Hayatın
içinde bazen nokta gibi durum ve hareketler,hayatın
noktalanmasında son noktayı koyuyor.
Anlatacağım
olay,hanımın amcasının başından geçmiştir.
“Babamız
vefat etmiş,abimde o
imkansızlık içerisinde hiç olmazsa orta ve liseyi bitirmek amacıyla
akrabalarımızın yanına giderek evden ayrılmıştı.
Evde
kala kala bir ben ve bir de yaşlı annem kalmıştık. Ben
de büyük güçlükle liseyi bitirmiş. Üniversiteyi okumak için imtihana girerek
neticeyi beklemekteydim.
Ancak
kazandığıma dair belge hala gelmemişti. Demek ki kazanmamıştım. Zaten kazansam
da okuyabilir miydik ki? Meçhul?
Demek
ki kaderde ya köyde kalıp tarla sürmek veya koyun gütmekte varmış. Ama,okumalıydım. Fakat kazanamayınca da okunmaz ya!..
Bu bekleyişler,düşünceler,ümit ve emeller süre dursun;ben akide
şekerini çok severim. Annem bunu bildiği için eve akide şekeri almayı da ihmal
etmezdi. Ortaya da koyacak hali olmazdı elbet! Çünkü bir anda bitebilirdi.
Bir
gün gönlüm akide şekeri istemişti. Ancak şeker neredeydi? Annem onu nereye
koymuştu? Etrafı aramaya başladım. Akide şekeri... Akide şekeri... Annenin
kaybettiği evladı,Yakub’un
Yusuf’unu arar gibi her tarafa bakmaya ve aramaya koyuldum.
Sanki
evladını bulan anne gibi değil,Yusufuna
kavuşan Yakub gibi değil,şekerden daha şeker bir
haberle karşılaşmış,aradığımı bulmuştum: İnşaat Mühendisliğini kazanma
belgesi...
Fakat
burada ne arıyordu? Belli ki geleli de biraz olmuştu. Tam bir sır. Ve ona
ulaşılan tam bir tevafuk...
Bir
yandan sevinç umuduyla,bir yandan merak saikasıyla
anneme sordum. Aldığım cevap gayet ilginçti:
-“Oğlum,gelen kazanma belgeni ben mahsustan sakladım. Okumaya gitmeyesin,yanımdan ayrılmayasın,diye... Eğer sen de
gidersen benim yanımda kim kalacak? Yalnız başıma ben kiminle kalacağım? Kimin
yanında kalacağım?
Anam
kendini düşünüyordu. Hep beni düşünen,benim için
çırpınan anam,böyle önemli bir dönüm noktasında beni unutuyor,düşünmüyordu!
Benim
için her şeyini veren anam,bir anlık bir hatasıyla
benim her şeyimi aldığının belki de farkında değildi...
Neyleyim
o benim anamdı... Sebebi vücudumdu...
Ve
bu gün orayı bitirmiş,akrabalarımdan farklı bir
seviyeye gelmiştim. Köyün dar sokaklarında gezmiyor,derelerinde
yüzmüyor,sarp kayalarına tırmanmıyor,tarlalarını sürmüyor,toz toprağa
bulanmıyor,çamurdan-kerpiçten bir ev yapmıyor,ahırdaki hayvanlarla
ilgilenmiyor,hasılı dar bir meskende daralmıyor,belki;
İnşaatlar
inşa ediyor,bir çok plan ve projelere imza
atıyor,hareketli ve de bereketli hayatın denizleri içerisinde yüzerek,büyük
gemilere binip,büyük balıklarla seyahat ederek,hayata büyük pencereden bakıyor
isem;
-Akide şekerine olan hayranlığımdandır.
-Seni o zaman seviyordum. Yine de seviyorum. Sevmeye de
devam edeceğim. Sizlere de tavsiye ediyorum.
O
zaman sadece bir akide şekeri idin,şimdi ise şekerler
şekerisin ey akide şekeri...
Şeker
olasın... Şeker kalasın,emi...
18-04-1998
MEHMET ÖZÇELİK