dinsiz komite, nato ilişkisi. Her türlü kirli ilişkinin toplandığı derindeki alan.

Devletin derinine inen Fetö, sahip olduğu güçle, devletin derinindeki ergenekonla savaşı neticesinde; bazen gerçek ve bazen de gerçek dışı beyanlarla onu devre dışı bıraktı ve yerine kendini ikame etti.

Ve aynı zamanda, devletin derininde solu temsil eden ergenekonun demode olması ve proje gereği yerine ergenekonun sağ kolunu oluşturan Fetö konulmuş oldu, strateji gereği olarak.

1960- dan 2016 yılına kadar aynı elden sürdürülen darbeler bu sefer B planı devreye konularak, elli yıldır beslenip büyütülen Fetö devreye konulmuş oldu.

-1993 yılında Uğur mumcu, Turgut Özala silahlı saldırı ve sonrasında zehirlenerek öldürülmesi, Eşref Bitlis gibi faili meçhuller, pkk.nın canlanması,Aytunç Altındal-ın Fetönün 12 kardinalden birisi olduğunu söylemesi üzerine öldürülmesi bu planın devreye konulmasıdır.

-Asıl patlak dersanelerin kapatılmasıyla başladı. Çünkü buralar insan devşirme yerleriydi.

-Gazeteci Nedim Şener-in ifadesine görede; Aslında Fetö devlete değil, Erdoğan fetöye sızdı.

-Bu yapının temel özellikleri;

-Makyavelist yani hedefe gitmek için her yol meşrudur,der.

-Menfaatçı- Yararcı- Çıkarcı bir yapıdır.

-Şahsiyeti ön plana çıkarmaktadır.

-Başlangıcında samimiyetin değil, hesabın ve planın olması.

-Asrı saadetten bu yana bir gerçektir ki; İslam ferdi veya cemaat olarak her ne zaman siyaset ve maddeye yani dünyevileşmeye yönelmişse, sürekli olmayıp, şaibelere ve yıkılmalara kadar bir çok fitnenin kapısını açmıştır.

Tam ihlaslı bir hizmetin olacağı düşünülemez.

Bu ise bir hırka bir lokma yani fakir yaşamak anlamına olmayıp, dünya ve ahiretin aynı koltuk altında, aynı derecede götürülemeyeceği, mutlaka bir tarafın ağır basacağı bir hakikattır.

Bu zamanda islamiyetin yükselişi maddi yükselişle orantılı olmakla beraber, bunun kontrolünün dengeli ve kontrollü olması gerekmektedir.

-İstanbul hafıza müzesinde;

Darbeler Çağı köşesinde, 1950-2016 tarihlerinde dünya genelinde 531 darbe gerçekleştirildiği, bunların 210’unun amacına ulaştığı, Türkiye’de ise 1960-2016 tarihlerinde 9 darbe ve darbe girişimi gerçekleştirildiği bilgisi verdi.

-15 Temmuz darbe olurken Koz filmini seyretmekteydik. Tam sonuna geldiğimizde camiden çıkan Erdoğana dürbünlü tüfekle tam ateş edildiği sırada filim bitmiş ve o sırada odadan yanımıza gelen baldız darbe olduğunu haber vermişti.

Koz filmi ve Darbe filimleri aslında bir darbenin olacağını haber verdiği gibi, ben de yazdığım iki yazıyla da üç ay kadar önce darbenin ayak seslerini anlatmıştım.

-Millet tozlansa ve kirlense de mayasındaki temizlik ve asalet böyle zor zamanlarda kendisini göstermektedir.

Bu millet zor ve zorlu dönemin insanıdırlar.

Tarih yazmaktan ziyade, tarih yazmaya yöneliktir.

Rahatlıkta rahatça her şeyi yaparlarken, zorlu durumlarda her türlü zorluğa göğüs germektedirler.

Çanakkalede 256 bin şehide karşı burada 251 şehid verilmiştir.

-Nitekim darbe gecesi köprüye yakın bir yerde meyhanede bulunan on kişi paralarını vermeden darbeye karşı engel olmak için gittikleri halde, üç gün içinde tekrar gelip paralarını ödemişlerdir.

Ve Köprüye yakın bir yerdeki karakolda hırsızın elinin çözülmesini ve darbecilere karşı konulmasını ve söz verip geri döneceğini isteyince kendisine karakoldaki polisler; kendisinin hırsız olduğunu söyleyince cevaben o hırsız;

Hırsızsam hain değilim ya, demiştir.

Bırakılmış ancak geri dönmemiştir.

Çünkü dönememiş ve şehid olmuştur.

Böyle darbeye karşı herkes meydanda devletine sahip çıkmıştır.

Maalesef kasıtlı olarak 15 Temmuza ortak olanlar bunu sulandırmaya çalışmaktadırlar.

-Fetö, 20 Ağustos’ta yayınlanan sohbetinde “Haçlının ülkenizi işgal etmesi, çok tehlikeli değildir; çünkü sizin ve onların arasında kırmızı çizgiler vardır. Bir kere onlar, sizin kadınlarınıza kızlarınıza ilişmezler, mâbedinize ilişmezler; ilişmemiş Haçlılar.” dedi. .

Bu söz bile onun ne mal olduğunu anlamak için fazlasıyla yeterlidir.

-İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın FETÖ mensubu subayların darbe teşebbüsünü
koordine etmek için 15 Temmuz’da WhatsApp’ta oluşturdukları grup üzerinden
yaptıkları yazışmalara ilişkin çıkardığı 10 SAYFALIK döküm tam bir vahşet konuşmasıdır.

İşte bir kaç konuşma; Albay Eyyüp Gürler: Ordu komutanı hemen alınmalı.

-Yarbay Muzaffer Düzenli:İstanbul moda deniz kulübüne müdahale lazım. Generaller var derdest edilecek. Burada Hava Kuvvetleri K. Abidin Ünal var. Buraya müdahale lazım.

-Albay Osman Akkaya:İl Emniyete ateş etmeyi planlıyorum. Başka çare yok.

-Albay Uzay Şahin:Geçirmeyin Ateş Serbest

-Binbaşı Mehmet Karabekir:Beni durdurdular. Ateş ettim. Yaralılar var. Taviz tereddüt yoktur.

-Binbaşı Mehmet Murat Çelebioğlu:Sadık Abim önce havaya ateş edelim.
Binbaşı Mehmet Karabekir:Sakın tereddüt etmeyin çakın.
Albay Sadık Cebeci:Tmm

-Albay Müslüm Kaya:AKOM’a yaklaştırıyorlar. Arkadaşlar ateş ediyor.
Albay Uzay Şahin:Ateşle karşılık verin, yaklaştırmayın.
Binbaşı Mehmet Karabekir:Sahada biri olarak ateş kalabalığa ateş ediyorum bekliyorum. Tekrar tekrar kontrollü kullanın dağılıyorlar 10-15 kişi pert. İnsiyatif kaybetme yok.

