Kur’an-da bir mes’elenin ve bir
ayetin keşfi;bir insanın ve bir alemin keşfidir. Onlar ruhun şifresini çözen
bir anahtar gibidir. O meselenin çözümüyle oda çözülür.
Gerçek hikmet ve gerçek fen
Kur’an-dadır.[1]
Kur’an tarlasına ekilen
tohumlar,istidat çekirdekleri,İslâmi suyla sulanmaları neticesinde neşv-ü nema
bulup çözülürler. Böylece bu insan,tüm kabiliyetlerinin açılması anında ve
halinde,tam bir Kur’an olur.
Kur’an;kainatı ve mahlukatı
okumaktadır. İnsan ise;tüm varlıkların fihristesi ve özetidir. Böylece insan da
bir Kur’an,Kur’an-da bir insan olmaktadır. Biri Kudret sıfatının,diğeri Kelam
sıfatının bir tezahürüdür.
Kur’an-ı Kerim sık sık düşünmeye ve
akletmeye sevk eder. Kur’an-ın,”275 yerinde “Düşünmüyor musunuz?”,”Akıl
erdirmiyor musunuz?” ve 200 yerde “Tefekküre” davet edilmekte ve 12 yerde de
“Araştırıp ibret almayı” ve “670 yerde ilim ve ilme teşvik” geçmektedir.
Kur’an-ın kendisi bizatihi
baştan-başa bir mu’cizedir.
Kur’an serâdan değil
süreyyâdan,arzdan değil semadan,ednâdan değil a’lâdan nüzul edip,mükemmelden
bahsediyor.
Beşeri seviyeye inmiyor,beşeri kendi
seviyesine sevk ediyor,çekip celbediyor.
Kâinat ve insanın yaratılışında
hiçbir kusur yoktur. Mülk suresinde:”Gözünü çevir (semaya bak) bir çatlaklık
görecek misin. Sonra gözünü tekrar be tekrar yine döndür. Göz sana hiçbir kusur
bulamadan –yorgun olaraktan,eksiklik göremeden dönecektir.”[2]
Batı bu işin düşmanlığını yaparken[3],İslam
alemi Tevhidle aklı ve ilmi kol kola götürmüştür. Nitekim:
“Kur’an-ı Kerim,tevhid ile nübüvveti
delail-i akliye ile isbat etmiştir. Amma haşir meselesinin hem akli deliller
ile isbatı sahihdir.”[4]
Aksi takdirde tevhid ve nübüvvetin
nakli deliller ile isbatı sahih olmaz. Çünki devir lazım gelir.
1977 yılında Mısır da imam
Abdusselam Rauf tarafından neşredilen M.854’de vefat eden Yahya bin Masivayh’ın
“Kitab-ul Cevahir” adlı kitabında madenlerin özellikleri,hangi ülkelerde
bulundukları izah edilmiştir.
Bir çok alanlarda kullanılan
madenler ile ilgili olarak M. 1053’de ölen Birûni de şöyle açıklama
yapmaktadır:”Her hangi bir maddenin özgül ağırlığı o maddenin hacmine eşit
miktardaki suyun ağırlığından üç kat fazladır.” Böylece maddenin özelliği ve özgül
ağırlığını tesbit etmek için de ilk defa kendisi özel cihazı icad etmiştir.
Kur’an-da;Deve,sema,arz,incir,zeytin,dağlar
ve denizler üzerine kasem edilirken,bu durum bizleri araştırmaya,düşünüp
incelemeye sevk etmektedir.
Mesela zeytin mübarek bir yiyecektir.
Mü’minun,Nahl,Tin surelerinde geçer. Kutsal kitaplarda da vardır. Cebel-i Tur
zeytin dağı anlamına gelir.[5]
Parmaklara yemin edilmekle,her bir
insanın ayrı bir kimliğe sahib olduğu da belirtilmiş olmaktadır.[6]
Tenkid edilmeyecek ve edilemeyecek bir
şey varsa oda Kur’an-dır. Bir şeyi tenkid edebilmek için ilmen,fikren o şeyin
üzerine çıkmak ve ihata etmek gerekmektedir. Kur’an ise her şeyi muhittir.
“Beldetün Tayyibetün”[7]
ayetiyle,-O şehir,o beldeki ne güzel bir beldedir.- beyanıyla da,İstanbula işaret
edilmektedir.
