Allah-ın irade sıfatının bir neticesi olan insan;meleklerin
bir yandan yaratılmasındaki manayı anlamak ve açıklamasını istemek demek olan
İstifsar-la beraber,diğer yandan insanı”yer yüzünde karışıklık çıkaran”diye
tavsif etmelerine karşılık;Allah sevdiği ve kendisini sevmesini istediği o
insandan yana tercihini koymuştur. Bu tercih insanın da O’nu sevmesine ve ona
teveccüh etmesine sebeb olmuştur.
İnsan
unutulmadığını,tercih edildiğini unutmamış,ebede dek
teveccüh ve yaradanına yönelmeyi terk etmemiştir,döküntüler olsa bile...
Ve
ona olan sevgisini aşk derecesinde göstermiş. Adeta yanmıştır. Olgunluğunu
yanmada bulmuştur.
Hamdım.
Piştim. Yandım.
Melekler
hamlara ve hamlığa bakmış,hamca bir varlık tasavvur
etmişlerdir.
Allah
ise;”Muhakkak ki ben bilirim,siz bilemezsiniz.” Siz
benim bildiğim mana ve hakikatı “Bilmezsiniz.”demiş,tercihi
yaratılıştan yana yapmıştır.
Tercih
ile insana teveccüh ediyordu. İnsan da ona minnetdârâne müteveccih ve
müteşekkir oluyordu.
Bu
ona ma’kes,mazhar ve ayinedarlık yapmaya neden
oluyordu.
Aynadaki
güzellikler aynada değil,aynada görünenden
kaynaklanıyordu. tüm güzellikler O’ndandı. Melekler
bunu bilmiyor,Allah ise,biliyordu.
“Ben
bilirim,siz bilmezsiniz.”diyordu. Ve öylede diliyordu.
Neticede
insan diri diri,dizi dizi diziliyor,diriliyordu.
Melekler
insanlardan çoktu. Canlılarda onlardan. Ancak kıymet kemiyet de değil,keyfiyet de idi. İnsan da keyfiyet de idi,keyfiyetli
idi,keyifli idi.
13-12-1998
MEHMET ÖZÇELİK