-Binbaşı Muammer Aygar:Kuleli’de yoğun çatışma var. Gruba ateş ediyoruz
Albay Müslüm Kaya:Taksim’de durum kritik.
Yarbay Mustafa Düzenli:Ateşle karşılık verilen kalabalıklar dağılıyor. Allah yardımcımız olsun.

-Binbaşı Muammer Aygar:Çengelköy’de direnen 4 kişiyi vurduk. Sorun yok.

-Yarbay Muzaffer Düzenli:Toplanan kitlelere askeri kuvvetlere karşı duran polislere silahla, tanklarla sert bir şekilde müdahale edilecek.

-Binbaşı Murat Yanık:Ankara’dan gelen talimat ATEŞ EDİLECEK.

-Binbaşı Muammer Aygar:Camilerin yayınlarının kesilmesi gerek.

-Binbaşı Muammer Aygar:1. Köprünün Anadolu yakasında polislerde hareketlilik var 1 toma vuruldu.
Yüzbaşı Mehmet Türk:66’ya polis girdi çatışıyoruz. Ölü polis var.
Binbaşı Mehmet Murat Çelebioğlu Komutanım biz de hayatta kalmaya çalışıyoruz.
Herkes hayatta nasıl kalabiliyorsa öyle yapsın. Mehmet Türk tedbir al can kaybetmeyin. Ankara’dan teyit ettim.

-Binbaşı Mehmet Murat Çelebioğlu: Komutanım hayatta kalın tercih sizin biz karar vermedik henüz. Ama lokasyonumuzdan ayrıldık. Grubu kapatıyorum mesajları silin isterseniz.

-Fetönün Gatadaki gata-kullisi tüm kirliliğiyle ortaya çıktı.

FETÖ’cü doktorlar özelde cirit atıyor. ​Yüzlerce askeri sahte raporla attılar, ödül gibi ceza ile kurtuldular.[4]

-Gülen Apo gibi Mit-den mi?

Apo-non karısı Kesire Öcalan’ın aynı zamanda kayınbabası da mit ajanıdır.

Ancak ABD.nin kontrolünde olup, bir müddet mit elemanlarının ve ABD ile alt üst oturduğu büronun kirasını dahi ABD-nin verdiği Mit de otomatikman ABD’nin kontrolünde olmuş oluyor.[5]

-Sözümü bir Yozgat türküsü sözüyle bitireyim:

Boğazında Hakik Var
Ne Çok Kalbi Yıkık Var
Şimdiye Kavuşurduk
Arada Münafık Var.

MEHMET ÖZÇELİK

06-09-2019


[1] http://www.tesbitler.com/2016/09/16/azginlardan-olan-kimse/

[2] http://www.tesbitler.com/2016/08/17/menfaat-uzerine-donen-yapi/

[3] http://www.tesbitler.com/2016/11/28/kesnizani-tarikati/

[4] https://www.yenisafak.com/gundem/gatada-yuzlerce-askeri-attilar-simdi-ozel-hastane-actilar-3504153

[5] https://www.google.com.tr/amp/s/odatv.com/amp/mit-fethullah-gulen-sizden-mi-sorusuna-ne-yanit-verdi-12121815.html

No ResponsesEylül 6th, 2019

İSLAMDA MUSİKİ-2-

No ResponsesEylül 4th, 2019

İSLAMDA MUSİKİ-1-

No ResponsesEylül 4th, 2019

HERŞEY GÜZEL Mİ OLACAK?

HERŞEY GÜZEL Mİ OLACAK?

Her Şey Çok Güzel mi Olacak?

Denenmiş denenmez.

Zarara rızasıyla girene merhamet edilmez.

Yüz yıldır bir zihniyet tanınmamışsa, o tanımayan zihniyette bir problem ve bozukluk var demektir.

Türkiye de yüz yıldır aldatmakla iş gören münafık bir komite mevcuttur.

İlk elli yılını baskı ve zorbalıklarla götürürken, son elli yılını nifak perdesi altında sürdürmüştür.

Bugün ise her ne kadar iletişim araçları yaygın olup, yalancının mumu yatsıya kalmasa da, geçmişten kopuk, yeni yetme nesil yalan vaatlere çok rahat kapılıp yanlış karar vermektedir.

Maddenin ön plana çıkması, rahatına düşkünlük, yanmamış ağzı ve hamlığı ile pahalıya mal olacak, hayati meselelerde hissi ve hevesi davranmaktadır.

Yıllardır İzmir bu bedeli açıkça ödemekte iken, kör olup görmeyip, kıyas yapamamaktadır.

-Resûlüllah aleyhissalatü vesselam, Bedir harbinde Ebû İzze namındaki şâiri esir almış ve kendisine iyilik yaparak serbest bırakmış. Müslümanlar aleyhine kimseyi kışkırtmayacağına ve kendisini hicvetmeyeceğine dair ondan söz almıştı. Fakat Ebû Izze kavminin yanına varınca sözünde durmamış, kışkırtma ve hicivlerine tekrar başlamıştır. Daha sonra Uhud  harbinde yine Müslümanların eline esir düşerek tekrar serbest bırakılmasını istemiş, Resûlüllah (a.s.m.) da: “Mü’min, bir delikten iki defa ısırılmaz.” buyurmuştur. 

-Hatalar musibetlerin celbine vesiledir.

“Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder.”[1]

Daha ilk ayından itibaren İstanbul’dan gelen feryat ve şikayetler bunun ilk tezahürleridir.

-İmam-ı Şafi’ye sordular: “Fitne zamanı hakkı tutanları nasıl anlarız?”

Dedi ki: “Düşman okunu takip ediniz, o sizi hak ehline götürür.”

Dün seçtiklerinize dün kimler destek oluyor, bugün ise onları kimlerin alkışladığına bakın.

Evet, gerçekten de zarara rızasıyla girene merhamet edilmez ve edilmemelidir.

Ancak bu arada masumlar yanmakta, yaşın yanında kuruda tutuşmaktadır.

Ancak kadere fetva verilmiştir.

Zira beşer zulmeder, kader adalet eder.

Allah asla kuluna zulmetmez, kul kendi nefsine zulmetmedikçe…

Neme lazım, başkası düşünsün, istibdadın yadigârıdır.”

MEHMET ÖZÇELİK

01-09-2019


[1] Şura.30.