Câmius-Sağir’de de belirtildiği
üzere ,Hadis-de İstanbulun fethedileceğine dair olan müjde ile beraber;Fatih-in
şiirinde;
Fethi İslâmbola nusret bulmadılar
Evvelûn
Fethedip Sultan Muhammed,dedi tarih
Ahirûn.
(İslâmdan önce de kullanılmakta
olan, Ebced hesabıyla AHİRÛN 857 (1453) etmektedir.
Kıyametin dehşeti ve kopması ile
ilgili âyette:”Suların yandırılması”[8],insanlar
için bir ibrettir. Zira bu Füzyon olayıyla nükleer bir gerçek ortaya çıkacak,öyle
ki faydalandığımız da:”
-Hz. Nuh’a ikinci adem ve baba
denilmektedir. Zira tufandan sonra dünya yeniden bir hayata başladı. İnsanlar
suların altında kalmışlardı. Allah’ın cünûdullah yani askerlerinin her an hazır
olduğu bir daha görülmüş oldu.
Dünyadaki buzulların erimesi,üçüncü
bir tufanın gerçekleşip,insanların sular altında kalmalarına yeterli bir sebeb
değil midir? O kudret sahibidir. Önceden yaptığına göre,yine yapabilir. Dünya
sular altında kalabilir.
-Olayın detayı Kehf suresinde
anlatılan ve ayette; “Onlar mağaralarında 300 yıl kaldılar ve 9 artırdılar.”[9]
Dokuz yıl farkı ise;Güneş yılı
365,242,217 gündür. Güneş yılı ile ay yılı arasındaki fark 10,275,149 gündür.
Buna göre güneş yılı ile ay yılı arasındaki fark 33 sene de bir 358,879,917
güne yani hemen hemen bir yıla ulaşır. Bu vesile ile aradaki fark her yüz
senede üç senedir. Binaenaleyh 300 güneş yılı ay yılına çevrildiğinde 309 yıl
olur.”[10]
Özellikle mağarada mağara
sahiblerinin 300 artı 9 yıl yatıp ondan sonra uyanmaları muhal olmayan,imkan
dahilinde bir hakikattır.
-Yusuf İslâmın müslüman olmasına
sebeb olan;tatlı ve acı su denizlerinin birbirine karışmama[11]
mu’cizesi,beşer tarafından ancak 1400 sene sonra keşfedilebilmiştir.
-Resme cevaz verilmemesinin bir çok
hikmetleriyle beraber,diğer sanat dallarında ilerlemeyi sağlamak ve de insanı
kopyacılıktan kurtarmayı hedeflemiş olmaktadır. Mevcudu tüketmekten
ziyade,üretimi arttırmak hedef olmuştur.
-Erkekler için altın takma ve ipek
giymede cevaz verilmemesinin hikmetleri içinde;tıbben insanların hormonlarında
etkili olması,tesir etmesi neticesinde insanın hormon değiştirmesine kadar
insanı götürücü amillerdendir.
-Fitne ve fesada günahlar sebebtir.
Âyette:”İnsanların elleriyle kazandıkları (günahlar) yüzünden,karada ve denizde
fesat çıktı.”[12]
Zira güzel ve salih kelimeler göğe
çıkarlar.[13]Günahlarda
bütün sıklet ve ağırlıklarıyla beraber onlar da yükselmeye çalışırlar. Neticede
ikisi gök yüzünde bir mücadeleye girer. Hangisi hangisine hakim olursa aynı
durum yer yüzüne akseder. Böylece iyilerin kötülere hakimiyeti manevi
atmosferin hakim olmasıyla doğrudan orantılıdır.[14]
Hadiste belirtildiği üzere;balılar
dahi beşerin zulmünden Allah’a şikayette bulunarak,insanların istirahatlarının
selbine sebeb olduklarını söylerler.
-Bazen gözde,bazen gönülde okun yer
tutar.
Her nerede olsa kanlıyı (katili) elbette kan
tutar.
Hz. Yusuf’un babası Hz. Yakub
peygamberin gömleğiyle gözünü açma mu’cizesi,bizlerin imkansız
gördüğümüzü,imkan haline getirmektedir. Üzülme,ağlama gibi sebeblerden
perdelenen,katarakt olan gözü açmakla,o asırdan asrımıza bir hakikatın ışığı
yansıtılmaktadır.
