Erzurumlu Hasan amca İhlas dersanesinin uzun müddettir
komşusudur. Memnuniyet verici bir komşuluğu vardır. Hoş bir kişidir.
Hanımının ısrarlı seslenmesiyle
toparlanan Hasan amcaya hanımı ne olduğunu,neden kıvrandığını
sorar.
Hasan amca midesinden çok rahatsızdır,kıvranmaktadır. Sanki sekerât
ânını yaşamakta,ölüm alâmeti simasında
hissedilmektedir.
Hanımı tedirgindir. Ne yapacağını,ne söyleyeceğini bilemez. Aklına pratik şöyle bir
düşünce gelir ve der;
-Hasan! Kalk,istersen şöyle bir gez,açılırsın. Kapalı bir halin var.
Yürürsen belki açılırsın.
Ve Hasan amca kalkar. İki kapı ötede
ise İhlas dersanesi büyütülmek üzere çalışılmakta,harç yapılmak üzere Hüseyin amca ve Abdulvahab da orada bulunmaktadır.
Nihayet Hasan amca bunlara yaklaşarak,kolaylık diler. Kendisinin de böyle bir hayır
kurumunda katkısı olması düşüncesiyle (1975-de) 100 lira verir. O zamana göre
nede olsa iyi bir paradır. Çimentoda bitmiş olup,hiç
olmazsa biraz bununla çimento alınabilir.
Abdulvahab
Hasan amcayı sevinçle kucaklayarak musafaha eder ve
sıkar.
Hayret! Hayret ki hayret! ölümcül bir halde olan Hasan amcada hayretle karışık bir
hayranlık uyanır. İnanamaz,karnının şiddetli sancısı
geçtiği gibi,kendisinde büyük çapta bir rahatlıkta hissetmektedir.
Sevinç ve rahatlıkla Abdulvahaba bakarak;
-Ya hu,bende
bir rahatlama oldu,sancı kesildi. Sana yüz lira daha vereyim,beni
bir daha sık.
Abdulvahab
bir daha sıkar. Hasan amcanın hayret ve şaşkınlıkla karışık sevincine diyecek
yoktur. Çünkü şimdi biraz daha rahatlamıştır.
-Aman Allahım! Olacak şey değil. Ölecek bir hali olan ve yüzünde
okunan Hasan amca gül gibi açmakta,rahat bir vaziyet
almaktadır. Geldiği gibi değildir.
-Hasan amca 100 lira verir,bir
daha,Allah..Allah...
-Yüz lira verir,bir
kere daha. Aman Allahım!
-Al yüz lirayı,bir
daha sık,der.
Ve hasılı;beş
yüz lira vererek,beş kere kendisini sıktırır.
-Hüseyin amca durur mu?Bu parayla hemen çok ihtiyaç duyulan,bir kamyon çimento
alınır. Önemli çapta bir boşluk doldurulur.
Hasan amca eve vardığında,bu
sefer hayret sırası hanımındadır. Sanki hiçbir şey yokmuş ve olmamış gibi görür
beyini ve sorar;
Hasan amca,başından
geçen olayları tüm detayıyla anlatır.
Aradan birkaç gün geçmiştir. Hasan
amcanın hanımı bir rüya görür. Rüyasında kendisine;
-“Kocanın ömrü beş yıl uzatıldı.”
Sabah durumu beyine anlatır. Beş
defa verdiği,her yüz lira için ömrü bir yıl
uzatılmıştır. Toplam beş yıl...
İşte sadaka-i câriyenin
dünyadaki tecelli ve görüntüsü. İşin bir de öldükten sonraki durumu var ki;oda ölünce görülecektir.
Zaman sel gibi akar,rüzgar
gibi eser,füze gibi geçer. Ve aradan tamı tamına beş yıl geçmiştir. Demek ki
beş yıl önceki Hasan amcanın hali karın sancısı değil,ecel
ve ölüm sancısıymış. Bu durum beş yıl sonra daha net olarak görülür.
Evet. Beş yıl sonra Hasan amca ölüm döşeğinde,sekerât anındadır. Ve
son sözünü söyler;
“Eşhedü en
lâ ilâhe illallah ve Eşhedü enne
Muhammeden abduhu ve rasulüh.”
2-3-1995- MEHMET ÖZÇELİK