İ S L Â M C I L I K
“Cılık” ekiyle adlandırılan
İslâm ile,İslâmiyet değil,belli bir grup ve bir kısım müslüman tasvir
edilmektedir.
Amaçda;Müslümanı
islâm seviyesine çıkarmak değil,İslâmiyeti o müslümanın seviyesine indirerek,o aşağı
seviyede göstermeye çalışmaktır.
İslâmiyetin
önüne geçemiyen batı dünyası her vesile ile İslâmiyeti karalama yoluna
gitmiştir.
Müslümanı
terörist göstermeye çalışarak,İslâmiyetle özdeşleştirmeye çalışmıştır.
Müslümanı
kol ve baş kesen,zorba bir insan göstermeye çalışarak bu özelliğini
İslâmiyetten almış göstermektedir.
Müslümanların
cehaleti,İslâmı Temsil rolünü üstlenememeleri,sefih bir hayat içerisine
girmeleride onların bu menfi olarak göstermelerinde vitrin rolünü oynamaktadır.
Vitrini kirli ve görünümsüz olan dükkana pek kimse talib olmaz. Herkes tahkik
ehli değildir.
Bilhassa
bu durum gayrı müslimlerin İslâmiyete girmelerini geciktirmekte önemli rol
oynamaktadır. Birinci amaç müslümanı ve İslâmiyeti kötülemek görülse
bile,gerçek amaç kendi mensublarını korumak,müslüman olmalarını engellemektir.
Nitekim
İslâma karşı hedefler içerisinde;
1)Aleyhinde yapılan menfi
propağandalar ile onu dejenere etmek.
2)İslâmı ve müslümanları
kontrol altında tutarak,zayıflatma yoluna gitmek. Bunuda İslâm memleketlerinde
uygulanan baskıcı,yaşamayı engelleyen uygulamalar ile önünü tıkamak. Aşırı
dinci ifadeleriyle belli bir noktada tutmaya çalışarak,kontrol edilebilirliğini
sağlamaya çalışmak.
3)Ellerinden bulunan zenginlik
kaynaklarından faydalanmalarını engelleyip,ezilmelerini sağlamak. Tüm dünyada
bulunan fakir müslümanları göstererek,İslâmı fakirlikle eş değerde göstermeye
çalışmak. Bir zamanlar müslümanlar okumamış ve fakir
olarak gösterilirken;daha sonra bu durumların aşılması üzerine ya görevlerine
son verilmeye veya o noktaya gelmesine mani olunmuştur. Bir yandanda yeşil
sermaye sözleriyle büyümeleri engellenmiştir.
4)İmha etmek plânlarını
uygulamış ve girişimlerde bulunmuşlardır.
Bosna-Hersek,Cezayir,Filistin,Keşmir,Tunus,Çeçenya,Endonezya,Tayland,Filipinler,Burma,Sudan
gibi İslâm devletlerinde imha hareketlerine girişilmiş,müdahale edilmemiştir.
Girişenler
ise;Sırp,Hindu,Rus,İngiliz,A.B.D,Fransız,İsrail gibi ülkeler...[1]
Çünki bunlar bazı ortak
noktalarda birleşmekte idiler. Mesela:”İsraillilerin siyon yıldızı,Hindular
tarafından kutsal sayılıyordu. Bu ayrıntı,aralarındaki bağı dahada
güçlendirmekteydi. -Araştırmada- Yahudi lobisiyle Hindular,özelliklede
Keşmirdeki müslüman katliamının baş sorumlusu olan Radikam Hindu örgütleri
arasında tam bir –ittifak- oluşturulduğu belirtiliyordu.[2]
Kudüs İbrani üniversitesinden
Israel Shahak:”İsrail,İslâmi düşmana karşı girişilecek olan savaşta batının
öncülüğünü yapmak hedefindedir.”[3] sözüyle bunu teyid
etmektedir.
Bu amaçla Lıoyd George 1917
yılındaki konuşmasında:”Sırplar her zaman Avrupa medeniyetini doğudan (İslâm
dünyasından) gelen saldırılara karşı korumak için ellerinden geleni yapmışlardır.”
Ve bunuda bu –Kapının Bekçileri- kabul etmişlerdir,kendilerince İslâmi bir
tehdide karşı...[4]
İslâmcılık;göz yummacılık,köşe
kapmacılık gibi bir oyun değildir. Bu ifadeylede basite indirilmeye
çalışılmaktadır.
İslâmiyet;selm ve
selâmet,emniyet ve huzur dini olup,beşeriyetin aklı,kalbi ve ruhudur.
İslâmiyet cüz-ü değil,küllü ve
umumu aydınlatan bir güneştir.
Bediüzzamanın ifadesiyle:”
Eğer biz İslâmiyeti ef’alimizle yaşamış olsaydık,sair dinlerin mensubları fevc
fevc İslâmiyete gireceklerdi.”
Eğer bu gün islâmiyete girilmemekle kalmayıp,her
türlü karalama yoluna gidiliyorsa,bu müslümanların Temsil ve Tebliğ rolünü
üstlenememelerinden kaynaklanmaktadır.
İslâm dünyasıyla beraber batı dünyası bu
eksikliğini ve günahını anlayacak,islâmiyete tarziye vererek günahlarına
keffâret olmak üzere islâmiyete sahib çıkacaktır.
Buda hadisin işaret ettiği:”Bedeel islâmu ğariben
feseyeûdü ğariben”-İslâmiyet ğarib,acib,harika ve eşsiz olarak doğdu ve öylede
(ahirzamanda) geri dönecektir.-
İlk zamandaki harikalık,insanlığın son deminde
tüm imkânlarıyla beraber şahlanacaktır.
MEHMET ÖZÇELİK