Musluğu
değil kaynağı oluşturan din;her meseleye hakikat nazarıyla bakar ve baktırır.
Zira ilmin kaynağı odur ve ondadır.
Bediüzzamanın
tesbitiyle her şeyi “esir”denilen maddeden yaratan Allah bunu şöyle belirtir;”Ne
yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli)kalmaz. Bundan daha küçüğü (Esir)
ve daha büyüğü yoktur ki apaçık kitapta (Levh-i Mahfuzda)bulunmasın.”[1]
Demek;kainatı
esir denilen maddeden yaratan Allah,ondan geliştirerek ve Bing-Bang (Büyük
patlama)teorisiyle oluşumu ve gelişmeyi anlatıyor.
Kainat
o zamandan bu zamana,bu zamandan kıyamete doğru bir genişleme içerisindedir.
Ayette:” Göğü kendi ellerimizle biz kurDuk ve biz (onu)elbette genişleticiyiz.”[2]
Ve
bunu yedi kat olarak yarattığını da ifade etmektedir:” Yedi gök,yer ve bunlarda
bulunan herkes O’nu tesbih eder.”[3]
Güneşle
beraber 12 gezegeni yaratan yine O’dur.”Güneş,kendisi için belirlenen yerde
akar(döner).İşte bu,aziz ve alim olan Allah’ın takdiridir.”[4]
Bu
gün santrafujla yerin altında bulunan sıvı ve katı şeylerden istifade etmeye
delalet eden ayette:
“
Musa (Çölde)kavmi için su istemişti de biz ona=Değneği de taşa vur!demiştik.
Derhal(taştan)on iki kaynak fışkırdı. Her bölük içeceği kaynağı bildi.
(Onlara=)Allah’ın rızkından yeyin,için,,sakın yer yüzünde bozgunculuk
etmeyin,dedik.”[5]
İnsanların
ölümcül hastalıklarına geçicide olsa bir hayat rengi verilebileceğini veya
bitkisel bir hayatla hayatlarının devam ettirilebileceğine işaretle,anadan
doğma kör ve alacalıyı iyileştirmesi[6],mu’cizenin
teknolojiye yansımasıdır.
Hz.
İbrahimi ateşin yakmaması ile,insanlarında kendilerini ateşten koruyacak amyant
gibi bir şeyi bulacaklarına teşvik tapmış ve haber vermiştir. Ayette:
“
Ey ateş!İbrahim için serinlik ve esenlik ol”dedik.”[7]
Bir
çok mu’cizeye sahip olub,maddi gücüde elinde bulunduran Süleyman(AS)ın
mu’cizeleri anlatılırken;insanların uzun mesafeleri kısaltabileceğini,hayatının
her kademesine girebilecek ve girmiş olan bakırdan ve dolayısıyla demirden
istifade edebileceğini ve aleyhlerinede çalışabilen cinlerin lehlerine
döndürülerek musahhar edilmesinin mümkün olduğuna şöyle işaret etmektedir:
“Sabah
gidişi bir aylık mesafe,akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgarı da Süleymana (Onun
emrine)verdik ve onun için erimiş bakırı kaynağından sel gibi akıttık. Rabbinin
izniyle cinlerden bir kısmı,onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden
sapsa,ona alevli azabı tattırırdık.”[8]
Kaptan
Kusto-yu Yusuf İslam yapan yani müslüman kılan Kur’an-ı Kerimin sadece bir
ayetidir ki oda:
“
İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir. Aralarında bir engel
vardır,birbirine geçip kavuşmazlar.”[9]
Bal
arısında Allah,Kalbte Allah,ağaçta besmele,karpuz çekirdeği gibi çekirdeklerde
Allah isminin yazılı olması,O’nun varlığının tabiattaki birer
mu’cizeleridirler.
Bediüzzaman
1929-da yazmış olduğu eserinde[10]
aya ayak basılabileceğini ve bununda yıllar sonra 1969-da gerçekleşmesine ışık
tutarken Kur’an ve Hadislerdeki hakikatlara dayanıyordu.
