“Eğer beli
bükülmüş ihtiyarlarınız olmasa idi,belalar üzerinize
sel gibi yağardı.”
Hayatımızı
kendilerinin hayatına feda ettiğimiz,ancak kendi
hayatlarını bizim ölümümüze bağlayan evlatlarımız,eğer ölmezlerse kendileri de
ihtiyar olacaklardır. Men dakka dukka,yani kim kimin
kapısını çalarsa onunda kapısı çalınır. Kaidesince kendi evlatları da
kendilerine aynı muameleyi yapacaklardır.
Ben
ki aciz ve güçsüz bir insanım. Çocuktan daha çocuk olmama rağmen o çocuğun az
bir ağlaması halinde bütün ev halkı onun yardımına ve ihtiyaçlarının teminine koşarken,ben feryad ederimde,kimse
yüzüme bile bakmaz. Ölse de bu herif,bizde kurtulsak. Veya malı mülkü bize kalsa da devran sürsek. benim ölümümü
isteyip de malıma konarak devran sürmek isteyen bir evlada,evladı
da devran değil,feveran ettirir.
`>Aslında
inanıyoruz ki,bizi siz değil ancak rabbimiz memnun
eder. Onun davetini beklemekteyiz. Ne zaman ki emri hak vaki olursa,bizde
icabet ederiz.
Evin
bir parça sıcak ekmeğini bize çok gördüler. Yerleri darmış, geçinemiyorlarmış,
beni huzur evine gönderdiler,orada ise huzursuzum.
Öyle zannediyorum evladım da huzursuzdur,torunlarım da
huzursuzdur. Onlar beni düşünüyorlar mı bilmiyorum ama ben onları düşünmeden
edemiyorum. Bayramları değil,her zaman yollarını
gözlüyorum.
Torunlarımla
bir hizmetçi,bir dadı gibi ilgileniyordum. Şimdi ise
çocuklarla kim ilgilenecek,kim onlarla oynayıp,onları
güldürecek,hikaye anlatacak,bilmiyorum? Öyle zannediyorum onlarda beni
arıyorlardır.
Aaah hanım aah. Sen var iken ne
güzel geçinip gidiyorduk. Her ne kadar ufak tefek şeyler oluyorduysa da,bu durumdan o durum binlerce defa daha iyiydi. Eskiden
eve gelirlerdi,şimdi buraya beni sormaya kimse
gelmiyor. Evladım bile bayramdan bayrama geliyor,geri
nasıl gideceğini şaşırıyor. Torunlarımı bile bana çok görüyor,onları
bile gelirken getirmiyor.
Bize
buda mı reva görülecekti? Bulunduğunuz hayatı biz size hazırladık. İşte sizin
bizlere hazırladıklarınız?
Geriye
bakıyorum. Birde buna müstahakım,diyorum. Çünkü
ihtiyarlığa daha doğrusu ahiret hayatıma bir hazırlık
yapmadım. Gençlik geçtikten sonra,kimse bizi yanına
almazken bizde camiye ve ibadete koştuk adeta sığındık,sığınmalık bile
olamadık. Burada ise kimse bize kötü davranmıyor. Gençliğimde yetiştirmediğim
çocuğumun elinden,ihtiyarlığımda çekiyorum. demek bunu
böyle ektim,aynısını biçiyorum.
Allahım! İhtiyarlığımızda kimse bize merhamet etmiyor,sen bize merhamet et. Zira sen merhametlilerin en
merhametlisisin. Senin merhametin olmasa,bizim halimiz
nice olur.
Rabbim
sen Kur’an-ın da;-Sana imandan sonra beş mertebe
anne-baba hakkının gözetilmesini söyler-,Rasulünde:”Eğer
beli bükülmüş ihtiyarlarınız olmasa idi belalar üzerinize sel gibi akardı.”buyurulmasına rağmen,belalar
onların değil,bizlerin üzerine sel gibi yağmada...
Bize
sahib çıkan,elimizden tutan
yok. Biz mi onlara merhamet etmedik,ellerinden
tutmadıkta bu kadar bîgâne kaldılar?
Korkarım
ki bir gün bir köşede ölürümde kimse duymaz. Ortada kalırım.
Dünya
çocuğu,genci ve ihtiyarıyla güzeldir evlatlarım.
Bizlere sahib çıkın. Bizleri yitmeyin. Şefkat
etmeseniz de ilgilenin. Bizde sizin gibi gençken meğer uyuyormuşuz. Oysa bugün
uyanmış durumdayız. Sizler bizim gördüklerimizi görmez ve bilmezsiniz.
Bizler
sizin tarihiniz ve geçmişiniziz. Geçmişi olmayan,geçmişine
sahib çıkmayan bir milletin geleceği de olmaz. geçmişiniz ve tarihiniz olan biz ihtiyarlara sahib olunuz.
MEHMET ÖZÇELİK