Şeytanın
en tesirli silahlarından biri de sefâhet ve onun yolları ve vasıtaları olan
cazibedar şeylerdir.
İşte
küfre giden bir yolda buradan geçer. Mü’min şuursuzca küfre buradan girer. Bu kavram,şümullü
bir kavram olup nefsin hoşuna giden,nefsi okşayıcı,çığırdan
çıkartıcı,sorumluluğunu idrak edip yerine getirmeye engel olan her şey bu
kategoriye girer.
Şeytanın
Hz. Havva’ya ilk söylediği cazibeli sözü:”Siz o cennet de ebedi kalacaksınız. Eğer
yasak olan şu meyveden yer iseniz.”[1]
Böylece şeytan onların ayaklarını kaydırıp haddi tecavüz ettirdi.
Haramlar
şeytanın tuzaklarıdır. Sefâhette en büyük haramdır.
Hz.
Âdem’in iki oğlu nefsani duygularına kapılarak ve kıskançlık yüzünden[2]
kardeş kanı dökülmüştür.
İnsanlığın
başlangıcındaki sefâhet,sonunda yine sefâhet olarak dönmüştür...
Hz.
Âdem’in cennetten çıkışı kadınla,ahirzamanın en büyük fitnesi kadınla,
Deccal’ın aldatmacası hep kötü kadınla olmuş ve de olmaya devam edecektir.
Bundan dolayı şeytan fitne ve fesatta,sefâhette en büyük ve tesirli
rolünü,nefsine mağlup kadınlarla oynar.
İnsanları
saptırmada başarılı olamayan şeytan,en son olarak kadını kullanır.
Tefsirlerde
de anlatıldığı üzere;Allah’a kırk yıl uzlet içerisinde ibadet eden bir âbidi
saptırmak,halkın onun üzerindeki sevgisini kaldırmak için şeytan her yolu
dener,ancak yaptığı,abidin ibadetini arttırmaktan başka bir işe yaramaz.
Artık
en son çare olarak,fahişe bir kadın aracılığıyla,hem gayrı meşru bir
harekete,hem bilinmemesi için doğan çocuğu öldürüp gömmeye ve neticede idam
olurken şeytana imanını kaptırmaya kadar gider.
Ve
şeytan kötü kadınla hedefine varmış,kırk yıllık birikimi bir anda bitirmiştir.
Gelelim
asrımıza;Hz. Âdem’den beri hiçbir asrın görmediği bir sefih hayat
yaşanmakta,bütün teknik ve teknoloji sefâhetin hizmetine girmiş olmaktadır.
Vahşetlere denk sefâheti tervice,hiçbir insanlık şahit olmamıştır.
Milletin
namusu olan kadını ve kadının namusunu pest-pâye insanlara peşkeş çekip,metâ
olarak bu denli denice kullanılmamıştır.
Bu
uğurda fertlerin,milletlerin namusları bozuk para gibi savrulmakta,nurlu
sabahlara çok pahalıya mal olmaktadır.
Kadere
iman olmasa yaşanılmaz. Allah Hakimdir. Zira o zulmetten nuru çıkarır. Nitekim
onu zulmet takib ettiği gibi,zulmeti cehalet asrı,arkasından nurlu saadet asrı
olan asrı saadet...
Bir
çok insanları yutan karanlık geceler,aydın insanlara ve aydınlık günlere
gebedir. Pahalı bedeller, değerli insanlar ve harikalar doğurur. Gerçek pahalı
nesil,birkaç neslin feda edilmesinden sonra ortaya çıkmaktadır. Büyük
kayıp,büyük kazanç...
Sâri
hastalık gibi her tarafı saran iki illet;Küfrü mutlak ve Sefâheti mutlaka...
Dünyada
özellikle Türkiye de oynanan oyun;küfür ve inkârcılık,onun temsilcisi
kominizmle bir netice almak,onunla hedefe varmak. Veya belli bir netice ve
sonuca vardıktan sonra sefâheti uygulamak,tam bir serbestlik içerisinde...
Ağzıyla ot toplayan sorumsuz varlıklar gibi...
Alternatifsiz
yıkmak. Bütün duvarları,haya ve namus duvarını,helal haram duvarlarını ve
kavramlarını,hürmet-merhamet hudutlarını aşmak,bizi biz yapacak her
şeyden,geçmişten-gelecekten uzaklaştırıp günü gün yapmak,düşünmemek... Batın
fabrikası,çocuk üretme makinası,hayvani duyguların tatmini. Hevesi;yatak
odası,mutfak,tuvalet üçlü takım hevesi...
Oysa
yıkılan,horlanan,çiğnenen bu değerler ve mukaddesatın yerine geçecek ne gibi
bir alternatif üretilmektedir? Hangi şeyler onların yerini doldurabilmektedir?
Ruh ve kalb ne ile doyurulacaktır? Vah esefâ!!!
ÇARE :
ÜÇ MESELE
Bediüzzamanın
ifadesiyle üç mesele vardır;İman-Hayat-Şeriat.
