Cumhuriyetten bu yana 37 kere deprem
olduğu,neticesinde de 61 bin kişinin öldüğü ifade edilir.
Bunu dünyaya genellediğimizde
milyonlarca insanın depremlerden,milyonlarcasının selden,milyonlarcasının
savaş,iç karışıklık ve cinayetler neticesinde öldüklerini, milyonlarcasının
yangın,trafik kazası,tufan ve hastalıklardan öldüğünü,bilinen ve bilinmeyen bir
çok sebeblerden belalara maruz kalan asrımızın bu insanı;sürekli musibetlerle
karşı karşıya kalmaktadır.
Geçmiş asırlardaki insanların yere
batma gibi maruz kaldıkları afetler,asrımızda değişik şekillerde tezahür
etmekte,ibret sahnesi olarak önümüze sunulmaktadır.
Âyette:”Yeryüzünde
gezinde,günahkarların akibeti nice oldu,bir bakın!”[1]
Cennet ucuz değil,öncekilerin
başlarına gelen bize de gelebilir.[2]
Umuma gelen musibetler ekserin
hatasından kaynaklanan bir ceza neticesi olarak başa gelmektedir.
Başa gelen musibetler,onlara
çıkarılan bir davetiye neticesi olarak başa gelir.
Yapılacak iş;Belalara davetiye
çıkarmamaktır.
Bediüzzaman Hazretleri bu deprem
konusunu eserlerinde çokça işlemekte ve ders alınması gerektiğini ifade
etmektedir.
Ve gerçekten geçmişe dönüp baktığımızda
bu toplum,bir asırdır depremlerle cezalandırılmakta ve ikaz olunmaktadır.
Sadece 19-Eylül-1985-de Mexico ve
çevresindeki depremde ölen 5 bin kişiden,28-Mayıs-1995 Rusyanın kuzeyindeki
Sahalin adasında ölen 1841 kişi ile beraber,oradaki on yılda,muhtelif yerlerde
depremden ölenlerin takriben sayısı;118 bin civarındadır.
Ortada su-i
istimaller,ehliyetsizliklerle beraber oluşan bu sarsıntıların,birde içimizin
sarsılmasından da kaynaklanan sebebler de,yerlerimizin sarsılmasına neden olur.
Türkiyedeki 17-Ağustos-1999
depremi,asrın depremi olarak ibret alınması gereken hususları ihtiva
etmektedir.
Tekniki olarak deprem;
Depremin en zayıf richter
ölçeğindeki büyüklüğü 1,5 olup,en şiddetlisi 8,5-tur. Tehlikelisi 6 ve daha
yukarısıdır.
Deprem dalgalarının yayıldığı
yer;odak noktasına olan,dik doğrultudaki yerdir. Akdeniz-Himalaya- ülkemizinde
içinde dahil olduğu alan olarak belirlenmiştir.
-15-Haziran-1896-da Japonya-nın
Sanriku bölgesi kıyılarına 200km. uzaklıktaki bir depremden kaynaklanan
Hadisde Peygamberimiz diğer
ümmetlerin hatalarından dolayı helakine binaen,bu ümmetin helak edilmeyeceğini
ancak bazı musibetlerin verileceğini ifade etmektedir.
Bu
ümmetin diğer ümmetlerden farkı;Allah ve Muhammede birden iman
etmelerindendir.Ebu Musadan rivayette peygamberimiz:"Ümmetim,ümmeti
merhume olup,ona ahirette azab yoktur,azabı dünyada olup;fitne,zelzele ve katl
(gibi şeyler)dir."[4]
6-4-1997
ve 28-6-2000
MEHMET ÖZÇELİK