No ResponsesEylül 1st, 2019

DİRİLTİLEN ÖLÜ

DİRİLTİLEN ÖLÜ

Evvelden darbelerle bu millet on yıl geri götürülürken, şimdi kürt sosyalizmi ile 50 yol geriye yani yetmişlere götürülmeye çalışılmaktadır.

-Terör hiç bir hak hukuk tanımaz.

Ormanları yaktıklarını çok rahat itiraf ettiler ancak maalesef PKK yanlılarından bir tepki yok.

Ormanları PKK yakıyor.

Türkiye’nin birçok yerinde peş peşe çıkan orman yangınlarının altından terör örgütü PKK çıktı. Teröristler, 11 Temmuz-24 Ağustos tarihleri arasındaki 27 ormanlık alanı kendilerinin ateşe verdiğini itiraf etti. İnsanlık kadar doğa ve yeşil düşmanı olduklarını da gözler önüne seren teröristler, yeşil katliamına devam edecekleri tehdidinde de bulundu.[1]

-Başta Gül, Davutoğlu, İmamoğlu, Kılıçdaroğlu bununla ilgili mesaj yazıp tepki gösterip lanetlerler mi?

PKK’yı temsil eden belediye başkanlarının alınmasına tepki göstermişlerdi de…

Ta ki Dürüst olup olmadıklarını anlayalım!

Biz lanetlerken, lanetlemeyenleri de lanetleyeceğiz de onun için dedim.

Kimin kimle kol kola olduğunu hatırlatmak için tepki veren Ermenilere bir bakın.

Siz kimle ve kiminlesiniz?[2]

**************   

 Mardin, Van ve Diyarbakır belediyelerine kayyum atanmasının ardından Gebze’de düzenlenen programda konuşan CHP Gebze İlçe Başkanı Musa Yılmaz, “HDP kardeş partimizdir” dedi. Yılmaz’ın sözlerine CHP’li isimler tepki gösterdi.

Kayyum atanan belediyelerin keyfi harcamaları.[3]

-ABD PKK ortaklığı devam ediyor.[4]

-PKK-İsrail işbirliği deşifre oldu!

Irak’ta Haşdi Şabi güçlerine yönelik hava saldırılarının, Suriye’nin kuzeyinde terör örgütü YPG/PKK kontrolündeki üslerden gerçekleştirildiği öne sürüldü.[5]

-İYİ Parti Grup Başkanı ve İYİ Parti Edirne Milletvekili Orhan Çakırlar, yaptığı yazılı açıklamada, Millet İttifakı listesinden Edirne Belediyesi belediye meclis üyeliğini kazanan 5 İYİ Parti üyesinden 1’inin partilerine geri dönmediğini vurguladı.[6]

**************

Ahmet Davutoğlu; “Terörle mücadele defterleri açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz. Gelin hafızanızı bir yoklayın: İleride Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman, eminim en kritik dönemlerden, birkaç aydan biri 7 Haziran 2015 ile 1 Kasım 2015 arasındaki dönem olarak yazılacaktır.”

7 Haziran 2015 tarihinde genel seçim yapılmış, o seçimde 2002’den beri ilk kez AK Parti Meclis çoğunluğunu kaybetmişti. 1 Kasım 2015’te ise o ilk seçim yenilendi ve AK Parti oyunu yüzde 50’ye yaklaştırdı.

Ve ilk defa terör örgütü PKK’yı temsil eden bir HDP milletvekili bakan olmuştu.

Başta Davutoğlu vardı.

O dönemde Terör eylemleri zirveye çıktı.

-Ahmet Davutoğlu ile beraber Taha Kıvanç yani Fehmi Koru çok gizli sırları yani bugün Ergün Diler’in yaptıklarını o dün Taha Kıvanç adıyla gündeme getirirdi.

Hatta Zaman gazetesini Taha Kıvanç’tan dolayı alırdım dersem yanlış olmaz.

Bugünde acaba silkelenir mi yoksa kendisinin Davutoğlu’nu silkelediği gibi birileri de çıkıp onu silkeler mi?[7]

Koru ahirete bırakmamalı, hafiflemek için bir kısmını burada dökmelidir.

Mesela Gül Davutoğlu’nu Gülene göndermesinin sebebini açıklar mı?

Zaman gazetesinden ayrılış sebebini yazar mı?

Erdoğan’ın Gül, Babacan ve Davutoğlu’nun vefasını yazarken, onların vefasızlığının nedenlerini de yazar mı?

-Epey sorulacak soru var. İnsanlar unutsa da tarihin hafızasından silinmiyor.

Beni çok düşündürmüştü.

Davutoğlu o kadar başarılı giden Mit Başkanı Hakan Fidan’ı Milletvekili yapma bahanesiyle niçin MİT’in başından aldı?

Zira bütün darbelerde, 15 Temmuzda dahil, olumlu sonuçlansa da, -O.K. nin ihbarıyla-  MİT’in parmağı olmuştur. İlk defa bir fark oldu, onu da Davutoğlu lütuf ve terfi bahanesiyle görevinden alacaktı.

Toplum anında tepki gösterdi ve sayın Erdoğan milletin sesine kulak verip oyuna gelmedi.

Yani kesin diyebilirim ki, Hakan Fidan alınıp hükümet devam etseydi ve bir darbe ihtiyacı olsaydı çok rahat başarılı olunurdu.

Neden Davutoğlu’nun başbakanlığı bırakmasından bir ay sonra darbe teşebbüsü oldu?

Birşeyler yanlış mı gidiyordu?

Neden Gül 17/25 Aralık darbenin ayak seslerini duymazdan geldi?

Neden Gül ve Davutoğlu dönemlerinde değilde, Erdoğan ve Binali dönemlerinde darbeye teşebbüs edildi?

Eğer açıklarsam, deyip açıklamazlarsa üzerlerindeki bu şaibe artarak büyüyecek, kendilerini yutacaktır.

-İsrail, ABD ve İngiltere’nin her türlü içten ele geçirme politikaları ile bir sonuç alınamaması sonucu olarak fiili bir yol denenecektir.

Ancak Gül ve Davutoğlu ile son bir atakta bulunabilirler, İngiltere ve ABD projesi olarak…

-Bir Müjde: “1938-1939 Eza-yı kâfiraneye senelerden beri sabreden ehl-i imana sabırla­rının mükafatı 1939’da başlayan büyük harb neticesinde galibiyet-i kâfiranenin erimeğe başlaması mebde teşkil etmekte olup 1969 ve 2019 seneleri arasında şevket-i İslâmiye ve sürur-u mü’mininin a’zamî hadde vusulünü göstermekte ve beşaret-i uzma vermektedir.”[8]

MEHMET ÖZÇELİK

01-09-2019


[1] https://www.yenisafak.com/gundem/ormanlari-pkk-yakiyor-3503770

[2] https://m.facebook.com/stargazete/photos/a.309632132449103/2491400590938902/?type=3&source=48

[3] https://m.yeniakit.com.tr/foto-galeri/bol-keseden-harcamalar-kayyim-hdpli-baskanin-faturalarini-ortaya-cikardi-18359/3

[4] https://www.yenisafak.com/gundem/abd-ve-pkk-aldatmacasi-3504103

[5] http://m.haber7.com/dunya/haber/2891621-pkk-israil-isbirligi-desifre-oldu.