Evet.
Ezelden asrımıza,20. asra uğrayıp ebede giden Kur’an-ın mu’cizeleri elbette
sadece bunlardan ibaret değildir.
Kur’an
kainat hakkında[11]
çok harika ve mu’cizeliklere nazarımızı celbetmektedir.
Nitekim
kainatta 10 milyar galaksi bulunmakta (veya 50 milyar da denilmekte)[12]
ve her bir galakside de 10 milyar güneşe benzer yıldız bulunmaktadır.
Güneşin
150 milyon adet nükleer santral kadar enerjiye sahib olduğu ve güneşin
enerjisinin tüm okyanusları 10 saniyede buharlaştırabileceği ifade
edilmektedir.
Güneşin
merkezi sıcaklığı 16 milyon derece,yüzeydeki sıcaklık ise 6 milyon derece.
Gittikçe
enerjisi azalmakta olan güneş hususunda:”ABD’li gök bilimci Juliana Sackman ve
Kanadalı Arnold Boothroyd’ın bilgisayarla yaptıkları hesaplara göre,güneş ağır
ağır soğumaya başlamadan önce insanları tekrar iyice ısıtacak. Yaklaşık bir
milyar sene sonra enerjisini yüzde on oranında arttıracak ve yeryüzündeki
okyanuslar buharlaşacak. daha sonraki 7 milyar yılda ise güneş kızıl bir topa
dönüşecek. merkür ve Venüs gezegenlerini yutacak. Dünya bundan kurtulacak,ama
yeryüzündeki dağlar tereyağı gibi eriyecek. Daha sonra güneş büyük bir
patlamaya sahne olacak ve uzayda günümüzdeki ay kadar parlayan bir yıldız
olarak kalacak.”[13]
Tıpkı
ayetteki:” Güneş katlanıb dürüldüğünde,”[14]gibi.
Başlangıç
da bir çok oluşumlara sahne olan dünya ve kainat[15],sonuç
da yine yok olacak[16]
ve yeni bir hayatın kapısı açılacaktır.[17]
Cenâb-ı
Hakkın varlığının âyet ve alametlerinden olan gökler ve yerler hakkında bir çok
eserler verilmiştir. Nitekim;
Dünyada
iki örneği olan Kazvini-nin,bir diğer örneği”ABD-deki Library of Kongre Kütüphanesi”nde
bulunup,kozmoğrafya ile ilgili olarak 1522 yılında Zekeriya Mahmud el-Kazvini
tarafından yazılıp”Asrını aşan”bir kitap[18] olduğu
ifade edilmiştir.
İnsanlık
neslinin devamında önemli olan doğumun kolay bir doğum olabilmesini,Hz.
Meryem’in doğum hadisesiyle Kur’an şöyle haber vermektedir:
“Sonra
doğum sancıları Meryem’i bir hurma ağacına dayanmaya götürdü.(Mecbur etti.)”Ah
ne olaydım, bundan önce ölseydim de,unutulmuş olsaydım.”dedi.Meryemi (Cebrail
veya İsa)aşağı tarafından şöyle çağırdı=”Sakın üzülme Rabbim senin alt
yanında bir “su arkı”yarattı. Hurmanın
dalını kendine doğru silkele,üzerine devşirilmiş taze hurmalar dökülsün. Artık
ye,iç gözün aydın olsun.”[19]
Bugün
bu tarz bir doğumun kolaylığı ilmende tesbit edilmiş,kolaylıklar müşahede
edilmiştir.[20]
Kur’an
yasaklar içerisinde Domuzu her şeyiyle yasaklarken;[21]bunun
ilim geliştikçe hikmet ve illet cihetleri de zahir olmaktadır.
Bir
çok hastalığa sebeb olan bu domuzun hem maddi,hem de ruhi olarak manevi yaralar
açtığı bir gerçektir.
