“Onlar=Rabbimiz,bizi
iki defa öldürdün,iki defa dirilttin. Biz de günahlarımızı itiraf ettik. Bir
daha (Bu ateşten) çıkmaya yol var mıdır?derler.”[1]
“Şu
muhakkak ki,Allah kâfirleri rahmetinden kovmuş ve onlara çılgın bir ateş
hazırlamıştır.
(Onlar)Orada
ebedi olarak kalacaklar,(Kendilerini koruyacak)ne bir dost,ne de bir yardımcı
bulacaklardır.
Yüzleri
ateşte evrilip çevrildiği gün=Eyvah bize!Keşke Allah’a itaat
etseydik,Peygambere de itaat etseydik!derler.
Ey
Rabbimiz!Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yoldan
saptırdılar,derler.
Rabbimiz!Onlara
iki kat azap ver ve onları büyük bir lanetle rahmetinden kov..”[2]
“Onlar
orada=Rabbimiz!Bizi çıkar,(Önce) yaptığımızın yerine iyi işler yapalım!diye
feryad ederler. Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik
mi? Size uyarıcı da gelmedi mi?(Niçin inanmadınız?)Şimdi
tadın(azabı)!Zalimlerin yardımcısı yoktur.”[3]
“Ve=Şayet
kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık,(Şimdi)şu alevli cehennemin
mahkumları arasında olmazdık!diye ilave ederler.
Böylece
günahlarını itiraf ederler. Artık(Allah’ın rahmetinden)uzak olsun,o alevli
cehennemin mahkumları!”[4]
“(Resulüm)de
ki=Eğer biliyorsanız(Söyleyin bakalım),bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?
“Allah’a
aittir”diyecekler. Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız!de.
Yedi
kat göklerin Rabbi,azametli arşın Rabbi kimdir?diye sor.
(Bunlar
da)Allah’ındır”diyecekler.Şu halde siz Allah’dan korkmaz mısınız!de.
Eğer
biliyorsanız (söyleyin),her şeyin melekûtu(Mülkiyeti ve yönetimi)kendisinin
elinde olan,kendisi her şeyi koruyup kollayan,fakat kendisi korunmayan(buna
muhtaç olmayan)kimdir?diye sor.
“(Bunların
hepsi)Allah’ındır”diyecekler. Öyle ise nasıl olup da büyüye kapılıyorsunuz?de.”[5]
“Kendilerine
azabın geleceği,bu yüzden zalimlerin=”Ey Rabbimiz!Yakın bir müddete kadar bize
süre ver de senin davetine uyalım ve Peygamberlere tabi olalım.”diyecekleri gün
hakkında insanları uyar.(Onlara denilir ki=)Daha önce,sizin için bir zeval
olmadığına,yemin etmemiş miydiniz?”[6]
“O
gün zalimlere,özür dilemeleri hiçbir fayda sağlamaz. Artık lanet de
onlarındır,kötü yurt da onlarındır!”[7]
“Nihayet
onlardan (Müşriklerden)birine ölüm gelip çattığında=Rabbim!der,beni geri
gönder;”
“Ta
ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş(ve
hareketler)yapayım.”Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir.
Onların gerisinde ise,yeniden dirilecekleri güne kadar(süren)bir berzah
vardır.”[8]
“Eğer
Allah’dan bir lütuf size erişirse-sanki sizinle onun arasında(zahiri)bir
dostluk yokmuş gibi.”Keşke onlarla beraber olsaydım da bende büyük bir başarı
kazansaydım!”der.”[9]
“Onlara,şu
iki adamı misal olarak anlat=Bunlardan birine iki üzüm bağı vermiş,her ikisinin
de etrafını hurmalarla donatmış,aralarında da ekinler bitirmiştik.
İki
bağın ikisi de yemişlerini vermiş,hiç birini eksik bırakmamıştık. İkisinin
arasından bir de ırmak fışkırtmıştık.
Bu
adamın başka geliri de vardı. Bu yüzden arkadaşıyla konuşurken ona şöyle dedi:”
Ben,servetçe senden daha zenginim;insan sayısı bakımından da senden daha
güçlüyüm.”
(Böyle
gurur ve kibirle)kendisine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi:”Bunun,hiçbir
zaman yok olacağını sanmam.”
“Kıyametin
kopacağını da sanmıyorum. Şayet Rabbimin huzuruna götürülürsem,hiç şüphem yok
ki,(orada)bundan daha hayırlı bir akibet bulurum.”
Karşılıklı
konuşan arkadaşı ona hitaben:”Sen,dedi,seni topraktan,sonra
nutfeden(spermadan)yaratan,daha sonra seni bir adam biçimine sokan Allah’ı
inkar mı ettin?”
“Fakat
o Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmam.”
“Bağına
girdiğinde:Maşaallah!Kuvvet yalnız Allah’ındır,deseydin ya! Eğer malca ve
evlatça beni kendinden güçsüz görüyorsan(Şunu bil ki=”
“Belki
Rabbim bana,senin bağından daha iyisini verir;senin bağına ise gökten
yıldırımlar gönderir de bağ kupkuru bir toprak haline gelir.”