[6] http://m.haber7.com/siyaset/haber/2891601-iyi-partiden-chpye-uye-tepkisi-tum-turkiyede-domino-etkisi-yapar

[7] https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/aytunc-erkin/defterleri-acmaya-fehmi-korunun-evinden-baslayin-5301833/

[8] http://www.tesbitler.com/2015/01/01/m-a-i-d-e-t-u-l-k-u-r-a-n/

No ResponsesEylül 1st, 2019

MÜJDE!!! PROF-LAR GELİYOR..

MÜJDE!!! PROF-LAR GELİYOR…

Bakan Selçuk: Özellikle fen liselerinde fizik, kimya, biyoloji, matematik gibi dersleri üniversitelerden bazı profesörlerin vermesi konusunda bu sene ilk kez çalışmamız olacak.”

Öyle yapacağına öğretmenlerin Profesör olmasının önünü açsa, binayı dışarıdan destekleme yerine, iç kolonları güçlendirmiş olur.

Bu uygulama elbette anormal değil ancak yamayla yırtıklar aslının yerini, yenilenmenin ve köklü çözümün yerini almıyor.

Seksenlik neneye makyaj yapılıyor.

Yüz yıllık araba reflekte yapılmayıp, kaportası yenileniyor.

Hala yapılacaklar; rejime uyar mı korkusuyla içi doldurulmayan adeta heyula bir rejime eğitim feda edilmektedir.

Gelen hiç bir Bakan müsbet olarak, ciddi ve cesurane bir sekilde eğitimin üzerine gitmemiştir.

Altında kalmaktan, zülfiyare dokunmaktan korkmuştur.

***************** 

Milli Eğitim Bakanın Prof-luğunun ardından takviye Prof-lar geliyor.

Profesörler lisede derslere girmekle eğitime ne katarlar?

Kaybetmesinler de…

Üniversitelere ne kattıklarına bakmak lazım!

Zaten okullarda ders verenler, onların yetiştirdikleri ögrencileridir.

Sıkıntı öğrencilerinde mi yoksa kendilerinde mi?

Aslında onlar için yeni bir ekmek kapısı açılmış olur!!!

Uzman öğretmenlik herhalde az geldi, yetmedi düzeltmeye!

Aslında yeni Prof. Uzmanlık sınavı açılabilir!

Haydi öğretmenler Prof. Uzmanlık sınavına!

Hep pansuman tedaviler, ameliyat masasına yatıran yok…

Tam kanser olması bekleniyor herhalde.

Tıpkı Sezer dönemindeki anayasa kitap fırlatmasıyla ekonominin dibe vurması gibi.

Canım dibe ne kaldıki!!!

Biraz daha sabredin…

SELDEKİ KÜTÜK

Yıllardır eğitimde yapılacak en önemli ve öncelikli olan iş; seldeki kütüklerin kurtarılmasıdır.

Yani el uzatıp sevgiyle yanaşmaktır.

Sonuç alınması ise tamamen öğrencinin taleb, istek ve yönelişine bağlıdır.

Yangındaki eşyanın kurtarılması da diyebilirsiniz. Zamanın ve ortamın dehşeti içerisinde itfaiyecilik görevinin yapılmasıdır.

Şikayet edip ümitsizliğe düşmektense, bir şeylerin yapılmasıdır.

Milli eğitimde bunca ögretmen ve öğrenci olmasına rağmen kalite yakalanamamakta, yeterli verim elde edilememektedir.

Günü hatta saati kurtarma çabasına gidilmektedir.

Evelden cahil olan dağa çıkar ve yol keserdi, şimdi ise okumuş insanda dağa çıkıyor hatta oturduğu yerden soygun yapıyor.

O halde eğitim ne veriyor ve neyi veriyor?

İnönü; ”Millî terbiye istiyoruz. Sizin vereceğiniz terbiye dinî değil millî, beynelmilel değil millîdir.”

-İnönü’nün; ”Sizin anlayışınızı (öğrenciler), inkılâbı muhafaza etmek, korumak ve memleketi yüksek seviyeye çıkarmak için, başlıca bir temel olacaktır. Atatürk ilkelerinin yerleşmesi, gelişmesi ve korunması genç neslin idealist olmasına bağlıdır. Memlekette idealizmin, demokratik rejimin, Atatürk ilkelerinin daima ve en iyi anlayanı, öncüsü ve fedakârı olacaksınız. Türk gençliği için çıkar yol bir cümle ile, Atatürk devrimlerini demokratik düzen içinde yaşatıp yaymaya, ekonomik kalkınmamızı demokratik düzen içinde ve sosyal adaletle beraber gerçekleştirmeye olanca gücü ile çalışmak ve yardımcı olmaktır.” der.[1]

Ruhsuz eğitim ve Ruhunu kaybeden milli eğitim kaliteyide bulamamıştır.

Geçmişte sık rastladığımız şimdilerde ise mevzii olarak da olsa rastladığımız eğitimdeki rezaletlerdir.

-“EĞİTİMDEKİ REZALET.

23 Nisan’da Çanakkale gibi bazı yerlerde kız çocuklarının gayet ahlaksızca giyim içerisindeki kutlamaları zemini titretecek derecededir.[2]

-Bu okulun öğretmeni nasıl bir öğretmen, müdürü nasıl bir müdür, velisi nasıl bir velidir?

Burada yazmaktan bile sıkılıyorum. Resme hiç bakılacak gibi değil.

Ancak geçmişte bu ahlaksızca uygulamalardan dolayı ağzımız çok yandı.

Acaba Bakanlıktan ve yeni Bakandan mı destek görülmektedir?

İhmal mi var veya göz ardı mı edilmektedir?

Eğer değilse Bakan ve Bakanlık okul öğretmen ve idaresine soruşturma açmalıdır.

-Her gelen Milli Eğitim Bakanından bir umut beklendi ancak görülmedi.

Hep dağ fare doğurdu.

SEVDİRMEK Mİ NEFRET ETTİRMEMEK Mİ

Evet gerçekten sevdirmek mi nefret ettirmemek mi?

