İnsanlık
tarihi boyunca kıymeti hala anlaşılmayan,maalesef anlaşılamayan bir varlık
varsa,o da insandır.
Evet.
Bunun anlaşılamaması,nihayet mükemmelliğinde olmakla beraber,onun kıymetinin onda
ve onun yaratıcısı ile olan ilgisi yönünün merkezinde ve irtibat noktasında
değil de,meselenin çevresinde araştırılıp,aranmasından kaynaklanmaktadır.
Kendisi
için her şeyle harcama yapıldığı halde,en çok harcanan varlık durumundadır
insan...
Lehte
ve aleyhte tüm çalışmalar hep insan için cereyan etmektedir.
Her
şey insan için harcanmakta,insanlar da kendi içinde harcanmaktadırlar.
Bütün
kainat;insanı mahsul vermek için dönerken,yüzlerce insanda birkaç insanı netice
vermek için işlemekte,onlar için de birkaç kişinin işlenmesi ve neticelenmesi
çerçevesinde sonuca gitmekte,kemiyeti sağlamaktadır.
İnsan
için hazırlanan sofrada her şey intizamla ve hikmetle tanzim edilmiş olduğunu
görmekle beraber,işin içine elini karıştıran insan oğlu,ilahi ikaz olan “Yeyiniz
ve İçiniz ve İsraf etmeyiniz.”[1]hakikatına,yeme,içme,israf
etmeme kavramları arasında bir atıf olup,kopukluk olmayan bir bağlantı olmasına
rağmen;kulak tıkanmakta veya kulak ardı edilmektedir.
Ve
bununla da kalınmayıp,insanlık sofrası da top yekun imha edilmeye,insanlık tam
bir israfa maruz bırakılmaktadır.
Her
bir insan bir kainattır,deriz. Bu söz hakikattır. Hz. Ali’nin ifadesiyle:”Sen
kendini küçük bir cirim zannedersin. Ve lakin büyük alem sende
derlenmiş,toplanmıştır.” Yani;kainat küçültülse bir insan,insan büyültülse bir
kainat olacaktır.
Peki;bir
kainat mesabesinde olan bu insandan neler keşfedebilmiş,ne kadar istifade
edebilmişiz?
İnsanlık,insan
ferdini ne kadar keşfedebilmektedir? İnsan ferdi,kendini insanlığa ne kadar
açabilmektedir?
Keşfedilmeyi
bekleyen muamma bir varlıktır insan...
6-7-1996
MEHMET ÖZÇELİK