Tedavisi
bile olmadığı ifade edilen Tirişin hastalığına neden olduğu gibi;”Safra kesesi
iltihabı,apandisit,bağırsak iltihabı,çeşitli çıbanlar,mafsal
kireçlenmeleri,damar sertliği,romatizma,grip,tansiyon yüksekliği,kalb
anjini,infarktüs gibi[22]hastalıkları
doğurmaktadır.
Pisliklerde
ve pisliklerle beslenen bu hayvan,hayvanlar içerisinde dişisini
kıskanmamakla,insanlarda da bu ilgisizliğin doğmasına sebeb olur. Haya ve namus
duygusunun körelmesini sağlar.[23]
Hazmı
da zor olan bu hayvan etinin özellikle ithal gıdalarda katkılı olduğu[24]
tesbit edilmiştir. Ve bunlar şu adla ifade edilir=
“Graise
animale,jelatin (Gelatine),rennet (cheese),giycine,leucine,osysrearin,spermaceti,glycerol,pepelin,E-100,E-102,E-103,E-110,E-111,E-120,E-123,E-124,E-125,E-126,E-127,E-128,E-140,E-141,E-142,E-152,E-153,E-210,E-213,E-214,E-226,E-234,E-252,E-270,E-280,E-325,E-326,E-327,E-334,E-335,E-336,E-337,E-420,E-442,E-430,E-431,E-432,E-433,E-434,E-435,E-436,E-470,E-471,E-472,E-473,E-474,E-475,E-476,E-477,E-478,E-480,E-481,E-482,E-483,E-488,E-489,E-491,E-492,E-493,E-494,E-495,E-542,E-550,E-570,E-572,E-591,E-631,E-632,E-633,E-635,E-904...[25]
Bu
71 adet E koduyla kodlanan Emulsifiant maddesi daha çok
renklendirme,katılaştırma,koruma ve dayanıklılık için kullanılmakta ve bunlar
için halkın inancını ve hassasiyetini göz önünde bulundurmayan insanlar ve
firma sahibleri kullanmakta ve satmaktadırlar.
Toplumda
yukarıda sayılan hastalıkların yaygınlaşması insanı düşündürmekte ve
ürpertmektedir.
Özetle;Domuz
her üç dinde de necis bilinen ve öyle de kabul edilen bir hayvandır.[26]
Sıhhat
konusunda koruma amacıyla bu yasaklayıcı tedbirlerle beraber;sünnet
doğrultusunda tavsiye edici bir Misvak sünnetinin önemi de göz önünde
bulundurulmalı ve ona uyulmalıdır.
İslâmi
ifadeyle Erak ağacından,batılıların deyimiyle “Şecere-i Muhammed”adı verilen[27]
bir faydalı ve meyveli ağaçtan olan bu nebati fırça,sun’ilikden uzak,fıtri ve
pratik bir özelliğe sahibtir.
İçerisinde
bulunan “Bazik madde bakterilerin asitlerini nötralize eder. Yani etkisiz hale
getirir. Yine bir diş eti iltihabında mükemmel bir yatıştırıcı etki yapar.”[28]
Misvağın[29]50’den
fazla faydası olup,[30]özetle;
1)Dişi
temizler.
2)Ağız
kokusunu giderir.
3)Diş
kanama ve çürümesini önler.
4)Ağız
içi yaralanmasını engeller.
5)Hazmı
kolaylaştırır.
6)Kalbi,mideyi,göz
sinirlerini kuvvetlendirir.
7)Görmeyi
keskinleştirir.
8)Balgam söktürür.
9)Basur için
faydalıdır.
10)Diş ve göz ağrılarını
dindirir.
11)Mikroplara karşı direnci
arttırır.
12)Ağız tadını sağlar.
13)Diş etlerinin kurumasını
önler.
Abdestin birinci sünneti
olan misvak;[31]Peygamberimiz
tarafından tavsiye edilmiş[32],ölüm
döşeğinde bile terk etmemiştir.[33]
Hadis’de:” Ey ümmetim!misvak
kullanınız. Muhakkak ki onda on haslet vardır:
1)Ağzı temizler.