Milli Eğitim Bakanı, Milli Eğitim Müdürü, Okul Müdürleri proje ile alınsın ve gelsinler.

Belediye başkanları gibi.

KİM UYKUDA

Öğrenci mi milli eğitim m?

Yaptıklarıyla uyutuyor mu?

Uzun yıllar dini eğitimden tecrid edilmiş veya çarpık eğitimden bu gün aldığımız sonuçlar ortadadır.

-”I930-lu yıllarda bu dersler (Din Dersleri)şehir ve köy ilkokullarından kaldırılmış , 1949 yılına kadar da okullarımızda Din dersleri okutulmamıştır.

Bu uygulama, zamanın Hükümetlerinin keyfi birtasarrufu olarak bilinmektedir.”[3]

-“1930 yılında ise Din dersleri yalınız beşinci sınıf öğrencilerine velilerin isteği üzerine haftada yarım saat okutulabilen bir ders halini almıştır.”[4]

-“1939 yılına kadar köy mektepleri, köy çocuklarını şehir ve kasaba çocukları gibi aynı program dahilinde okutmak düşüncesi ile üç sınıflı olarak teşkilatlandırılmıştır. Bu okulların haftalık ders dağılım programında Din derslerine yer verilmemiş, ancak üçüncü
sınıflarda ”Din Dersi her perşembe günü öğleden sonra yarım saattir.” kaydı not olarak ilave edilmiştir.”[5]

-“Üç sınıflı Köy ilkokullarında haftada yarım saat program harici akutulabilen Din dersleri şehir ilkokullarında bulunmamaktadır. 1. Maarif Şurasında köy ve şehir ilkokullarını bitiren çocuklar, temel bilgiler bakımından eşit düzeye getirilmek istenmiş, fakat din eğitimi ve öğretimi ile ilgili her hangi bir derse 1939 Köy İlkokulları Programında yer verilmemiştir.
l930. yılındaki isteğe bağlılık kaydıyla akutulabilen Din derslerinin, 1936 yılında köy ilkokullarından da kaldırılmasıyla, terkedilmişlik görünümü 1948 yılına kadar sürmüştür.
Başlangıçtaki isteğe bağlılık kaydı da dersle birlikte 1936 yılında uygulamadan kaldırılınca, din eğitim ve öğretimi I948· yılına kadar ihmale uğramıştır.”[6]

 -“1950 yılından itibaren büyük bir gelişme gösteren okullardaki Din eğitimi faaliyeti, 1981 yılına kadar genel olarak yetersiz kalmasına rağmen, olumlu bir görünüm arzetmektedir.”[7]

 -Hasan Ali Yücel bunu laikliğin bir gereği olarak gerekçe göstermiştir.[8]

MEHMET ÖZÇELİK

01-09-2019


[1] Bak.İSMET İNÖNÜ’NÜN EĞİTİM FELSEFESİ/Prof. Dr. Erdal TOPRAKÇI..

[2] https://www.google.com/search?client=ms-android-asus&q=çanakkale%27de+23+nisan+rezaleti&spell=1&sa=X&ved=2ahUKEwjgwZTUxe7hAhVqzqYKHa_YBksQBSgAegQIChAC&cshid=1556305187042&biw=360&bih=559

[3] CUMHURİYET DÖNEMİNDE DiN DERSLERİNİN İLKOKUL PROGRAMLARINDAKi YERİ-Yrd. Doç. Dr. Mustafa TAVUKÇUOGLU.Sh.2.

[4] Age.6.

[5] Age.7.

[6] Age.8.

[7] Age.10.

[8] Bak.age.12.

No ResponsesEylül 1st, 2019

İLAHİ PROJE SONSUZ PROJE

İLAHİ PROJE SONSUZ PROJE

Düşünebiliyor musunuz bir adada milyonlarca Flamingo kuşu, bu Flamingoların hepsini bir gözde ve tek gören bir çift gözle görüyorsunuz ve de bunların sesini kulaklarınızda işitebiliyorsunuz!

Bir de bunların teker teker içlerini okuyabildiğinizi, isteklerini, arzularını, sevgilerini, korkularını, ilgilerini, kısaca alakalarına varıncaya kadar hepsini kontrol edip, gözden geçirebildiğinizi düşünün!

Kulaklarınızda ayrı ayrı sesleri, ses farklılıklarını düşününüz.

Bir de bunlara ek olarak; karadaki diğer hayvanları, Denizlerdeki, havadaki diğer canlıları, Melekleri ve bütün bunların hepsinin his ve duygularını, alaka ve ilgilerini, dünyalarını bildiğinizi düşündüğünüzde hakikaten hayret içinde hayrette kalacaksınız.

İşte Efendimizin:” Ya Rabbi. Hayretimi arttır.” Manası burada daha iyi anlaşılacaktır.

Adeta ağızlar açık kalacak derecede hayret-engiz bir faaliyet görülmektedir şu kâinatta.

-İnsan bunu aklıyla anlar, tefekkürle inceliğine varır, hikmetle künhüne varır.

Onun içindir ki Kur’an-ı Kerim bizleri; Taakkul yani akletmeye, bir üst seviyesi tefekküre yani inceliğini farkedip, kabalığı törpülemeye, Tedebbür ile de eşyanın arkasındaki ve gerisindeki hakikatları görmeye davet eder.

-Sadece şu üç alemin derinlikleri bile fezanın boşlukları gibi ulaşılamayacak boyuttadır.

Mesmuat alemi yani sesler dünyası.. Tek bir kulağa odaklanmış, kulakdaki düğmelerin açılmasıyla her türlü sese aid olan şeylerin duyulması.

Farklı farklı dile sahip olan varlıkların konuşmaları ve kulak ile onların anlaşılıp, dil ile de dile getirilmesi.

Mubsirat alemi yani görünen ve görme özellikli her şey. Mikro alem ve makro alem.

İnsan bütün alemlerdeki sesleri duymaya, cevap vermeye, görüp anlamaya ve iletişim kurmaya odaklanmış külli ve kapasiteli bir varlıktır.

Alemlerin odak noktası insandır. İnsanda düğümlenmektedir her şey.

Me’kulat alemi yani yiyecekler dünyası. Tüm duyguların ve midelerin önüne kâinat adeta bir sofra gibi kurulmuş, istifadesine müheyya hale getirilmiştir.

Alemler insan duygularının serilmiş ve açılmış sofralarıdır.

Ondandır ki; insan bu dünyada sonsuz aleme ve de sonsuzluğa hazırlandırılmaktadır.

Bundandır ki insan bu dünyaya duyguları yönüyle ekmeye ve ekilmeye gelmiştir.

