İslâmın şartından olan Hac;bir
sembol,Kâ’be ise;İlk bina,Mekke; bir
ibadet yeridir. Kutsallığı ilk döneminden itibaren süregelmiş,bir ibadet
merkezidir.
Hem Allah’a kulluğu hem de asırların
hatırasını kendisinde toplamaktadır.
Peygamberimizin doğumuna
beşiklik,İslâmın sünbüllenmesine saksılık yapmıştır. Müslümanlara kucak
açmış,Tevhide bayraktarlık yapmıştır.
Farklılıkları tefrik etmeden içinde
mezcetmiş,ittihadı islâma maya olmuştur.
Şu süfli dünyanın,ulviliklerini
içinde toplamıştır.
Müslümanların meselelerine bir
kongre özelliğini taşımış,şura meclisini oluşturmuştur. Problemli
dünyada,problemli insanların,problemlerini çözme ve neticeye kavuşturma merkezi.
Hem dünya ve kainatın merkezi,hem de
müslümanların her an kendisine teveccüh etmekle kalblerin ve gönüllerin merkezi
olmuştur.
Allah’a müteveccih olmanın yolu;ona
teveccühten ve onun teveccühünden geçer.
Meşakkati büyük olan bu
ibadetin,şükrü de büyüktür. Zira istikametli yol,hacca giden yol ve yoldadır.[1]
Hz. Peygamber Amr bin
Âs’a:”Bilemedin mi ki! İslâm kendisinden önceki günahları yok eder. Hicret
kendisinden önceki günahları yok eder. Hac kendisinden önceki günahları yok
eder.”buyurmaktadırlar.[2]
Duaların kabul edildiği bir mekan
yani Beytullah;Allah’ın evi. Hacılarda onun birer misafirleri. Ev sahibi Allah
olursa,misafirin duası reddedilir mi? Özel mekanın özel misafirleri. Yeter ki
misafir ev sahibinin rızasına uygun harekette bulunsun.
O Kâ’beyi gördükte İmam-ı Azam gibi
cami dualarda bulunulmalı:”Ya Rabbi! Dünyanın neresinde olursam olayım,hayır
dualarımı kabul eyle”veya “Bundan önceki ve sonraki yapacağım dualarımı kabul
eyle.”demeli,ondan istemeli.
Köle efendisinin huzurunda nasıl
olması gerekiyorsa,kulda O’nun huzurunda öyle olmalı,O’na konsantre olmalı,huşu
ve huzur içerisinde ona niyaz etmelidir.
Hacca mali imkan ve hazırlık şart
olduğu gibi,ruhen de buna hazır olunmalı,meşakkatine dayanma gücü
bulunmalı,hayalen dahi olsun asrı saadeti göz önünde bulundurarak,Rasulullahı
iş başında görür gibi tasavvur etmelidir.
Kendisi için açılacak olan yeni
hayat safhası ve sayfasını kirletmemelidir.
Bilmelidir ki;o belde ve o belde de
insan,ruhun nefse,kalbin akla,iman ve tevhidin küfür ve şirke,salâhatin sefâhet
ve münkerata hakim olduğu cennet misal bir beldedir.
“Harem bölgesi,Mekke’nin kuzeyinden
Şirkin,küfrün ve haramın girmediği
ve giremeyeceği haram ve yasak bölge.
Şeytanın olmadığı,şeytani duyguların
söndüğü pak bir beldedir o belde.
Mahşer gününü hatırlatan mahşeri bir
mekan. Ondan bir sahne ve bir noktadır.
Acziyetin idrak edilip,her şeyin
fani olduğu,Lebbeyk dualarıyla Allah’ın çağrıldığı,itaatin ifade edildiği,baş
kaldırmanın değil,inkiyadın öne çıktığı bir beldedir o belde.
Her an ibadete yönelinen,bir an
ibadetsiz zamanın geçmediği,zamanın kendisine hizmet ettiği zaman üstü bir
beldedir o belde.
Rivayet edildiği üzere:”Şu beyte her
gün yüz yirmi rahmet iner;altmışı tavaf edenlere,kırkı namaz kılanlara,yirmisi
de beyte bakanlara bölünür.”[4]
Rahmetin yağmurun sağnak sağnak
indiği bu yerde hepsi birden Abdullahtır yani Allah’ın kuludurlar. Ayırmaksızın
hepsinin birden üzerine iner.
