Annelik başlı
başına bir marifet işidir.
Çiçek
için toprak ne ise,evlat için de anne odur.
Çocuk
her şeyi evden,evden de annesinden alır.
Yaptığı
tesire bakınız ki; Bediüzzaman Hazretleri şöyle der:”Bir yaşımda iken annemin
verdiği o dersler,yaptığı telkinler,ruhumda ve karakterimde derin izler
bıraktı. Seksen sene boyunca ulaştığım hakikatlara bakınca,annemin
öğrettiklerinin o hakikatların içinde birer esas çekirdek olarak gördüm.”
Hürmet
onların hakkıdır.[1]
Onlarla
münakaşa edilmemelidir.[2]
Onlara
“Öf” bile denilmemelidir.[3]
Kadınların
bu zamanda evlatlarından gerekli hürmeti görmemelerinin sebebi;şefkatlerini
su-i istimal etmeleri,onları dünyaya bağlamalarıdır.[4]
Anne
çocuk ile kaynaşmalı,onun ruhuna kadar nüfuz etmeli,her şeyden önce onu
anlamalı ve anlamaya çalışmalıdır. Onu keşfetmeli. Onu açmalıdır. Bu da
çocuğunun şifresini bilmekle ve çözmekle mümkün olur.
Çalışan
anne,çocuğunu kreşlere veren anne,kazandığının yüz katını da harcasa,kendisinin
verdiğini başkası veremez. Kendi annesine göre değil,başkasına göre şekillenmiş
olur. Sadece başkasından da beklememelidir. Zira kendisi annesi,o ise kreşteki
–bütün samimiyetine rağmen- ücretli eğiticisi ve hocasıdır.
Çocuk
ilk dersini annesinden almalıdır.
Mevlâna
bunu şöyle özetler:”Kıymetli evladım! Mıknatısın demiri çektiği gibi,insan oğlu
da kendisini sevene karşı,muhabbet etmektedir.
Çocuğun
annesine olan muhabbeti,dünya zevklerinden,onu yedirip içirmesinden,giydirip
kuşatmasından dolayı değildir.
Aralarındaki
bu bağ,Allah Taâlanın kalbe koyduğu akrabalık,annelik muhabbeti sebebiyledir.”
Peygamberimiz
anne babanın evladına karşı görevlerinden birinin,ona güzel bir isim vermek
olduğunu bildirirken;Ana-babaya itaat edilmesi emredilmekte,[5]onların
hukuklarıyla ilgili Kur’an-da bu noktada ışık tutulmaktadır.[6]
Dünyaca
meşhur,herkes tarafından alkışlanan,kasetleri milyonlarca kimseler tarafından
alınıp,dinlenen,maddi tüm imkanlara sahip,şöhretin zirvesindeki bir batılı
sanatçı kadın;intihar etmeden önce yazmış olduğu bir not da şunları söylüyordu;
“Eğer anne
olsaydım,intihar etmeyi düşünmezdim.”
Anneliğin yerini
hiçbir şey,dünya,mal,şan ve hiçbir makam onun yerini dolduramamakta,onun yerine
oturamamaktadır.
Yani;”Evet
insan;bir refikaya veya bir refika muhtaçdır ki,tarafeyn, aralarında,
hayatlarına lazım olan şeyleri muavenet suretiyle yapabilsinler ve rahmetten
neşet eden muhabbet iktizasıyla,yekdiğerinin zahmetlerini tahfif etsinler;ve
gamlı,kederli zamanlarını, ferah ve sürura tebdil edebilsinler. Zaten dünyada
insanların tam ünsiyeti,ancak refikasıyla olur.”[7]
Yani kalbe mukabil bir kalb ile...
5-6-1996.
MEHMET ÖZÇELİK
[1] Bak. Mektubat. B. Said Nursi.21. Mektub.sh.259.
[2] Emirdağ Lahikası. B. Said Nursi. I / 89,2.Nokta.
[3] İsra.23.
[4] Kastamonu Lahikası. B. Said Nursi.241.
[5] İsra.23-25,Ankebut.8,Lokman.14-15,Ahkaf.15, Bak.Sözler. B. Said Nursi. 32.söz.3.mevkıf.2.mebhas.2.nükte.638,644.
[6]Bakara.83,180,215,Nisa.7,33,36,En’am.6,151,İbrahim.41,Meryem.14,Neml.19,Ankebut.8,Lokman.14,Ahkaf.15,17,Bak. Kütüb-ü sitte. prof. İ. Canan 2 / 480.
[7] İşarat-ül İ’caz. B. said Nursi. sh.167.