Yaptıklarıyla ekmekte, duygularıyla da ekilmektedir.

Ya olacak ya da sönecektir.

-Ezeli ve ebedi bir Rab düşünün ki, sayısız melaike ve ruhani gibi mahlukatına sonsuz alemleri gezdirip seyrettiriyor.

İnsan ve Cin gibi mahlukatına bilinçli olarak sonsuza dek, sonsuz alemleri bilinçli seyrettirip, tefekkür ettiriyor ve ondan manevi mahsulatlar aldırıyor.

O halde kişi nerede çok kalacaksa, yatırımını da oraya ve oraya göre yapmalıdır.

MEHMET ÖZÇELİK

24-08-2019

No ResponsesAğustos 24th, 2019

ESNAF AHLAKI

ESNAF AHLAKI

Bir Sitemde[1] bulunayım dedim, bin aah ve teselli işittim, haklı olarak.

Adeta, zaten bizlerde aynısını görmüştük, dönüşü ile karşılaştım.

Daha öncede Esnaf Ahlakı ve Çöken Değerler[2] adıyla bir yazı yazmış ve bir çarpıklığı nazara vermiştim.

Ne de çok yaralı insan varmış.

Veya ne kadarda ahlakı bozuk esnaf varmış. Elbette her mesleğin çürükleri olur ancak esnafın çürükleri de unutulmuyor.

-Bir iki yıldır daha belirgin hale geldi.

Patates ve soğanla değerlerini satanlar, Diyarbakır-da traktör dolusu ucuz diye domatesi dökenler, İstanbul halinde kamyonlarca domates, salata ve biberi çöpe dökenler aslında kendi değer ve insanlığını çöpe dökmüşlerdir.

Şahsi zarardan ziyade, umumun zararını azaltmaya yönelik bir fayda da bulunabilirsek bizi memnun edecektir.

-Bir arkadaş arabasını sanayideki akrabasına bırakıp yapmasını söyler.

Akrabası Cuma günü teslim edip pazartesi günü almasını söyleyip, 500 Tl. bir borcunun olabileceğini söyler.

O da akrabalık bağıyla güvenip tamam der.

Ancak bununla da yetinmeyen usta paranın hemen verilmesini söyleyince, daha yapmadığını, alınca vereceğini söylemesine rağmen olmaz deyip yapmaz.

O da tutar arabasını bir yabancıya götürür.

Ve araba yapılır.

Borcu mu?

30 Tl-dir.

-Aynı arkadaş arabasının bir kapısı tam oturmaz.

Kaportacıya götürür, on dakika ancak uğraşır ve borcunun 60 Tl olduğunu söyler.

Boğazından nasıl gidecektir.

Şaşırır, söylenir ancak usta ısrarından vaz geçmez.

-Mustafa hoca. Evine sucu çağırır. Cuma günü öğle vakti, bir öğrencisinin tavsiyesi üzerine gelmiştir.

45 dakika uğraşır ve borcunun el emeği olarak 350 tl olduğunu söyler.

Mustafa hoca hakkını helal etmeyeceğini, çok istediğini söyler.

Önce 250- ye ve sonra da 150- ye inmiştir.

Aynı işi bir başkası ve karo taşı da ondan olmak üzere 75 tl- ye yapmıştır.

-Güneş enerjisinin şamandırası suyu dengeler ve boşa akmasına mani olur. Şamandıra bozulunca da su sürekli boşa akar.

Şeker hastalığı da vücudun şamandırasıdır. Onun bozulmasıyla vücudun şeker dengesi bozulur. Ölüme kadar götürür.

Toplumun da ve özellikle esnafın şamandırası bozuk.

Müşteriden haksız kazanç elde ettiği için, kendisi de kolay kolay iflah olmuyor.

Bu bozulma iman zaafiyetinden, mal hırsından veya sonradan görmedendir.

Onun içindir ki bu tip insanlar kolay kolay iki yakası bir araya gelmez.

************ 

Buna ister çıkacak kan damarda durmaz, ister haramın binası olmaz, ister Hayy-dan gelen Hu-ya gider deyin; genel olarak toplumsal bir yozlaşma ve bozulmayı kendi elimizle yaptık, yapılmasına sebep olduk.

Zira haklı ve iyi bildiğimiz insana karşı dahi hakkımızı ve hukukumuzu arama yoluna gitmezsek, onu haksızlığa sevketmiş, kötülük yapıp, kötülük yapmasına sebep olmuş oluruz.

-Yazının başlığına Sitemimdir demiştim, İsyanımdır demedim.

Kader konusunu anlatırken başa gelen belalarda bir çok sebep aranır. Sadece günahtan dolayı kayıplar yaşanmaz. Sadaka yerine de geçer, daha büyük bir belayı defetmek içinde olur. Herkes için bir imtihandır.

-Rahmetlik babamdan kalan bir söz vardı; Ben rezil olacağıma param rezil olsun, derdi.

Giden paranın yeri bir vesile ile dolar. İnsaniyetin, vicdanın, insafın yeri kolay kolay dolmaz. Kaybedilen para olsun.

İşte yüz sene önceki feryat;

Müslümanlık nerde ! Bizden geçmiş insanlık bile…

Âdem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nafile!

Kaç hakiki müslüman gördümse, hep makberdedir;

Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir…Mehmet Akif ERSOY

MEHMET ÖZÇELİK

24-08-2019


[1] https://www.facebook.com/tesbitler/posts/10218042833197388

[2] http://www.tesbitler.com/2019/03/15/coken-degerler/

No ResponsesAğustos 24th, 2019

FİTNENİN ADI AĞAÇ

FİTNENİN ADI AĞAÇ

-AĞACA YAKLAŞMA-

Kur’an-ı Kerim-de:” Dedik ki: “Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”[1]

Atamız Hz. Âdem ve Havva annemizin İlk fitne , diğer adıyla ilk imtihanları ağaçla olmuştur.

Zahiren kaybetmişlerdir.

Meyve veren ağaç.. Ebedilik ağacı.. Hayat arkadaşı ve ortağı.. Cennetin kendisi ve birinci vasfı.

Cennet kelime anlamı itibarıyla; göz gözü görmeyecek derecede sık ormanlıklarla kaplı bahçe.. Çiftlik..

-Ağaca yaklaşma, o fitnenin adı ve başlangıcıdır.

Dikkatli ol. Zira her zamanda fitneye alet olmuş ve alet edilmiştir.

– Kur’an-ı Kerim-de onlarca yerde ağaç ile ilgili âyetler geçmektedir.[2]

-Ağaç sınavını kaybeden ecdadımız zahiri hale göre; şu sıkıntılı, belalı, problemli dünyaya geldi.