2)Allah’ın rızasını
kazandırır.
3)Melekleri sevindirir.
4)Gözün görmesini
keskinleştirir.
5)Dişleri
beyazlaştırır.
6)Çürümeleri önler.
7)Diş paslarını yok
eder.
8)Hazmı kolaylaştırır.
9)Balgamı keser.
10)Misvak kullanılarak
kılınan namazlar sevab bakımından kat kat olur.[34]
Hadislerde bu gibi bir çok
faydalarıyla beraber;son nefeste kelime-i şehadeti getirme gibi faydası da zikredilmektedir.[35]
Medicıne adlı
dergide;Misvağın tesiri hakkında şöyle denir:” Bu stikler (Misvak
çubukları),dişlerde meydana gelen plağı teşkil eden maddelerle kimyevi
reaksiyona girmek suretiyle temizliyor. Bu çubukların dişleri beyazlatan ve
koruyan florür,slikon,alkoloidler,uçucu nebati yağlar,reçine,sakızlar,tanninler
ve antrakinonlar ihtiva ettiği,dişleri temizlemenin yanı sıra diş etlerini
stimüle edip,şişme ve kanamaları iyileştirdiği anlaşılmıştır.”[36]
Emir ve nehyi icab ettiren
muhkem meseleler gibi sünnetin her bir meselesinin bir çok hikmetleri
mevcuttur.
Temizliği emreden dinimiz[37],temizliği
imandan saymış,[38]temiz
bir hayatı temin etmiş,temiz bir toplumun yollarını da açmıştır.
Araştırmacı Müslüman-Türk
bir doktor hastahane de 70 kişilik bir araştırma grubuyla
yaptıkları;müslümanların elle taharetlenmelerinde,tuvalet öncesi ve sonrası
elleri kontrolden sonra,temizlenme şekillerini de dikkate aldıklarında şu
sonuca vardıklarını anlatmaktadır:
“ Baktık,elle temizlendikten
sonra yıkamadan önce ellerinde dışkıya ait mikroplar bol miktarda var Eller
yalnız su ile,ama oğuşturarak 3 dakika yıkandığında hastalık yapmayacak kadar
az mikrop kalıyor ellerde...
Sabun kullanılırsa eller
biraz daha temizleniyor,ama yine mikroplar tamamen yok edilemiyor. Bu kalan mikroplarda
ellerdeki flora bakterileri tarafından temizleniyor.
Alkollü(Kolonya
gibi)şeylerle elin temizlenmesinde ise,yan tesirler oluyor. Mesela eldeki yağ
tabakasını eritiyor,yine elin korumasını yapan flora bakterilerini yok ediyor.
Buda tabii elleri mikroplara zemin hazırlamış oluyor. Alkolü el temizliğinde de
kullanırken devamlı olması gerekip bu da elde egzama tipinde yaralar
oluşturuyor.
Alkolden başka piyasadaki
diğer zefiran,savlon,lizor gibi maddeler de mikrobu uzaklaştırmaktan
ziyade,mikrop üretmektedirler.
Alafranga tuvaletler
hususunda ise şöyle der:”Özellikle insanların genital yani edep bölgesi ile
ilgili olan hastalıklar ise;mantar hastalığı,parazitler,varsa yaralar,onların
mikrobu da oraya bulaşıyor. Veyahut dizanteri,tifo mikrobu o oturağa
bulaşıyor,sonra da oraya oturanlara geçiyor. Mesela batılı Hutchinson ilim
adamı,basilli dizanterinin etkenini oturakta üretmiş. Newton adlı ilim adamı da
Tifo bakterilerinin 11 gün klozetlerde kaldığını tesbit etmiş.
Hadisde de taş ve su ile
temizlenmesi tavsiye edilmiştir. Sıcak taşın şu özelliği vardır. Hem
Radyasyon,hem ısı,hem mekanik etkisi vardır.