-Yer yüzünde oluşmayıp,gökten gelmiş
garib bir varlıktır demir.[15]
Güneşin enerjisinin dört katından ancak oluşur. Yer ve gökteki bütün
enerjilerin toplamı,demirin ortaya çıkması için gerekli enerjiyi
karşılayamamaktadır.
İşte Hz. Davud peygamberin böyle bir
demiri avuçlarının içerisinde bir hamur gibi yumuşatması onun mu’cizelerinden
ve imkan dahilinde olan demirin şekillendirilmesinden haber vermektedir.[16]
-Bu ve buna benzer insanın
üstünlüğü,ona eşyanın isimlerinin öğretilmesinden[17]
kaynaklanmaktadır. Tüm varlıkların bilgisi ona talim edilmiş olmaktadır.
-Âyette:”Her hangi bir şey için
-Yarın- demeyiniz.”[18]buyurulur.
Asrımızda görülen en büyük hastalıklardan birisi de;insanların yapmaları
gereken meselelerde,özellikle devlet dairelerinde yaygın olarak söylenilen,”Bu
gün git,yarın gel.”,”Bırak,sonra gel” salgın hastalığıdır.
-İnsanlara ibret olmak üzere bir
sahile fırlatılmış olarak bulunan Fir’avn-ın cesedinin haber verilmesiyle,bu
gün İngiltere/Londra British Muisum adlı müzede,insanların ibretlerine sunulmakla
bu gerçek görülmektedir.[19]
Böylece Kur’an;Mu’cizeliğiyle[20]
12 Gezegenden[21]
Kan dolaşımına[22],Pedagojiden[23]
Telepatiye[24],Esir
maddesinden[25]
Su altındaki doğuma[26]
Yani ayette Hurmanın zikredilmesi[27]
;Hurmada,oxitocin denilen,akıntıyı durdurup yumuşatıcı hormonu salgılaması olan
böyle bir madde[28]
olduğundan ona- Hurmanın dalını kendine doğru silkele-teşbihinde
bulunulmaktadır.
Rakamlarla Kur’an
mucizeleri;”Arkadaşımız Muhammed Çetin, Dr. Tarık Es-Süveydan'ın
'İcaz'ül-Kur'ani'l-Kerim' isimli çalışmasında "Kur'an-ı Kerim'de Adedî
İcaz" bölümünden bazı iktibaslarını göndermiş.
Dr. Târık diyor ki: "Kur'an'da Dünya kelimesi
115 defa, Ahiret kelimesi de 115 defa zikredilmiş. Melaike kelimesi 88 defa,
Şeyatin kelimesi de 88 defa zikredilmiş. Hayat kelimesi 145 defa, Mevt kelimesi
145 defa zikredilmiş. Nef' (fayda) kelimesi 50 defa, Fesad kelimesi de 50 defa
zikredilmiş. Nas (insanlar) kelimesi 368 defa, Rusül (Peygamberler) kelimesi de
368 defa zikredilmiş. İblis kelimesi 11 defa zikredilmiş, İblis'ten Allah'a
sığınmak ifadesi de 11 defa zikredilmiş. Musibet kelimesi 75 defa, Şükür
kelimesi de 75 defa zikredilmiş. İnfak kelimesi 73 defa, Rıza kelimesi de 73
defa zikredilmiş. Dâllûn (dalâlette, sapıklıkta olanlar) kelimesi 17 defa,
Mevtâ (ölüler) kelimesi de 17 defa zikredilmiş. Zeheb (altın) kelimesi 8 defa,
Teref (şımarma, israf, lüks içinde yaşama) kelimesi de 8 defa zikredilmiş.
Sihir kelimesi 60 defa, Fitne kelimesi de 60 defa zikredilmiş. Zekat kelimesi
32 defa, Bereket kelimesi de 32 defa zikredilmiş. Akıl kelimesi 49 defa, Nur
kelimesi de 49 defa zikredilmiş. Rağbet kelimesi 8 defa, Rahbet (korku, endişe)
kelimesi de 8 defa zikredilmiş. Cehr kelimesi 16 defa, Alâniyet kelimesi de 8
defa zikredilmiş. Şiddet kelimesi 114 defa, Sabır kelimesi de 114 defa
zikredilmiş. Recül (Adam) kelimesi 24 defa Mer'e (Kadın) kelimesi de 24 defa
zikredilmiş.