Kâ’be ve Mekke’nin kutsallığı;oraya
olan ilahi ve beşeri teveccühten ileri gelmektedir. Vesileler dünyasında
Allah’a ulaştıran en güzel vesiledir Kâ’be. Mihrab da camiye,cami mihraba ve
namaz da camiye vesile. Abdest namaza vesile,ezan namaza çağrı,davet ve vesile.
Hepsi Allah’a vesile ve vasıta. Gayeler üstü gaye. Büyük vesileler,büyük
gayelere ve çabuk ulaştırır. Ve bunlar Allah tarafından tensib edilenler
ise,daha ulvi bir ulviyet taşırlar.
Kâ’be;Allah tarafından bizlere
gönderilmiş en kısa ve en kesin bir vasıtadır.
Her yol O’na varır,her yoldan O’na
varılır. Ancak Kâ’be,Beytullahtır,Allah’ın evidir.
-Kâ’be:”Kuzey duvarı
-Hadis-de:”Hac ve Umreyi peş peşe
yapınız;çünki bu ikisi körüğün demir,altın ve gümüşteki kiri yok ettiği
gibi,fakirliği ve günahları yok ederler. Makbul olan haccın karşılığı ise,ancak
cennettir.”buyurulur.[5]
İfrad hac; Umresiz,ihrama
girildiğinde sadece hacca niyet edilen hacdır. Bunda kurban yoktur.
Temettu hac;Önceden ihrama girip
umre yaptıktan sonra,hac zamanında da tekrar ihrama girerek farz olan haccı
yapmaktır. Bu öncekinden efdaldir.
Kıran hac;Umre ile farz haccı bir
ihramda,ihramdan çıkmaksızın yapmaktır.
Son ikisinde;Kurban kesilir.
Şu hadis hac konusunda mükellefiyet
yaşına ışık tutmaktadır:”Çocuk üst üste üç gün oruç tutabilirse,Ramazan orucu
ona vacib olur.” Teklif de mükellefiyet ile başlar.
Hristiyan tarihçi M. A. ubucini 18.
yüz yılda Osmanlı ülkesine gelip,araştırma yaparak,hac ibadetini kendi dini ile
kıyaslarken şu intibalarını dile getirir:”Hac,aslında sadece büyük müslüman
ailesinin dağınık fertlerini birbirine bağlamak hedefini
gütmüyordu;hac,bilhassa bu ibadeti yapmakta olan müslümanlara,aynı imanı
taşıyan kimseler arasında hüküm sürmesi gereken eşitlik kavramını hatırlatmak
için tesis edilmişti.
Biz hristiyanlar böyle bir eşitlik
örneğini,bu yüce ahlaki eşitliği gösterebiliyor muyuz?Değil kilisenin
içinde,mezarlarımızda bile bu ulu eşitlik kavramından tek eser yok.
Buyurun bir camiye girelim;Orada
Allah’ın şanına yakışmayan,lüzumsuz ve boş süslemeler,resimler,heykeller
yok;yalnızca şunlar var:duvarların üzerine işlenmiş bazı Kur’an ayetleri,bir
mihrab,bir kürsi ve mü’minler için tertemiz sergiler. Hiçbir şeref
kürsüsü,hiçbir özel yer ve hiçbir derece farkı göremezsiniz müslüman
mabedlerinde. Sadece ibadet eden insanlar vardır ve ibadetten alıkoyacak veya
ibadet edenleri rahatsız edecek hiçbir şeye rastlayamazsınız.”diye gerçek
eşitliği belirler.[6]
NÜKTE : Hacda şeytan kendisine
görünmeyen kişi;nasılsa görünmüyor,o halde taşlamayayım,diyor. O gece şeytan
rüyasında o kimseye;Şimdiye kadar beni ilk defa taşlamayan kimse sensin,diyor
ve ,seni mükafatlandıracağım,cevabında bulunuyor.
Ne ile?dediğinde de şeytan
ona;ayağını bastığın yerde bir padişaha ait,kıyamete kadar neslinize yetecek
hazine var. Ancak yerini bilmek için oraya bir belirti koymak lazım,dediğinde
adam;bevledeyim,yaşlıktan bilirim,deyince şeytan hayır,diyor ve ekliyor;rüzgar
üzerini kapatır. Büyük abdestini yap,der.
Ve adam yapar. Hanımı kendisine
bağırır;Herif ne yapıyorsun?yatağı batırdın!
Ve adam taşlamamasının mükafatını
böyle görür.
-Bir de taşlama esnasında kalabalık
olunca bazıları;bari birbirimizi taşlayalım,olur,der.
8-10-2000
MEHMET ÖZÇELİK