Baba
ben bakan olmak istiyorum. Beni bakan yap. Beni de meclise gönder.
Beni
de seçin. Eğer beni seçmezseniz,işleriniz hep kötüye
gidecektir! Benim kazanmam,sizin kazanmanızdır.
Efendim!
Adıyaman’da meşhur mu meşhur Belediye başkan adayı Dursun
Çavuş’umuz vardı.
Bu
zat PTT’den emekli olduktan sonra,adaylığını koydu. ve emekli parasını da bu uğurda harcadı.
Başkalarını
ve onların mallarını değil,yıllarca biriken emekli
parasını harcamıştı.
Her
gece bir yerde davet veriyor. Etrafını gençler sararak,alkışlarla
Adıyaman caddelerinde gezdiriliyordu. Bu alkışlar onun kazanmasını daha da pekiştiriyor,gibiydi. Bu gidişle kazanacak gibiydi!
Sadece
bu etrafında dönen gençlere kalsaydı,yine de hemen hemen kazanabilirdi!
Ve
Dursun Çavuş’dan gençlere bol bol
müjdeler veriliyordu. İçlerinden en cazip olanı da;bekar
olan gençleri evlendirecek,evli olanlara da bir tane daha alacaktı. Bir
belediye başkan adayı olarak,seçildiğinde yapacakları
önemli faaliyetlerdendi.
Ve
nihayet Adıyaman’da belediye başkanlığı seçimleri yapıldı. Sayımlara geçildi.
Sonuç ise;
-Belediye
başkan adayı Dursun Çavuş,iki oy almıştı.
Ancak
bu bir fazlalık nereden geliyordu? Mutlaka şefkatli,yaşlı
bir annenin oyu olsa gerek!
Bunu
da çözemeyen Dursun Çavuş’dan
gelen mesaj ise;
Ya
hu,bu biri benim de,ya şu bilmem.........diğer oy
kimin?
Çünki hanımı bile kendisine vermemişti.
Ne garib bir tecelli değil mi? Ancak kendisi kaybetse,gitse de;hatırası olan “Dursun Çavuş Camii”ve hatıraları yaşamaktadır.
Hatırı
ve hatırası olmayanların kulakları çınlasın!!
MEHMET ÖZÇELİK