Araştırmalar
neticesinde;Allah’ın isimlerini zikretme,Kur’an-ı Kerim-i okuma,dua ve ezanın teleffuzlarında
ortaya çıkan ruhi enerjiyle oluşan titreşim neticesinde bazı önemli sırlara
ulaşılması,namazda tahiyyat esnasında şehadet parmağını kaldırmada,duada,bu
ruhi enerjilerin ortaya çıkışı,ezan ile ilave bir enerji,abdest ile de vücutta
biriken eksi yüklü elektronların temizlenerek sitresin ortadan kalkması ilmin
ve deneyin belgelerindendir.[39]
Yalan söyleyen bir kimsenin
kan akışının artmasıyla buruna giden fazla kan neticesinde burnun şişmesi[40]
ilmin dini te’yid eden gerçeklerindendir.
Evet. İslamiyet hayat
dinidir. Hayatımızın dinidir.
27-11-1997
MEHMET ÖZÇELİK
[1] Yunus.61,Sebe’.3.
[2] Zariyat.47.
[3] İsra.44,Mü’minun.17,86,Fussilet.12,Talak.12,Mülk.3,bak.Hak Dini Kur’an Dili.E.H.Yazır.(Heyet) 1 / 253.
[4] Yasin.38,bak.Risale-i Nurun Kudsi Kaynakları.A.Badıllı.446.
[5] Bakara.60,A’raf.117.
[6] Bkn.Maide.110.
[7] Enbiya.69.
[8] Sebe’.12,bak.Rahman.35,Hadid.25,Sebe’.10.
[9] Rahman.19-20.
[10] Sözler.306.
[11] Bkn.zaman gaz.12-2-1994,bak, Din-Devlet ilişkileri H. H. Ceylan. 1 / 165-167.
[12] Agg.6-2-1996.
[13] Bkn.Türkiye gaz.3-8-1996.
[14] Tekvir.1.
[15] Zaman gaz.17-5-1993.
[16] Agg.29-6-1993.
[17] Agg.25-8-1996,8-8-1996.
[18] Agg.9-4-1994.
[19] Meryem.23-26.
[20] Bkn.zaman gaz.22-6-1992,ve The Lancet derg.Aralık. 24 / 31,1983 sayı 147-177.sayfa.
[21] Bakara.173,Maide.3,En’am.145,Nahl.115.
[22] Bkn.Türkiye gaz.26-2-1991.
[23] Bkn.Allah ve Modern İlim. 2 / 194.
[24] Bkn.zaman gaz.25-2-1994.
[25] Agg.2-8-1992,26-1-1994.
[26] Bkn.TDV.İslam Ans. 9 / 507-509.
[27] Bkn.zaman gaz.21-5-1992.
[28] Agg.21-3-1993.
[29] Bkn.Zafer der.1987.Kasım.sh.24,Agd,1991.Temmuz.sh.45,Sur der.1988.Ağustos.sh20,Ta’limu-l Müteallim.sh.97,149.
[30] Agg.22-5-1992.
[31] Bkn.Kütüb-ü Sitte.Prof.İ.Canan. 10 / 423-427,İslam Fıkhı Ans.Prof.V. Zuhayli. 1 / 217,219,221.
[32] K.Sitte.age. 16 / 559-560.
[33] Age. 15 / 222.
[34] Bkn.Köprü der.şubat.91,sh.41.
[35] Bkn.Fezail-i A’mal.Müslüman Şahsiyeti.M.Z.Kandehlevi.Tec.Y.Karaca.207-240.
[36] Bkn.Zafer der.1987.
[37] Müddessir.4,maide.6,Bakara.222,Tevbe.108.
[38] Geniş bilgi için. K. Sitte.age.7,10,11,ve 16.ciltlere bak.
[39] Bak.Zaman gazt.25-11-2000.A.Aymaz.Araştırmacı,Kahire aktif enerji uzmanı Dr.İbrahim Kerim.
[40] Bak.Agg.24-3-2001.