Hep o ağaç yüzünden…

Kötümü oldu?

Hikmet cihetiyle elbette hayır.

Zira cennet tenasül ve çoğalma yeri olmadığından; dünyaya iki kişi gelen atamız, giderken milyarlar olarak dönmektedirler.

Bu da kârlı bir ticarettir.

-17-27 Aralık 2013’ de gezi olaylarıyla darbeye zemin hazırlama girişimi, Taksimde ağaçları kesme bahanesi ile başlatıldı.

-Altın çıkarılacak olan Kaz Dağlarındaki ikinci bir gezi çıkışı ağaç kesme bahanesi ile başlatıldı.

-Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu senede memleketin bir çok yerinde ciğerlerimiz olan orman yangınları ihmal ve sabotajla ağaçlar yok edildi.

-Amazon ormanlarında bir yılda çıkan orman yangın sayısı 74155 olmuştur.

Bu gidişle görülmektedir ki; dünya imtihan meydanının açılışı ağaçla olduğu gibi, kapanışı da ağaçla olacaktır.

Hadiste: “Yarın kıyametin kopacağını bilseniz bile, bugün elinizdeki fidanı dikin.”[3]

Burada kıyametin kopmasına işaret edilmesi de ibretli bir durumdur.

-“Bir Müslüman ağaç diker de bunun meyvesinden insan, ehlî hayvan veya vahşî hayvan veya kuş yiyecek olsa, yenen şey onun için bir sadaka hükmüne geçer. Her kim ne eksiltirse bu kendisi için (kıyamete kadar) sadaka olur.”[4]

-Hz. Enes radıyallahu anhtan gelen rivayete göre, Aleyhissalatu vesselam, Hayber-den dönerken, Medîneye yaklaşınca, şehre işaret ederek,

“Ya Rabbi ! Hz. İbrahim Mekkeyi haram kıldığı gibi, ben de Medîneyi haram kıldım. Onun iki kayalığı arası haramdır, ağaçları kesilemez, hayvanları avlanamaz, otu yolunamaz, ağaçlarının yaprağı silkilemez…” der.[5]

-Bir Kıssa: Sobasına odun atmadan iki kere odunu sobanın kenarına vuran teyzeye bunu niçin yaptığını sorduğumda “içinde börtü böcek varsa düşsün yanmasın” diyen teyzeden bu hâle nasıl geldik?

MEHMET ÖZÇELİK

23-08-2019


[1] Bakara.35.

[2] https://kuranfihristi.net/ayetleri/ağaç

[3] Heysemî a.g.e. 1, 104.

[4] Müslìm, Musâkât 7-8-10, Buharî, Edeb 27.

[5] Ebu Davud, Menasìk 96. https://sorularlaislamiyet.com/blog/hz-peygamberin-cevre-korumaya-yonelik-tedbir-ve-uygulamalari

No ResponsesAğustos 23rd, 2019

SİTEMİMDİR

SİTEMİMDİR

36 yıldır gösterdiğim öğretmenlik görevimde maaş bordrosunu hiç mesele yapmadım. Zira öğretmenliği çok şeye tercih ederek seçmiştim.

Görev tercihimde karşımda üç seçenek vardı; Milli Eğitim, Diyanet ve Emniyet.

Milli Eğitimi tercih etmiştim.

-24 yıl önce bir ilde Tv-Radyo-Gazete müdürlüğü teklif edilip öğretmenliği -haklı olarak- bırakmam isteniyordu.

30 sınıfa giriyor ve girdiğim bir sınıfta 71 öğrenci vardı.

Bu teklifi zorda olsa öğretmenlik hatırına kabul etmedim ve dışarıdan destek olacağımı söyledim.

Ve öyle de yaptım.

Bu ve belki de daha fazlasını yazabilirim ancak amacım bir şeyleri ima değildir.

Bir sitemimi, bir keyfiliği ve adaletsizliğe işaret etmek içindir.

-Bu günlerde memur sendikalarının 2020 ve 2021 yılları için bütçeden kendi memurunu memnun edecek daha doğrusu kaybını azda olsa telafi edecek bir miktar taleb etmektedir.

Elbette devlette haklı olarak kendi gider ve geliri doğrultusunda ayırmış olduğu vereceği payda ısrar etmektedir.

Şimdilik bir sonuç çıkmadı ve hakem heyetine gidecek.

-Sitemim şudur; Kayseri’de üç gün önce arabamdaki bir arıza sebebiyle sanayiye doğru giderken yolda araba istop etti. Çekici çağırıp sanayiye götürdüm.

Mesafe azdı ve 60 Tl aldı. Normaldi. Helal olsun.

-Usta baktı ve kendisiyle ilgili olmadığına karar verip elektrikçi arkadaşına gönderdi.

Asıl anlatmak istediğimde işte burada başlıyor.

Elektrikçi usta yeni bir sanat okulu mezunu işçisini görevlendirdi.

Genç kabloları ve kısaca elektrik sistemini elden geçirdi. Kısaca bir temizlik yaptı.

Bir hata bulamadı. Ancak araba çalışır hale geldi.

Borcumun ne olduğunu sorduğumda çok rahatlıkla 200 Tl dedi.

Belli ki çok rahat para kazanıyordu. Çok ağırıma gitti. Hak etmediği ücreti istemişdi.

Konuştuklarım kimselerde bana hak verdiler.

Eğer bana ne verirsen ver gibi bir ifade kullansaydı ben 40 Tl verecektim.

Bu haksız ve fazla ücreti veremezdim. Uzun konuşma neticesinde 150 Tl verip, memnuniyetsiz olarak ayrıldım ve bir daha oraya gitmemeye ve beni gönderen ustayı gördüğümde bir daha orayı tavsiye etmemesini de söyleyeceğim.

Para kazandı ancak müşteri ve müşterilerini de kaybetmiş oldu.

Bunu da şu sonucu dile getirmek için anlattım;

Ben onun istediği parayı 13 saat ders anlatarak ancak elde edebiliyorum. Bu da iki güne denk geliyor.

Benim iki günde kazandığımı, usta iki saatte benden almaktaydı.

Yani benim iki günde kazandığımı kendisi de bakmayıp, işçisine baktıran ve de herhangi bir parça eklemeyip, sadece temizlik ve kontrol ederek iki saatte elde etmeye çalışmaktadır.

Bu dengesizliğe ve de elbette diğer kurumlardaki dengesizliklere ve adaletsiz dağılıma dikkat çekmek için bu yazıyı yazmış oldum.

Sitemim budur.