Üç
inkilap. Biri kişinin şahsi hayatında,diğeri toplum hayatında. Öbürü de
siyasi,icra-i,hukuki,idari ve yönetim hayatında...
Müslümanların
önünde iki engel vardır;Biri kominizm,temsilcisi Rusya. Diğeri
Kapitalizm,temsilcisi batı alemi,özellikle hristiyanlık,İngiltere ve süper
devlet Amerikadır.
Hristiyanların
da iki büyük engeli vardır;Biri İslamiyet,temsilcisi 46 İslam devleti,özellikle
Türkiye. İkincisi Rusya...
Kominizm
yani Rusyanın önündeki engeller ise;-ister hak-ister batıl-bütün din
temsilcileridir. Çünkü onun düşmanı dindir.
İslâmiyetin
yükselişi,kendisiyle beraber bu üç aşamada gerçekleşir:
İMAN: İman meselesi her an
tazeliğini koruyan bir meseledir. Kıyamete kadar da devam edecektir. Ancak
imanın hayata hayat olmasıyla ayakta durulabilir. Birinci aşamada fertlerin
hakiki imana sahip olmalarıyla,ikinci aşamada ise,kominizmin yani inkarcılığın
ortadan kalkmasıyla,imanın insanlığın hayatında varlığını icra etmesiyle
olabilir.
Şu
anda ise bu fiilen yıkılmış görülmektedir. İman küfre hakim olmuştur. Ancak
fertlerdeki hakimiyeti tam değildir. İman taklidde kalıp,tahkike geçmemiştir.
İman küfre meydan okumuş ve onun kalesi olan kominizm yıkılmıştır.
İkinci
ağırlık ve son senaryo ise;Sefâhettir. Bunun temsilcisi ise
Avrupadır,Amerikadır. Onlarda kapitalizmle yani masumların kanını içmekle
beslenir. Onlar için para,madde her şeydir. Her kapıyı açar. Hakiki saadet onun
iledir.
Maddesiyle
müslümanlara hakim olur. Maddesiyle sefâhet ve eğlenceye insanları bilhassa
gençleri teşvik eder.
O
halde;”Düşmanın silahıyla silahlanınız.” hakikatınca,düşmanın en tesirli silahı
olan madde ile onu vurmak,maddeyi gaye değil,aracı yaparak... Zira koltuğu
başına koyan alçalır,ayağının altına koyan yücelir. Madde ve para da kalbe
değil,cebe ve kasaya konulmalıdır.
HAYAT : Müslümanlar,kalabalık olan
İslam alemi sefalet içerisinde yaşamaktadır. Hiç birisi dikine ayakta
duramamaktadır. Değil kardeşinin derdiyle dertlenmek,kendi derdini
aşamamaktadır.
Zengin
olan İslâm alemi fakru zaruret içerisinde yaşamaktadır. Oysa bütün zenginlik
kaynakları kendisinde,ancak tokmak başkasında. Yoğurt bizim,içtiğimiz ayran
batılının.
Kapitalizmin yıkılışı ise,müslümanların
zengin olması,zenginliğine sahib olması iledir. Hayatın hayat damarı...[3]
Bediüzzamanın
dediği gibi;”Bu zamanda İslâmın terâkkisi maddeten terâkkiye
mütevakkıftır.”bağlıdır.
Teknik
ve teknolojinin,maddenin İslâmın emrine girmesiyle –tabir caizse- İslâmın tam
bir rönesansı ve inkilabı olacaktır.
Cehaletiyle
asırları titreten bu asır,saadetiyle de bütün asırlara parmak ısıttıracaktır.
İslâmiyetin
işaret ettiği gibi,hristiyanlık ya sönecek veya İslâmiyete teslim olup boyun
eğecektir.
Süper
durumda olan Amerika kaybettiği perestijiyle,genç neslini yani geleceğini
kaybederek 400 milyar dolara ulaşan borç,dışının tantanalı içinin boşluğuyla
tam Fatih zamanındaki Bizansı hatırlatmaktadır.
Batı
bügün Fatih beklemektedir. Ancak o bir Fatih’in olmadığına şükretsin. Çünkü
Fatihler ya daha çocuk,ya da onları doğuracak analarla sefâhet kıskacında
hapsolmuş!!!
Eceli
gelen caminin duvarına bevledermiş. Batıda İslam alemine bevlediyor. Paran
varsa sende bevledersin! Çünkü tuvaletler paralı!!
ŞERİAT : İslâmiyetin dizginleri
eline alarak siyasi,idari sahadaki otoritesidir. Kuvvetin hakka değil,hakkın
kuvvete hakimiyetidir.
Dünyayı
tilkiler idare ediyor. İnsanlığın değil,kendisinin faydasını düşünenlerin idare
ettiği bir dünyada yaşıyoruz.
Çobanlar
sürüleri değil,sürüler çobanları idare ediyor.
“Ümitvâr
olunuz! Şu istikbal inkilabatı içinde en yüksek gür sadâ,İslâmın sadâsı
olacaktır.”
10-08-1991
MEHMET ÖZÇELİK