İNSANLIK
KAPISI
Her bir insanın bir insanlık
kapısı vardır. Doksan dokuz kapısı kapalı da olsa,açık olan bir kapısı vardır
İşte ona o kapıdan girmek,insanlığı o kapıdan ona sunmak gerektir.
Tıpkı kaleyi fethetmek için açılan
bir gedikten içeriye girerek fethetmek gibi.Şairin:
Sur’da bir gedik açtık,
Mukaddes mi mukaddes.
Ey kahpe rüzgar,
Her nereden esersen es.
Marifet surda bir gedik
açıp,açılan gedikten fethetmektir. İnsanlarda fethedilmeyi beklemektedir. Açık
olan –İnsanlık Kapısı- girmeyi kolaylaştırmaktadır.
Nitekim elli veya daha fazla
yılı dünyada iken küfürle geçen bir insan,bir anda kalbine doğan bir nur ve
ışık ile iman etmektedir. Mesele o kapıyı bulup,oradan girerek tenvir
etmededir.
Dünyada ısrarla çalışılmakta
olan,açık olan insanlık kapılarını,neticede insanlığı ortadan kaldırmak ve
kapatmak çabalarıdır. İşte tüm müstekreh şeyler bu insanlık kapılarının
kapatılmasıdır. Dinler bu kapıları açık tutmayı amaçlamaktadır.
İnsani hayat giderse,yerini
hayvani hayat alır. Onu bitkisel hayat takib eder ve onun akabinde camid,cansız
ve ruhsuz hayat beklemektedir.
İnsanlık,kapısının
açılmasını beklemektedir. İnsanlık dışı tüm menfi hareketler buna engel ve
perde olmaktadır.
İnsanlığa insanlık hakim
olursa,insanlar insanlığı insanca yaşar ve devam ettirirler.
İnsanlar bu dünyaya insan
olarak gelirler. Hedef,mükemmel bir insan olarak gitmesidir. Kamil mertebe
insanlığın zirve mertebesidir. Sonsuzluğa açılan bir kapı ve ilk adımdır.
Peygamber Efendimiz,bir çok
insanlık kapısı kapalı olan Ebu Cehil’i bir çok defa ısrarla ziyaret edip,o
insanlık kapısını çalarak,onu hakiki insaniyet olan İslâmiyete bıkmadan ve
usanmadan,yapılacaklara aldırmadan davette bulunmuştur.
Tüm ızdırap ve meşakkatlere
ve de ölüme kadar varan tehditlere rağmen insanlık kapısını çalmaktan vaz
geçmemiş,o vaz geçene kadar...
Kalbin mühürlenmesi,insanlık
duygusunun sönmesidir.[i]
Zulüm olan zulümatın devreye girmesidir.
Karanlık işler karanlık insanların
işidir. Karanlık ruhlar karanlıklardan hoşlanır.
Evet,insanlığın bittiği
yerde insanlık dışı hal ve hareketler başlar.
Kötülüklerden
değil,insanlığın bitişinden ızdırap duyulmalı.
Kayıb,kötülüklerin
tırmanışında değil,insanlığın düşüşünde ve bitişindedir.
Tehlike,hayvanların dağdan
inip şehri istila etmesinde değil,belki insanların dağ hayatını arzulama ve
yaşamasında aramak gerektir. Çünkü hayvanlardaki hürriyet hayvanca bir
hürriyettir. İnsanlar hürdürler ama yine Allah’ın kuludurlar.
İnsanın makamı hayvandan ne
derece farklı ise,kulluk makamı da o derece farklıdır.
Dünyada bulunan her kes
insandır ama her kes kul değildir. kulluk bir seviyedir,seviye ister. Dünyaya
gelen her insan kulluğa namzeddir.
Açık olan insanlık
kapısı,kulluğa açılan bir kapıdır.Kulluk yapısı insanlık kapısından girilerek
yapılan şaheser mimari ir yapıdır.
İnsanlık kapısının
açılması,açık tutulması tıpkı bir gül goncasının açılması,bir çekirdeğin ve
tohumun neşv-ü nema bulması gibidir.
Görmeyen göz,işitmeyen kulak,tatmayan
dil,çalışmayan kalb,düşünmeyen akıl,dumura uğramış vicdan,hayatsız bir
cesed,kısaca iptal edilmiş bir tüm duygular,kapatılmış insanlık kapısının bir
neticesidir. Onlara giden yollar, insanlık kapısından geçer.
İnsanlığın salahı ve refahı
hakiki insanlıktan geçer. Hakiki insanlık da İslâmiyettedir.
Yaşasın İnsaniyet...Yaşasın
İslâmiyet...Kahrolsun Hayvaniyet...Ölsün ve bitsin Dalalet,Cehalet,Sefâhet....
4-3-1995
MEHMET ÖZÇELİK