MEHMET ÖZÇELİK

23-08-2019

No ResponsesAğustos 23rd, 2019

ZULME ORTAK OLMAYIN

ZULME ORTAK OLMAYIN

Gül ve Davutoğlu’nun Pkk’ya destek olan 3 belediye başkanlarının alınmasıyla, bir dakika ara ile hesaplarından tepki gösterdiler.

Acaba telefonla konuşup tepkimizi gösterelim deyip hesaplarına yönelerek aynı anda ancak birisinin acemice biraz yavaş yazmasından dolayı bir dakika gecikme ile birbirine yakın tepki mesajları mı yazdılar?

Peki pkk’ya destek olan bu belediyelere neden hiç tepki göstermediler?

Şehit olanlara ve belediyeden görevden alınan şehit yakınlarının alınmasına; bu alınan pkk’ya destek olanların alınmasına gösterdikleri tepkiler kadarda olsa neden destekte bulunmadılar?

Acaba hesapları beraber yönetilenlerin yoksa kendileri de mi aynı hesabın sahibi tarafından yönetilmekte ve yönlendirilmektedirler?

Pkk severlere bu cesareti veren sebebp ise; Onlara toplumun gereken tepkiyi vermemesi ve de gereken cezayı almamalarıdır.

Demokrasi adına her türlü gayr-ı meşruyu meşru gösterme çabasıdır.

Gerçekten çok kirli bir hal…

7 Okyanus bile temizleyemez!!!

-Bu konuda Ab ve Amerikanın tepkisini anlarım.

-“ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus, Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediyelerine kayyum atanmasına ilişkin açıklamada bulundu. Ortagus, “Seçilmiş yetkililerin görevden alınması ve yerine seçilmemişlerin getirilmesi her zaman endişe vericidir” dedi.[1]

Çünkü onlar Pkk’nın mucidi ve hamisidirler. Onların beslemeleridirler bunlar.

Ya siz? Brütüslük mü?

-Abd ve batı demode olmuş Pkk’nın yerine B planını devreye koyabilir.

-“Genelkurmay eski İstihbarat Dairesi Başkanı İsmail Hakkı Pekin, “PKK bitti. ABD kullanabileceği yeni bir maşa arayışında. Önümüzdeki dönemde Türkiye’de bombalı saldırılar olabilir” dedi.”[2]

-21. Yüzyılın en önemli faktörü, göçlerdir.

Kıyametin on büyük alametinden biri olan; büyük bir ateşin yani savaşın çıkarak, insanları önüne katıp sürmesidir.

Ve özellikle; Kıyamet kopmadan evvel,Yemen tarafından bir ateş zuhur edecek,bütün insanları mahşer yerine toplarcasına toplayacaktır

Başta Ortadoğu ve dünya bunu yaşıyor. Herkes etkileniyor.

Zulme ortak olmamak gerektir.

Zira küfre rıza küfürdür. Zulme rıza zulümdür.

-Aylan bebek kadar bile olamıyorsanız, bari zulme ortak olmayın.

-Sözün Özü: Şöhret, kişinin değerlerini ve inançlarını değil, kendisini tanıtması, anlatması ve ön plana çıkarmasıdır.

MEHMET ÖZÇELİK

23-08-2019


[1] http://www.haber7.com/dunya/haber/2889457-abdden-kayyum-aciklamasi-ilk-kez-konustular-turkiyenin-yaptigi

[2] http://www.haber7.com/guncel/haber/2889424-abd-yeni-masasini-buldu-turkiyede-bombalar-patlayabilir

No ResponsesAğustos 23rd, 2019

HANGİSİ SOYLUCA ?

HANGİSİ SOYLUCA ?

İçişleri Bakanı Soylu’nun yaptığı soylu davranışa karşı: masumları, asker ve emniyet güçlerini şehid edip terör estirenleri savunan PKK sözcüsünün yalanları yüz yıl önceki oyunların tekrarını göstermektedir.

Sürekli Erdoğan’ı Abdülhamid dönemi ile karşılaştırmanın gerçekliği netlik kazanmıştır. Oyun aynı oyundur.

İşte o yalan oyunu.

-“Arjantin’e giden Ebru Günay ile Garo Paylan, PKK’yı savundu; Türkiye’de azınlıkların öldürüldüğü iftirasını attı.

1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarına gönderme yapan Paylan, “110 yıl önce Türkiye’de her türlü suçu işleyen bir sultan vardı. Ermeniler, muhalefetin iktidara gelmesiyle bazı şeylerin değişeceğine inanıyor. Ancak geçmişte muhalefet, iktidara geldiğinde sultandan da zalim davranarak Ermeni soykırımını gerçekleştirdiler. Ben Kürt arkadaşlarımı şu şekilde uyarıyorum. Erdoğan’dan kurtulmak Türkiye’de demokratik bir rejime sahip olacağımız anlamına gelmiyor.” dedi.[1]

-Bakan Soylu şunları söyledi.

“Çok yakın bir zamanda, 14 gün önce Suriye’nin bir tarafında, bizim kırsalda bitirdiğimiz MLKP ile Amerikalılar görüştüler. Ne görüştüklerini de biliyoruz. Hem de isim isim… Kimlerle görüştüler… Ne görüştükleri bizde kalsın.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Habertürk TV’de katıldığı canlı yayında, gündeme bomba gibi düşen bir açıklamada bulundu. Soylu, MLKP (Marksist Leninist Komünist Parti) terör örgütü üyelerinin Suriye’de Amerikalılarla görüştüğünü duyurdu.”[2]

-CHP’nin Suriye’de çözüm için Türkiye’de yapılacak konferansa terör örgütü PYD’nin dışında ÖSO’nun da çağrılmayacağı belirtildi.[3]

-Oysa Öso Türkiye tarafından eğitilip, beraber Esed ve PKK’ya karşı mücadele vermektedir.

Bir yandan PKK terör örgütü görülmez, destek olunurken, diğer yandan onlarla mücadele edenler terör örgütü görülmektedir!

Belli ki Birileri Esed ve PKK’nın temsilciliğini yapmaktadır.

Siz hiç dünyada devletin dağda teröristle savaşırken, halkında, yönetiminde, belediye başkanlıklarında ve meclisinde o teröristleri savunanları gördünüz mü?

MEHMET ÖZÇELİK

20-08-2019


[1] http://m.haber7.com/siyaset/haber/2889099-hdpli-vekiller-yine-hadlerini-astilar-cumhurbaskani-erdogana-iftira

[2] http://m.haber7.com/siyaset/haber/2889074-bakan-soylu-acikladi-abdliler-ile-14-gun-once-gorustuler

[3] http://m.haber7.com/siyaset/haber/2889103-chp-pyd-ve-oso-haric-herkesle-gorusecegiz

No ResponsesAğustos 21st, 2019