“Yahut,bağının
suyu dibe çekilir de bir daha onu arayıp bulamazsın.”
derken
onun serveti kuşatılıp yok edildi. Böylece,bağı uğruna yaptığı masraflardan
ötürü ellerini oğuşturup kaldı. Bağın çardakları yere çökmüştü.
“Ah,diyordu,keşke ben Rabbime hiçbir ortak koşmamış olsaydım!”[10]
“Biz,yakın
bir azab ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkarcı
kişi:”Keşke toprak olsaydım!”diyecektir.”[11]
“O
gün,zalim kimse(pişmanlıktan)ellerini ısırıp şöyle der:Keşke o Peygamberle
birlikte bir yol tutsaydım!
Yazık
bana! keşke falancayı(batıl yolcusunu)dost edinmeseydim!”[12]
“Kitabı
sol tarafından verilene gelince,o:Keşke,der,bana kitabım verilmeseydi
de,hesabımın ne olduğunu bilmeseydim!
Keşke
onunla(ölümümle)her iş olup bitseydi!”[13]
“Ancak
yüz çevirip inkar edene gelince,işte öylesini Allah en büyük azab ile
cezalandırır.”[14]
“(Ey
Muhammed)Biz,senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki,o,bir temennide
bulunduğunda,şeytan onun dileğine ille de(beşeri arzular)katmaya kalkışmasın.Ne
var ki Allah,şeytanın katacağı şeyi ibtal eder. Sonra Allah kendi ayetlerini
(Lafız ve mana bakımından) sağlam olarak yerleştirir. Allah,hakkıyla
bilendir,hüküm ve hikmet sahibidir.
(Allah,şeytanın
böyle yapmasına müsaade eder ki)kalplerinde hastalık olanlar ve kalpleri
katılaşanlar için,şeytanın kattığı şeyi bir deneme(vesilesi)yapsın.
Zalimler,gerçekten(haktan)oldukça uzak bir ayrılık içindedirler.”[15]
“Doğum
sancısı onu(Meryemi)bir hurma ağacına (dayanmaya)sevk etti.”Keşke,dedi,bundan
önce ölseydim de unutulup gitseydim!”[16]
“Bu
durum devam ederken Adem,Rabbinden bir takım ilhamlar aldı ve derhal tevbe
etti. Çünki Allah tevbeleri kabul eden ve merhameti bol olandır.”[17]
“İbrahim’in
babası için af dilemesi,sadece ona verdiği sözden dolayı idi. Ne var ki onun
Allah’ın düşmanı olduğu kendisine belli olunca,ondan uzaklaştı. Şüphesiz ki
İbrahim çok yumuşak huylu ve pek sabırlı idi.”[18]
“Nuh
Rabbine dua edip dedi ki:” Ey Rabbim!Şüphesiz oğlum da ailemdendir. Senin vadin
ise elbette haktır. Sen hakimler hakimisin.”
Allah
buyurdu ki:Ey Nuh! O asla senin ailenden değildir. Çünkü onun yaptığı kötü bir
iştir. O halde hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme! Ben sana
cahillerden olmamanı tavsiye ederim.
Nuh
dedi ki:Ey Rabbim! Ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana
sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve esirgemezsen,ben ziyana uğrayanlardan
olurum.”[19]
“ O
geldiği gün Allah’ın izni olmadan hiç kimse konuşamaz. Onlardan kimi
bedbahttır,kimi mutlu.
Bedbaht
olanlar ateştedirler,orada onların(öyle feci)nefes alıb vermeleri vardır ki.
Rabbinin
dilediği hariç,(onlar)gökler ve yer durdukça o ateş de ebedi kalacaklardır.
Çünki Rabbin, istediğini hakkıyla yapandır.”[20]
“
Ehli kitaptan her biri,ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. Kıyamet
gününde de o,onlara şahit olacaktır.”[21]
“
Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini yahut
Rabbinin bazı alametlerinin gelmesini bekliyorlar. Rabbinin bazı alametleri
geldiği gün,önceden inanmamış yada imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye
artık imanı bir fayda sağlamaz. De ki,bekleyin,şüphesiz bizde beklemekteyiz!”[22]
“
Biz,israiloğullarını denizden geçirdik. Ama Fir’avn ve askerleri zulmetmek ve
saldırmak üzere onları takib etti. Nihayet(denizde)boğulma haline
gelince,(Fir’avn):” Gerçekten,israiloğullarının inandığı Tanrı’dan başka tanrı
olmadığına ben de iman ettim. Ben de müslümanlardanım.!”dedi.
Şimdi
mi(iman ettin)! Halbuki daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.”[23]
Fir’avn-ın
adı;Kayus veya Velid ibni Mus’ab ibn er-Reyyan.[24]
“
Yunus’un kavmi müstesna(halkını yok ettiğimiz ülkelerden) her hangi bir ülke
halkı,keşke(kendilerine azab gelmeden)iman etse de bu imanları kendilerine
fayda verseydi! Yunus’un kavmi iman edince,kendilerinden dünya hayatındaki
rüsvaylık azabını kaldırdık ve onları bir süre(dünya
nimetlerinden)faydalandırdık.”[25]
“ Azabımızı hissettiklerin
de bir de bakarsın ki oralardan (azab bölgesinden) kaçıyorlar!