Namaz kelimesi 5 defa zikredilmiş, (Beş vakite
işareten), Şehr (ay) kelimesi 12 defa zikredilmiş (12 aya işareten). Yevm (gün)
kelimesi 365 defa zikredilmiş (Bir senede 365 gün olduğuna işareten). Bahr
(Deniz) kelimesi 32 defa zikredilmiş. Berr (Kara) kelimesi 13 defa zikredilmiş.
Buradaki enteresan husus şudur: Kur'an'da 32 defa Bahr kelimesi sulara, 13 defa
zikredilen Berr kelimesi de kuru yani toprak kısmı olan karalara işaret etmektedir.
Biz bu ikisini (32 ve 13) toplarsak 45 eder. Sonra basit bir denklemle bunları
45 üzerinden bir yüzdelemeye gidecek olursak, karşımıza 32'nin %
71,11111111111, 13'ün %28,888888888888 çıkar. Bu basit denklemle Kur'an-ı
Kerim'in bir mucizesiyle karşılaşmış oluyoruz. Çünkü Arz Küresi üzerinde
suların nisbeti % 71,11111111111'dir. Karaların nisbeti ise % 28,888888888'dir.[29]
Böylece Kur’an:”Yaş ve kuru ne varsa
hepsi apaçık bir kitaptadır.”[30]
Her şeyin Kur’an-da,Levhi mahfuzda
ve Allah’ın ilminde var olduğunu belirtmektedir.
8-11-2000
MEHMET ÖZÇELİK
[1] Bak. Kur’an Fihristi. N. Yüksel. sh.238 (g),(m)237,226,4,21,22,24,237-243, Mesnevi-i Nuriye. B. Said Nursi.239, Tefsir-i Kebir.Terc-Heyet- 5/516-517,Mabetsiz Şehir.O. Y. Serdengeçti.sh.99,122-128.
[2] Mülk suresi.3-4.
[3] Bak.Diyanet derg.Şubat.1991.sh.4-5.
[4] İşarat-ül İ’caz. B. Said Nursi.sh.163.
[5] Bak.zaman gaz. H. Dursun.4.11.1998.
[6] Kıyame.4.
[7] Sebe’.15.
[8] Tekvir.6.
[9] Kehf.25.
[10] Bak.zaman gaz. 11-16-Aralık-1993,Zafer dergisi.Ekim.1992.sh.28,Allah ve Modern ilim.A. Nevfel. 2/174.
[11] Rahman.19-20,Furkan.53,Neml.61.
[12] Rum.41.
[13] Fatır.10.
[14] Bak.Emirdağ Lahikası. B. Said Nursi. 2 / 140,173,177,180.
[15] Hadid. 25.
[16] Sebe’. 10. Genel Mu’cizeler için bak. Sçzler. B. Said Nursi. 235-249.
[17] Bakara.31,33.
[18] Kehf.23.
[19] Bak.Yunus.92,Emirdağ Lahikası. B. Said Nursi. 2 / 185,Sözler. B.Said Nursi.373.
[20] Bak.Mearif.297,Sözler.age.228.
[21] Bak. Sözler.age.33. söz.21. pencere.sh.627,Lem’alar.agy.290,339,Şualar.agy.36,Asa-yı Musa.agy.159.Yusuf suresi.4,99-100,bak.zaman gaz.26-9-1998.
[22] Bak.Hak Dini Kur’an Dili. E. H. Yazır.6 4505.
[23] Age. 1 / 69.
[24] Age. 4 / 2919.
[25] Lem’alar.age.sh.61,Risale-i Nurun Kudsi Kaynakları. A. Badıllı.745-796.
[26] Bak.Pırlanta Tavsiyeler. Sılma Buckley. Çevr.G. Artam.sh. 22-23.
[27] Meryem.23-26.
[28] Bak. Zaman gaz.20-12-1998.A. Aymaz.
[29] Bak.Zaman gazetesi.9-12-2001.Abdullah Aymaz.
[30] En’am.59.