“Kaçmayın!İçinde
bulunduğunuz refaha ve yurtlarınıza dönün! Çünki size sorular sorulacak!”
“Vay başımıza gelenlere
!dediler;gerçekten biz zalim insanlarmışız.”
Biz kendilerini,kuruyup
biçilmiş ekine,sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu feryatları sürüp gider.”[26]
“Artık,bundan önce
benzerlerine yapıldığı gibi,kendileriyle arzu ettikleri şey arasına perde
çekilmiştir. Şüphesiz onlar,kendilerini endişeye düşüren bir korku
içindeydiler.”[27]
“Onlar,kıyamet gününün
ansızın gelip çatmasını mı bekliyorlar? Şüphesiz onun alametleri belirmiştir.
Kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar!
Bil ki,Allah’dan başka ilah
yoktur.(Habibim!)Hem kendinin hem de mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların
günahlarının bağışlanmasını dile! Allah,gezip dolaştığınız yeri de duracağınız
yeri de bilir.”[28]
“Allah İMHAL eder,İHMAL
etmez.”der Bediüzzaman.
Nitekim Allah Kâfirlere[29],Müşriklere[30],Münafıklara[31],Zalimlere[32],Ve
Şeytana olan mühleti[33],Kur’an-da
beyan buyurmuştur.
Bu onlara bir mühlet ve süre
veriştir. Yoksa onların yaptıklarının ihmal ve göz ardı edilmesi değildir.
“Nihayet onu
da(Fir’avnı)ordularını da yakalayıp denize attık,bu sırada kendini kınayıp
duruyordu.”[34]
“Şimdi eğer
dayanabilirlerse,onların yeri ateştir. ve eğer(tekrar dünya ya dönüp Allah’ı)hoşnut
etmek isterlerse,memnun edilecek değillerdir.”[35]
“Allah kimi
saptırırsa,bundan sonra artık onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde
zalimlerin:Dönecek bir yol var mı?dediklerini görürsün.”[36]
“Elleri boyunlarına bağlı
olarak onun (cehennemin)dar bir yerine atıldıkları zaman,oracıkta yok
oluvermeyi isterler.
(Onlara şöyle
denir=)Bugün(yalnız)bir defa yok olmayı istemeyin;aksine bir çok defalar yok
olmayı isteyin!”[37]
“Ey Malik!(cehennem bekçisi)
Rabbin bizim işimizi bitirsin!diye seslenirler. Malik de:Siz böyle
kalacaksınız!der.
Andolsun biz size hakkı
getirdik,fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.”[38]
“Kimin de kitabı arkasından
verilirse,derhal yok olmayı isteyecek;alevli ateşe girecektir. Zira o (dünyada)
ailesi içinde(mal-mülk)sebebiyle)şımarmıştı.”[39]
7-12-1997
MEHMET ÖZÇELİK
[1] Mü’min.11.
[2] Ahzab.64-68.
[3] Fatır.37.
[4] Mülk.10-11.
[5] Mü’minun.84-89.
[6] İbrahim.44.
[7] Mü’min.52.
[8] Mü’minun.99-100.
[9] Nisa.73.
[10] Kehf.32-42.
[11] Nebe’.40.
[12] Furkan.27-28.
[13] Hakka.25-27.
[14] Fecr.23-24.
[15] Hac.52-53.
[16] Meryem.23.
[17] Bakara.37.
[18] Tevbe.114.
[19] Hud.45-47.
[20] Hud.105-107.
[21] Nisa.159.
[22] En’am.158.
[23] Yunus.90-91.
[24] Bkn.Tefsir-i Kebir. F.Razi. terc.heyet. 10 / 531. Fir’avn-la ilgili bakn.zafer der. Nisan.1986,Mayıs-1983.sayı.77,Cesedinin yeri Keşşaf adlı tefsirden tesbit edilmiştir.Yunus.92,Feyizler.M. Özdağ. sh. 263.
[25] Yunus.98.
[26] Enbiya.12-15.
[28] Muhammed.18-19.
[29] Al-i İmran.178,En’am.44,A’raf.182-183,186,Yunus.11,Hud.8,Ra’d.32,Hıcr.2,Meryem.75,83-84,Enbiya.39-40,Hacc.44,Lokman.24,Şura.21,Mürselat.46,Tarık.17.
[30] Kehf.58-59,Ankebut.53,Zümer.8,Kalem.44-45,Mearic.42-43,Müzzemmil.11.
[31] Bakara.15.
[32] Hud.100-102,İbrahim.42-43,Nahl.61.
[33] A’raf.14-15,Hıcr.36-38,İsra.62,Sad.79-81.
[34] Zariyat.40.
[35] Fussilet.24.
[36] Şura.44.
[37] Furkan.13-14.
[38] Zuhruf.77-78.
[39] İnşikak.10-13.